Serêkaniyê ve çevresinde son haftalarda gözlemlenen askeri hareketlilik, Türk devletinin işgal bölgelerinde yeni bir güvenlik mimarisi kurduğunu gösteriyor. Radar sistemlerinin yenilenmesi, keşif uçuşlarının yoğunlaşması, HTŞ’ye devredilen kritik görevler ve mayın temizleme operasyonları, işgalin hem askeri hem de istihbarat boyutunda yeniden düzenlendiğini ortaya koyuyor.
Bu tablo, Türk devletinin bölgede görünür askeri varlığını azaltırken, görünmez ve kalıcı bir kontrol mekanizması inşa ettiğini gösteriyor.
HAVA VE KARA HAREKETLERİ
Son iki hafta içerisinde Türk devletine ait çok sayıdaki İHA ve SİHA’larla Serêkaniyê, Girê Spi ve Kobanê’ye kadar ki alanda yoğun uçuşlar gerçekleştirilirken, Zirgan, Til Temir, Şikriya ve çevre köylerde sürekli devriye attı. Uçuşların çoğu Enîq El Hawa, Dawûdîyê, Menax, Ezîziyê ve El Saîd üslerinden kalktı. Bu yoğunluk, bölgenin yeniden askeri planlamaya tabi tutulduğunu gösteriyor.
Diğer yandan ise Türk ordusuna ait güçler, Serêkaniyê’nin doğu–güney hattındaki tüm üslerde radar sistemlerini onardı. Dawûdîyê–Enîq El Hawa hattındaki yollar kapatılarak askeri alan genişletildi. HTŞ’ye bağlı mayın temizleme ekipleri, mayın temizleme adı altında Türk ordusuyla birlikte köy yollarında operasyon yürüttü. Bu durum, HTS’nin işgal sisteminin organik bir parçası haline geldiğini doğruluyor.
MİT’İN YENİ KONUŞLANMASI
Hewarna ve Meheta mahallelerinde yürütülen operasyon, MİT’in şehir içi kontrol noktalarını yeniden düzenlediğini gösteriyor:
Mebea kavşağına sabit kontrol noktası kurulurken, İki odalı mini karakol inşa edildi. Burada 7 kişilik silahlı çete grubu ve bir çok zırhlı araç konuşlandırıldığı gelen bilgiler arasında. Bu model, MİT’in şehir içi kontrolü HTŞ ve yerel çeteler üzerinden yürütme stratejisinin tipik bir örneği.
TÜRK DEVLETİNİN GÖRÜNMEZ İŞGAL STRATEJİSİ
Türk devleti, Serêkaniyê’yi 2019 yılında yaptığı işgal sonrası klasik bir askeri işgal bölgesinden çıkarıp, istihbarat–teknoloji merkezli bir kontrol alanına dönüştürüyor. Ağır silahlar geri çekiliyor, teknoloji öne çıkıyor, radarlar, kameralar, keşif uçakları ve elektronik gözetim sistemleri güçlendiriliyor. İnsan gücü azaltılırken, yerel çeteler riskli görevlere yönlendiriliyor. Bu durumda işgalin maliyetini düşürürken kalıcılığını artıran bir yöntem.
Bununla birlikte, HTŞ’ye devredilen kritik roller de var. Türk devleti, Geçici Şam Hükümeti ve QSD arasındaki 29 Ocak Anlaşmasından sonra, baskı görmemek için adeta HTŞ’yi bölgedeki vekil güç olarak kullanıyor.
MİT tarafından görevlendirilen kişiler üzerinden HTŞ personeli olarak gösterilerek, istihbarat toplama, mayınlama, cephe hatlarını izleme, yerel halk ve aşiretler üzerinde baskı kurma, sözde “Aşiret Ordusu“ adı altında personel devşirme gibi görevleri üstlenmiş durumda.
HTŞ’nin bu rolü, entegre olmayan diğer ÖSO-SMO ve DAIŞ kalıntıları Türkiye’nin bölgesel planlarında araçsallaştırıldığını gösteriyor.
Bunun yanı sıra işgalin uzun vadeli altyapısı kurulma çalışmaları da devam ediyor. Mobil vinçlerle yeni binalar inşa edilmesi, askeri noktalar kalıcı hale getirilmesi, sivil altyapı işgalin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleniyor olması, Serêkaniyê’nin kısa vadeli bir askeri operasyon alanı değil, uzun vadeli bir işgal bölgesi olarak tasarlandığını kanıtlıyor.
HTŞ İÇİ ÇATIŞMA VE BÖLGESEL DENGELER
Diğer yandan da Suriye’de yaşanan ekonomik, siyasi, idari ve güvenlik krizleriyle birlikte özellikle ABD-İsrail tarafından Lübnan Hizbullah güçlerine karşı savaşma baskısı HTŞ içinde iki ana çizgi ortaya çıkmaya neden oldu. Türkiye yanlısı kanat; ABD’nin bölgesel planlarına karşı çıkıyor. HTŞ’nin Türkiye’nin güvenlik stratejisine entegre olmasını savunuyor. Lübnan cephesine açılacak bir savaşın HTŞ’yi zayıflatacağını düşünüyor.
Diğer kanat ise ABD yanlısı kanat: HTŞ’nin bölgesel bir aktör olarak güçlenmesini istiyor. Lübnan’da Hizbullah’a karşı savaşın başlatılmasını savunuyor.
Bu çatışma, örgütün Suriye’nin kuzeyinde oynadığı rolü doğrudan etkiliyor.
BU BOŞLUĞA DAIŞ’LİLERİ KONUŞLANDIRMA GİRİŞİMİ
Söz konusu nedenlerden kaynaklı bu tür boşlukları doldurulması için hazırda bekletilen DAIŞ çeteleriyle doldurulmaya çalışılıyor. 6 Haziran’da HTŞ tarafından Sermed’de Dêrazor’a gönderilmek istenen büyük bir silah sevkiyatını DAIŞ çete gruplarınca durdurulması, yine Haziran Haziran başında bir grup DAIŞ çetesi, Irak’tan El-Valid Kapısı üzerinden Suriye’ye geçmesi, bölgenin yeniden DAIŞ–HTŞ–MİT üçgeninde şekillenen bir güvenlik denklemine sürüklendiğini gösteriyor.
SONUÇ: SERÊKANİYÊ’DE İŞGALİN YENİ EVRESİ
Tüm göstergeler, Türk devletinin başta Serêkaniyê’de olmak üzere sınır hattındaki işgal bölgesinde askeri, istihbarat, sosyal, demografik alanlarda tam örgütlü ve uzun vadeli bir işgal sistemi kurduğunu doğruluyor. HTŞ’nin rolü ise, bu işgalin hem görünür hem de görünmez yüzünü oluşturuyor.
Türkiye bölgeden çekilmediği sürece, bu yapının ürettiği tüm sonuçlar sahada varlığını sürdürecek.
Fırat ALİ





