Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Wednesday
Sep 08th
Text size
  • Yaz fontu bytn
  • Varsaylan font bykl
  • Fontu kltn

Kayıt Ol! | Üye Girişi


“Açılım Oturumu” ve Hesaplar - Şahan Dicle

e-Posta Print PDF
Kullanıcı Oyu: / 0
En KötüEn İyi 

Uzun süredir AKP tarafından gündeme getirilen, üzerinde yoğun tartışmalar ve hesaplar yürütülen “açılım oturumu” nihayet yapıldı. Yapıldı ama büyük rezaletlere sahne olan anlayış ve yaklaşımları ortaya çıkararak…

İzleyenleri dehşete düşüren, halkı adeta aptal yerine koyan, Kürt halkına karşı yeni Dersim katliamlarını planlamak isteyen ittihatçı-ergenekoncu CHP ve kafa tasçı-ırkçı-faşist anlayışın somutlaşmış ifadesi olan MHP’nin ortaklaşa sergilediği tutum, telafisi bir daha asla mümkün olamayacak yeni bir süreci doğurmaya kapıyı aralıyor. Aynı anlayışa sahip olmakla birlikte binbir maske ardına sığınarak gerçek yüzünü gizleyen ve CHP-MHP anlayışını farklı yöntemlerle uygulamak isteyen AKP’nin demogojiden öte geçmeyen yaklaşımları diğerlerini tamamlar nitelikte olduğu açıkça görüldü.

Güya Kürt sorunu ve Türkiye demokratizasyonunun tartışıldığı oturum herşeyden önce ibret verici dersler ortaya çıkardı.
MHP’nin Kürt halkına karşı sahip olduğu tutum ve yaklaşımlar zaten bellidir. Bu açıdan ayrıca değerlendirmeyi gerekli görmüyoruz. Çünkü adına MHP denilen kafa tasçı-ırkçı-faşist yapılanma Kürt karşıtlığı üzerinden örgütlenmiştir. Bu yönüyle Kürt halkının yeminli düşmanı olduğunu zaten kurulduğu günden beri kamuoyuna deklere etmiştir. Geçmişte olduğu gibi bugünde aynı tutumunu sürdürmektedir. MHP’nin bu açıdan garipsenecek bir durumu yoktur. Meclis genel kurulunda bunu bir kez daha teyit etti, o kadar.

CHP ise yıllarca ‘sosyal demokrat, sosyal-ekonomik refah’ ve ‘toplumsal özgürlüklere saygılı’ demogojsiyle Kürt halkını aldatıp, duygu ve düşüncelerini istismar ederek varlığını sürdürmek istedi. Ama CHP’nin söylem ve eylemi arasında gizlenemeyecek tutarsızlıkları Kürt Özgürlük Hareketi tarafından ortaya çıkarılıp teşhir edilince, Kürdistan’dan silindi ve böylece yüzündeki maskeleri indirip esas yüzünü göstermeye başladı. CHP bu süreçten sonra MHP’nin açıktan yapmak istediği Kürt katliamını, nispeten daha gizli ve yöntemli yapmak isteyen bir duruş sergiledi. Kürt halkının aktif desteği ve katılımıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş aşamasından itibaren üstlendiği Kürt celladı rolünü yeri geldiğinde kendi koşullarında büyük bir başarı ile oynadı. Cumhuriyetin asli kurucu öğesi olan ancak bu duruma rağmen insani doğal hakları gaspedilen ve bu nedenle isyanlara başvurmaktan başka çaresi kalmayan Kürt halkını katliamlarla bastıran CHP, günümüzde de aynısını yapmak istemektedir.

Zaten genel başkan yardımcısı olan, bu sıfatı ile CHP’nin resmi görüşlerini yansıtan Onur Öymen adındaki zat, Kürt sorununun “çözümü”ne ilişkin verdiği Dersim örneği, bu partinin esas niyetini açıkça ortaya çıkarmıştır. Dersim isyanını yüzbinlerce insanı katliamdan geçirerek bastıran İsmet İnönü’nün siyasi torunu olan ve aynı soykırımcı zihniyeti günümüzde de sürdürmek isteyen bu anlayışı bir birey şahsında düşünmek, bir bireye mal etmek gafletten öte bir anlama gelmeyecektir. Bu yaklaşım Öymen adındaki şahsın şahsi görüşü değildir, aksine CHP’nin resmi görüşüdür. Kürt halkını olduğu kadar, Türk halkını da büyük felaketlere sürükleyecek bu anlayışın mahkum edilmesi herşeyden önce bir insanlık görevi olarak ortada durmaktadır.

