DİYAR XERİB CİNAYETİ
13 Temmuz 2019 Cumartesi Saat 06:04
14 Punto 16 Punto 18 Punto 20 Punto
Atakan Çetin

TC Devletinin ve ajanlarının planlı saldırısı ile Kandil’de PKK Merkez Komite ve KCK Genel Başkanlık Konseyi üyesi Diyar Xerib katledildi. Diyar Xerib Güney Kürdistan’da doğmuş ve çocuk yaşta Saddam Hüseyin rejiminin enfal saldırılarını yaşamıştı. Yirmi beş yıldır da PKK saflarında özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütüyordu. Bu mücadele içerisinde her yerde ve her türlü görevi yürütmüş, ulusal düzeyde bir özgürlük militanı haline gelmişti. Şehadeti başta Başûr halkı olmak üzere tüm Kürtleri sarstı. Nitekim olayın duyulmasından beri geçen son dört gündür Kürt halkı ayakta ve söz konusu katliamı protesto ediyor. Çeyrek asır gibi uzun bir süre Kürt özgürlük ve demokrasi mücadelesine değerli hizmetlerde bulunmuş olan Diyar Xerib’i biz de saygı ve minnetle anıyoruz. Bu planlı cinayetin hesabının mutlaka sorulacağına inanıyoruz.

Çok açık ki, söz konusu olayı doğru anlayıp çözümleyebilmemiz için, önce nasıl bir olay olduğunu, sonra da kimlerin yapmış olabileceğini sorgulamamız gerekir. Faşist-soykırımcı TC Devletinin 1983 Mayısından bu yana Güney Kürdistan’a yönelik kara ve hava saldırıları yaptığı herkes tarafından bilinmektedir. Son yıllarda söz konusu saldırıların bir işgal hareketi düzeyine ulaşmış olduğu da bilinen bir gerçektir. Yine herkes biliyor ki, söz konusu saldırılar esas olarak Kürdistan Özgürlük Hareketi PKK’yi hedeflemekte, aslında PKK şahsında Kürt varlığı ve özgürlüğü hedeflenmektedir. Hemen her gün gerçekleşen ve devletçi sistemin icat ettiği tüm teknik araçların kullanıldığı bu saldırılarda kuşkusuz PKK militanları vurulmakta ve şehit düşmektedir. Yani TC ile PKK savaş halindedir ve nasıl ki PKK gerillasının eylemlerinde TC askerleri vuruluyorsa, TC ordusunun saldırılarında da PKK gerillaları vurulmaktadır.

Peki Diyar Xerib katliamı sadece böyle bir olay mıdır? Elbette bir boyutu budur. Ancak Diyar Xerib katliamının bundan farklı bir boyutu daha vardır. Diyar Xerib, iki ordu arasındaki karşılıklı saldırı içinde vurulmamış, bilinerek ve seçilerek hedeflenip planlı bir saldırı ile katledilmiştir. Yani vuranlar sadece PKK militanlarını vurduklarını değil, onunla birlikte bizzat Diyar Xerib’i vurduklarını da bilmektedirler. Bu nedenle, Diyar Xerib’in katledilmesi, bilinçli ve planlı gerçekleştirilen bir cinayet olmaktadır. Faşist-soykırımcı TC zihniyeti ve siyaseti, Güney Kürdistan’ı işgal saldırılarını geliştirirken, bu toprakların yetiştirdiği öncü devrimci militanı da bizzat hedeflemek istemiştir. Tıpkı 2018 Ağustosunda Şengal’de Zeki Şengali’yi hedeflemesi gibi.

Şimdi söz konusu katliamın bilinçli ve planlı gerçekleştirilmiş bir cinayet olduğunu tespit ettikten sonra, biraz da bu cinayeti kimlerin işlemiş olduğu gerçeğini araştıralım. Katliam zaten bir uçak saldırısı ile yaşanmıştır, bu nedenle tetikçi güç ya da cinayeti işleyen bilinmektedir; bu güç ‘Türk Silahlı Kuvvetleridir’, onun hava gücüdür. Dolayısıyla yaptıran da TC Genelkurmayı, Savunma bakanlığı ve hükümetidir. Nitekim TC Savunma Bakanlığı, yaptığı açıklama ile olayı gerçekleştirdiğini üslenmiştir; söz konusu katliamın “TSK-MİT ortak operasyonu olduğunu” ilan etmiştir.

