{"id":2678,"date":"2020-03-15T00:39:40","date_gmt":"2020-03-14T21:39:40","guid":{"rendered":"http:\/\/www.lekolin.org\/iktidar-tarihsel-toplumsal-ve-kurumsal-iliskiler-toplamidir\/"},"modified":"2020-03-15T00:39:40","modified_gmt":"2020-03-14T21:39:40","slug":"iktidar-tarihsel-toplumsal-ve-kurumsal-iliskiler-toplamidir","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/iktidar-tarihsel-toplumsal-ve-kurumsal-iliskiler-toplamidir\/","title":{"rendered":"\u0130ktidar Tarihsel-Toplumsal ve Kurumsal \u0130li\u015fkiler Toplam\u0131d\u0131r"},"content":{"rendered":"<p>25 Kas\u0131m 2010 Per\u015fembe Saat 13:27<\/p>\n<\/p>\n<div class=\"detail content_14\" id=\"text_detail\">\n<div class=\"newsImage\">\n<b>Uygarl\u0131k, iktidar ve devlet kavramlar\u0131 gerek kendi i\u00e7lerinde, gerek i\u00e7 i\u00e7elikleri kapsam\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fclmesi en g\u00fc\u00e7 sosyal ili\u015fkiler kategorisini olu\u015fturur. <\/b><\/p>\n<p>\t\t\t\t\t\t\t <img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.lekolin.org\/wp-content\/uploads\/2020\/03\/900-1.jpg\">\n\t\t\t\t\t\t<\/div>\n<p>Uygarl\u0131k, iktidar ve devlet kavramlar\u0131 gerek kendi i\u00e7lerinde, gerek i\u00e7 i\u00e7elikleri kapsam\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fclmesi en g\u00fc\u00e7 sosyal ili\u015fkiler kategorisini olu\u015fturur. Uygarl\u0131k, tan\u0131mlanmas\u0131 konusunda tart\u0131\u015fmalar\u0131n halen devam etti\u011fi bir konudur. \u0130ktidar\u0131n nerede ba\u015flay\u0131p nerede bitti\u011fi, ne zaman ve nas\u0131l olu\u015ftu\u011fu ve sonlanmas\u0131 gerekti\u011fi daha da karma\u015f\u0131k bir tan\u0131mlamad\u0131r. G\u00fcnl\u00fck dilde i\u00e7ilen su ve teneff\u00fcs edilen hava kadar ad\u0131ndan bahsedildi\u011fi halde, tan\u0131m\u0131nda g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fine en ez var\u0131lan konular\u0131n ba\u015f\u0131nda gelmektedir. Sadece \u00e7ok s\u0131rl\u0131, karma\u015f\u0131k konular oldu\u011fundan \u00f6t\u00fcr\u00fc de\u011fil, \u00f6yle kalmalar\u0131 arzuland\u0131\u011f\u0131 ve u\u011fruna \u00e7ok ideolojik faaliyetler y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in b\u00f6yledir. Bir \u015feyden korkulmas\u0131 i\u00e7in ilk \u015fart, \u00e7ok s\u0131r ve karma\u015f\u0131kl\u0131k i\u00e7inde b\u0131rak\u0131lmas\u0131d\u0131r. E\u011fer i\u00e7y\u00fczleri a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131karsa, herkesin alay konusu olurlar. Korku etkeni olmaktan \u00e7\u0131karlar. B\u00f6ylelikle \u00f6rtbas ettikleri \u00e7\u0131kar gruplar\u0131n\u0131n emelleri de bo\u015fa gider. Halk aras\u0131nda bu konuda \u00e7ok\u00e7a \u00f6yk\u00fc anlat\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Uygarl\u0131k \u00f6nce kendi mitolojik \u00f6yk\u00fcleri ile ba\u015flat\u0131l\u0131r. \u00c7\u0131kar klikleri veya art\u0131k-\u00fcr\u00fcn tekelleri bu \u00f6yk\u00fcler ba\u011flam\u0131nda olmadan, zorbal\u0131kla ancak birka\u00e7 defal\u0131k talan ger\u00e7ekle\u015ftirebilirler. Kal\u0131c\u0131 ve kabul edilebilir olmalar\u0131 i\u00e7in mutlaka mitolojilere, din ve hukuka ihtiya\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde ise, t\u00fcm bu etkenlerle birlikte \u00fc\u00e7 (S)lerin, seks, spor ve sanat\u0131n pop\u00fclerle\u015ftirilip medyada sunulmas\u0131yla, toplumlar\u0131n zihnen ve duygusal olarak daha da \u015fartland\u0131r\u0131larak y\u00fcr\u00fct\u00fclmesiyle kal\u0131c\u0131l\u0131k ve kabul edilebilirlik kesinle\u015ftirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Uygarl\u0131k tarihini ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 ana d\u00f6neme ay\u0131r\u0131p taslak halinde her d\u00f6nemi nitelemeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m. Bilimcilik y\u00f6ntemlerine pek itibar etmedi\u011fimi, s\u0131n\u0131rl\u0131 olmak kayd\u0131yla yararl\u0131 olabileceklerini, ama dogmatikle\u015ftirildik\u00e7e \u00f6zg\u00fcr ya\u015fam \u015fans\u0131n\u0131 tehdit edebileceklerini \u00f6zenle belirttim. Sosyolojik yorum y\u00f6ntemini (bilimcilikle, pozitivizmle) dogmatikle\u015ftirmeden uygulamaya \u00f6zen g\u00f6sterdim. Yorumlar\u0131m ana hatlar\u0131 ve \u00e7ok say\u0131da \u00f6rneklemeyle her t\u00fcr tart\u0131\u015fmaya a\u00e7\u0131k olarak sunulmu\u015ftur. Tekrarlara \u00e7ok d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcm halde, \u00e7ok gerekli olmad\u0131\u011f\u0131 durumlarda bu al\u0131\u015fkanl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmemeye de dikkat edece\u011fim. <br \/>Kapitalist (uygarl\u0131k, medeniyet ile birlikte ayn\u0131 anlamda olan) moderniteyi yeni\u00e7a\u011f\u0131n (M.S. 16. y\u00fczy\u0131ldan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze) resmi, zafer kazanm\u0131\u015f modernlik (\u00e7a\u011fda\u015fl\u0131k) olarak \u00e7\u00f6zmeye \u00e7al\u0131\u015fmakla birlikte, \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131 t\u00fcm\u00fcyle kapitalizme mal etmeme ve anti-modernitesi konusunda da \u00e7ok kapsaml\u0131 ele\u015ftiriler getirdim. Sosyolog Antony Giddens\u2019in modernlik tan\u0131m\u0131na kat\u0131lmakla birlikte, \u2018\u00fc\u00e7 s\u00fcrd\u00fcremezlik\u2019 konusundaki yorumlar\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi payla\u015fmad\u0131\u011f\u0131m\u0131 belirttim. \u00dc\u00e7 s\u00fcrd\u00fcremezlik kapitalizm, ulus-devlet ve end\u00fcstriyalizmdi. \u00dc\u00e7\u00fcn\u00fcn de k\u00f6kenleri itibariyle uygarl\u0131\u011f\u0131n ilk ba\u015flar\u0131ndan itibaren geli\u015fim halinde olduklar\u0131n\u0131, en g\u00fc\u00e7l\u00fc hallerine ise kapitalist moderniteyle eri\u015ftiklerini \u00e7ok kapsaml\u0131 yorumlarla ve \u00f6rnekleriyle sundum. Bu b\u00f6l\u00fcmde daha \u00e7ok yapaca\u011f\u0131m, resmi modernitenin resmi olmayan moderniteyi, \u00e7a\u011fda\u015fl\u0131\u011f\u0131, demokratik modernite, medeniyet, uygarl\u0131k veya \u00e7a\u011fda\u015fl\u0131k olarak adland\u0131r\u0131yorum. Hepsi ayn\u0131 anlamdad\u0131r iktidar ve devlet ili\u015fkilerini daha somut nas\u0131l bi\u00e7imlendirdi\u011fine ili\u015fkin olacakt\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>1- Pozitivist sosyologlar (A. Giddens ve benzerleri) uygarl\u0131k tarihinin her d\u00f6neminde ve tekil tiplerinde kendilerini \u00f6rneksiz yorumlayarak sosyoloji yapt\u0131klar\u0131n\u0131 san\u0131rlar. \u00d6rne\u011fin \u0130ngiliz uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve devletini tarihte benzeri olmayan bir t\u00fcr nevi \u015fahs\u0131na m\u00fcnhas\u0131r bir devlet ve uygarl\u0131k olarak tan\u0131mlamak ve \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek i\u00e7in binlerce ara\u015ft\u0131rma yapmaktan geri durmazlar. Denizlerde kum, bunlarda ara\u015ft\u0131rma! Asl\u0131nda bu bilim denilen \u00e7al\u0131\u015fmada \u00e7ok ince bir sapt\u0131rma ger\u00e7ekle\u015ftirilmektedir. Benzetme yaparsak, a\u011fa\u00e7lardan orman\u0131 g\u00f6r\u00fcnmez k\u0131ld\u0131rmak! Milyonlarca a\u011fac\u0131 inceleme konusu yapmakla orman\u0131 tan\u0131mlayamay\u0131z. Bu y\u00f6ntemin do\u011fru sonu\u00e7 vermeyece\u011fi ba\u015f\u0131ndan bellidir. Ama on binlerce genci bu tip sosyal bilim yap\u0131yorlar sav\u0131yla d\u00fczenin ger\u00e7ek karakterini g\u00f6z ard\u0131 ettirmek i\u00e7in kullanmak pek fena bir politika say\u0131lmaz. Sosyal bilimler veya genel adland\u0131rmayla sosyolojinin i\u00e7eri\u011fi b\u00f6yle bo\u015falt\u0131lmakta ve anlams\u0131zla\u015ft\u0131r\u0131lmaktad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Do\u011fru olan, \u0130ngiliz devleti, iktidar\u0131 ve uygarl\u0131\u011f\u0131 da be\u015f bin y\u0131ld\u0131r temel kategorik \u00f6zellikleri belli olan (s\u0131n\u0131f-kent-ekonomik tekel olarak devlet) bir geli\u015fmenin 10. y\u00fczy\u0131ldan itibaren yeniden canlanan kentler etraf\u0131nda geli\u015fen s\u0131n\u0131flar\u0131n en \u00f6nce kral ve aristokratlar olarak, 16. y\u00fczy\u0131ldan itibaren de burjuvazi olarak ekonomik devlet tekelleri halinde yumakla\u015farak, kendini \u00e7e\u015fitli ideolojik \u00f6r\u00fcnt\u00fclerle s\u0131rlay\u0131p g\u00f6r\u00fcnmez k\u0131larak veya zor anla\u015f\u0131l\u0131r k\u0131lmak i\u00e7in y\u00fczlerce simgesel de\u011ferle bezeyerek g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar s\u00fcren ana nehir olan uygarl\u0131\u011f\u0131n hegemonik temsilcilerinden biridir. Eminim bu bir c\u00fcmlelik tan\u0131m, \u0130ngiliz ili\u015fkiler yuma\u011f\u0131n\u0131 on binlerce ara\u015ft\u0131rmadan daha iyi anla\u015f\u0131l\u0131r k\u0131lar. S\u00fcmer rahiplerinin y\u0131ld\u0131z hareketlerine dayal\u0131 on binlerce tabletlik toplum yorumlar\u0131yla, kapitalist modernitenin on binlerce bilimci rahibinin yorumlar\u0131 aras\u0131nda \u00f6zde (yani gizledikleri temel \u00e7\u0131kar gruplar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan) pek fark yoktur. Sadece ara\u015ft\u0131rma y\u00f6ntemleri, zaman ve mek\u00e2nlar\u0131 farkl\u0131d\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>A\u00e7\u0131k ki ve \u00f6nemle a\u00e7\u0131klad\u0131k ki, zaman ve mek\u00e2n fark\u0131, evrensel olarak olu\u015fum denilen de\u011fi\u015fim ve geli\u015fme demektir. Toplumlar da zaman ve mek\u00e2n fark\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fir ve geli\u015firler. Bazen geriye evrimler hali de m\u00fcmk\u00fcn olmak \u00fczere. \u00d6zg\u00fcnl\u00fck halini ele\u015ftirmiyorum  evrende \u00f6zg\u00fcn olmayan geli\u015fme, de\u011fi\u015fme yoktur. Her de\u011fi\u015fme \u00f6zg\u00fcnl\u00fck anlam\u0131na gelir. Aynen tekrar sadece bir dogmatik inan\u00e7 de\u011feridir. T\u00fcm do\u011fasal olaylarda anlam\u0131 olmayan bir dil oyunudur \u2018aynen tekrar\u2019 kelimeleri.\u00a0<\/p>\n<p>Bu anlamda elbette kapitalist modernitenin de \u00e7ok \u00f6nemli \u00f6zg\u00fcnl\u00fckleri vard\u0131r. Bu \u00f6zg\u00fcnl\u00fckler Antony Giddens\u2019in tan\u0131m\u0131yla \u00fc\u00e7 \u00f6nemli alanda ger\u00e7ekle\u015fmi\u015flerdir. Bu ba\u011flamda \u2018s\u00fcreksizler\u2019 olarak kavramla\u015ft\u0131rmak da \u00f6\u011fretici olabilir. Kapitalizmi \u00f6zg\u00fcnl\u00fckleri i\u00e7inde bir \u00f6zelli\u011fiyle yorumlay\u0131p \u00f6rnekledi\u011fimiz i\u00e7in tekrarlamayaca\u011f\u0131m. Fakat iktidar kavram\u0131 ve onun daha somut ve hukuki bir ifadesi olarak ulus-devlet konusunda \u00f6zl\u00fc ve k\u0131sa bir \u00f6zetleme gerekli ve hayli \u00f6\u011fretici olacakt\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>2- \u0130ktidar sosyal bilimlerin \u00e7ok bahsettikleri, fakat \u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7arp\u0131tmakta yar\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 konular\u0131n ba\u015f\u0131nda gelir dedik. Sadece kas\u0131tla ilgili bir ele\u015ftiri de\u011fildir s\u00f6ylenen. Kapitalist modernitenin en \u00f6zg\u00fcn yanlar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda geleni, her bireyin kendini iktidarl\u0131 sanma, \u00f6yle k\u0131l\u0131nma halini hi\u00e7bir uygarl\u0131\u011f\u0131n ba\u015farmad\u0131\u011f\u0131 kapsam ve \u00f6zellikler i\u00e7inde ba\u015farmas\u0131 yetene\u011fidir. \u00dczerinde en \u00e7ok durulmas\u0131 gereken konu budur. Frans\u0131z sosyolog M. Foucault\u2019nun zihnini en \u00e7ok i\u015fletti\u011fi ve alt\u0131ndan tam kalkamad\u0131\u011f\u0131 konu da budur. Lenin \u2018Devlet ve Devrim\u2019de devleti tan\u0131mak istedi. Ama en \u00e7ok yan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 noktan\u0131n devlet oldu\u011fu da daha sa\u011fl\u0131\u011f\u0131nda ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. \u0130ktidar\u0131 ise hi\u00e7 tan\u0131mak bile istemedi. G\u00fc\u00e7l\u00fc ve kurnaz adam\u0131n \u00e7e\u015fitli uygarl\u0131k maskeleri takarak g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 bu \u2018efsunlu ta\u015f\u0131\u2019 kullanarak, sosyalizm gibi tamamen demokratik moderniteyle in\u015fa edilmesi gereken temel toplumsal \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n \u2018sosyalist iktidar\u2019la ba\u015f\u0131ndan beri bo\u015fa \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlayamad\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>M. Bakunin\u2019in \u015fu anlama gelen bir s\u00f6z\u00fcn\u00fc \u00e7ok anlaml\u0131 bulurum: \u201cEn demokrat adam\u0131n ba\u015f\u0131na iktidar tac\u0131n\u0131 giydirin, yirmi d\u00f6rt saat i\u00e7inde en al\u00e7ak bir diktat\u00f6r olacakt\u0131r  veya \u201cahlak\u0131 bozulacakt\u0131r.  \u0130ktidar\u0131n sosyolojisini yapmak, halen en temel bilimsel bir g\u00f6rev olarak \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmeyi gerektiriyor. \u0130ktidar\u0131n ne oldu\u011fu kadar, ne kadar gerekip gerekmedi\u011fi en \u00e7ok toplumsal bilinmezi olan bir konudur. Baz\u0131 zihniyetlere ve alt\u0131nda gizledikleri \u00e7\u0131kar gruplar\u0131na g\u00f6re, mutlak iktidar mutlak \u00e7\u00f6z\u00fcm demektir. Tam Asur g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc bu olsa gerek: Hedefin t\u00fcmden can\u0131n\u0131 almak. \u0130ktidar\u0131 tam bir hastal\u0131k hali olarak g\u00f6renler de vard\u0131r. \u00d6zellikler anar\u015fistler, pasifistler b\u00f6yledir. Bunlara g\u00f6re vebadan ka\u00e7ar gibi her t\u00fcr g\u00fc\u00e7 ve otoriteden ka\u00e7mak gerekir. Asl\u0131nda bu anlay\u0131\u015f iktidara teslim olman\u0131n objektif bi\u00e7imidir.\u00a0<\/p>\n<p>Demokratik uygarl\u0131k sisteminin getirdi\u011fi tan\u0131m ve \u00e7\u00f6z\u00fcm niteliksel olarak farkl\u0131d\u0131r. Her toplumsal grubun savunma hakk\u0131 kutsald\u0131r. Grubun varl\u0131\u011f\u0131na ve varl\u0131\u011f\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131 de\u011ferlerine y\u00f6nelik her sald\u0131r\u0131ya kar\u015f\u0131 savunma g\u00fcc\u00fc olmak, vazge\u00e7ilmez bir hak olman\u0131n da \u00f6tesinde bir varl\u0131k nedenidir. Savunma g\u00fcc\u00fcne klasik anlam\u0131yla iktidar denilemeyece\u011fi kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Demokratik savunma g\u00fcc\u00fc veya otoritesi demek daha uygun d\u00fc\u015fmektedir. Bir bitki olarak g\u00fcl\u00fcn bile dikenleriyle kendini savunmak istedi\u011fini g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirdi\u011fimizde, bu demokratik otorite paradigmas\u0131na \u2018g\u00fcl teorisi\u2019 demek isterim.<br \/>a- \u0130ktidar\u0131 uygarl\u0131k ba\u011flam\u0131nda art\u0131k-\u00fcr\u00fcn\u00fc elde etmeye, artt\u0131rmaya ve ele ge\u00e7irmeye y\u00f6nelik her t\u00fcr toplumsal faaliyet olarak i\u015flevselle\u015ftirmek en uygun tan\u0131md\u0131r. \u0130deolojik faaliyetlerden askeri faaliyete, uyutma masallar\u0131ndan soyk\u0131r\u0131mlara, e\u011flence oyunlar\u0131ndan dinsel rit\u00fcellere kadar toplumsal art\u0131k-\u00fcr\u00fcn ve de\u011ferleri s\u0131zd\u0131rmaya yar\u0131yorsa, son tahlilde o faaliyetlere iktidarsal faaliyetler demek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u0130ktidar bu anlamda \u00e7ok kapsaml\u0131 bir toplumsal faaliyet alan\u0131d\u0131r. \u00d6zellikle uygarl\u0131ksal toplumlarda iktidar s\u00fcrekli derinli\u011fine ve geni\u015fli\u011fine art\u0131k-\u00fcr\u00fcn oran\u0131nda artma e\u011filimindedir. <br \/>Art\u0131k-\u00fcr\u00fcn ve de\u011fer kavram\u0131na a\u00e7\u0131kl\u0131k getirirsek, iktidar\u0131n mahiyeti daha iyi anla\u015f\u0131l\u0131r. Ki\u015fi ve gruplar\u0131n maddi ve manevi yarat\u0131mlar\u0131n\u0131, kazan\u0131mlar\u0131n\u0131, bir b\u00fct\u00fcn olarak k\u00fclt\u00fcrel de\u011ferlerini g\u00fc\u00e7 kullanarak ele ge\u00e7irme eylemine ve kurumsalla\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde de \u2018iktidar sanat\u0131\u2019 olarak duruma bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, \u2018ele ge\u00e7irilen\u2019 ve \u2018ele ge\u00e7irenin ne oldu\u011fu somutluk kazan\u0131r. \u0130ktidar kendisinin olmad\u0131\u011f\u0131 halde s\u00fcrekli bir \u015feyleri g\u00fc\u00e7le ele ge\u00e7irme, kendine ait sayma, asimile etme, m\u00fclkle\u015ftirme, yurtla\u015ft\u0131rma, aksi durumlarda yine zorla kendisinden atma, s\u00fcrg\u00fcn etme, yurtsuzla\u015ft\u0131rma, i\u015fsizle\u015ftirme, m\u00fclks\u00fczle\u015ftirme, genel olarak maddi ve manevi a\u00e7\u0131dan de\u011fersizle\u015ftirme eylemi ve sanat\u0131d\u0131r. Bunu sadece ekonomik art\u0131k-\u00fcr\u00fcn ve de\u011ferle s\u0131n\u0131rland\u0131rmak \u00e7ok dar bir yakla\u015f\u0131m olur. Bu konuda ele ge\u00e7irme as\u0131ld\u0131r. Fakat buna giden yolda binlerce ba\u015fka de\u011ferler de iktidar g\u00fc\u00e7lerince ele ge\u00e7irilir ki, toplam\u0131na iktidar demek daha ger\u00e7ek\u00e7idir.\u00a0<\/p>\n<p>Demokratik otoritenin temel i\u015flevi ise, ilgili ki\u015fi ve grubun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve varl\u0131\u011f\u0131na dolayl\u0131 ve dolays\u0131z ba\u011fl\u0131 olan maddi ve manevi de\u011ferlerini savunmak, ele ge\u00e7irilmesine g\u00f6z yummamak, ele ge\u00e7irilmi\u015flerse tekrar kendisine mal etmek gibi her bak\u0131mdan pozitif, gerekli, hakl\u0131, vazge\u00e7ilmesi zor durumlarla ilgilidir. Demokratik otorite, bu i\u00e7erik temelinde eyleme ge\u00e7me sanat\u0131d\u0131r. \u00d6z\u00fcnde ele ge\u00e7irilmeyi \u00f6nleme g\u00fcc\u00fc ve onun sanatsal eylemi demek daha do\u011frudur. Anayurdunun ele ge\u00e7irilmesiyle ele ge\u00e7irilmesinin \u00f6nlenmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fc\u00e7 kullanma etkinlikleri veya sanatlar\u0131 (ordu-sava\u015f) aras\u0131nda ontolojik (varl\u0131ksal) fark vard\u0131r. \u0130kisi birbirine z\u0131t kavramlard\u0131r. Toplumda bu durumlar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 iyi-k\u00f6t\u00fc, g\u00fcnah-sevap, do\u011fru-yanl\u0131\u015f, hakl\u0131-haks\u0131z, g\u00fczel-\u00e7irkin gibi bir\u00e7ok temel kavram ikilemleriyle ifade edilir.\u00a0<\/p>\n<p>b- \u0130ktidar\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131na g\u00f6re bir\u00e7ok a\u00e7\u0131dan b\u00f6l\u00fcmlemek, tasnif etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. <br \/>1- Siyasal \u0130ktidar: En \u00e7ok kullan\u0131lan iktidar bi\u00e7imidir. Devletin ve izd\u00fc\u015f\u00fcmlerinin (parti ve sivil toplumun devleti esas alan \u00f6rnekleri) y\u00f6netim, y\u00fcr\u00fctme i\u015flevini ifade eder. \u00c7ok b\u00fcy\u00fck belirleyici ve tarih boyunca en \u00e7ok \u00fczerinde durulan ve kullan\u0131lan bir iktidar bi\u00e7imidir.<br \/>2- Ekonomik \u0130ktidar: Art\u0131k-\u00fcr\u00fcn ve de\u011ferleri ele ge\u00e7irme eylemini y\u00fcr\u00fcten tekel g\u00fc\u00e7lerini ifade eder. Tarih boyunca bir\u00e7ok bi\u00e7imleri uygulanm\u0131\u015ft\u0131r. <br \/>3- Toplumsal \u0130ktidar: Temel toplumsal kesimlerin birbirleri \u00fczerinde kurduklar\u0131 g\u00fc\u00e7 eylemini, gelene\u011fini ifade eder. Aile, s\u0131n\u0131f, cinsiyet, etnik k\u00f6kenli bir\u00e7ok \u00f6nemli ayr\u0131mlar\u0131 vard\u0131r. Baz\u0131lar\u0131n\u0131 ayriyeten ele almak gerekir. Ailede baba, s\u0131n\u0131fsall\u0131kta art\u0131k-de\u011feri ele ge\u00e7iren, cinsiyette erkek, etnisitede ezen, h\u00e2kim olan etnisite iktidar\u0131 temsil eder. <br \/>4- \u0130deolojik \u0130ktidar: Y\u00f6netici zihniyet anlam\u0131ndad\u0131r. Bilim ve k\u00fclt\u00fcr ili\u015fkilerinde geli\u015fkin olan ki\u015fi ve gruplar ideolojik iktidar konumundad\u0131r. <br \/>5- Askeri \u0130ktidar: \u0130ktidarla en \u00f6nde \u00f6zde\u015f kurumdur. \u0130ktidar\u0131n en a\u015f\u0131r\u0131, en anti-toplumsal, en anti-insani bi\u00e7imidir. B\u00fct\u00fcn iktidarlar\u0131n anas\u0131d\u0131r (daha do\u011frusu babas\u0131d\u0131r) o.<br \/>6- Ulusal \u0130ktidar: Ulus \u00e7ap\u0131nda uygulanan merkezi iktidar\u0131 ifade eder. Bir ve b\u00f6l\u00fcnmez olarak kendini ifade etmeye \u00f6zen g\u00f6sterir. Ulusal egemenlik de denilebilir. <br \/>7- K\u00fcresel \u0130ktidar: H\u00e2kim uygarl\u0131k ve modernitenin hegemon konumunu veya imparatorlu\u011funu ifade eder. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde kapitalist modernite bu iktidar\u0131n\u0131 ABD \u00f6nderli\u011finde k\u00fcresel ekonomik tekel ve ulus-devletlerle kullanmak durumundad\u0131r. Bu tip b\u00f6l\u00fcmlemeler daha da \u00e7o\u011falt\u0131labilir. <br \/>3- \u0130ktidar tarihsel-toplumsal ve kurumsal ili\u015fkiler toplam\u0131d\u0131r. Tarihen ve toplumsal geli\u015fmenin en hayati dokular\u0131, alanlar\u0131 \u00fczerinde konumlan\u0131r ve gelenekselle\u015fmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Geleneksellik kurumsall\u0131k anlam\u0131n\u0131 da ta\u015f\u0131r. \u0130ktidarlar en kurumsalla\u015fm\u0131\u015f, \u00f6zen g\u00f6sterilen, hatta protokole ba\u011flanan toplumsal ili\u015fkiler alan\u0131d\u0131r. \u0130lgililerince \u00e7ok i\u015flevsel k\u0131l\u0131nd\u0131klar\u0131 i\u00e7in, kurumla\u015fma ve bi\u00e7imlenmesini \u00e7ok iyi protokollere ba\u011flamak, s\u00fcreklili\u011fi ve temsiliyeti a\u00e7\u0131s\u0131ndan hayatidir. \u00d6rne\u011fin sultanl\u0131k iktidarlar\u0131n\u0131n in\u015fas\u0131, devir ve teslim edilmeleri, ele ge\u00e7irilmeleri muazzam \u00f6r\u00fcnt\u00fclerle, simgelerle, protokollerle d\u00fczenlenmi\u015ftir. K\u0131l\u0131k k\u0131yafetlerinden yemeklerine, evliliklerinden \u00f6l\u00fcmlerine kadar her ili\u015fkinin binlerce y\u0131l \u00f6nce gelenekselle\u015fmi\u015f bi\u00e7imleri vard\u0131r. Bu nedenlerle herkes diledi\u011fi g\u00fc\u00e7le iktidar olamaz. E\u015fk\u0131ya veya despot oldu derler. Ger\u00e7i iktidar\u0131n en a\u00e7\u0131k ve ger\u00e7ek \u00f6z\u00fcn\u00fc e\u015fk\u0131yal\u0131k ve despotizm ifade eder. Ama y\u00fcceltilmi\u015f, kutsanm\u0131\u015f iktidar kurumu \u201cmaske d\u00fc\u015ft\u00fc, kel g\u00f6r\u00fcnd\u00fc  denmemesi i\u00e7in, bu a\u00e7\u0131k iktidar bi\u00e7imlerine \u015fiddetle kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmay\u0131 kendi kurumsal s\u00fcreklili\u011fi ve sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan zorunluluk g\u00f6r\u00fcr. Me\u015fruiyetinin ancak bu gelenek ve sembollerle \u00f6nemli oranda sa\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131n bilincindedir. <br \/>Daha \u00f6nceki savunmamda dile getirdi\u011fim bir benzetmeyi de hat\u0131rlatmal\u0131y\u0131m. \u0130ktidar, uygarl\u0131k toplumunun tarihsel bir nitelik kazanm\u0131\u015f \u00e7\u0131kar tekelleri yuma\u011f\u0131n\u0131n, da\u011f\u0131n zirvesinden d\u00fc\u015ft\u00fck\u00e7e b\u00fcy\u00fcyen ve \u015fiddetlenen kartopuna benzetilebilir. Tarihte \u00f6yle bir ak\u0131\u015f d\u00fczenine sahiptir. <br \/>4- \u0130ktidar bula\u015f\u0131c\u0131 bir hastal\u0131\u011fa benzetilerek de daha iyi anla\u015f\u0131labilir. Yani iktidar bula\u015f\u0131c\u0131d\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u2018g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kurnaz adam\u2019\u0131n tek ba\u015f\u0131na \u00f6nce av hayvanlar\u0131, sonra birikimli ana kad\u0131nlar \u00fczerinden y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc bu toplumsal hastal\u0131k  \u00f6nce hiyerar\u015fik ataerkil d\u00fczende rahip (anlam sahibi ki\u015fi) + y\u00f6netici (tecr\u00fcbesiyle toplumu idare eden) + askeri komutan (g\u00fcc\u00fc tekelinde tutan) \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fcnce kurumsalla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131. S\u0131n\u0131f ve kent in\u015fas\u0131yla devletle\u015ftirildi. Fakat \u015funu hemen belirtelim ki, devlet iktidar\u0131n\u0131n kurulmas\u0131yla g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kurnaz adamlar\u0131n hiyerar\u015fik ataerkil d\u00fczeninin ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131 san\u0131lmas\u0131n. <br \/>Bu sefer iktidar form\u00fcl\u00fcn\u00fc \u015f\u00f6yle geli\u015ftirebiliriz: \u0130ktidar = g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kurnaz adam + hiyerar\u015fik ataerk + devlet. Bu \u00fc\u00e7 esasl\u0131 kurum, iktidar toplumunu ifade eder. \u00c7ok say\u0131da alt ve \u00fcst kat in\u015falar\u0131yla birlikte bu d\u00fczene genel bir kategori olarak uygarl\u0131k diyoruz. Zemin katta ekonomi vard\u0131r, \u00fcst katta ise tanr\u0131lar konseyi. S\u00fcmerler uygarl\u0131\u011f\u0131 b\u00f6yle in\u015fa ettiler. Bi\u00e7imi de\u011fi\u015fti, ama \u00f6z\u00fc hep artarak anlam\u0131n\u0131 korudu. Zemin katta tarih boyunca k\u00f6le, serf ve i\u015f\u00e7i ba\u015fta olmak \u00fczere, art\u0131k-\u00fcr\u00fcnde kullan\u0131lan insan malzemesi yer al\u0131r. Zanaatk\u00e2r, \u00e7ift\u00e7i ve di\u011fer serbest meslek sahipleri diye tabir edilen kesimler de esas olarak bu zeminde icra-eylem ederler. \u00dcst katta mitolojik tanr\u0131lar, tek tanr\u0131lar (bazen g\u00f6lgeleri olan sultan veya el\u00e7ileri olan peygamberler, \u015faman ve rahipler de oturabilir), y\u00f6neten fikir ve yasalar (Eflatun\u2019un ideas\u0131) yer al\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130lk ve orta\u00e7a\u011flarda iktidarlar daha \u00e7ok bu temel kurumlar ve \u00f6zellikle devlet bi\u00e7iminde icra edilirken, kapitalist modernite \u00e7a\u011f\u0131nda t\u00fcm toplum iktidara bula\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131. Di\u011fer bir deyi\u015fle t\u00fcm toplum kendini iktidar sahibi sanma hastal\u0131\u011f\u0131na bula\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131. \u00c7ok \u00f6nemli ve Antony Giddens\u2019in \u2018s\u00fcreksizlikler\u2019 dedi\u011fi kurumlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla iktidar\u0131n yayg\u0131nla\u015fmas\u0131, bir hastal\u0131k hali olsa da, esas olarak kapitalist moderniteye \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. Bu konuda baz\u0131 ideoloji ve kurumlar belirleyici rol oynar. Bu hususlar\u0131 bundan sonraki k\u0131s\u0131mda ele alaca\u011f\u0131m.