15 Temmuz 2010 Perşembe Saat 17:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Aynası İştir Kişinin
Toprak Cemgil

Türkiye bu günlerde iki takvime göre oluşturulan siyasi bir iklimin etkisi altına girdi. Bunlardan ilki yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan referandumken, diğeri yaklaşık bir yıl sonra gerçekleşmesi planlanan genel seçimlerdir. Bu temelde geliştirilen ulusalcı ve ırkçı söylemlerin primde tavan yapması, düzen bünyesinde ve derin efendilerin hazmında kusur bulundurmamaya özen gösteren siyasi partilerin literatürlerinde, argümanlarında sıkça işitilecektir. Bu minval üzerine seyreyleyen günü kurtarma siyasetine yönelik hadiseler peşi sıra bu ülke de arz-ı endam edecektir. Mamafih bir gerçeklikte olsa, öteden beri geliştirilen ve kendi dönemlerinde elden bir türlü bırakılmayan kısır döngü düşünce ve tüccar siyaseti bu günlerde de yoğun bir şekilde izlenecektir. Ve yine mamafih bir şekilde bundan medet ummaya çalışılacaktır.
Bu makûs kaderat çok da yeni değildir! Fakat bu söylemlerin ve var olan geleneği, günümüz hükümetini ve onun başbakanının söylemlerini oturtmaya çalıştığımızda ortaya bir tuhaflık çıkmaktadır.
Özellikle son günlerde Kürtlere yönelik ve Kürt halkının barış, eşitlik taleplerine cevaben sürdürülen topyekûn saldırıların yanında, aynı başbakanın ve kabine de yer alan diğer bakanların “nemalananlar” diye kategorize etmeye çalıştığı kesimlerin tezatlığı bir yana, bu söylemlerin başlı başına yavuz hırsız misali bir durum olduğunu anlamamak bakar kör olmayı gerektirmektedir.
Özellikle yapılan son açıklamalarda; Kürtlerin siyasi partilerini ve bu partilerin seçilmiş vekillerini açık bir şekilde hedef etmeye çalışılması ve bu temelde de geliştirilecek her türlü saldırılara ve yükselen milliyetçi tansiyonlara zemin sunulması, oluşturulmak istenen planın bir parçası olmaktadır. İşin o tarafı anlaşılır olmaktadır da, özellikle bu hükümetin; belirli kesimleri böylesine hayati bir sorunda nemalanan, bu sorun üzerinden siyaset yürüten güçler olarak görmeye, göstermeye çalışmasının yanında kendisinin sekiz yıllık yönetiminde kendi pratiğine hiç değinmemesi en düz bir mantıkla bile siyasi cahilliğin, akılsızlığın dışa vurumu olmaktadır.
Böylelikle nemalanma kelimesinin karşılığını mercek altına aldığımızda ilk elden AKP hükümetinin ve geldiği siyasi geleneğin kritiğini yapmak ve bu siyasi kavrama bu şekilde yaklaşmak daha doğru ve gerçekçi bir yaklaşımın ortaya çıkmasına vesile olacaktır.
Mevcut iktidar partisinin mensubu olduğu siyasi görüşün herhangi bir ideolojik alt yapısı yoktur. Kesinlikle bu ülkenin en yakıcı sorunlarına dönük böylesine mahir ve engin bir öngörü, orta ve uzun vadede izleyeceği bir siyasi güzergâhı yoktur. Burada yaptığı ve bundan sonrasında da yapacağı tek gerçek, uygulayacağı tek siyasi vizyon ufak çıkar hesapları ile birlikte siyaset içi bir sermaye oluşturmak olacaktır.
Bununla alakalı olarak da, 80’ler sonrasında geliştirilen yeşil sermaye kuşağının ortaya çıkardığı uyumsuzluktan palazlanan bu siyasi gelenek, günümüzde ortak modellik tartışmalarıyla birlikte en başta dışa dayalı ve uluslar arası sermaye güçlerinin güdümünde yeşil’in ehlileştirilmiş sermayesini oluşturmaktadır. Yani böylesine çok renkli, çok karakterli bir siyasi yelpazeyi kendi fikriyat bünyesinde bulunduran bir kesimin, Kürt halkının siyasetçilerini nemalanan ya da fırsatçı olarak görmesi, göstermek istemesi mazbut bir siyasetin çok ötesinde olmaktadır.
Bu mevcut durum başbakanın söylemlerine de çok net bir şekilde yansımaktadır ki; “falan yere havale ediyorum, filan yere fakslıyorum” gibisinden cümleleri düzmeye başlamaktadır.
Acı olan şudur ki; izan etmeye çalıştığımız gibi bu tür kelime ve kavram kirliliği ile bu ülkenin sorunlarına kalıcı ve köktenci bir çözümün geliştirilmesi pek de ala olmayacaktır. Bunu en iyi bilen kesim, iktidarın kendisi olmaktadır. Bu durumun ve getireceği vahametin bilincinde olanların, hırsızı farklı yerlerde aramaya çalışmasının karşılığında ne tür bir kelimenin ya da nitelemenin kullanıldığını herkes çok iyi bilmektedir. 
Böylesine hesapçı, kendi çıkarının ve saltanatının dışında hiçbir gerçeği görmemeye çalışan ve pozisyonunda direten, hatta hem ülke içinde ve hem de ülke dışında birçok siyasi aktörü bu konuda yoğun bir şekilde ikna etmeye çalışan iktidarın ve başbakanın tüccar zihniyeti ikinci takvimin sonucuna kadar daha çok acının yaşanmasına neden olacaktır.
Boşuna “aynası iştir kişinin” denmemiş! Bu sözle birlikte AKP hükümetinin sekiz yıllık şeceresine bakıldığında ve günümüzdeki “nemalanma” söylemleriyle birlikte bu durum, aklı ve vicdani haysiyet ile dolu olanların yorumuna tabi tutulduğunda ortaya çıkacak tablo meşumdur. Fakat yine de var olan tabloya dönük bir kıvılcımın, bir reaksiyonun geliştirilmesi hem yaşanan acıların ve hem de durumun ciddiyeti nedeniyle ertelenemeyecek kadar acil ve yakıcı bir gerçeklik olarak orta yerde durmaktadır.

Toprak Cemgil

 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke
Bu yazı toplam 111 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
video..
Sinan Sinegır
AKP Anayasası
SİTE İÇİ ARAMA
Şu anda sitede 9 misafir var