Amerika Ortadoğu’da Tutunamıyor!
Makaleler / 10 Ekim 2019 Perşembe Saat 07:43
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ortadoğu’da tutunamayan Amerika Suriye’de DAİŞ’in tümden bitmesi durumunda tutunacak bir dalının kalmayacağını bildiğinden DAİŞ’in vaftiz babası konumundaki Türkiye’nin Suriye’ye saldırması için yeşil ışık yaktı.

ABD Ortadoğu’da yürüttüğü politikayı yıllardan beri derinleştirilerek devam ettirmeye çalışmaktadır. Bu sinsi politikalarını da aşama aşama yürütmüştür. 11 Eylül ABD’nin Ortadoğu politikasında bambaşka bir kimlik kazanmasını sağlamıştır. Kendi ulusal güvenliğini koruma adı altında beli başlı bazı yasalar çıkararak sınır dışı harekatlara başlamıştır. Ortadoğu’daki kaos ortamından yararlanarak çıkarlarına göre birçok askeri hamlede bulunmuştur. Fakat günümüz gelişen koşullara bakıldığı zaman ABD’nin Ortadoğu’da tutunamadığını görmemek için miyop olmak gerekiyor.

20 Mart 2003 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulmuş Çok uluslu Koalisyon Kuvvetlerinin Irak’a askeri harekât başlatmasıyla Ortadoğu‘yu bataklığa sürükleyen ve istikrarsızlığa götüren ilk olay olarak kayıtlara geçen Irak savaşı, ayrıca İkinci Körfez Savaşı, Irak’ın İşgali ve koalisyon ülkelerince Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu olarak da adlandırılmaktadır.

Saddam Hüseyin rejimini devirerek Irak’a “Demokrasi” getireceğim adı altında istediği bu hareketi başlatmış olan  ABD hegomonyası tersine kendisiyle beraber kan, savaş ve ölümden başka bir şey getirmemiştir. Daha bir hafta öncesine kadar 1 Ekim'de Irak’ın başkenti Bağdat’da "yolsuzluk, işsizlik ve kamu hizmeti yetersizliğini" protesto etmek için binlerce kişi alanlara aktı. Yapılan protestolara silahla karşılık veren Irak rejimi gösterilerde 110'u aşkın sivili öldürürken, 6 binden fazla kişiyi de yaraladı. ABD, hegemonyası altındaki Irak’ta istediği konrolü sağlayamadığı için bölge hakimiyetini Şialara bırakmaya başladı.

 

ABD’nin Suriye Çıkmazı

Mart 2011’den itibaren Suriye’de yavaş yavaş başlayan çatışmalar sonucunda hem İran hem de Rusya’nın Suriye üzerindeki etkinliği, faaliyetleri ve özellikle Rusya’nın askeri varlığı arttı. Bu da Amerikalı muhafazakarları rahatsız etti ve ABD’nin stratejik bir kaybı olarak görüldü. Türkiye Ortadoğuda kendine etkili bir rol ve misyon yaratamayan ABD’nin bu durumunu kendisi için fırsata dönüştürmek istedi. Nede olsa bir NATO gücü olan TC devleti kıyıda köşede (Akdeniz’de) bir bekçi olmak istedi.

Türkiye’nin jeostratejik konumunu gözeterek S-400 savunma sistemlerini veren Rusya bu yolla ABD ile Türklerin arasını açmayı hedefledi. Amerika da Türklere yeni fırsatlar sunurak Türkleri tekrardan kendi sahasına çekmeye çalıştı. Ama asıl plan bu değil, Amerika bu sahada tutunamadı. Kendine ne ekonomik fırsatlar yaratabildi ne de askeri alan stretejisinde kazanan taraf olabildi. Suriye’de Kürtlerle olan ittifakı da taktiki boyutun ötesine geçemedi.

Amerika Ortadaoğu’da kaos gücü olarak başat rol oynadı. Çözüm gücü olarak kendini alternatif olarak sunmadı. Bunun farkında olan Ruslar Ortadoğu’da  bu misyonu oynamak istiyor. Kendini savunmak için bölge güçleri içinde belli bir denge oluşturan İran ise belli başlı faaliyetlerle bu misyonu oynadı diyebiliriz.

 

DAİŞ Bitirilmek Değil Korunmaya Alınmak İsteniyor!

ABD Ortadoğu’da konumlanması açısından Suriye’nin önemli bir bölge olduğunun farkında olarak tüm Ortadoğu halkarı hatta dünya halkları için tehdit teşkil eden DAİŞ’i bitirmek bahanesiyle alandaki en büyük etkiye ve güce sahip QSD, YPG ve YPJ güçleriyle işbirliği içerisine girdi. Bunun için Koalisyon güçlerinden aldığı paralarla DAİŞ bitirilmesinde kullanması gerekirken -her ne kadar DAİŞ’i bitirdiklerini söyleseler de- savaşı daha da körükledi. Suriye’de savaşı DAİŞ ekseninden çıkartarak, Türk-Kürt savaşı ekseninde bir sahanın zeminini yarattı.

Her seferinde ülkemizdeki DAİŞ’lileri üzerinize salarız naralarıyla ABD’ye ve Avrupa devletlerine tehditte bulanan Türk devleti Suriye’de, hem askeri hem siyasi hem de toplumsal anlamda geniş bir nufüz elde eden Kürtlere saldırmak için önününün açılmasını istemektedi. Bunun üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Aralık 2018’de Erdoğan’a söylediği, “Çekiliyoruz, Suriye sizindir” sözüyle kayıtlara geçen ama hayata geçirilmeyen ilk çekilme beyanında olduğu gibi önceki günkü telefon görüşmesinde de Pentegon ve Dışişlerinin haberi olmadan Türkiye’nin önünden çekilme kararı verdi.

DAİŞ tümden biterse Suriye’de kalması için herhangi bir gerekçesinin kalmayacağını bilen ABD, Türkiye’nin, Suriye’ye saldırması için yeşil ışık yaktı.  Türkiyenin elindeki 3 milyon DAİŞ çetesini ve Avrupa ülkelerinin kabul etmediği binlerce DAİŞ uyruklu göçmeni bir kafeste toplamak için Türk devleti ile birlikte Tılrıfat’ta (ki TC devletinin Barış Pınarı adı altında işgal edeceği ilk alanlardan biri) alan açmak istemektedir. ABD böylece Türk devletinin eliyle kendi ülkesi için tehdit, Ortadoğudaki  bileti olarak gördüğü DAİŞ çetelerini tek bir alanda toplamış olacak.  

 

Militan RÊHAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html


TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.