\u00a0<\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz iktidar\u0131n t\u00fcm topluma bula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 sadece \u00e7ok g\u00fc\u00e7lendi\u011fi anlam\u0131na gelmez. Ayn\u0131 zamanda \u00e7aresizle\u015fti\u011fi, zavall\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131, \u00e7\u00f6z\u00fclme s\u00fcrecinin son haline ve h\u0131z\u0131na yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 anlam\u0131na da gelir. Herhangi bir \u015feyin son haddine varmas\u0131 halinde iki \u015fey olur: Ya ilgilisi olan, o son halinde ona yap\u0131lmas\u0131 gerekeni yapar  ya da ilgilisi bir \u015fey yapmaz ise o \u015fey \u00e7\u00fcr\u00fcr. \u00d6rne\u011fin bir elma en olgun, k\u0131rm\u0131z\u0131 haline geldi\u011finde onu dal\u0131ndan koparmak, yap\u0131lmas\u0131 gerekendir. Bu yap\u0131lmaz ve belli bir s\u00fcre daha ge\u00e7erse elma \u00e7\u00fcr\u00fcr  kurtlar girer, par\u00e7alan\u0131r, biter. Benzetme kabad\u0131r, ama iktidarlar i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Kapitalist moderniteyle iktidar olgusu zaten kurulurken bir hastal\u0131k hali iken, \u00e7\u00fcr\u00fcme a\u015famas\u0131na gelmi\u015f say\u0131l\u0131r. Koku\u015fmaktad\u0131r. Bakunin\u2019in deyi\u015fiyle en sa\u011flam, en ahlakl\u0131 adam\u0131n kendisine bula\u015fmas\u0131 halinde hasta edecek kadar \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcr.\u00a0<\/p>\n<p>Bu yarg\u0131 asl\u0131nda \u015f\u00f6yleydi: \u201c\u0130ktidar en demokrat adam\u0131n ba\u015f\u0131na tac\u0131n\u0131 koydu\u011funda, yirmi d\u00f6rt saat i\u00e7inde en al\u00e7ak diktat\u00f6r yapar.  Do\u011frudur. \u00c7\u00fcr\u00fcme halindeki iktidar\u0131 en ezilen kad\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na bir ta\u00e7 gibi koyun, o da yirmi d\u00f6rt saat i\u00e7inde diktat\u00f6r kesilecektir. Bu \u00e7\u00fcr\u00fcmenin, hastal\u0131\u011f\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7menin yeg\u00e2ne yolu, bir sistem olarak demokratik moderniteyi in\u015fa etmekten ge\u00e7er. <\/p>\n<p>F- Kapitalist Modernite ve Ulus-Devlet<\/p>\n<p>Ulus-devlet kavram\u0131 en karanl\u0131kta b\u0131rak\u0131lmak kadar, en \u00e7ok \u00e7arp\u0131t\u0131lan kavramlar\u0131n da ba\u015f\u0131nda gelmektedir. Ger\u00e7ek i\u015flevini, ana rol\u00fcn\u00fc belirlemekten \u0131srarla ka\u00e7\u0131n\u0131lmaktad\u0131r. Daha \u00e7ok propagandif ama\u00e7l\u0131 kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir. \u00d6zellikle fa\u015fizm ve milliyet\u00e7ilikle ontolojik ba\u011f\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcnmez k\u0131l\u0131nmas\u0131na \u00f6zen g\u00f6sterilir. T\u0131pk\u0131 fa\u015fizm ve milliyet\u00e7ili\u011fin resmi moderniteyle ilineksel ba\u011f\u0131n\u0131n g\u00f6z ard\u0131 ettirilmesi gibi. Sadece burjuva liberallere \u00f6zg\u00fc bir tutum de\u011fildir bu. Sosyalistler de ulus-devlet konusunda ya savunmac\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler, ya da \u00e7ok \u00f6nemsizmi\u015f gibi s\u0131radan c\u00fcmle ve kelimelerine indirgeyerek ge\u00e7i\u015ftirirler. H\u00e2lbuki ulus-devlet \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131 kavrama ve de\u011fi\u015ftirmenin kilit kavramlar\u0131ndand\u0131r. Antony Giddens\u2019i eksik de bulsam, \u00f6nemini ortaya koymas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu konuda ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 buldum.<\/p>\n<p>\u015eimdiye kadar sergilemeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m konular bir anlamda ulus-devlet tan\u0131m\u0131 ve i\u015flevi i\u00e7in bir \u00f6n haz\u0131rl\u0131k olarak da de\u011ferlendirilebilir. Kapitalizmin do\u011fu\u015f etkenlerini, modernite, iktidar, ulus ve devlet kavramlar\u0131n\u0131 taslak d\u00fczeyinde dahi olsa tan\u0131mlamadan, ulus-devletin rol\u00fcn\u00fc belirlemek fazla \u00e7\u00f6z\u00fcmleyici olamayacakt\u0131r. Yahudi meselesini ana ba\u015fl\u0131klar bi\u00e7iminde taslak halinde sunmaya \u00e7al\u0131\u015fmam da konuyla yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz toplumsal sorunlar\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek i\u00e7in ulus-devlet \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi nas\u0131l kilit bir kavramsa, ulus-devlet meselesini \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek i\u00e7in de Yahudi meselesini uygarl\u0131klar ba\u011flam\u0131nda tarihsel-toplumsal olarak en az\u0131ndan tan\u0131mlama d\u00fczeyinde ele almak hayli \u00f6\u011fretici ve \u00f6rnekleyici de\u011fer sunmaktad\u0131r. Yahudi meselesini ve ulus-devleti \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeden, Yahudi soyk\u0131r\u0131m\u0131n\u0131 anlamland\u0131rmak \u00e7ok eksik ve hatal\u0131, dolay\u0131s\u0131yla \u00e7ok yanl\u0131\u015f olacakt\u0131r. Bug\u00fcnk\u00fc Ortado\u011fu trajedisi, ortaya konulan \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeleri fazlas\u0131yla do\u011frulamaktad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>1- Ulus-devlet kapitalist tekelcili\u011fin ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi formdur. Daha 16. y\u00fczy\u0131lda Hollanda ve \u0130ngiltere\u2019de, \u0130spanya ve Fransa imparatorluk emellerini k\u0131rmak i\u00e7in gerekli olan devlet formu bir nevi pro ulus-devletti. Hollanda Prensli\u011fi ve \u0130ngiltere Krall\u0131\u011f\u0131 ulus-devlete do\u011fru evrilerek \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015facaklard\u0131. 1649 Westphalia Konsens\u00fcs\u00fcyle devletleraras\u0131nda ulusal fakt\u00f6r \u00f6ne \u00e7\u0131k\u0131nca, ulus-devlet do\u011frultusundaki geli\u015fmeler h\u0131zland\u0131. Devletlerin ekonomi-politika olarak merkantilizmi esas almalar\u0131, ulusal pazar etkenini \u00f6ne \u00e7\u0131karan di\u011fer g\u00fc\u00e7lendirici, h\u0131zland\u0131r\u0131c\u0131 bir fakt\u00f6r oldu. Ulusal dil, sanat, tarih \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 art\u0131k devletin inhisar\u0131nda giderek daha \u00e7ok yer ald\u0131. Uluslararas\u0131ndaki \u00e7e\u015fitli anla\u015fmazl\u0131klar ve sava\u015flar art\u0131k milliyet\u00e7ilik ve ulus-devlet tipi iktidar olmadan y\u00fcr\u00fct\u00fclemez oldu. Napolyon sava\u015flar\u0131 bunda \u00f6nc\u00fc rol oynad\u0131. Fransa\u2019y\u0131 ulus-devlet yapmadan sava\u015f y\u00fcr\u00fct\u00fclemezdi. S\u00fcreci yak\u0131ndan g\u00f6zlemleyen Alman ideologlar\u0131, Alman milliyet\u00e7ili\u011fi ve ulus-devlet\u00e7ili\u011fi i\u00e7in gerekli t\u00fcm ipu\u00e7lar\u0131n\u0131 Napolyon \u015fahs\u0131nda ke\u015ffetmi\u015flerdi. H\u0131zla geli\u015ftirilen Alman milliyet\u00e7ili\u011fi, bir an \u00f6nce Almanya\u2019n\u0131n birle\u015ftirilmesinde ve modernitenin arad\u0131\u011f\u0131 devleti ortaya \u00e7\u0131karmada kald\u0131ra\u00e7 rol\u00fcn\u00fc oynayacakt\u0131. Daha sonra Hitler\u2019i do\u011furacak olan s\u00fcre\u00e7, 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015flar\u0131nda ilk ad\u0131mlar\u0131n\u0131 atacakt\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Asl\u0131nda konu daha derinliklidir. Kapitalist modernitenin (uygarl\u0131\u011f\u0131n) temelleriyle ilgilidir. Merkezinde ekonomik tekelin zafer aray\u0131\u015f\u0131n\u0131 bar\u0131nd\u0131ran bu hareket sadece ulusal geli\u015fmeyi \u00e7arp\u0131tmayacakt\u0131  b\u00fct\u00fcn ulusu ulus yapan etkenleri milliyetle\u015ftirmek zorundayd\u0131. Dinin ulusalla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 olmadan, ekonomik tekelin pazar h\u00e2kimiyeti zordu. K\u00fclt\u00fcr ve sanat\u0131n ulusalla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 benzer tekelci konumla ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Sava\u015flar\u0131n ulusalla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 son ve en \u00f6nemli fakt\u00f6r\u00fc olu\u015fturacakt\u0131. T\u00fcm bu etkenlerin ulusalla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ulusal ruhu do\u011furacak, o da milliyet\u00e7ilikle sonu\u00e7lanacakt\u0131. \u0130deologlar\u0131n ulus ve devlet \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 gerekli fikri temelleri \u00e7oktan haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131. \u00c7ok a\u00e7\u0131k ki, bu etkenlerin hepsi ulusal pazar ve bu pazar \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck kavga y\u00fcr\u00fcten ve kendini \u00f6l\u00fcm\u00fcne dayatan tekelci kapitalizmdi.\u00a0<\/p>\n<p>2- End\u00fcstri devrimi t\u00fcm bu s\u00fcre\u00e7lere ivme kazand\u0131rd\u0131. B\u00fcy\u00fck ticaretten sonra ve giderek ondan daha fazla art\u0131k-de\u011fer \u00fcreten sanayile\u015fme, bu niteli\u011fiyle temel ulusla\u015ft\u0131rma konusunu te\u015fkil edecekti. Ulusal sanayi ulus \u00e7ap\u0131nda t\u00fcm kapitalistler i\u00e7in en \u00e7ok k\u00e2r demekti. 19. y\u00fczy\u0131l bu a\u00e7\u0131dan belirleyicidir. End\u00fcstriyalizm bir ideoloji olarak ulusall\u0131kla yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Milliyet\u00e7ili\u011fin 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n en g\u00f6zde ideolojisi ve siyasal eylemcisi haline gelmesini end\u00fcstriyalizmden ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek olas\u0131 de\u011fildir. Ticaret burjuvazisi hacim olarak bir ulusu tek ba\u015f\u0131na ta\u015f\u0131yamaz. Merkantilizm tek ba\u015f\u0131na ulusu s\u00fcr\u00fckleyecek ekonomik tekel niteli\u011finden uzakt\u0131r. End\u00fcstri tekelleriyle hacim olarak \u00e7ok geni\u015fleyen burjuvazi, art\u0131k t\u00fcm ulus ad\u0131na konu\u015fma hakk\u0131n\u0131 kendinde g\u00f6rmeye ba\u015flad\u0131. Kendi tarihini yeniden yazd\u0131. Felsefi e\u011filimini netle\u015ftirdi. Ulusal k\u00fclt\u00fcr\u00fc tarihinin bir par\u00e7as\u0131 haline getirdi. Ulusal ordu ve ulusal e\u011fitime damgas\u0131n\u0131 vurdu. Ulusal sanayi burjuvazisiyle kapitalizmin ulus \u00e7ap\u0131nda h\u00e2kimiyeti, zaferi kal\u0131c\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Burjuva devrimi denen kavram t\u00fcm bu s\u00fcre\u00e7leri bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131nda anlam ifade eder. Yoksa tekil \u0130ngiliz, Frans\u0131z ve benzeri devrimler san\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n aksine \u00f6yle planl\u0131 burjuva devrimleri de\u011fildir. Burjuvazinin yapt\u0131\u011f\u0131, bu devrimleri kendi \u00e7\u0131kar\u0131na kullanmak oldu. End\u00fcstri devrimini de bir burjuva s\u0131n\u0131f zaferi olarak g\u00f6rmek hatal\u0131d\u0131r. Bu devrim de tarihin b\u00fcy\u00fck birikiminin sonucudur.\u00a0<\/p>\n<p>Bencil ve tekelci burjuvazinin her alanda yapt\u0131\u011f\u0131 gibi bu alana da el koymas\u0131, kendini, k\u00e2rlar\u0131n\u0131 dayatmas\u0131yd\u0131 s\u00f6z konusu olan. Nas\u0131l ekonomi s\u0131n\u0131f olarak burjuvaziyi gerektirmeyen bir toplumsal alansa, sanayi de sanayi burjuvazisini pe\u015finen gerektirmeyen bir ekonomik aland\u0131r. Ticaret tekellerinin yapt\u0131\u011f\u0131, ticarete g\u00f6re tarihsel olarak \u00e7ok daha fazla k\u00e2r getiren bu alana el koymakt\u0131. Ger\u00e7ek devrimin sahiplerinden hi\u00e7biri burjuva de\u011fildir. Ne teorik olarak, ne de pratikte end\u00fcstri devriminin haz\u0131rl\u0131klar\u0131nda burjuvazi vard\u0131r. End\u00fcstri devrimi ekonominin tarihsel-toplumsal geli\u015fmenin ritmi i\u00e7inde yapt\u0131\u011f\u0131 en \u00f6nemli s\u0131\u00e7ramalardan biriydi. T\u0131pk\u0131 neolitik d\u00f6nemin tar\u0131m devrimi gibi. Tarihin her d\u00f6neminde geli\u015fen ekonomik \u00fcretim, \u00f6z\u00fc ekonomik tekel olan devleti ve i\u015fbirlik\u00e7ilerini yeni verimlilik alan\u0131 \u00fczerinde de en ihtirasl\u0131, g\u00f6z\u00fc kara, gerekti\u011finde g\u00fc\u00e7 kullanmaktan \u00e7ekinmeyen yeni tekeller haline getirecekti. Ulus-devlet esas olarak bu tekellerde maddi temelini bulacakt\u0131. Bulamazsa da olu\u015fturacakt\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>3- 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131 tarihin d\u00f6n\u00fcm noktalar\u0131ndand\u0131r. Ya burjuvazinin merkezi ulus-devleti kazanacakt\u0131, ya da toplumun bu yeni tekel ve aristokrasi d\u0131\u015f\u0131nda kalan t\u00fcm kesimlerinin demokratik konfederatif hareketi. 