02 Mart 2010 Salı Saat 15:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Erdoğan; Hem Nalına, Hem Mıhına Vuruyor”
Sinan Sinegır

Son günlerde Türkiye gündemi küçük büyük zirvelerle çalkalanıyor. Bu çalışmaların temelinde ciddi krizlere işaret edilse de, olaya damgasını vuran aktörlerin gerçekleri kabul etmeleri olanaksız olsa da, son AKP hükümeti döneminde olup bitenleri kör, sağır herkes biliyor.

 

Gelişmelerin temelinde yatan nedenlerin başında iktidar ve egemen olma mücadelesi var. Bunu yöneten ve yönlendiren güç ise şüphesiz ABD’dir. Türkiye’de olay ve olgulara zaman ve mekân anlamında “balans ayarı” yapan ve yaptıran da, kendisinin hakim olduğu siyasi güç ve otoritesidir. Bütün iktidarlar döneminde aktif olan ABD, son AKP Hükümetinin yedi yıllık iktidarları döneminde de, bu partiye içerde ve dışarıda destek vererek hiç yalnız bırakmadı.

 

AKP iktidarı kendi döneminde, Kürtlere karşı tümden  siyasi çıkarına dayalı bir politika benimseyerek Kürtlere ve Kürtlerin yaşadıkları yerlere karşı somut bir çözüm projesi olmadığı gibi, bunda samimi olmadığı da  açıkça ortaya çıkmıştır. “DTP ile görüşmem diyen”, başbakan Erdoğan son BDP Milletvekili Sırrı Sakık’ın açıklamalarına sevinerek “uygun görülürse kendisi ile görüşülebileceğini” belirtmekte, burada bilinçli veya çarpıtarak da olsa, söylemlerin AKP’nin ekmeğine yağ sürme olarak değerlendirilmektedir. Erdoğan BDP milletvekilinin açıklamalarını kirli emellerine kurban etmek istemektedir. Pratik politikayı bilenler ve kulanlar için bu durum vaz geçilmez bir fırsattır. 

 

Türkiye’nin gündemi darbelerle çalkalanırken ortada kurban edilen ve gündem dışı bırakılan, cumhuriyet tarihi boyunca Kürt halkı olmuştur. İşte bu gün herkes 28 Şubat darbesini tartışıyor.  Türkiye’de var olan gizli güç sistemi, bu darbe ile sadece refah partisini ve Erbakan’ı hedef almadılar. En büyük darbe ve tasfiye konsepti Kürtlere ve siyasi mücadelelerine vuruldu. AKP’nin bu tarihten sonra dersine iyi çalışarak, bir politika izlediğini görmek mümkündür. Kütlerlerin siyasi temsilcileri ile geçmişteki iktidarlar döneminde de dolaylı ve direk görüşmeler olmuştu, nedense bunar hep bilinmesine rağmen resmiyete hiç dilendirilmedi, dilendirilince, işte o zaman kıyametler kopuyor. Bu gün bile bu durum en açık, bir biçimde özellikle AKP Hükümeti tarafından “ hem nalına hem mıhına vurma”  olarak adeta pusuda bekleyen aç kurtlar gibi fırsat kolluyor.

 

28 Şubat sürecinde oluşturulan Batı çalışma Gurubu( BÇG) nin faaliyetleri iyi incelendiğinde, bu ve buna benzer darbelerin ve darbecilerin amaçları iyice görülebilir. Kendisini Türkiye’nin sahibi olarak görenlerin Devlet bankalarını nasıl hortumladıkları ve emekli olan birçok general ve subayın daha sonra bu banka yönetimlerine nasıl getirildikleri, darbecilerin amaçlarını açıklamaya yeterli bir durumdur. Resmi olarak da, o dönemin yetkili kişilerince yapılan açıklamalarda, Türkiye o dönemde 50-70 milyar dolar kayb ederek borçlandığını belirtilmektedir. Bu para darbeleri hazırlayan ve onay verenlerin holding ve medya temsilcilerine bir biçimde aktarıldı.

 

 Türkiye’de siyaset yapanların, ulaştıkları düzey ve kültür itibarıyla, birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya çıkarma düzeyine varmıştır. Bu durum da, siyasi rant ve siyasetteki çöküntüyü, yolsuzluğu ve iktidarı elde etmek için, her yolun mubah görülmesi durumu olarak görülürken, faturası her geçen gün yoksul halk çekmektedir. Buna en açık örnek TEKEL işçilerinin Ankara’daki dramlarıdır. Birçok kesim ve siyasi güç için de, bu ve buna benzer durumlarda, var olan krizi aşmak için Kürtlere karşı bir yönelim içerisine girme planlarını yaparak, kendilerini temize çıkarma yolu olarak çıkış yolu aramayı bir gelenek haline getirmişlerdir.

 

Türkiye’de zora giren, çözümsüz kalan siyasi ve askeri güçler şiddette başvurma yolunu onlarca defa denediler, fakat her seferinde de, başarısız olarak amaçları fiyasko ile sonuçlandı. Son bir yıldır, Kürt halkının legal siyasetine ve öncülerine yönelik benzer uygulamalar çok şiddetli bir biçimde sürdürülmektedir. Bu politikalarında bir sonuca ulaşmayı hedefleyenlerin, büyük bir hayal kırıklığına uğrayacakları kesindir. Halk arasında bir deyim var “ öfke ile kalkan, zararla oturur” demişler.


 

Sinan Sinegir

 

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke
Bu yazı toplam 172 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
video..
Mazlum Yılmaz
Boykot Korkusu
Cemîl Bayik
Fiyasko
Sinan Sinegır
AKP Anayasası
SİTE İÇİ ARAMA
Şu anda sitede 11 misafir var