Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Friday
Sep 10th
Text size
  • Yaz fontu bytn
  • Varsaylan font bykl
  • Fontu kltn

Kayıt Ol! | Üye Girişi

Kasım Engin



Biraz Ahlak Lütfen!

Kullanıcı Oyu: / 4
En KötüEn İyi 

Siyaset dinamik bir olgu ve eylem biçimidir. Buna göre bir duruş ve tutum takınmayanlar, içinde bulunulan tarihi günlerin arifesinde aşılıp giderler.
Kandil ve Maxmur’dan giden barış gruplarını karşılamak üzere toplanan yüz bini aşkın Kürt halkının geliştirdiği sahiplenme Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesi gerektiğini çok net bir düzeyde ortaya çıkarmıştır. Bu karşılamada da görüldüğü üzere eşit-özgür birlikteliğin sağlanması noktasında tarihi günler yaşıyoruz. Tarihi momentum diye tabir edilen durum bu olmalıdır. Zira şimdiye kadar hiç düşünülmeyen, inkar ve imha siyasetinde diretmek isteyen çevrelerin düşünmek istemediği birçok olgu birer, birer pratikleşiyor. Alışık olmayan davranışlar sergileniyor. Olmayacaklar zincir halkaları gibi anlama kavuşuyor. Gelişmelerden anlaşıldığı kadarıyla kendi seyri ve akışı içinde devam da edecektir.

Kürt özgürlük hareketi yıllardır Kürt sorununun siyasal-demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğini dile getiriyor. Dile getirmenin de ötesinde stratejik düzeyde buna uygun adımları büyük bir kararlılıkla atıyor. Gönderdiği yeni barış gruplarıyla bu temelde tarihi bir adımı daha atmış bulunuyor.
Siyasetin dinamizm istediğini, dinamizme sahip olmayan bir siyasetin çürümeye mahkum olduğu açıktır. Türkiye’de siyaset yürüten klasik sistem partilerinin inkârcı anlayışa sahip olmaktan kaynaklı dinamizmi yakalayamayan bir kafa yapısına sahip olduğu ortadadır. Zihniyeti öyle kurulmuştur. Bundan kaynaklı bildiğine inanır, gördüğü ve edindiği izlenim onun amentüsüdür. Bildik siyaset çizgisini yürütmek ile bu anlayışını değiştirmek deveye hendek atlatmaktan daha zordur.

Bu kurulu kafa yapısından dolayı yıllardır Kürt özgürlük hareketinin atmak istediği barış adımları engellendi. Uzatılan eller görmezden gelindi. Atılan her adım ya kuşkuluyla karşılandı ya da teslim olmanın bir adımı ve süreci olarak algılandığı için barış girişimleri savaşla karşılık buldu.
Çocukluğumuzdan beri edindiğimiz tecrübe, hep canlı zihinlerimizde kaldı. Çocukluğumuzda aidiyet olarak Türk olan çocuklarla oynadığımız oyunlarda ara sıra kavgalar çıkmıyor değildi. Tuhaf olan ise çocukça kavgalarımızda dövdüğümüz Türk çocuklarının ağzından çıkan ilk söz “bırak, yoksa sana gösteririm” oluyordu. Tuhaflığı dayak yemesine rağmen, tehdit etmeye devam etmesiydi. Yıllar geçtikçe bu tuhaflığı daha iyi anladık. Meğer olup biten her şey, yapılan her tehdit var olan, kurulan, inşa edilen egemen ulus zihniyetinden başka bir şey değilmiş.

Yıllardır gerillada kalan ve TC devletine karşı mücadele eden biri olarak, Kürt özgürlük hareketinin yaptığı tüm tek taraflı ateşkes çağrılarını biliyoruz. Egemen ulus zihniyetinin yaratmış olduğu psikolojinin ortaya çıkardığı tuhaflık hala tüm gerçekliğiyle yaşanmaya devam ediyor. Bu tuhaflığın en belirgin biçimi TC devletinin yıllardır, Kürt özgürlük hareketinin zayıfladığını, bitmek üzere olduğunu, tükendiğini nakarat halinde söylemesi olmuştur. Kafa yapısı bununla sınırlıdır. Zihniyeti bunun üzerinden kurgulanmıştır. Alışılan ve edinilen yaklaşım bu temelde somutlaşmıştır. Aşılması zor ve güç olması bu nedenledir.
Türk devlet sistemindeki tıkanmada belirttiğimiz bu anlayıştan kaynaklanıyor. Kürt Halk Önderi’nin yaptığı çağrı aynı zamanda siyasetteki tıkanıklığa da bir müdahaledir. Bu müdahale tarihi bir sürecin başlamasına vesile oldu. Önderliğin çağrısı üzerine gönüllü olarak barış elçileri olarak Türkiye’ye giden yoldaşlarımıza karşı devletin, muhalefetin, medyanın cümle cemaat mikrofonu eline alan ve konuşanlarında ortak dile getirdikleri “PKK’liler teslim olmaya geliyor, yakında diğerleri de gelecek” gibi oldukça düz, mantıktan uzak, şoven, tahrikçi ve büyük bir sorumsuzluk örneği sergilemeleri süreci provoke etmekten öte bir anlam ifade etmiyor.