1640 ve 1688 \u0130ngiliz Devrimleriyle 1789 Frans\u0131z Devriminde ihtilal g\u00fc\u00e7leri aras\u0131nda bariz bir ayr\u0131m olmasa da, bu iki e\u011filim esas rol oynuyordu. Fransa Devrimindeki kom\u00fcnc\u00fclerle \u0130ngiliz Devrimindeki Leveller demokrat e\u011filimin temsilcileriydi. Bu e\u011filimler sonra tasfiye edileceklerdi. 1848 Devrimleri tam anlam\u0131yla halk devrimleriydi. K. Marks ve F. Engels\u2019in 1848\u2019e kadar Kom\u00fcnist Lig ve Manifesto \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 yerinde ve tarihi ad\u0131mlard\u0131. Devrimlerin burjuvazinin ihanetiyle ve her t\u00fcr gerici g\u00fc\u00e7le uzla\u015fmas\u0131 sonucu yenilgiye u\u011framalar\u0131 ilk stratejik kay\u0131p oldu. Halklar\u0131n bahar\u0131 k\u0131sa s\u00fcrd\u00fc ve tekrar karak\u0131\u015f bast\u0131rd\u0131. Burjuvazinin devrimcili\u011fi de anl\u0131k \u00e7\u0131karlar\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131yd\u0131. Ba\u015farsayd\u0131, siyasi iktidar\u0131 erkenden ekonomik tekele d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrebilecekti. Her \u015feyi kaybetmektense, eldekini korumas\u0131n\u0131 ve s\u0131n\u0131rl\u0131 kazan\u0131mlarla yetinmesini bildi. Eski krall\u0131k yanl\u0131lar\u0131 ve aristokrasi de umdu\u011funu bulamam\u0131\u015ft\u0131. Bir nevi denge g\u00fcc\u00fc olarak ulus-devlet bu s\u00fcre\u00e7te daha da g\u00fc\u00e7lenecekti. Ekonomik ve siyasi tekellerin merkezi ulus-devlet ittifak\u0131 daha sonraki s\u00fcreci belirleyecekti. 1861 ve 1870, \u0130talyan ve Alman ulus-devletinin resmi ilan\u0131yd\u0131. S\u0131ra di\u011fer ulus-devlet ilanlar\u0131na gelecekti.<\/p>\n<p>Yeni devrim dalgas\u0131 umduklar\u0131 gibi gelmeyince, Marks Londra\u2019ya \u00e7ekildi. Kapitali incelemeye koyuldu. Enternasyonal denemesi, bir dernek \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131yd\u0131. Alman kom\u00fcnistleri merkezi ulus-devleti esas almakla (Marks ve Engels d\u00e2hil) objektif olarak yenilgiyi kabul etmi\u015f oluyorlard\u0131. Bunal\u0131m teorileriyle kapitalizmin d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re program, \u00f6rg\u00fct, strateji, taktik dersleri giderek topluma kar\u015f\u0131 kapitalizmle ayn\u0131 modernite kal\u0131plar\u0131 i\u00e7inde (end\u00fcstriyalizm ve ulus-devleti me\u015fru g\u00f6rme) uzla\u015farak, ekonomizm denilen tekelden pay alma hareketine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Ekonomizm, sanayi tekellerinin ekonomik ve ulus-devlet program\u0131n\u0131n kabul\u00fc anlam\u0131na gelir. Sovyet Devrimi de daha \u00f6ncekiler gibi tekelci devlet kapitalizmi + ulus-devlet program\u0131n\u0131n aleti olmaktan kurtulamad\u0131. Zaten \u00c7in Devrimi de uzun karga\u015fadan sonra ayn\u0131 rotada \u00c7in ulus-devleti + \u00c7in tekelci kapitalizmi + k\u00fcresel tekel uzla\u015fmas\u0131yla ayn\u0131 ak\u0131beti payla\u015fmaktan kurtulamad\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Ulusal kurtulu\u015f devrimleri dedi\u011fimiz kategori daha s\u0131\u011f modernist zihniyet ba\u011flant\u0131l\u0131 devrimler olup, sanayile\u015fme ve ulus-devleti azami programlar\u0131 olarak belirlemi\u015flerdi. \u0130\u00e7lerinde \u00e7ok say\u0131da reel-sosyalist \u00f6rnekler olsa da, ortak program ayn\u0131yd\u0131. Y\u00fcz elli y\u0131ll\u0131k bilimsel sosyalizm ad\u0131yla y\u00fcr\u00fct\u00fclen hareketin temel ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131k nedeni, Ayd\u0131nlanmac\u0131 moderniteyi a\u015famamas\u0131 ve demokratik moderniteyi teorik, programatik, stratejik ve taktik olarak olu\u015fturup y\u00fcr\u00fctecek g\u00fcc\u00fc g\u00f6sterememesidir. Daha do\u011frusu, bu niyeti bile ta\u015f\u0131mamas\u0131d\u0131r. B\u00fct\u00fcn g\u00f6stergeler bu hareketin k\u00fc\u00e7\u00fck burjuva karakterli, dar ufuklu, zafer sarho\u015flu\u011fu kadar d\u00fczene kolay teslim olan \u00f6zelliklerinde birle\u015fmektedir.\u00a0<\/p>\n<p>Anar\u015fistler bu s\u00fcreci protesto etmi\u015flerdi. Ama \u00f6zellikle Bakunin, Proudhon ve Kropotkin\u2019in \u00f6nemli ele\u015ftirileri ve program \u00f6nerilerinin kendilerini \u00f6rg\u00fctleyememeleri, ideolojik darl\u0131klar\u0131 ve toplumu y\u00fczeysel tan\u0131malar\u0131, ayr\u0131ca bireysel eylem anlay\u0131\u015flar\u0131 nedeniyle siyasi alternatif haline gelemediler. Tarihsel s\u00fcrece m\u00fcdahaleleri istenen ba\u015far\u0131y\u0131 getiremedi. Her iki ak\u0131m\u0131n esas zafiyeti ise, Ayd\u0131nlanmac\u0131 felsefeyi oldu\u011fu gibi benimsemeleri ve pozitivist bilimcili\u011fe dogmatik ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar\u0131yd\u0131. Ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131k ideolojik nedene daha \u00e7ok ba\u011f\u0131ml\u0131yd\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Murray Bookchin, 1850\u2019lere kadar Avrupa\u2019da kent ve k\u00f6y emek\u00e7ilerinin demokratik konfederasyon e\u011filimlerinin \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc oldu\u011funu, sosyalistlerin merkezi ulus-devlet anlay\u0131\u015f\u0131na teslim olmas\u0131yla bu \u015fans\u0131n hepten kaybedildi\u011fini s\u00f6ylerken, toplumsal alanda olup bitenlere daha do\u011fru te\u015fhis koyar gibidir.<\/p>\n<p>4- Alman ulus-devletinin 1870\u2019te ilan\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck tehlikeyi b\u00fcy\u00fck filozof (kendisini kapitalist \u00e7a\u011f\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fc muhalif peygamberi olarak tan\u0131mlamak yerinde bir tespittir) Nietzsche ilk fark edenlerdendi. Sosyal-demokratlar d\u00e2hil t\u00fcm ayd\u0131nlar bu geli\u015fmeyi alk\u0131\u015flarken, o bundan insanl\u0131\u011f\u0131n b\u00fcy\u00fck kayb\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordu. Yan\u0131lm\u0131yorsam yorumlar\u0131n\u0131n \u00f6z\u00fc \u015f\u00f6yledir: \u201cTanr\u0131la\u015fan devlet, kar\u0131ncala\u015fan emek\u00e7iler ve bireyler, kar\u0131la\u015fan, i\u011fdi\u015f edilen toplum.  <br \/>Proudhon\u2019un vatanda\u015fl\u0131k ele\u015ftirisi daha \u00e7arp\u0131c\u0131d\u0131r. Sanki g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki bireyi \u00e7ok \u00f6nceden g\u00f6rm\u00fc\u015f gibidir. Max Weber modernite etkisindeki toplumu \u2018demir kafese kapat\u0131lm\u0131\u015f toplum\u2019 olarak tan\u0131mlar. \u00c7ok daha \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc tan\u0131mlar roman d\u00fcnyas\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Toplum ulus-devlet kapan\u0131na k\u0131st\u0131r\u0131l\u0131nca benzeri yorumlar artacakt\u0131r. Fakat t\u00fcm bu ele\u015ftiriler, \u00f6ng\u00f6r\u00fcler toplumun somut bir \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnden ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fck program\u0131ndan uzakt\u0131r. 16. y\u00fczy\u0131ldan 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonlar\u0131na kadar halklar, ayd\u0131nlar tarihin hi\u00e7bir d\u00f6nemiyle k\u0131yaslanmayacak direni\u015f de g\u00f6sterdiler. Ge\u00e7ici bir\u00e7ok ba\u015far\u0131 da elde ettiler. Fakat kapitalizmin finans tekeller \u00e7a\u011f\u0131ndaki k\u00fcresel hegemonyas\u0131 b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle ayaktayken, demokratik modernite e\u011filiminin b\u00fcy\u00fck \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yetersizlikleri, program, strateji, \u00f6rg\u00fct ve eylem hatt\u0131ndaki yanl\u0131\u015fl\u0131k ve eksikliklerinden kurtulamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kan\u0131tlamaktad\u0131r. <br \/>5- Modernitenin \u00fc\u00e7 ana unsurunu e\u015fit a\u011f\u0131rl\u0131kta \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek, bu temelde alternatif olarak demokratik modernitenin ana unsurlar\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fck entelekt\u00fcel, ayd\u0131nlanma ve toplumsal her t\u00fcr hareketle y\u00fcr\u00fctmek her uygarl\u0131k d\u00f6neminin vazge\u00e7ilmez, ertelenmez g\u00f6revidir. Kapitalizmin ele\u015ftirisi haddinden fazla eksik, yanl\u0131\u015f da olsa yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, okun ucunu ulus-devlete y\u00f6neltmek, bunu end\u00fcstriyalizmin ele\u015ftirisiyle tamamlamak, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc tekelci finans \u00e7a\u011f\u0131nda demokratik, \u00f6zg\u00fcr ve e\u015fitlik\u00e7i toplum m\u00fccadelesindeki \u00f6nemini a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131rarak korumaktad\u0131r. Kendi pay\u0131m\u0131za d\u00fc\u015feni sunmaktay\u0131z.<br \/>Ulus-devletin gerek olu\u015fturulmas\u0131ndaki, gerek s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesindeki zamk g\u00f6revinin her t\u00fcrden milliyet\u00e7ilik taraf\u0131ndan y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc belirlemek art\u0131k zor de\u011fildir. Bu durumda milliyet\u00e7ili\u011fi \u00f6zg\u00fcn rol\u00fc olan ideolojik bir unsur olarak de\u011ferlendirdi\u011fimize dikkati \u00e7ekerim. Pozitivist-laik ideolojinin dinselle\u015ftirilmesi demek daha uygun d\u00fc\u015fer. Sistemin do\u011fu\u015f a\u015famas\u0131nda pozitivist ve laik yakla\u015f\u0131mlar demokratik modernite zihniyetinden \u00e7ok uzak da olsalar, geleneksel dogmatizmin a\u015f\u0131lmas\u0131nda olumlu rol oynad\u0131lar. Bilimsel yorumun geli\u015fmesinde paylar\u0131 vard\u0131r. Fakat sistem, 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131ndan itibaren bir yandan siyasi ve ekonomik zaferini sa\u011flam\u0131\u015f olmas\u0131, di\u011fer yandan demokratik eylemin devam eden tehdidi nedeniyle her uygarl\u0131kta rastland\u0131\u011f\u0131 gibi ideolojik y\u00f6nden dinselli\u011fe kayd\u0131. Bu ihtiyac\u0131 da fazlas\u0131yla milliyet\u00e7ilik yerine getiriyordu. <br \/>Ulus-devlete ili\u015fkin giri\u015f kabilinden bu \u00f6n a\u00e7\u0131klamalardan sonra, konunun \u00f6nemine binaen daha somut ve ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeyi denemek hayli \u00f6\u011fretici ve gerekli olmaktad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>a- Daha kapsaml\u0131 tan\u0131mlarsak, kapitalist modernite d\u00f6neminde toplumun t\u00fcm b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne yay\u0131lm\u0131\u015f iktidar ayg\u0131tlar\u0131n\u0131n ve vatanda\u015f denilen bireylerin hukuki \u00e7er\u00e7eve i\u00e7indeki birli\u011fine ulus-devlet demek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Buradaki belirleyici kavram, toplumun t\u00fcm\u00fcne yay\u0131lm\u0131\u015f iktidar olgusudur. Daha \u00f6nceki t\u00fcm devletlerin me\u015fruiyeti kendi kurum ve kadrolar\u0131yla s\u0131n\u0131rl\u0131yd\u0131. Ulus-devlette bu s\u0131n\u0131r a\u015f\u0131l\u0131r. Vatanda\u015f denilen veya devletin kendi ideolojik, kurumsal ve ekonomik \u00e7\u0131karlar\u0131na g\u00f6re olu\u015fturmak istedi\u011fi bireylerin, sanki devletin hak ve g\u00f6revleri olan birer \u00fcyesiymi\u015f gibi devletle\u015ftirilmesi, ulus-devletin \u00f6z\u00fcd\u00fcr. Vatanda\u015f\u0131n olu\u015fturulmas\u0131, ulus-devletin en \u00e7ok \u00f6nem verdi\u011fi konular\u0131n ba\u015f\u0131nda gelmektedir. Bunun i\u00e7in ideolojik, siyasi, ekonomik, hukuki, k\u00fclt\u00fcrel, cinsiyet, askerlik, din, e\u011fitim, medya gibi bir\u00e7ok unsurdan yararlanmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>1- En etkili ideolojik ara\u00e7 milliyet\u00e7iliktir. Yeni din de\u011ferindedir. Milliyet\u00e7ilik ulus-devlete, \u2018tanr\u0131n\u0131n yery\u00fcz\u00fcndeki hali\u2019 gibi kutsall\u0131k atfetmektedir. Devlete \u00f6l\u00fcm\u00fcne ba\u011flanmak, onu en \u00fcst de\u011fer olarak benimsemek yeni dinin gere\u011fidir.