İnancın Toplumsal Temelleri
İnanç / 01 Nisan 2018 Pazar Saat 05:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bilim adamları ilk toplumsallığın temel 3 ihtiyacından bahsederler. Beslenme, savunma ve üreme

Toplumsal ahlak bu ihtiyaçların karşılanması noktasında rol oynayan her şeye saygıyla yaklaşıp bir nevi kutsallık atfetmeyi gerekli görmektedir. İşte tam da bu aşamada toplumsal bellekte yer alan kutsallık kavramının inşa edici gücünün ne olduğu sorusu ortaya çıkmaktadır.  Daha açık bir ifadeyle *kutsallık* kavramını toplumun ortak zihniyetinde inşa eden ve onu adeta toplumun ideolojik kimliği haline getiren güç kaynağını nereden almaktadır? Burada toplumun maddi varoluş sebepleri olan beslenme, savunma ve üreme ihtiyacının yanına manevi bir toplumsal gereksinim olan *Anlam Verme*  ihtiyacını da eklememiz gerekmektedir. Toplumların anlam verme gücü olmasaydı hiçbir kültürel ve sanatsal kazanımın ortaya çıkmasına imkân yoktu. Bir an için bulunduğumuz ortamın ve herhangi bir konuda vermekte olduğumuz mücadelenin bizim için bir anlamı olmadığını düşünelim böylesi bir durumda yaşamın gerekçesi ortadan kalkacaktır. Her şey anlamsızlaşacak içinde yaşadığımız evren adeta soğuk mekanik ve buz gibi bir gerçekliğe bürünecektir. Bütün renkler ve sesler bizim için ifade ettikleri sıcaklığı ve tınıyı yitirecek, mekân sonsuz bir griliğe bürünecektir. Yaşamı bütün güzelliğiyle var eden o farklılık ve çeşitliliğin kulaklarımıza fısıldadığı o muhteşem senfoni yerini belki de tek düze bir tınlamaya bırakacaktır. Bilinmelidir ki, yaşam ona yüklenen anlamla ifadesini bulur. Bu açıdan bakıldığında toplumların varlıklarını sürdürebilmeleri için gereken 3 maddi şartın yanı sıra *Anlama* ihtiyaç duyar. Hatta savunma, beslenme ve üreme bu üç temel fonksiyonun bile anlamsız olarak gerçekleşmesi mümkün değildir.  Bu konuda Kürdistan Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan aşağıdaki tespitte bulunmaktadır.

Yine canlılığa yol açan molekül düzenlenmesi de tek başına olguyu izah edemiyor. Şüphesiz canlılık için uygun dış ortam (atmosfer-hidrosfer) ve moleküler düzen gereklidir. Ama bu sadece canlılığın yapı taşlarıdır, maddi düzenidir. Daha önemli olan, bu maddi düzenin canlılık, anlam gibi maddi olmayan gerçeklikle bağlantısıdır. Kaba materyalizmin en önemli yanlışlığı öznelliği, yani canlılık ve anlam olgusunu maddi düzenleniş ile aynı saymasıdır. Kuantum fiziğinde bile bu aynılık yıkılmaktadır. Sezgiye benzer bir izah tarzı zorunlu görülmektedir. Canlılar içinde insandaki zekâ (beyin) durumu daha da ilginç bir hal almaktadır. İnsanın kendisi en yetkin kendini düşünen doğa olarak tanımlanabilir.  ( Bir Halkı Savunmak)

