
Kürt Ulusal mücadele hareketi PKK, sorunun çözümü için yeni bir hamle yaptı. Yaklaşık 4 aydır ülke açılımla kalkıyor açılımla yatıyordu. Sonra dağ, beklenen gibi fare doğurdu...
Yine tek bayrak, tek devlet ve tek millet edebiyatı yapıldı.
Devlet bütün kurumları ile, Kürt gerçeğinin inkarını nasıl devam ettiririm diye uğraşırken, Kürt halk önderi Abdullah Öcalan yeni bir hamle yaptı. Bu hamlenin anlamı şu oldu: Kürtler halk olarak, önderi ile ve kurtuluş hareketi ile dünya’da örneği olmayan bir sanatla siyaset yapıyorlar ve kendi politikası ile gündemi belirliyorlardı. Bunun örneği 2 diyardan gelen barış elçileri oldu. Barış elçilerinin gerçekleştirdikleri politik eylem, bir teslimiyet değildir. Kürt halkın evlatları ne teslim oluyor nede kimseyi teslim alıyor. Amaçları kardeşleşmenin ve bütünleşmenin önünü açmaktır. Ya bu el tutulacak yada o zaman mutlak sonuç olan ayrılık olur. Mahmur’dan ve Kandil’den gelen barış elçileri son derece somut ve bugün hemen gerçekleşebilecek talepler sundular. Başbakan halkın çoşkusuna ve evlatlarını hoşgeldi etmesine “Şov” demek yerine onların taleplerine kulak vermeli.
Devlet en başta şu bölücü dilini değiştirmek zorunda. Fakat devletin “kardeşiz” demesiyle olmuyor. Savaşın dili olan ‘terör, terörist, köklerini kuruturuz ve hepsinin sonu gelecek’ tarzındaki dil ve politika değişmeli. Barış elçilerini teslim oldular diyerek bir Türk halkını kandırmak hiç bir devlet adamına yakışmaz. Çünkü devlet askeriyle bir halkı teslim almış durumda! Kürdistanın her köyü, her ovası asker ve panzerlerle teslim alınmış durumda. Bir halkın günlük hayatı böyle iken barışın oluşması için gelen bir kaç kürt evladına ‘teslim’ oldular denilemez. Barış elçilerinin karşılama törenlerini bütün detayları ile gösteren Türk medyası acaba neden kürt halkının bir ordu ile nasıl esir alındığını göstermez?
Ağrı’ya ve Hakkari’ya giden Erdoğan, acaba gördümü Kürdistan’ın her tarafının nasıl askerlerle donatılıp ve kuşatıldığını? Sokaklara dökülen ve milliyetçilik yaparak sözde kürt “kardeşlerine” saldıran Türk toplumu ne zaman diyecek, “asker çocuklarımızı Kürdistan’da geri çekin”?
Şimdi sormak gerek Başbakan Erdoğan’a, Cumhurbaşkan’ı Gül’e! Türk devleti daha ne kadar Kürt halkına ŞOV yapacaktır asker ve özel timleriyle? Bu savaş hali ve baskınlar daha ne kadar devam edecek? Bakın fotoğraflara, nasılda bir savaş haline getirmişsiniz ülkeyi? Bakın asker nasılda vatandaşın özel arabasını kendi işi için kullanıyor! Bu fotoğraflar ülkeyi yönetenlerin Kürdistan’a ziyaretinden hemen sonra çekilmiştir. O’nun için muhakak görmüşlerdir bu durumu.
Kürt halkı diyorki, bu barış elçilerinin getirmiş oldukları umudu iyi analiz edin. Bırakın bir halkın o kadar asker, tank ve baskı altındaki yapılmış sevincine sinirlenmeyi. Artık Türk devleti, devlet terörüne son vermeli. Eğer devlet silah bırakırsa, ordusunu Kürdistan’dan geri çekerse ve Kürt halkının bütün kültürel özgürlüğü, kimlik ve dil hakları anayasal güvenceye alınmasından önce, sayıları milyonları bulan asker ve timlerin bir halkı esir almasına son vermelidir. Silahın ortadan kalkması sadece PKK’nin devamlı özveri göstermesiyle olmamalıdır. Devaml Kürt evlatlarını terörist göstermek hiç bir insanlığa yakışmaz. Peki Türk askerinin Kürt halkı üzerindeki terörüne ne diyecekler, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmayın sivil sesi olan Baykal ve Bahçeli? Bu halk ve evlatları hiç bir taviz vermeden barışına ve gerekirse savaşına devam edecektir. ABD ve başkalarından umut beklemeyin. Gelin, kürt halkı evlatlarını karşıladıklarında ve sizi kızdıran o Govende(halaya) durun onlarla beraber.
Bu barış, Türkiye’nin Kürt halkı ile barışı olacaktır. Fakat sıkılı yumruklarla, halkın gecesi ve gündüzü baskı altındayken ve ülkenin ordusu her dağın ve taşın üstündeyken barış-kardeşlik olmaz. Kürt halkı iyi niyetini göstermiştir. Türkiye ve Türk hükümeti iyi niyetini göstermek için bir an önce Kürdistan dağlarında konumlandırılmış bu yüzbinlerce özel savaş ordusunu geri çekmelidir.
Haydi sıra sizlerde!!
Hüseyin Tünaydın
Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info
{rokintensedebate}






22.10.2009
Kasım Engin