<br \/>2- Siyasi iktidar\u0131n \u00e7ekicili\u011fi ve etki g\u00fcc\u00fc, bireyi vatanda\u015f k\u0131lmak i\u00e7in yo\u011funca kullan\u0131l\u0131r. Siyasi partiler \u00f6zellikle bu ama\u00e7la rol ifa eder. \u0130ktidara kap\u0131lanmak, \u201cDevlet benimdir  demek birey i\u00e7in g\u00fcvenlik ve itibar\u0131n en kestirme yoludur. <br \/>3- Devletin ekonomik tekel niteli\u011fi sanayi devrimiyle daha yayg\u0131nla\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve sanayi tekelcili\u011fi \u00e7ok geli\u015fti\u011fi i\u00e7in, neredeyse toplumun yar\u0131s\u0131 devlet kurumlar\u0131nda i\u015f\u00e7i-memur olarak istihdam edilir. Kendi ba\u015f\u0131na bu durum toplumun b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131n\u0131 ulus-devlet \u00fcyesi, yani vatanda\u015f\u0131 olmak i\u00e7in yar\u0131\u015f durumuna sokar. \u00d6zel denilen tekelleri ulus-devlet tekellerinden ay\u0131rmak g\u00fc\u00e7t\u00fcr. \u0130kisi aras\u0131nda \u00e7ok s\u0131k\u0131 birlik, ortakl\u0131k hali mevcuttur. Devlet tekelinin nerede ba\u015flay\u0131p nerede bitti\u011fi ile \u00f6zel tekelin yeri aras\u0131nda ayr\u0131m yapmak g\u00fc\u00e7t\u00fcr. \u00d6zel tekeller k\u00e2r\u0131n yar\u0131s\u0131ndan \u00e7o\u011funu devlete verirken, devlet de bir nevi modern iltizamlar olarak kendilerine s\u0131n\u0131rs\u0131z kolayl\u0131klar sa\u011flar. Dolay\u0131s\u0131yla \u00f6zel tekellerin bireyi vatanda\u015fla\u015ft\u0131rmas\u0131 devletten bazen daha da gericidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc i\u015fsiz b\u0131rakma bahanesiyle istedi\u011fi k\u0131vamda e\u011fitmesi \u00e7ok kolayla\u015f\u0131r. Sendikalar\u0131n son d\u00f6nemlerinde tutucula\u015f\u0131p ulus-devlet\u00e7i kesilmesi de bu geli\u015fmelerle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. \u0130\u015f\u00e7ilik reel-sosyalizmle adeta ulus-devletin militan\u0131 haline getirilir. <br \/>4- Hukukun vatanda\u015fl\u0131kla ili\u015fkisi \u00e7ok somuttur. \u0130\u015fini y\u00fcr\u00fctmek isteyen her birey n\u00fcfus kimli\u011fine sahip olmak zorundad\u0131r. Kimlik zaten kendi ba\u015f\u0131na devlet vatanda\u015fl\u0131\u011f\u0131 anlam\u0131na gelir. Devlet \u00fcyesi olundu\u011funun simgesel ifadesidir. <br \/>5- Tarih boyunca canl\u0131 tutulan iktidar ve devlet bilinci, yani gelene\u011fi vatanda\u015fl\u0131k bi\u00e7imlenmesine a\u00e7\u0131k ki \u00f6nemli katk\u0131larda bulunur. <br \/>6- Cinsiyetin etkisi baban\u0131n aile oca\u011f\u0131nda devletin temsilcisiymi\u015f gibi alg\u0131lanmas\u0131ndan ileri gelir. Evde her erkek kad\u0131nlar kar\u015f\u0131s\u0131nda devlet demektir. Bu alg\u0131lanma toplumun b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan da ge\u00e7erlidir. Ulus-devlet bu alg\u0131y\u0131 daha da e\u011fitip kendisine uyarlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r.<br \/>7- Askerlik Kurumu ulus-devletin en temel de\u011fer olarak bireyin kimli\u011finin beyin ve duygular\u0131na kaz\u0131larak yeniden yeti\u015ftirildi\u011fi devlet kurumlar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda gelir. Her ulus-devlet kurumunun benzer i\u015flevi vard\u0131r. Ama hi\u00e7biri askeri kurumun rol\u00fcne eri\u015femez.<br \/>8- Din, ulus-devlet s\u00fcrecinde milliyet\u00e7ili\u011fin en \u00e7ok kulland\u0131\u011f\u0131, direkt ulus-devlet dinine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc ara\u00e7 konumundad\u0131r. Din hem ulusalla\u015ft\u0131r\u0131larak, hem milliyet\u00e7ile\u015ftirilerek, ulus-devlet d\u00f6neminde toplumsal kurum olarak ahlaki \u00f6z\u00fcne en ters d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f konuma d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Sek\u00fcler milliyet\u00e7ili\u011fin d\u0131\u015f\u0131nda kalan toplum kesimlerini dini milliyet\u00e7ilikle, eski tanr\u0131n\u0131n yeni haliyle bilin\u00e7li veya kendili\u011finden kulu halinde b\u00fct\u00fcnle\u015ftirerek bir nevi kendi i\u00e7 ihanetini de ya\u015fam\u0131\u015f olur. Din-laiklik \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 bu ihanetle yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. <br \/>9- E\u011fitim ilkokuldan \u00fcniversiteye kadar bireyi vatanda\u015f k\u0131lmakta en etkili modernite kurumudur. Askeri kurumlarla bu konuda yar\u0131\u015f halindedir. Kapitalist modernite i\u00e7in en aptalla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, t\u00fcm tarihsel-toplumsal geli\u015fim ve de\u011fi\u015fimin farkl\u0131la\u015farak olu\u015fturulan de\u011ferlerini \u00f6nce dincili\u011fin, sonra milliyet\u00e7ili\u011fin s\u00fczgecinde, resmi ideolojinin potas\u0131nda yo\u011frulan vatanda\u015f yeti\u015ftirmek bu kurumlar\u0131n \u00f6ncelikli hedefidir. Bu konudaki softal\u0131k orta\u00e7a\u011f skol\u00e2sti\u011fini fersah fersah geride b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. <br \/>10- Medya modernizmin en etkili beyin ve y\u00fcrek y\u0131kama arac\u0131d\u0131r. Bu ayg\u0131tlar ileti\u015fim teknolojisinin sundu\u011fu olanaklardan yararlanan ulus-devlete diledi\u011fi vatanda\u015f\u0131 yeti\u015ftirmekte b\u00fcy\u00fck kolayl\u0131klar sa\u011flamaktad\u0131r. \u00d6zellikle \u00fc\u00e7 (S)lerin, seks, spor ve sanat\u0131n pop\u00fclerle\u015ftirilerek, \u00f6z\u00fcnden bo\u015falt\u0131larak topluma sunulmas\u0131nda ve b\u00f6ylece en aptal, banal, afyonlanm\u0131\u015f vatanda\u015f olu\u015fumunda medya ba\u015fat rol oynamaktad\u0131r. Ana ba\u015fl\u0131klar halinde daha da \u00e7o\u011faltabilece\u011fimiz bu ara\u00e7 ve y\u00f6ntemlerle tarihin hi\u00e7bir d\u00f6neminde g\u00f6r\u00fclmemi\u015f bir vatanda\u015f tipi yeti\u015ftirilmektedir. Esas ya\u015fam hedefi bir araba + aile (kar\u0131 veya koca bulmak, bir iki \u00e7ocuk sahibi olmak) + daire sahibi g\u00fcnl\u00fck standart t\u00fcketici olabilmektir. Toplumsall\u0131\u011f\u0131n anlam\u0131 en sufli (baya\u011f\u0131, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k) bireyci ihtiraslar i\u00e7in rahatl\u0131kla bir tarafa b\u0131rak\u0131l\u0131r. Haf\u0131zas\u0131zla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tarihten de kopmu\u015ftur. Tarih sand\u0131\u011f\u0131, milliyet\u00e7i ulusal kli\u015felerdir. Felsefesizdir ya da en dar faydac\u0131l\u0131k d\u0131\u015f\u0131nda bir mutluluk felsefesinin olabilece\u011fine hi\u00e7 inanmaz. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte moderndir. \u0130\u00e7erikte ise en kof, i\u00e7i bo\u015falt\u0131lm\u0131\u015f, en karanl\u0131k emeller (fa\u015fizm) i\u00e7in ko\u015fmaya haz\u0131rlanm\u0131\u015f \u2018vatanda\u015f s\u00fcr\u00fcs\u00fc\u2019, \u2018kitle toplumu\u2019 bireyi, daha do\u011frusu B\u0130REYS\u0130ZL\u0130\u011e\u0130 s\u00f6z konusudur.<\/p>\n<p>Fa\u015fizme gidi\u015fte bu vatanda\u015f tipinin oynad\u0131\u011f\u0131 role ili\u015fkin \u00e7ok say\u0131da de\u011ferli roman yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konuda \u00e7ok \u00fcnl\u00fc yazarlar vard\u0131r. \u00d6zellikle soyk\u0131r\u0131m \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesine dayanan bu romanlar \u00e7ok \u00f6\u011freticidir. Son d\u00f6nemlerde post modernizmin etkisi alt\u0131nda yap\u0131lan \u2018yurtta\u015f\u2019 ele\u015ftirileri de olduk\u00e7a ayd\u0131nlat\u0131c\u0131d\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Demokratik modernitenin \u00f6n\u00fcndeki en temel engellerin ba\u015f\u0131nda bu tip vatanda\u015f\u0131 \u00fcreten ulus-devlet ve toplumu gelir. Dolay\u0131s\u0131yla demokratikle\u015fmenin ba\u015fta gelen g\u00f6revlerinden biri, bu tip bireysizli\u011fi (\u00e7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ekte birey yok say\u0131lmaktad\u0131r) do\u011furan ulus-devlet ve toplumunu \u00e7\u00f6z\u00fcmleyerek, demokratik uygarl\u0131\u011f\u0131 in\u015fa edecek e\u015fitlik\u00e7i, \u00f6zg\u00fcr, demokrat bireyleri (\u00f6zg\u00fcr yurtta\u015f\u0131) yeti\u015ftirmektir.<br \/>b\u2013 Ulus-devletle fa\u015fizm aras\u0131ndaki ontolojik ba\u011f\u0131 g\u00f6rmek \u00e7ok \u00f6nemlidir. Fa\u015fizm konusunda yap\u0131lan en temel hatalardan biri, ulus-devlet sistemati\u011fiyle ba\u011f\u0131n\u0131 ya hi\u00e7 g\u00f6rememek, a\u00e7\u0131klayamamak, ya da m\u0131zrak \u00e7uvala s\u0131\u011fmad\u0131\u011f\u0131nda bir iki kalem darbesiyle ge\u00e7i\u015ftirmek olmu\u015ftur. H\u00e2lbuki taslak halindeki bu \u00e7\u00f6z\u00fcmlememiz bile fa\u015fizmin Ayd\u0131nlanma ideolojisi ile (pozitivist laik ideolojiler d\u00e2hil) olan k\u00f6kten akrabal\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyabilmi\u015ftir. Resmi modernitenin temel iktidar bi\u00e7imi ulus-devlet oldu\u011fu gibi, yeni dini de milliyet\u00e7iliktir. Ulus-devlet milliyet\u00e7ili\u011finin s\u00fczgecinden ge\u00e7en toplumlar, s\u00fcrekli fa\u015fizm \u00fcretmeye haz\u0131r toplumlard\u0131r. Fa\u015fizmi ulus-devletsiz d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Tabii ulus-devleti de ekonomik tekelcili\u011fin (ticaret + sanayi + finans) yo\u011funla\u015fm\u0131\u015f ifadesinden ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131 gibi.<\/p>\n<p>Hitler fa\u015fizminin k\u00f6kenlerini Alman ideolojisinde g\u00f6rmek zor de\u011fildir. Alman burjuvazisi i\u00e7in tek \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu, ulus-devlet olarak tekelci yo\u011funla\u015fmayd\u0131. 19. y\u00fczy\u0131l boyunca hem ideolojik, hem maddi alanda bu devlet tipini \u00fcretmek Alman burjuvazisi ve ideologlar\u0131n\u0131n en \u00f6nemli i\u015fi ve ba\u015far\u0131s\u0131 olmu\u015ftur. Hik\u00e2yesi uzundur. Anlatacak durumda de\u011filim. Bunda Yahudi sermayesinin ve ideologlar\u0131n\u0131n da pay\u0131 elbette k\u00fc\u00e7\u00fcmsenemez. Almanya\u2019da Yahudi ve Yahudicilikle Alman milliyet\u00e7ili\u011fi ve fa\u015fizmi aras\u0131nda diyalektik ba\u011f oldu\u011funu y\u00fczlerce ara\u015ft\u0131rma do\u011frulad\u0131\u011f\u0131 gibi, teorik yakla\u015f\u0131m\u0131m\u0131z da bu ili\u015fkiyi kan\u0131tlam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Alman modeli daha sonra t\u00fcm milliyet\u00e7ilikler ve ulus-devlet hareketlerinde esin kayna\u011f\u0131 olmu\u015ftur. Sosyalistler ba\u015fta olmak \u00fczere, t\u00fcm anti-fa\u015fistlerin en b\u00fcy\u00fck zaaf\u0131, ulus-devlet + tekeller (devlet ve \u00f6zel tekel) + fa\u015fizm aras\u0131ndaki sistematik ba\u011f\u0131 g\u00f6rmemeleridir. Dahas\u0131 da genel olarak kapitalist moderniteyle fa\u015fizm aras\u0131ndaki ontolojik ba\u011f\u0131 \u00e7\u00f6zememeleridir.\u00a0<\/p>\n<p>c- Ulus-devlet ve Sovyetler Birli\u011fi meselesi \u00f6nemini halen koruyan ve \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc bekleyen di\u011fer bir konudur. Daha Marks ve Engels d\u00f6neminde i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 i\u00e7in temel m\u00fccadele \u00e7er\u00e7evesinin Alman merkezi ulus-devleti olarak benimsenmesi t\u00fcm yanl\u0131\u015fl\u0131klar\u0131n anas\u0131 olmu\u015ftur. Almanya\u2019da 19. y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131na kadar \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc olan kent ve k\u00f6y isyanlar\u0131na dayal\u0131 demokratik konfederatif olu\u015fumlar gerici bulunarak merkezi ulus-devletin desteklenmesi, bizzat Marks ve Engels\u2019in g\u00f6r\u00fc\u015fleri aras\u0131ndad\u0131r. Bu konuda Bakunin ve Kropotkin\u2019in ele\u015ftiri ve g\u00f6r\u00fc\u015fleri bence g\u00fcncelli\u011fini halen korumaktad\u0131r. Marks ve Engels\u2019in bu saptamalar\u0131, Birinci ve \u0130kinci Enternasyonal\u2019in d\u00fc\u015f\u00fck do\u011fum gibi ger\u00e7ekle\u015fmesinin temel nedenidir. Objektif olarak Alman sanayi burjuvazisiyle yap\u0131lan bir ittifak vard\u0131r. Zaten bu husus a\u00e7\u0131k\u00e7a yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Sonu\u00e7, ulus-devlet i\u00e7inde erimedir. Marksizm\u2019in y\u00fcz elli y\u0131ll\u0131k \u00f6yk\u00fcs\u00fc, bu hatan\u0131n kurban\u0131 olma \u00f6yk\u00fcs\u00fcd\u00fcr.<br \/>Sovyetler deneyimi ve g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u00c7in\u2019i bunun en kan\u0131tlay\u0131c\u0131 \u00f6rnekleridir. Rusya\u2019da daha 1920\u2019ye varmadan Sovyetlerin demokratik yap\u0131s\u0131 sona erdirilmi\u015ftir. Geriye ulus-devlet modeliyle tek \u00fclkede sosyalist in\u015fa yolu kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in t\u00fcm muhalifler tasfiye edilmi\u015f, demokratik g\u00fc\u00e7lerin ba\u015f\u0131nda gelen k\u00f6yl\u00fcl\u00fck yok edilmi\u015f, ayd\u0131nlar susturulmu\u015ftur. Ortaya \u00e7\u0131kan, modern \u2018Firavun Sosyalizmi\u2019dir. Demokratik modernite ak\u0131llara bile gelmemi\u015ftir. Daha do\u011frusu engellenmi\u015ftir. O demokrasi de yine d\u00fc\u015f\u00fck do\u011fum halinde 1990\u2019lardan sonra g\u00fcndeme gelecektir. Ayn\u0131 d\u00f6nemin Hitler fa\u015fizmi kar\u015f\u0131s\u0131nda Stalin fa\u015fizmi demeyi do\u011fru bulmam. \u0130kisi farkl\u0131 kanallardan gelen hareketlerdir. Ancak SSCB \u00f6rne\u011fi Sovyet deneyiminin sosyalizm olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, demokratik uygarl\u0131\u011f\u0131 esas almayan bir sosyalizmin ger\u00e7ekle\u015femeyece\u011fini en \u00e7arp\u0131c\u0131 bi\u00e7imde sunan tarihsel bir deneyimdir.