Her ne kadar Deniz Baykal sözde açılım oturumunda bu anlayışı gizleyip telafi etmek istediyse de, kendince ortaya koyduğu ‘dahiyane’ fikirler daha fazla batmasına yol açtı. Devleti “etnik kör” çizgi izlemeye davet eden Baykal, hemen ardından “Kürde evet ama Türk milletinin Kürdüne evet” diye ortaya attığı, siyasal ve sosyolojik hiçbir karşılığı olmayan saçma fikir, bilinç düzeyini ve toplumsal birikimini de herkese gösterdi. Son tahlilde geliştirdiği yeni icatla Kürt halkını, Türklüğün ayrı bir versiyonu olarak değerlendirdiğini açıklamıştır. Siyasal anlamı pişkinlik ötesi olan bu yaklaşım tarzı İsmet İnönü’den devr alınan inkarci zihniyete büyük bağlılık gösterdiklerinin de dekleresidir.

AKP zaten önüne konulanı yapıyor. Küresel güçler başta olmak üzere, denenmiş klasik yöntemlerle PKK’nin tasfiye olamayacağını pratikte sınayıp gören devlet yetkililerin üzerinde anlaştığı politikayı yürütüyor. Zira açılım oturumunu da PKK’yi Kürt halkından tecrit edip tasfiye etme konseptine ortak aramak için gerçekleştirdi. Yaptığı hesaba göre göstermelik bazı adımlarla PKK’yi önce Kürt halkından soyutlayacak, ardından tasfiye edecekti. Yeni politik çizgisini bunun üzerinden kurgulamıştı. İspanya’nın ETA’ya yaptığını PKK’ye uygulama dışında bir düşüncesi söz konusu değildir. Bu yönüyle Kürt halkına karşı CHP ve MHP’den ayrıksı bir yaklaşımı yoktur. Bu konuda kafalarda bazı soru işaretleri oluşabilir. Aralarında fark yoksa, çelişkileri nereden kaynaklanıyor denilebilir. Görünen o ki üzerinde uzlaşamadıkları tek nokta Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye yöntemi ve ardından oluşacak ranttır. Ergenekoncu milliyetçi yapılanma Kürtleri klasik katliamlarla bastırmak isterken, siyasal islamcı AKP kültürel soykırım ile bitirmeyi esas almaktadır. Oy kaygısı da buna eklenince aralarındaki çelişki giderek daha derinleşmektedir.

AKP, Kürt Özgürlük Hareketini ve Kürt halkını iyi tanımadığı için önüne konulan projeyi başarıyla uygulama yeteneğini gösteremiyor. Tasfiye konseptine demokratik açılım maskesini giydirmesi başarısızlığın alt yapısını oluşturan en önemli faktördür. Bu durum onu iki arada bir derede bıraktığı gibi, hem camiden hem kiliseden etti. Böylece AKP imaj, vizyon ve güç kaybına uğradı. Görünen o ki, ANAP, DYP, SHP, FP, CHP, DSP vb gibi partilerin Kürt hareketi karşısında uğradıkları yenilgiye AKP’de katılma aşamasında bulunuyor.

Her zaman olduğu gibi genel kurul toplantısında da Kürt sorununun çözümü için en olgun ve uygun öneriler DTP tarafından dile getirildi. Kürt halkını olduğu kadar, Türk halkını da düşünen perspektifle soruna yaklaşmaları, tam bir demokrasi dersi olarak okunmayı gerektiren özelliklerle yüklüdür.
Sonuç olarak Kürt açılımı oturumu ismiyle genel kurul toplantısında yapılan yanlış hesaplar tutmamıştır. Kürt hareketini tasfiye etme ve ezme üzerinde anlayış birliği olmasına rağmen, yöntemi üzerinde -sahip oldukları hesaplar nedeniyle- istedikleri uzlaşmayı sağlayamamışlardır.

Oturumun en önemli sonucu şudur ki, meclis Kürt sorununu demokratik ve samimi barışçıl yöntemlerle çözme yeteneğini gösteremediği için, Kürt halkını yeni bir karar aşamasına getirmiş olmasıdır. Bu yaklaşım tarzı ve niyetle devam edilirse, meclisin çözüm adresi olamayacağı teyit edilmiş olacaktır. Kürt halkı da doğal olarak meşru savunma çizgisini derinleştiren yöntemler kullanmaktan başka bir seçenek sahibi olmayacaktır. Demokratik yöntemlerin kapandığı yerde silahların daha fazla önem arz etmesi kadar daha doğal bir durum olabilir mi?

Şahan Dicle

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Yorumlar (0)Add Comment
Yorum yaz
 
 
daha küçük | daha büyük
 

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 

UMUDUN ZAFERİ

 

Öcalan: Açılımı Devlet Yapıyor, AKP Sadece İmzacı

 

Öcalan: Yeni Bir Döneme Girildi

 

Öcalan: Erdoğan’ın Sonu Özal Gibi Olabilir

ÖZGÜRLÜK PERSPEKTİFLERİ

 

İnsan-Toplum İlişkisi Üzerine

 

İnsanda Yoğunlaşan Gerçeklik

 

“Bilimsel Yöntem”, İktidar ve Kapitalizm Birliği Üzerine

 

Savunmalar: Kapitalist Modernitede İktidar