Demek ki söz konusu cinayeti işleyen güç ordu ile MİT’tir ve bu durum önemlidir. Neden? Çünkü ordu havadan uçaklarla geliyor, ama MİT havadan gelmiyor, tersine karadan geliyor ve bu geliş KDP ile YNK’nin bilgisi dahilinde, onların izniyle ve onlarla ilişki çerçevesinde gerçekleşiyor. Yani Kandil’de Diyar Xerib’e saldırı yapılmasını sağlayan MİT istihbaratı, KDP ve YNK alanlarından geçilerek elde ediliyor. Buradan da iki sonuç çıkıyor: Birincisi Güney Kürdistan’daki Türk MİT’i PKK’ye karşı fiilen savaşıyor, ikincisi bu savaşta KDP ve YNK açıkça MİT’e ev sahipliği yapıyor. Bu durum neden önemli? Çünkü KDP ve YNK Yönetimleri, hep kendi alanlarında MİT’in PKK’ye karşı savaş yapmasına izin vermediklerini söylüyorlar. İşte Diyar Xerib olayı bu söylemi yalanlıyor ve gerçeği açığa çıkartıyor. Bu durumu TC Savunma Bakanlığı açıklaması itiraf etmiş bulunuyor.

Şurası çok açık ki, KDP veya YNK istihbarat desteği olmadan MİT Kandil’e gidip böyle rahat istihbarat çalışması yürütemez. Olayda da istihbaratın rolünün uçak saldırısından daha fazla ve önemli olduğu belirtilmektedir. Diyar Xerib’in vurulmak için önceden seçildiği, cinayetin planlandığı, en azından bir süre takibe alındığı anlaşılmaktadır. Özellikle bindiği arabanın takibe alındığı ve sinyal verici yerleştirme yönteminin kullanıldığı ihtimalinin çok daha güçlü olduğu ifade edilmektedir. Böyle bir planın içerisinde KDP istihbaratı Parastin’ın yer aldığı yönünde bir haber bizim sitemizde yayınlanmıştır. Tam net olmamakla birlikte, çok ciddi ipucunu içeren bir bilgi olduğu anlaşılmaktadır. Bize bilgi veren PKK’li bir kaynak ise, birkaç ay önce “Süleymaniye-Kandil arasında gidip-gelen bir PKK üst düzey yöneticisine yönelik MİT ile YNK istihbaratı Zanyari’nin ortak bir saldırı planladığı” yönünde bilgi aldıklarını belirtmektedir. Nitekim söz konusu olayın bunu doğruladığını değerlendirmektedir.

Diyar Xerib cinayetinde MİT istihbaratının etkili olduğu açıktır. MİT’in de bu tür çalışmaları Parastin ve Zanyari desteğinde yaptığı tartışmasızdır. Zaten MİT, Parastin ve Zanyari’den hem resmi destek almakta ve hem de onların içinde gizli olarak örgütlenmektedir. Dolayısıyla iç içe geçmiş ve çok kirli bir istihbarat ağının varlığı söz konusudur. Diyar Xerib katliamında hangi güç ne oranda rol oynamıştır? Büyük ihtimalle önümüzdeki süreçte bu durum da en azından belli oranda aydınlatılacaktır. Fakat MİT-Parastin-Zanyari iç içeliği kapsamında bu olayın gerçekleşmiş olma ihtimali güçlüdür.

Nasıl olursa olsun, sonuçta büyük bir özgürlük militanı katledilmiştir. TC adına yapılan açıklamalarda bu katliam üstlenilmiş ve “TSK ile MİT birlikte yaptı” denmiştir. Olayın içinde MİT’in var olması, KDP ile YNK’yi doğrudan olaya dahil etmekte ve sorumlu hale getirmektedir. Bir de yukarda ifade ettiğimiz bilgiler vardır ki, bunlar da KDP ile YNK üzerinde ciddi şüpheler oluşturmaktadır. Dolayısıyla KDP ile YNK Yönetimlerinin tüm bunları aydınlatan açıklamalar yapma sorumluluğu vardır. Ancak altı gün geçmiş olmasına rağmen, halen bağlayıcı bir açıklama yapmış olmamaları çok daha fazla dikkat çekici olmaktadır. Hele hele KDP Yönetiminden Sefin Dizayî’nin yaptığı açıklama adeta bir suçüstü durumunu yansıtmaktadır.

Çok açık ki, Dîyar Xerîb katliamı çok şeyi aydınlatacak ve birçok yeni gelişmeye yol açacaktır.


Atakan ÇETİN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Cemal Şerik
15 Ağustos
Solin Bahar
Henüz Yazı Eklenmemiş
Ulaş Arslan
VARLIĞI KORUMAK!

ARAMA