<br \/>Mao\u2019nun demokrasiyle ilgilendi\u011fi olmu\u015ftur. Sovyetleri ele\u015ftirisi \u00f6nemlidir. K\u00fclt\u00fcr devrimi bir \u015feylerin yanl\u0131\u015f gitti\u011finin kan\u0131t\u0131d\u0131r. Ancak Mao\u2019nun ne bilin\u00e7 seviyesi, ne de dayand\u0131\u011f\u0131 ara\u00e7 ve y\u00f6ntemler Marks\u00e7\u0131 yan\u0131lg\u0131y\u0131 ve Sovyet deneyimini a\u015facak g\u00fc\u00e7te olmam\u0131\u015ft\u0131r. Bug\u00fcnk\u00fc \u00c7in bu konuda \u00e7ok \u015feyi a\u00e7\u0131kl\u0131yor.<br \/>\u00c7o\u011fu reel-sosyalist \u00e7izgide geli\u015fen ulusal kurtulu\u015f hareketleri, daha ba\u015f\u0131nda ulus-devleti azami programlar\u0131 saym\u0131\u015flard\u0131r. Ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri bu modelin ancak ABD, AB, IMF, D\u00fcnya Bankas\u0131 gibi ana kapitalist tekellerle i\u015fbirli\u011fi halinde ayakta durabildi\u011fi g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirildi\u011finde, antidemokratik ve gittik\u00e7e tutucula\u015fan yap\u0131lar\u0131na \u015fa\u015fmamak gerekir.<br \/>En hazin \u00f6rnek Saddaml\u0131 Baas sosyalizmidir. Anlamak isteyenler i\u00e7in alt\u0131n de\u011ferinde bir \u00f6rnek olayd\u0131r. <br \/>Sosyal-demokratlar\u0131n \u2018refah devleti\u2019 zaten ulus-devletten farkl\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. Yine d\u00fcnyada bu konuda da \u00f6nderlik eden Alman sosyal-demokratlar\u0131, ekonomizmleriyle kendi ulus-devletlerine Hitler\u2019in verdi\u011fi zarardan daha \u00e7ok k\u00e2r sa\u011flayarak muhkem yerlerini hala korumaktad\u0131rlar. Ama d\u00fcnya demokratik hareketini de \u2018i\u011fdi\u015f edip\u2019 kendi burjuvalar\u0131n\u0131n yede\u011fine verme kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda!<br \/>d\u2013 Ulus-devletin en vahim sonu\u00e7lar\u0131ndan biri de k\u00fclt\u00fcrel miras \u00fczerinde yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 tarihte e\u015fi g\u00f6r\u00fclmemi\u015f y\u0131k\u0131m, tasfiye ve asimilasyon hareketidir. Ulus-devletin en ay\u0131rt edici \u00f6zelliklerinden biri, h\u00e2kim bir ulus-etnisitesine dayanarak, kendi d\u0131\u015f\u0131ndaki t\u00fcm di\u011fer etnisiteleri binlerce y\u0131ll\u0131k k\u00fclt\u00fcrleriyle (tek dil, tek ulus, tek vatan, tek devlet Hitler\u2019in ba\u015f slogan\u0131yd\u0131) yok saymas\u0131 ve buna dayal\u0131 y\u0131k\u0131m, tasfiye ve asimile etmedir. Tarihte hi\u00e7bir bask\u0131c\u0131 ve ideolojik g\u00fcc\u00fcn ba\u015fvurmad\u0131\u011f\u0131 bu hareketler ulus-devletin yap\u0131s\u0131yla ilgilidir. Tek tekli ba\u015flayarak hep birbirine benzeyen vatanda\u015flar ve kurumlardan ibaret tek renkli, ya simsiyah ya bembeyaz bir \u00e7\u00f6l yarat\u0131lmas\u0131 esas k\u00fclt\u00fcr politikas\u0131d\u0131r. Darwinizm, yani biyolojizm topluma da uygulanmak istenmi\u015ftir. Pozitivizmin en vahim g\u00fcnahlar\u0131ndan biri de bu alana y\u00f6neliktir. En g\u00fc\u00e7l\u00fc k\u00fclt\u00fcr\u00fcn di\u011fer t\u00fcm k\u00fclt\u00fcrleri eritmesini evrim kural\u0131 saymaktad\u0131r. Tabii insan\u0131n milyonlarca y\u0131ll\u0131k evrimi yok say\u0131larak ya da yok edilerek!<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fczde k\u00fclt\u00fcr\u00fcn gittik\u00e7e s\u0131\u011fla\u015fmas\u0131, b\u00fcy\u00fcleyicili\u011fini kaybetmesi, s\u0131r veremez duruma d\u00fc\u015fmesi, ilham verici olmaktan \u00e7\u0131kmas\u0131, k\u00fclt\u00fcrel gelenek \u00fczerinde ulus-devletin y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc buldozer hareketi dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Binlerce dil, on binlerce kabile, a\u015firet, kavim, arkeolojik miras, farkl\u0131 ya\u015fam bi\u00e7imi, yani k\u00fclt\u00fcrler hep bu tek k\u00fclt\u00fcr soyk\u0131r\u0131m politikas\u0131n\u0131n kurban\u0131 olmu\u015flard\u0131r. Bunun nerede duraca\u011f\u0131 da belli de\u011fildir. Tek tip ve renkten ibaret ulus-devlet, ulus-birey ve ulus-toplumun k\u00fclt\u00fcr\u00fc sadece fa\u015fizm \u00fcretmekle kalmaz  ya\u015fam\u0131 \u00e7\u00f6lle\u015ftirerek sadece sava\u015facak hedef arayan bir canavarla\u015fma s\u00fcrecine sokar. Sonu\u00e7 i\u00e7inden \u00e7\u0131k\u0131lmaz etnisite, din, dil ve di\u011fer k\u00fclt\u00fcr sava\u015flar\u0131d\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz bu sava\u015flarla \u00e7alkalanmaktad\u0131r. Hitler bu sava\u015f k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 ve simgesel de\u011feridir. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz bu simgeselli\u011fin ger\u00e7e\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f halini ya\u015famaktad\u0131r. Yine \u00f6\u011frenmek isteyenler i\u00e7in alt\u0131n de\u011ferinde olan Irak ve bu \u00fclkede olup bitenler ortadad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Ulus-devlet sadece \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131nda oldu\u011fu gibi devletlerle ve \u00f6ne \u00e7\u0131km\u0131\u015f k\u00fclt\u00fcrlerle bir siyasi, askeri sava\u015f hareketi de\u011fildir. T\u00fcm tarihsel-toplumsal gelene\u011fe ve gelecekte umut vaat eden, farkl\u0131 olan her yeni olu\u015fuma kar\u015f\u0131 k\u00fctlesel bir sosyal sava\u015f hareketidir. Ulus-devletin kurulu\u015f mant\u0131\u011f\u0131nda, ekonomik, sosyal ve siyasal hedefinde olan tek ulus, tek devlet, tek dil, tek yurt gibi devam eden tekli dizelerin varl\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrekli, bazen gizli bazen a\u00e7\u0131k, bazen kanl\u0131 bazen demagojik, her cephede s\u00fcren kal\u0131c\u0131 sava\u015f halinden ba\u015fka anlama gelmez!<\/p>\n<p>e\u2013 Ulus-devlet siyasi alanda da tek tiple\u015fmeye \u00f6zen g\u00f6sterir. Farkl\u0131 ulusal kimliklere yer olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, farkl\u0131 siyasi olu\u015fumlara da yer vermez. Merkezi devletten, di\u011fer deyi\u015fle \u00fcniter yap\u0131 olarak da adland\u0131r\u0131lan devletten kas\u0131t, demokratikle\u015fmenin temel ko\u015fullar\u0131ndan olan kendi farkl\u0131l\u0131klar\u0131 temelinde siyaset yapmay\u0131 olanaks\u0131zla\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Bunu devletin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne tehdit sayar. Yerel y\u00f6netimlere asgari yetkilerin tan\u0131nmas\u0131n\u0131 bile bu kapsamda ku\u015fkuyla de\u011ferlendirir. Merkezi b\u00fcrokrasi ana g\u00fcc\u00fcn\u00fc ve g\u00f6vdesini olu\u015fturur. Ulus-devlet modern b\u00fcrokrasinin yaratt\u0131\u011f\u0131 devlettir. T\u00fcm toplumu demir kafeste g\u00f6zalt\u0131nda tutar. Partiler ve sivil toplum konusundaki temel \u015fart\u0131, devlet politikalar\u0131yla \u00f6zde\u015f hareketleridir. Dolay\u0131s\u0131yla demokrasinin vazge\u00e7ilmez bir ilkesi olan \u00e7o\u011fulculuk gere\u011fi farkl\u0131 siyasi, sosyal, k\u00fclt\u00fcrel ve ekonomik \u00f6rg\u00fctlenmelerin geli\u015fmesi tehdit nedeni olarak hep takipte tutulur. Se\u00e7enek olu\u015fturmalar\u0131na, b\u00f6ylelikle y\u00f6netimde yer bulmalar\u0131na olanak tan\u0131nmaz. Ulus-devlet, yap\u0131s\u0131 gere\u011fi siyasi \u00e7o\u011fulculu\u011fa kar\u015f\u0131t oldu\u011fundan antidemokratiktir. Ulus-devlet kapsam\u0131nda demokrasi ve sosyalizm anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131n (reel sosyalizm ve di\u011ferleri) bir t\u00fcrl\u00fc geli\u015fememeleri ve tasfiye olmalar\u0131, belirtti\u011fimiz gibi ulus-devleti ya savunmalar\u0131ndan ya da ona teslim olmalar\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. Ulus-devlet ve demokrasinin, farkl\u0131 birimler olarak ilkeli bir uzla\u015fmaya varmalar\u0131 halinde, demokrasiye a\u00e7\u0131k bir yap\u0131dan bahsedilebilir.<\/p>\n<p>f- Ulus-devlet sadece birey baz\u0131nda tek tiple\u015fmeyi yaratmakla kalmaz  t\u00fcm toplumsal b\u00fct\u00fcnl\u00fcklere de tek tiple\u015fmi\u015f bir zihniyet ve duygu d\u00fcnyas\u0131n\u0131 a\u015f\u0131lar. B\u00f6ylelikle kendi iktidar\u0131n\u0131 hem t\u00fcm topluma yayar, hem de tek tip toplumu, ulus-devlet toplumunu yaratm\u0131\u015f olur. Korporatif (fa\u015fizmin toplum modeli) bir toplum olu\u015fturmay\u0131 hedefler. Toplumun iktidarla\u015fmas\u0131n\u0131 yanl\u0131\u015f anlamamak gerekir. Tersi do\u011frudur. Ulus-devlet t\u00fcm toplum g\u00f6zeneklerine kendi ajan ki\u015fi ve kurumlar\u0131n\u0131 yerle\u015ftirerek, iktidar\u0131n\u0131 derinli\u011fine ve geni\u015fli\u011fine \u00e7o\u011faltmay\u0131 esas al\u0131r. G\u00fcd\u00fclen toplum ancak bu y\u00f6ntemle ger\u00e7ekle\u015fir. Yani iktidar\u0131n topluma yay\u0131l\u0131m\u0131, t\u00fcm topluma kar\u015f\u0131 sava\u015f anlam\u0131na gelir. Yoksa toplumun iktidarla\u015fmas\u0131 anlam\u0131na gelmez. M. Foucault bu noktay\u0131 \u00f6nemser. Kar\u0131s\u0131 \u00fczerinde egemen erkeklik bir ajanl\u0131k kurumu olarak bu rol\u00fc oynar. Toplumsal cinsiyet seks politikalar\u0131yla bir veba hastal\u0131\u011f\u0131 gibi topluma yay\u0131larak toplumla sava\u015f\u0131l\u0131r. \u00d6zellikle kad\u0131n derinli\u011fine k\u00f6lele\u015fir. Erkekle\u015fmeyi \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sanmas\u0131 yenilmi\u015f kad\u0131nl\u0131kt\u0131r. Hem de en derinli\u011fine! <br \/>Toplumda spor ve sanat\u0131n i\u015flevi de art\u0131k ulus-devletin hizmetinde toplumla sava\u015f\u0131n etkili ajan kurumlar\u0131 haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00d6zellikle pop\u00fcler k\u00fclt\u00fcr ve spor programlar\u0131 bu ama\u00e7la geni\u015f\u00e7e kullan\u0131lmaktad\u0131r. Seks, spor ve sanat alanlar\u0131n\u0131n bilin\u00e7li olarak k\u00fcresel sermaye taraf\u0131ndan i\u00e7i bo\u015falt\u0131larak en etkin toplumsal ajan kurumlar\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmeleri, son d\u00f6nemin en etkili topluma kar\u015f\u0131 sava\u015f hareketleri olmalar\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Bu de\u011ferlendirmeyi sunarken, \u015f\u00fcphesiz kendi \u00f6z varl\u0131klar\u0131 itibariyle cinsel, sportif ve sanatsal etkinli\u011fi mahk\u00fbm etmiyoruz. Tersine, toplumun esenli\u011fi i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir etik de\u011fer temelinde bu alanlar\u0131n toplumun hizmetinde kullan\u0131lmalar\u0131 demokratik uygarl\u0131\u011f\u0131n temel g\u00f6revlerindendir.<\/p>\n<p>Spor sa\u011fl\u0131kl\u0131 toplum i\u00e7in bir e\u011fitim arac\u0131 iken, ulus-devletler ba\u011flam\u0131nda devletin \u015fan ve \u015feref arac\u0131na indirgenmi\u015ftir. Sanki sava\u015ftaym\u0131\u015f\u00e7as\u0131na, spor sadece bir yenme ve yenilme ikilemine s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131larak iktidar\u0131n sava\u015f arac\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcyor. \u00d6zellikle futbol sporu ulus-devletler i\u00e7in bu ama\u00e7la bir iktidar tekeli olarak kullan\u0131lmaktad\u0131r. Spor hem ulus-devletle\u015ftirilmi\u015f, hem topluma kar\u015f\u0131 etkili sava\u015f alan\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.\u00a0<\/p>\n<p>Sanat hem devlet hem \u00f6zel tekellerin el att\u0131klar\u0131 ikinci \u00f6nemli bir toplumsal sava\u015f alan\u0131d\u0131r. \u00d6zellikle pop k\u00fclt\u00fcr ve arabesk k\u00fclt\u00fcr\u00fc toplumun e\u011flence k\u00fclt\u00fcr\u00fc taraf\u0131ndan tutsak edilmesinde etkili rol oynamaktad\u0131r. Adeta bir starlar ordusu toplumu ate\u015f alt\u0131na alm\u0131\u015f gibidir. Klasik sanat g\u00f6zden d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcl\u00fcp, halk k\u00fclt\u00fcr\u00fc pop\u00fclerle\u015ftirilme yoluyla binlerce y\u0131ll\u0131k esas fonksiyonundan uzakla\u015ft\u0131r\u0131lmakta ve imha edilmesinde tersine rol oynayan bir araca d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmektedir. Seks veya cinsellik tarihte hi\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131 kadar toplumla sava\u015f nesnesine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Seks kadar hi\u00e7bir ara\u00e7 topluma kar\u015f\u0131 sava\u015fta etkin rol oynayamaz.