Bu yüzden anlam verebilmenin birey ve toplumdaki temel öğesi olan, doğanın etkilerine açık olmanın yanında algısal noktada hassas olmak ve farkındalık seviyesinin yüksek olmasıdır. Daha açık şekliyle ifade etmek gerekirse yaşamın her anında bireysel ve toplumsal olarak yaşanan anın, o anı oluşturan mekânın ve oluşların pratiği olan zamanın An’a ve mekâna yüklediği sosyal gerçekliğin farkında olmak zorunluluğudur.  Toplumsal zihnin esnekliği ve primatlıktan beri yaşamın korunmasını sağlayan duygusal zekâyla, toplumsallıkla gelişen analitik zekânın en uygun dengeyi oluşturarak gerek toplumsal doğaya ve gerekse toplum dışı doğa olarak adlandırılan birinci doğada olup bitenlere yukarıda ortaya koymaya çalıştığımız temeller üzerinden anlam vermeye çalışmak, aynı zamanda toplumsal ahlakın oluşumunu ve bu ahlaki yapının içinde ortaya çıkan toplumun kutsallıklarının da kaynağını oluşturur. Özcesi gerçek anlamda kutsallık tanımı toplumun ahlaki politik boyutta anlamlandırdığı kutsallıktır.  Devletçi egemen anlayışın toplum üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığı herhangi bir ideolojik inşa ile hiçbir ilgisi yoktur ve olamaz. Kendi anlayışımıza bu toplumsal ölçüleri giydirebilirsek, kutsallık ve inanç kavramları üzerinde doğruya yakın çözümlemeler yapmamızın önünde engel kalmamış demektir. Klan toplumlarında kutsallığın bir inanç sistematiğine kavuşması “Anemizm” (Canlıcılık) anlayışıyla başlamıştır. İlk insan toplumsallığı olarak kabul edilen Klan yapılanmasında yaşamın merkezinde bulunan “Kadın “ ekseninde gelişen kutsallık kavramı öncelikle bütün doğallığıyla kadında ifadesini bulurken, yaşama katkıda bulunan her şeye yani bütün doğaya saygıyla karışık bir korkuyla yaklaşmayı beraberinde getirmiştir. Bu yüzden doğal toplumun insanı için birinci doğa saygıyla yaklaşılması ve gerektiğinde öfkelendirilmemesi gereken bütün bir *Canlılık Sahnesidir*. Klan toplumunun insanı için doğada canlı olmayan, ruh taşımayan hiçbir varlık yoktur. Bu yüzden bütün doğa saygıya değerdir. Bu anlayıştan hareketle Klan insanı kendi toplumunu doğadan kendine yakın bulduğu ve ya örnek aldığı simgelerle ifade etmeye çalışmış, klanı için ortak bir kimliği sembolize etmiş ve bu kimliğe klan için bir kutsallık kazandırmıştır.  Bazen bir buğday başağını, bazen Kartal ve Ayı gibi güçlü bir hayvanı, bazen de yaşamı üzerinde etkisi olduğuna inandığı bir gök cismini topluluğu için sembol olarak seçmiş ve seçtiği bu varlığın yaşamını kolaylaştırdığına inanarak ona dönük çeşitli ritüeller gerçekleştirmiştir. Bu temelde “Totemizm” insan topluluklarının ilk ideolojik kimliği olarak ta tanımlanabilir. Hiç şüphesiz yaşanılan coğrafyanın insan yaşamına ve düşünce biçimine etkisi yadsınamaz. İbni Haldun bu gerçeği “Coğrafya Kaderimizdir” cümlesiyle ifade etmiştir. Coğrafya yaşam biçimini belirlediği gibi yaşam biçimi de düşüncenin ve anlam verme gücünün nasıl şekilleneceğinde en önemli etkendir. İnsan, yaşamı ve toplumsallığı çevresiyle beraber anlamlandırabilir. Toplumsal anlamdaki bütün maddi gelişmeler bu anlamlandırma sonucu ortaya çıkan gelişmelerdir. Özellikle toplumun metafizik yönünü teşkil eden inanç alanında “Anlam verme” nin coğrafi şartlarla direkt bir ilişkisi bulunmaktadır. İnsan zihninin esnekliğinden kaynaklı ulaştığı soyutlama ve kavramsallaştırma kabiliyeti, simgesel dilin gelişimiyle birlikte  “Semantizimin” (Anlam Bilim) temellerinin de atılmasını sağlamıştır. Mitolojinin dine, dinin de felsefeye evirilme aşamalarında toplumların yaşam biçimlerini belirleyen coğrafi şartlar oldukça etkili bir rol oynamıştır.

Kemal Amedi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Inancin  Toplumsal  Temelleri  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.