Demokrasi, Özgürlük ve Bütün Kazanımlarımızın Anası Olan Kadın Zamanı… Rojava’da Hayat Buluyor
Makaleler / 03 Kasım 2019 Pazar Saat 11:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Her Yer Rojava Her Yer Direniş” ve “Hepimiz QSD’liyiz” diyerek uzun bir aradan sonra ilk kez bu düzeyde halkların en güçlü dayanışması ortaya çıktı.

Bir önceki gün 1 Kasım Dünya Kobanê günü kutlandı, dün de 2 Kasım Dünya Rojava Günü’ydü. Bu iki gün içinde milyonlarca insan bir amaç etrafında bir araya geldi. İnsanlığın vermiş olduğu mücadeleler açısından bakıldığında bizlere 1968 öğrenci gençliğinin bir amaç etrafında ayağa kalkışını hatırlattı. Tıpkı ABD’nin Vietnam’ı işgaline karşı nasıl insanlar isyana durmuş ise bu sefer de Türkiye’nin Rojava’yı işgal etmesine karşı milyonlar tek yürek oldu.

1 Kasım, aydınların, yazarların, birçok sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin çağrısı ile DAİŞ vahşetine karşı direnenlerle dayanışmak için Dünya Kobanê Günü ilan edilmişti. 2 Kasım günü ise Kuzey-Doğu Suriye’de statükocu veya küresel kapitalist sistemin tarafı olmak yerine demokratik bir yönetimin mümkün olduğunu gösterdiği için ‘Dünya Rojava Günü’ olarak ilan edildi.

Uzun bir aradan sonra dört parça Kürdistan’dan Avrupa’ya, Balkanlar’dan Amerika’ya, Rusya Federasyonu’ndan Asya’ya dek uzanan devrimci enternasyonal buluşmaya tanıklık etti tarih. Bugün herkes Rojava’lı olmuştu. Avrupa’da birçok kişi enternasyonal devrimci duygularla 1936’da diktatör Franko’ya karşı mücadele etmek için nasıl İspanya’ya biletlerini kesiyordular ise, bu sefer de biletler Faşist diktatör Erdoğan’ın güçlerine karşı savaşmak için Rojava’ya kesiliyordu. Dün İsrail’in Filistin’i işgal etmesine karşın nasıl herkes Filistinli ise bugün de herkes YPG’li/YPJ’li olmuştu.

Büyük  insanlık 1968 ayaklanmalarından bu yana neredeyse ilk kez böylesi bir duygu ve heyecanla bir araya geldi. 1968’de öğrenciler ve gençlik hareketliyken, bugün bütün bir toplum harekete geçti. Toplumsal vicdan, toplumsal adalet, toplumsal ahlak ayağa kalkarak şahlandı adeta. Rojava’da kazılan siperlerde yürütülen mücadeleyi kendilerinin mücadelesi olarak gördüler. Rojava düştüğünde insanlığın düşeceği bilinciyle mücadelesi verilen Onur Direnişi için sokakları ve alanları doldurarak “Bu savaş hepimizin” diye haykırdılar.

 “Her Yer Rojava Her Yer Direniş” ve “Hepimiz QSD’liyiz” diyerek uzun bir aradan sonra ilk kez bu düzeyde halkların en güçlü dayanışması ortaya çıktı. Türkiye’nin işgalciliğine sessiz kalan, Rojava savaşına silah ve finansman sağlayan birleşmiş devletlere karşı birleşmiş halklar alanlarda kendi devlet ve hükümetlerine karşı açık tutum ortaya koydular.

Kim ne derse desin dün egemen devletlerin sadece koz olarak birbirine karşı kullandığı Kürt sorunu Rojava direnişiyle artık küresel bir sorun haline gelmiştir. Ne Türk işgalciliği ve ne de diğer sömürgeci devletler “YPG/YPJ ya da HPG’yi  terörist ilan edip işgalciliğine devam edemez. Ne Rojava halkı ve Kürtler, ne de dünya insanlığı bunu kabul etmeyecektir. Kürt sorunu bütün ağırlığıyla daha fazla insanlık gündeminde olacağı gibi sömürgeci devletler kadar, Kürdistan’ın sömürge haline gelmesinde rolü olan devletler de eskisi gibi rahat hareket edemeyecektirler. 

Halkların Önderi Öcalan’ın yarattığı sistem Rojava’da hayat bularak ezilen halklarda kaybedilen umudu tekrardan dirilttiği gibi, egemen işgalci sömürgeci güçlerde de büyük bir korku yaratmıştır. O nedenle  halkların güvenliğini ve geleceğini ortadan kaldıran vahşi DAİŞ çeteleri ve onun uzantılarını tekrardan hortlatmak için var güçleriyle Rojava’ya saldırtmaktadırlar. Çünkü Rojava var oldukça halklar yaşayacak, sömürgeci, işgalci, gerici DAİŞ çeteleri gibi katliamcılar amaçlarına ulaşamayacaktırlar.

Bu yönüyle Dünya Rojava günü sadece AKP-MHP faşist rejiminin işgaline karşı değil, aynı zamanda kapitalist modernitenin yaşamımızı  işgal eden her türden saldırısına karşı da bir başkaldırıdır. Kapitalist modernitenin geliştirdiği milliyetçiliğe karşı dünya insanlığının en üst düzeyde devrimci enternasyonalizmle karşı koyuşudur. En önemlisi de eril, devletçi erkek egemenli zihniyete karşı demokratik, toplumcu, ekolojik kadın özgürlükçü sistemin yükselişidir.

Bu aynı zamanda sadece Rojava’da ya da Ortadoğu’da değil, aynı zamanda bütün bir dünya da yeni bir tarihsel sürecinde başlangıcı ve miladını bize müjdelemektedir. Bu bir devrimci dalgadır. Bu devrimci dalganın önüne artık hiç kimse geçemeyecektir. Artık egemenlerin her şeyi belirleyip arkasından sürüklediği dönem bitmiştir. Halkların ve kadınların zamanı gelmiştir.

3. Dünya savaşının getirdiği bütün yıkımlara rağmen, bedeli oldukça ağır olmasına rağmen ki, halende bu bedel halklar tarafından ödenmeye devam etse de, sonuçta demokrasi çağının gelişini geciktiremeyeceklerdir. Çünkü içinde bulunduğumuz zamanın kendisi demokrasi çağıdır ve bu çağ bedel ödenerek yükselmektedir. İsmini ve niteliğini var olan sorunların çözüm niteliği ve ödenen bedellerden almaktadır. Bu kadar değerli ve güçlü olmasının nedeni ödenen bedeller ve çekilen acılardır. Bu yönüyle Demokrasi, Özgürlük ve bütün kazanımlarımızın anası olan Kadın zamanı…

 

Ahmet ŞEKERCİOĞLU

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.