\u00a0<\/p>\n<p>Kaos ve \u00d6zg\u00fcrl\u00fck Sosyolojisi\u2019nde kapsaml\u0131 tart\u0131\u015fmay\u0131 umdu\u011fum bu konuda parantez i\u00e7i bir not olarak \u015fu kadar\u0131n\u0131 belirteyim ki, her erkek i\u00e7in cinsel eylem bir iktidar eylemine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Cinsel eylem ya\u015fam\u0131n ve cinsin devam\u0131 i\u00e7in biyolojik i\u015flevinden \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p veya sapt\u0131r\u0131l\u0131p, toplumsal ve siyasal alanda erkek egemen iktidar\u0131n s\u0131n\u0131rs\u0131z \u00e7o\u011falma ve yay\u0131lma i\u015flevine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Cinsel eylem iktidar eylemine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. T\u00fcm homo ve hetero vb. cinsel ili\u015fki bi\u00e7imlerinde iktidar ili\u015fkisi belirleyici rol oynamaktad\u0131r. Tarihsel temeli yayg\u0131n bulunmakla birlikte, hi\u00e7bir toplum ve devlet bi\u00e7iminde ulus-devlet ve toplumunda oldu\u011fu kadar sistemli, yayg\u0131n ve iktidar ama\u00e7l\u0131 (dolay\u0131s\u0131yla k\u00f6lele\u015ftirme ama\u00e7l\u0131) derinli\u011fine ve geni\u015fli\u011fine \u00e7o\u011falt\u0131l\u0131p uygulanmam\u0131\u015ft\u0131r. Toplumsal cinsiyet, toplumsal ve siyasal iktidar olay\u0131 ili\u015fkisi ve olgusudur. <\/p>\n<p>Ulus-devlet hem aile i\u00e7inde, hem d\u0131\u015f\u0131nda cinselli\u011fe y\u00f6nelik y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc politikalarla tam bir iktidar sap\u0131kl\u0131\u011f\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Kad\u0131n kendini seks metas\u0131 olarak, erkek ise cinsel iktidar arac\u0131 k\u0131larak, hem kendilerini hem toplumu sadece ahlaki buhrana s\u00fcr\u00fcklemiyorlar, iktidar sava\u015f\u0131n\u0131n kurban\u0131 haline de getirmi\u015f oluyorlar.<br \/>Medya bu \u00fc\u00e7 alanda da sava\u015f\u0131n en etkili arac\u0131 konumundad\u0131r. Hi\u00e7bir ara\u00e7 tekellerin kontrol\u00fcndeki medya kadar topluma kar\u015f\u0131 sava\u015fta tahripk\u00e2r rol oynamam\u0131\u015ft\u0131r. Demokratik uygarl\u0131k taraf\u0131ndan kullan\u0131ld\u0131klar\u0131nda da \u015f\u00fcphesiz \u00e7ok etkili demokratikle\u015fme arac\u0131 rol\u00fcn\u00fc oynama konumundad\u0131rlar.<br \/>Ulus-devletin hapishane, hastane politikalar\u0131 da \u00f6zenle olu\u015fturulup, kendi iktidar\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmede ve toplumu tutsak k\u0131lmada etkili rol oynarlar. Hapishane ve hastane yollar\u0131na d\u00fc\u015fenler, iktidar kar\u015f\u0131s\u0131nda maddi ve manevi bir\u00e7ok de\u011ferlerini yitirmeyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131rlar.<br \/>Ulus-devlet k\u0131lcal damarlar\u0131na kadar kendi iktidar\u0131n\u0131 topluma dayat\u0131rken, asl\u0131nda sonun sonuna geldi\u011fini itiraf etmi\u015f olmaktad\u0131r. Bu duruma gelmi\u015f iktidar son noktada yere \u00e7ak\u0131lmaktan kurtulamaz. Gerekli olan, demokratik uygarl\u0131\u011f\u0131n etkili demokratikle\u015ftirme, \u00f6rg\u00fct ve eylem anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 toplumun t\u00fcm b\u00fct\u00fcnl\u00fcklerinde, yani alanlar\u0131nda yay\u0131p uygulamakt\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>g- Ulus-devlet esas olarak orta s\u0131n\u0131fa oynar. S\u0131n\u0131f temeline ortay\u0131 al\u0131r. Ba\u015fka t\u00fcr geli\u015fmesi teorik olarak m\u00fcmk\u00fcn olsa da, pratikte ger\u00e7ekle\u015femez. Ulus-devlet orta s\u0131n\u0131f\u0131n modern tanr\u0131s\u0131d\u0131r. Kendi zihniyet ve tutkular\u0131nda bu tanr\u0131ya hep kavu\u015faca\u011f\u0131n\u0131 (g\u00f6rev ve \u00e7\u0131kar sa\u011flayarak) hayal ederek ya\u015far. Eski\u00e7a\u011f tanr\u0131lar\u0131na toplum nas\u0131l i\u00e7y\u00fcz\u00fcn\u00fc bilmeden tap\u0131n\u0131yor idiyse, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz modern orta s\u0131n\u0131f\u0131 da tanr\u0131s\u0131n\u0131 asl\u0131nda (kapitalist modernite ba\u011flam\u0131nda) tan\u0131mamaktad\u0131r. Fakat ondan ba\u015fka se\u00e7ene\u011fi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n da fark\u0131ndad\u0131r. Ya b\u00fcrokrasisinde, ya tekellerinde (mesleki formasyon gere\u011fi) g\u00f6rev almak kurtulmu\u015fluk anlam\u0131na gelir. Toplumu kendisinden ibaret sayar. \u00c7ok bencil bir s\u0131n\u0131ft\u0131r. Liberaller orta s\u0131n\u0131f\u0131 demokrasinin temel \u015fartlar\u0131ndan sayarlar. Ancak tersi do\u011frudur. Orta s\u0131n\u0131flar demokrasinin de\u011fil, fa\u015fizmin malzemelerini derledi\u011fi depodur. Nas\u0131l ki fa\u015fizm ve ulus-devlet ili\u015fkisi yap\u0131salsa, fa\u015fizmle orta s\u0131n\u0131f ili\u015fkisi de yap\u0131sald\u0131r. Fa\u015fizmin kapitalist tekelin yap\u0131sal ili\u015fkisi olmas\u0131, orta s\u0131n\u0131fa ili\u015fkin bu yarg\u0131y\u0131 de\u011fi\u015ftirmez. \u0130stisnalar olmas\u0131 sadece esas e\u011filimi do\u011frular.<\/p>\n<p>Liberal demokrasi esas olarak orta s\u0131n\u0131fa oynarken, en b\u00fcy\u00fck demokrasi oyununda ger\u00e7ek demokratik toplum g\u00fc\u00e7lerine \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flayarak demokrasinin i\u00e7eri\u011fini bo\u015fa \u00e7\u0131karmay\u0131 hedefler. Liberal burjuvazi, liberal demokratlar ancak g\u00fc\u00e7l\u00fc demokratik geli\u015fmeler ortam\u0131nda sol kanat olarak olumlu k\u0131l\u0131nabilir. Dikkat edilmesi gereken, orta s\u0131n\u0131f sapk\u0131nl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Kapitalizm toplumun demokratikle\u015fme m\u00fccadelesi kar\u015f\u0131s\u0131nda orta s\u0131n\u0131f\u0131 kullanmada b\u00fcy\u00fck deneyim kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Tavizler vererek, hayaller uyand\u0131rarak, toplumun alt zeminine kar\u015f\u0131 s\u00fcrekli korkutarak i\u00e7 politika y\u00fcr\u00fctmeyi esas al\u0131r. Ulus-devlet bu anlamda orta s\u0131n\u0131f\u0131n yo\u011funla\u015fm\u0131\u015f sava\u015f\u0131d\u0131r. Yine bu anlamda ulus-devlet orta s\u0131n\u0131f\u0131n sava\u015f ilah\u0131d\u0131r. \u00d6yle anlar, \u00f6yle hayal eder, \u00f6yle tap\u0131n\u0131r. Bu tanr\u0131 ve yo\u011funla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 sava\u015f\u0131na kar\u015f\u0131 demokratik g\u00fc\u00e7lerin kendi \u00f6z zihniyet ve eylemlerini yaratmaktan ba\u015fka se\u00e7enekleri yoktur. Bu tanr\u0131ya kar\u015f\u0131 tek se\u00e7enek ise, \u00f6zg\u00fcr ya\u015fam\u0131n kendini en kutsal se\u00e7enek k\u0131lmas\u0131d\u0131r!\u00a0<\/p>\n<p>h- Ulus-devleti de\u011ferlendirirken, baz\u0131 devlet bi\u00e7imleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmak ve kendi i\u00e7inde farkl\u0131 modellerini tan\u0131mak ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 olacakt\u0131r. Ulus-devletin kavram ve kurum olarak cumhuriyetle bir tutulmamas\u0131 \u00f6nemlidir. Her cumhuriyet ulus-devlet de\u011fildir. Hatta krall\u0131klar da ulus-devlet olabilir. Cumhuriyetlerden baz\u0131lar\u0131 ulus-devlete d\u00f6n\u00fc\u015febilir. Cumhuriyet daha \u00e7ok demokrasiye a\u00e7\u0131kt\u0131r. Toplumla ili\u015fkileri ulus-devlet tarz\u0131nda de\u011fildir. Tekellere kar\u015f\u0131 daha mesafelidir. Cumhuriyet bir ittifak, uzla\u015fma rejimi iken, ulus-devlet tek tarafl\u0131 dayatma ve toplumu diledi\u011fi gibi olu\u015fturma rejimidir. Cumhuriyet kendi ittifaklar\u0131na ve toplum dengesine dikkat ederken, ulus-devlet her t\u00fcr ittifak ve dengeyi bozarak tekle\u015fmeyi, merkezi otoriteyi azamiye \u00e7\u0131karmay\u0131  farkl\u0131 siyasi, toplumsal, ekonomik ve k\u00fclt\u00fcrel de\u011ferleri, anlay\u0131\u015flar\u0131 eritmeyi hedef al\u0131r. Cumhuriyet payla\u015f\u0131labilir. Bir\u00e7ok farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler, k\u00fclt\u00fcrler, etnisiteler, siyasal olu\u015fumlar, yerel, b\u00f6lgesel y\u00f6netimler cumhuriyet \u00e7at\u0131s\u0131nda yer bulabilirken, ulus-devlet zihniyet ve yap\u0131 olarak bu farkl\u0131l\u0131klara, b\u00fct\u00fcnl\u00fcklere kar\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ulus-devleti modelle\u015ftirmede s\u0131kl\u0131kla \u00fc\u00e7 \u00f6rnekten bahsedilir.<\/p>\n<p>Fransa \u00f6rne\u011fi ilk ulus-devlet modelidir. Ulus-devletin do\u011fum yeri Fransa\u2019d\u0131r. Yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve tanr\u0131s\u0131 Napolyon\u2019dur. Siyasal kimli\u011fi esas al\u0131rlar. Siyasal ve hukuksal alan g\u00fc\u00e7lendirilerek, Alman tipi bir fa\u015fizme kaymama noktas\u0131nda daha geleneksel bir yakla\u015f\u0131mlar\u0131 vard\u0131r. Irk ve h\u00e2kim etnisite konusunda ba\u011fnaz de\u011fildirler. Fransa dilini ve k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fc payla\u015fan herkes Frans\u0131z ulus-devletinde yer alabilir. T\u00fcrkler bu modelden esinlenmi\u015ftir. D\u00fcnyada izleyicileri vard\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Alman modeli k\u00fclt\u00fcr\u00fc esas al\u0131r. Alman ulusuna \u00f6zg\u00fc k\u00fclt\u00fcr hem vatanda\u015fl\u0131\u011f\u0131n, hem ulus-devletin \u015fart\u0131d\u0131r. Fa\u015fizme daha \u00e7ok e\u011filim arz etmesi, Alman ulus-devletinin bu temelde geli\u015fmesiyle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. D\u00fcnyay\u0131 etkilemi\u015ftir. T\u00fcrkler bu uygulamadan da etkilenmi\u015ftir. Almanlar bu modeli a\u015fmaktad\u0131r.<br \/>\u0130ngiliz \u00f6rne\u011fi en esnek olan\u0131d\u0131r. \u0130ngilizler ne Frans\u0131zlar gibi siyasi birli\u011fi, ne de Almanlar gibi k\u00fclt\u00fcr birli\u011fini esas al\u0131rlar. Farkl\u0131 siyasal olu\u015fum ve k\u00fclt\u00fcrlere daha a\u00e7\u0131k bir ulus-devlet \u00f6rne\u011fi sunar.<\/p>\n<p>i- Ulus-devleti zamanlama a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele almak, de\u011fi\u015fim ve geli\u015fimini anlamak a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Kapitalist modernitenin temel devlet formu oldu\u011funu s\u0131k\u00e7a vurgulamakla tarihsel geli\u015fimi i\u00e7inde ele almadan rol\u00fcn\u00fc tam anlayamay\u0131z. <br \/>Hollanda ile \u0130ngiltere\u2019nin, \u0130spanya ve Fransa\u2019n\u0131n imparatorluk emellerini k\u0131rmak i\u00e7in daha etkili devlet aray\u0131\u015flar\u0131 ulus-devlet tipini g\u00fcndeme getirmi\u015fti. Hem mali ve siyasi a\u00e7\u0131dan, hem de \u00f6zellikle ordunun yeniden in\u015fas\u0131, eskinin siyasi ve askeri yap\u0131s\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc gittik\u00e7e daha \u00e7ok kan\u0131tlad\u0131. \u00d6nce deniz \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sa\u011flad\u0131lar. 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonlar\u0131nda h\u00e2kimiyet, dolay\u0131s\u0131yla denizlerde hegemonya Hollanda ve \u0130ngiltere\u2019ye ge\u00e7mi\u015fti. 1700\u2019lerin ba\u015flar\u0131nda Fransa\u2019yla \u0130spanya\u2019da hanedanl\u0131k \u00fczerine girilen sava\u015flarda karada da \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerini kan\u0131tlad\u0131lar. Fakat Fransa ve Avusturya hanedanlar\u0131 imparatorluk emellerini bir t\u00fcrl\u00fc terk etmiyorlard\u0131. Bu onlara \u00e7ok pahal\u0131ya mal oldu. Ulus-devlet \u015fans\u0131n\u0131 kaybediyorlard\u0131. Ayr\u0131ca mali a\u00e7\u0131dan devlet yap\u0131lanmalar\u0131 \u00e7ok daha pahal\u0131yd\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Hollanda ve \u0130ngiltere, imparatorluk emelleri kar\u015f\u0131s\u0131nda siyasi olarak ulus-devlet in\u015falar\u0131na destek verdiler. \u00d6zellikle Prusya Devletini g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ulus-devlet halinde Avusturya ve Fransa\u2019n\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131karmalar\u0131 etkili bir politikayd\u0131. Di\u011fer etkili bir politika olarak Avrupa\u2019n\u0131n t\u00fcm muhaliflerini, bu arada ulus-devlet aray\u0131\u015f\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131 s\u00fcrekli destekleyerek rakiplerini y\u0131pratt\u0131lar. \u00c7\u00fcnk\u00fc ulus-devletlerle ba\u015f etmeleri olanaks\u0131z gibiydi. Westphalia Antla\u015fmas\u0131 bu geli\u015fmelerin sonucuydu. Ulus-devlet Avrupa\u2019s\u0131 imparatorluk Avrupa\u2019s\u0131na kar\u015f\u0131 giderek zemin kazan\u0131yor ve \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011fl\u0131yordu. Fransa \u0130htilalinde \u0130ngiltere\u2019nin amac\u0131, kendisiyle uzla\u015fmayan kral\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrerek muhalifleri yine g\u00fcndeme s\u00fcrmekti. Kralla \u00e7eli\u015fkisi olan herkesi desteklediler. Devrim asl\u0131nda \u0130ngiltere\u2019nin bir anlamda (tamamen de\u011fil) komplosuydu. Fakat krall\u0131k, daha sonra Cumhuriyet ve Napolyon\u2019la ulus-devlete ge\u00e7i\u015f hesaplar\u0131n\u0131 bozdu. \u0130ngiltere Napolyon kar\u015f\u0131s\u0131nda k\u0131l pay\u0131 kurtuldu. Ayr\u0131ca Prusya politikas\u0131 da benzer sonu\u00e7 vermeyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yayd\u0131. <br \/>Napolyon \u00f6rne\u011finin bir benzerini T\u00fcrkiye Cumhuriyeti\u2019nin in\u015fas\u0131nda g\u00f6r\u00fcyoruz. \u0130ngiltere Almanc\u0131 \u0130ttihat\u00e7\u0131lara kar\u015f\u0131 \u0130ngiliz yanl\u0131s\u0131 muhaliflerini destekleyince, aynen Napolyon \u00f6rne\u011fini tekrarlarcas\u0131na, Mustafa Kemal Pa\u015fa aradan s\u0131yr\u0131ld\u0131. Hem Alman hem \u0130ngiliz yanl\u0131lar\u0131 kaybetti. \u0130ngiltere\u2019nin benzer \u00e7ok politik deneyimleri vard\u0131r. Bu deneyimler dikkatle incelenmeyi gerektirir. Ayr\u0131ca Masonlarla birlikte politika y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc de unutmamak gerekir.