Doğrusu insan bu zihniyeti anlamakta zorlanıyor. Gerçekten de derya kadar kan akmasına taraf olacak bir zihniyeti anlamak zor. Ama söz konusu olan mantalite Türk zihniyet yapısıysa, insan anlamakta pek zorlanmıyor. Çünkü mantık ve kafa yapısı oldukça düz ve şovenist bir yapıya sahiptir. Bu mantık üzüm yemekten çok bekçi dövmeye alışıktır. Oyun bozanlık deyimi tam da bu durumu ifade ediyor.

Söylediklerimizin doğru olduğunu barış elçilerinin Türkiye’ye geçmesinden sonra söylenenlerden anlıyoruz. Sözde en sorumlu yaklaşması gereken kişilerin başında İçişler Bakanı geliyor. “Daha gelecekler, 150 kişiyi bekliyoruz” diye yalan beyanat vermesi, tam bir dezenformasyon örneğidir.

Kürt özgürlük hareketinin attığı bu samimi ve iyi niyet göstergesi adıma karşın, TC hala uçaklarını Medya Savunma Alanları üzerinde gözdağı için gezdiriyor. Hep marjinal kamlı ve tıkanmış-kısır bir siyaset çizgisi izleyen bir Baykal provokatörce konuşmalarını sürdürüyor, sözde ‘milliyetçi’ Bahçeli küfürlü konuşmaktan öte bir yetenek göstermiyor. İnkar sisteminin en sadık takımı medya “teslim oldular” teranelerinden vazgeçmiyor. Bu süreçte görece biraz sorumluca yaklaşım gösteren Abdullah Gül oluyor.

Söylemek istediğimiz şudur: Tarihi süreçlerde sergilenmesi gereken duruş da tarihi içerikte olmalıdır. Her şeyden önce sorumlu yaklaşılmalıdır. Tarihi süreçlerde tarihi tutum ve davranış sergilemeyenlerin, ahlaki yoksunlukla yargılanacaklarına ve tarihin çöplüğüne atılacaklarına dair bir kuşku yoktur. Ne yazık ki bugün Türkiye cephesinde yaşananlar, yukarıda izah edilen zihniyet yapısından kaynaklı çok ahlaki olmamaktadır.

Bunun için bir an önce herkesi ama herkesi ahlaki ve politik bir tutum sergilemeye davet etmek hem hakkımız, hem de herkese yakışan davranış olacaktır.

Kasım Engin

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org-net-info

{rokintensedebate} 

 

Özgürlüğün Yanında Diğer Tüm Sorunlar Teferruattır

Kullanıcı Oyu: / 5
En KötüEn İyi 

Herkes birşekilde kırmızı çizgilerden bahsediyor. Kırmızı çizgiler bir nevi aşılamayacak çizgilerdir. Aşılması ya da ihlal edilmesi dur...

Samimi Olmak Ya Da Samimiyet

Kullanıcı Oyu: / 2
En KötüEn İyi 

Samimi kelimesi; candan, açık yüreklikle davranan, içten, içtenlikli olmak ya da içli dışlı, senli benli olarakta ele alınan bir sözcük.
Yu...

Gelişmenin Trendi

Kullanıcı Oyu: / 2
En KötüEn İyi 

Farklı bir çağda yaşıyoruz. Görünen, duyulan, söylenenlerin dışında bir de yapılanlara bakarak yapılmak isteneni anlamak önemli oluyor. ...

Başbuğ ve TSK’ye Karşı Asimetrik Psikolojik Savaş mı?

Asimetrik savaşın tanımı; Güçsüz olan askeri birliklerin daha güçlü olan askeri birliklere karşı yürüttüğü Gayri Nizami Harp unsurlar...

Sayfa 1 > 5

UMUDUN ZAFERİ

 

Öcalan: Açılımı Devlet Yapıyor, AKP Sadece İmzacı

 

Öcalan: Yeni Bir Döneme Girildi

 

Öcalan: Erdoğan’ın Sonu Özal Gibi Olabilir

ÖZGÜRLÜK PERSPEKTİFLERİ

 

İnsan-Toplum İlişkisi Üzerine

 

İnsanda Yoğunlaşan Gerçeklik

 

“Bilimsel Yöntem”, İktidar ve Kapitalizm Birliği Üzerine

 

Savunmalar: Kapitalist Modernitede İktidar

YAZARLAR

Kasım Engin
22.10.2009
Kasım Engin

Biraz Ahlak Lütfen!



Serbest Rezan
01.11.2009
Serbest Rezan

Li Dayikên Kurd Xwedî Derkevin

Tayyîp Temel
14.11.2009
Tayyîp Temel

Helwesta CHP - MHP’ê û Niyeta AKP’ê

Sinan Sinegır
02.11.2009
Sinan Sinegır

Açık Olmayan, “Demokratik Açılım”

Harun Serdar
12.09.2009
Harun Serdar

Perwerda Bi Kurdî Bi Zanebûna Rast Dibe Azadiyê

Cemîl Bayik
16.11.2009
Cemîl Bayik

Divê Kurd Weke Îrade û Muxatab Bên Qebûlkirin

Hasan Hüseyin Deniz
08.11.2009
Hasan Hüseyin Deniz

Şewba Berazan An Fermana Amerîkan

Şahan Dicle
14.11.2009
Şahan Dicle

“Açılım Oturumu” ve Hesaplar - Şahan Dicle


Şu an 5 misafir çevrimiçi