<\/p>\n<p>Ulus-devletin Avrupa \u00e7ap\u0131nda zaferi 1861 \u0130talyan ve 1871 Almanya ulusal birli\u011fiyle birlikte bu iki ulus-devletin do\u011fu\u015fuyla kesinle\u015fti. Bu sefer hegemonya sava\u015f\u0131 \u0130ngiltere ve Almanya aras\u0131na kayd\u0131. 1870-1914 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda ge\u00e7en k\u0131rk be\u015f y\u0131ll\u0131k s\u00fcre her iki taraf i\u00e7in ittifak aray\u0131\u015flar\u0131yla ge\u00e7ti. Birinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 Almanya\u2019n\u0131n hegemonya emellerine b\u00fcy\u00fck darbe indirdi. \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 bir nevi intikam sava\u015f\u0131yd\u0131. Sonu\u00e7 Alman ulus-devletinin ac\u0131 y\u0131k\u0131m\u0131yd\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Rusya 1917 Ekim Devrimiyle Almanya\u2019n\u0131n hegemonya bo\u015flu\u011funu doldurmak istedi. Bunun i\u00e7in Sovyetler h\u0131zla ulus-devlete d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcld\u00fc. Fakat tecr\u00fcbeli \u0130ngiltere\u2019nin ABD ile ittifak\u0131, Rusya\u2019n\u0131n hegemonya emellerini t\u0131pk\u0131 Frans\u0131zlar ve Almanlarda oldu\u011fu gibi bo\u015fa \u00e7\u0131kard\u0131. 1989\u2019da Sovyetlerin resmen \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc hegemonya iddias\u0131n\u0131n b\u0131rak\u0131lmas\u0131 anlam\u0131na geliyordu. \u00dc\u00e7 y\u00fcz y\u0131ll\u0131k \u0130ngiltere hegemonyas\u0131, 1945\u2019le birlikte ABD\u2019ye k\u00fc\u00e7\u00fck m\u00fcttefiki olarak kalma kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda devredildi. Sovyetlerin ABD hegemonyas\u0131na kar\u015f\u0131 ulusal kurtulu\u015f hareketlerini destekleme politikas\u0131, 1949-1989 d\u00f6nemindeki so\u011fuk sava\u015f\u0131n bir neticesiydi. ABD ve SSCB aras\u0131ndaki so\u011fuk sava\u015f ulus-devletlerin alt\u0131n \u00e7a\u011f\u0131yd\u0131. Aradaki gerginlik ulus-devletlerin \u00e7\u0131\u011f gibi do\u011fu\u015flar\u0131n\u0131 haz\u0131rlad\u0131. 1914\u2019e kadar Avrupa\u2019da tamamlanan ulus-devlet s\u00fcreci, 1970 ba\u015flar\u0131nda da esas olarak d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda tamamland\u0131. \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 Avrupa ulus-devletlerinin ilk ciddi kriziydi. AB bu krizin \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak do\u011fdu.<\/p>\n<p>Ayd\u0131nlat\u0131lmas\u0131 gereken bir konu, kapitalist modernitenin neden model olarak ulus-devleti geli\u015ftirdi\u011fiydi. T\u00fcm anlat\u0131m\u0131m\u0131z bu nedenleri a\u00e7\u0131klamakla birlikte k\u0131sa bir ek, bu modelin imparatorluk tarz\u0131 geli\u015fmelere kolay kolay f\u0131rsat vermemesiydi. \u0130mparatorluk zafer kazansayd\u0131, kapitalist tekellerin \u015fans\u0131 tekrar orta \u00e7a\u011flardaki gibi olabilirdi. Bu nedenle canlar\u0131n\u0131 di\u015flerine tak\u0131p, d\u00f6rt b\u00fcy\u00fck imparatorluk emellerine kar\u015f\u0131 koydular. 1500-1600 y\u0131llar\u0131nda \u0130spanya, 1600-1870 y\u0131llar\u0131nda Fransa, 1870-1945 y\u0131llar\u0131nda Almanya, 1945-1990 y\u0131llar\u0131nda Rusya\u2019n\u0131n imparatorluk emelleri (buna Osmanl\u0131 ve Avusturya \u0130mparatorluklar\u0131n\u0131 da eklemek gerekir) ancak ulus-devlet politikalar\u0131yla bo\u015fa \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.\u00a0<\/p>\n<p>Her ne kadar ulus-devletlere ulusal burjuva unvan\u0131 yak\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yorsa da, a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan ger\u00e7eklik ulus-devletin esas olarak uluslararas\u0131 bir d\u00fcnya-sistemi pe\u015finde ko\u015fan kapitalist tekellerin eseri oldu\u011fudur. En s\u0131k\u0131 ulus\u00e7u ge\u00e7inen T\u00fcrkiye \u00f6rne\u011fi bile ancak \u0130ngiltere\u2019nin onay\u0131 ve ABD m\u00fcttefikli\u011fi ile y\u00fcr\u00fct\u00fclebildi. Uluslararas\u0131 kapitalist sistem olmadan, ulus-devletin do\u011fu\u015fu ve geli\u015fimi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Buna Sovyet ve \u00c7in ulus-devletleri de d\u00e2hildir. Kurulmas\u0131 ve ayakta kalmas\u0131 etkenlerinin ba\u015f\u0131nda, sermayenin k\u00e2r g\u00fcvencesine en iyi politik kar\u015f\u0131l\u0131k olmas\u0131 gelir. Ne zamanki bu \u00f6zelliklerini yitirdiler, o zaman yava\u015f yava\u015f d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclerek \u00f6nce \u0130ngiltere, sonra ABD hegemonyas\u0131 alt\u0131nda varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. D\u00fcnya-sistemin (kapitalist modernite ve hegemonun) politikas\u0131 olmadan, hi\u00e7bir ulus-devlet uzun s\u00fcre ayakta kalamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu, sistemin mant\u0131\u011f\u0131na ayk\u0131r\u0131 olurdu. Ayk\u0131r\u0131 olan \u00e7ok zor ya\u015far veya y\u0131k\u0131l\u0131r. Sovyetlerin ve \u00c7in\u2019in bile ayakta kalabilmek i\u00e7in ABD\u2019yle ne kadar uzla\u015fmaya ihtiya\u00e7 duyduklar\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kan di\u011fer bir kan\u0131tlay\u0131c\u0131 \u00f6rnektir.<\/p>\n<p>Bu durumda Saddam H\u00fcseyin\u2019in trajik sonunu daha iyi anlayabiliriz. Sistemi tan\u0131mad\u0131 veya tan\u0131mak istemedi. Ayakta kalmak i\u00e7in tek bir \u015fans\u0131 vard\u0131, o da Irak\u2019\u0131 \u00e7ok kapsaml\u0131 bir demokratik sisteme d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmekti. Bu \u015fans\u0131n\u0131 ulus-devlet tanr\u0131s\u0131na olan \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc inanc\u0131 nedeniyle kullanmad\u0131. \u0130dam sehpas\u0131nda eski tanr\u0131n\u0131n s\u00f6zlerinin yaz\u0131l\u0131 oldu\u011fu Kuran\u2019\u0131 elinde tutarken, sistemin yeni tanr\u0131s\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda imdad\u0131na yeti\u015fmedi\u011fi ve kurtarmaya g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yetmedi\u011fi de hazin bir bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Fakat sistemin tanr\u0131s\u0131, yani Leviathan da Irak batakl\u0131\u011f\u0131nda iyice debeleniyor. T\u00fcm Ortado\u011fu co\u011frafyas\u0131nda zor durumdad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>Avrupa kendisine yeni tanr\u0131 aray\u0131\u015f\u0131ndad\u0131r. Muhtemelen kendisi i\u00e7in daha bar\u0131\u015f\u00e7\u0131, hukuka yer veren bir tanr\u0131 in\u015fa edecektir. AB, d\u00f6rt y\u00fcz y\u0131ll\u0131k ulusla\u015fma ve ulus-devlet tarihi boyunca ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 korkun\u00e7 sava\u015flar\u0131n en sonuncusu olan \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 ba\u015fta olmak \u00fczere, t\u00fcm sava\u015f\u00e7\u0131 ge\u00e7mi\u015fine tepki olarak geli\u015ftirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131yor. Ulus-devletin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f muazzam tahrip edici yanlar\u0131n\u0131 evrimci y\u00f6ntemlerle yeni bir Avrupa vatanda\u015fl\u0131\u011f\u0131 temelinde ekonomik, sosyal, siyasal, tarihsel alanda geli\u015ftirdi\u011fi yeni fikir, inan\u00e7 ve kurumlarla a\u015fmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor. Bu bir nevi \u00f6zele\u015ftirisel yakla\u015f\u0131md\u0131r. Dikkatle izlenmesi gereken bir s\u00fcre\u00e7 olup, nas\u0131l sonu\u00e7lanaca\u011f\u0131 \u00f6nceden kestirilemez. ABD ise Irak\u2019ta bir nevi ulus-devlet uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n 16. Louis\u2019i (Frans\u0131z \u0130htilalinde giyotinle \u00f6ld\u00fcr\u00fclen kral) olan Saddam ve rejimini y\u0131karak, i\u015fine gelmeyen ulus-devlete tavr\u0131n\u0131 radikalce ortaya koydu. Daha \u00e7ok ulus-devleti federatif tarzda (ABD\u2019nin kendi yap\u0131s\u0131) yeniden in\u015fa y\u00f6ntemini deneyebilir.\u00a0<\/p>\n<p>ABD\u2019nin hegemonya ile imparatorluk aras\u0131nda s\u0131k\u0131\u015fmas\u0131 zorlu bir s\u00fcre\u00e7ten ge\u00e7ti\u011finin kan\u0131t\u0131d\u0131r. Ulus-devletleri zay\u0131f bir hegemonyayla idare etmek zordur. \u00d6rne\u011fin T\u00fcrkiye ile ili\u015fkiler gibi. \u0130mparatorluk halinde tecrit olabilir. Roma\u2019n\u0131n \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fc ak\u0131llardad\u0131r. Fakat ondan ba\u015fka imparatorlu\u011fa cesaret edebilecek ba\u015fka bir g\u00fcc\u00fcn bulunmamas\u0131 \u015fans\u0131 say\u0131l\u0131r. Her \u015fey bir \u00e7\u0131kmazla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. Klasik ulus-devlet hegemonya ile ancak 21. y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131na kadar zorbela var olabildi. AB ilk ama olu\u015fum halinde bir ad\u0131md\u0131r. Gelece\u011fi net de\u011fildir. BM sistemi ulus-devletin sanki aynas\u0131 gibi \u00e7\u0131kmaz\u0131 g\u00f6steriyor. Sorun \u00e7\u00f6zme yeri de\u011fil, adeta a\u011f\u0131rla\u015ft\u0131rma organ\u0131d\u0131r. Di\u011fer b\u00f6lgesel, k\u0131tasal birliklerin de ulus-devlet engelini a\u015fmalar\u0131 beklenmedi\u011finden, \u00e7\u00f6z\u00fcm olanaklar\u0131 yok gibidir. Ulus-devlet hem i\u00e7te hem d\u0131\u015fta toplumsal sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm modeli olmaktan \u00e7oktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Kald\u0131 ki, kurulu\u015flar\u0131nda i\u015fgallere kar\u015f\u0131 ve ilk sermaye birikimleri i\u00e7in uygun bir model olsalar da, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde hem i\u00e7te bast\u0131rd\u0131klar\u0131 t\u00fcm tarihsel, toplumsal, k\u00fclt\u00fcrel, etnik, \u00e7evre, feministik ve siyasal boyutlu sorunlar\u0131n yeniden ba\u015fkald\u0131rmalar\u0131, hem de uluslararas\u0131 anla\u015fmazl\u0131klar kar\u015f\u0131s\u0131nda t\u0131kay\u0131c\u0131 bir model olduklar\u0131 y\u00fczlerce \u00f6rnek olayla a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015f bulunmaktad\u0131r.\u00a0<\/p>\n<p>K\u00fcrdistan Stratejik Ara\u015ft\u0131rmalar Merkezi<\/p>\n<p>www.navendalekolin.com &#8211; www.lekolin.org &#8211; www.lekolin.net \u2013 www.lekolin.info<br \/>\t<br \/>\n\t<!-- parveke begin --><\/p>\n<div>\n<div class=\"sharethis-inline-share-buttons\"><\/div>\n<p><!-- parveke END -->\n<\/div><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p><b>Uygarl\u0131k, iktidar ve devlet kavramlar\u0131 gerek kendi i\u00e7lerinde, gerek i\u00e7 i\u00e7elikleri kapsam\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fclmesi en g\u00fc\u00e7 sosyal ili\u015fkiler kategorisini olu\u015fturur. <\/b><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":2679,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"jnews-multi-image_gallery":[],"jnews_single_post":[],"jnews_primary_category":[],"jnews_social_meta":[],"jnews_override_counter":[],"jnews_post_split":[],"footnotes":""},"categories":[20],"tags":[32,31,36,33,30,35,34],"class_list":["post-2678","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-ozgurluk-perspektifleri","tag-arastirma","tag-kurdi","tag-kurdish","tag-kurdistan","tag-lekolin","tag-turkish","tag-turkiye"],"acf":[],"post_mailing_queue_ids":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2678","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=2678"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/2678\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media\/2679"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=2678"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=2678"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=2678"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}