{"id":3313,"date":"2020-03-15T00:50:56","date_gmt":"2020-03-14T21:50:56","guid":{"rendered":"http:\/\/www.lekolin.org\/12-toplumun-baris-ve-demokrasi-sorunu\/"},"modified":"2020-03-15T00:50:56","modified_gmt":"2020-03-14T21:50:56","slug":"12-toplumun-baris-ve-demokrasi-sorunu","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/12-toplumun-baris-ve-demokrasi-sorunu\/","title":{"rendered":"12- Toplumun Bar\u0131\u015f ve Demokrasi Sorunu"},"content":{"rendered":"<p>29 Temmuz 2011 Cuma Saat 15:57<\/p>\n<\/p>\n<div class=\"detail content_14\" id=\"text_detail\">\n<div class=\"newsImage\">\n<b>Anlaml\u0131 bir paradigma ve sosyal bilim ancak bu tan\u0131mlara dayal\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yap\u0131l\u0131r ve cevaplar \u00fcretilirse anlam ta\u015f\u0131r. <\/b><\/p>\n<p>\t\t\t\t\t\t\t <img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.lekolin.org\/wp-content\/uploads\/2020\/03\/1571-1.jpg\">\n\t\t\t\t\t\t<\/div>\n<p>Bundan \u00f6nceki on bir ba\u015fl\u0131k, toplumsal do\u011fan\u0131n ne t\u00fcr sorunlara bo\u011fuldu\u011funu \u00e7ok k\u0131sa giri\u015f tan\u0131mlar\u0131 halinde tan\u0131mlamaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Anlaml\u0131 bir paradigma ve sosyal bilim ancak bu tan\u0131mlara dayal\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yap\u0131l\u0131r ve cevaplar \u00fcretilirse anlam ta\u015f\u0131r. Aksi halde liberal ve gelenek\u00e7i retoriklerden (s\u00f6z sanatlar\u0131-egemenli\u011fi gizleyen) fark\u0131 kalmaz. Vard\u0131\u011f\u0131m ortak sonu\u00e7, toplumsal sorunlar\u0131n kayna\u011f\u0131nda genel olarak toplumsal do\u011fan\u0131n (toplumun varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n) ve \u00f6zellikle art\u0131-de\u011fer \u00fcreten ekonomik olanaklar\u0131n istismar\u0131 i\u00e7in bask\u0131 ve s\u00f6m\u00fcr\u00fc tekellerinin birle\u015fik etkileri, egemenli\u011fi ve s\u00f6m\u00fcrgecili\u011finin yatt\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Yatmaktan \u00e7ok, en uyan\u0131k varl\u0131\u011f\u0131 s\u00f6z konusudur. Sorunlar ne do\u011fadan (Birinci Do\u011fa) ne de herhangi ba\u015fka bir toplumsal etkenden (\u0130kinci Do\u011fa) kaynaklanmaktad\u0131r. <\/p>\n<p>Genel, kolektif anlamda toplumun ortak i\u015flerini y\u00fcr\u00fctmek i\u00e7in varolu\u015f etkenleri olarak doku kazanan toplumsal ahlak ve politika olmadan, toplumlar \u00f6z varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremezler. Toplumun normal hali, varolu\u015fu ahlaks\u0131z ve politikas\u0131z olamaz. Bir toplumun \u00f6z ahlak ve politik dokusu geli\u015fmemi\u015f veya k\u00f6t\u00fc-r\u00fcmle\u015ftirilmi\u015f, sapt\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ve fel\u00e7 edilmi\u015f halde ise, o toplumun sermaye, iktidar ve devlet olarak \u00e7e\u015fitli tekellerin i\u015fgalini ve s\u00f6m\u00fcrgecili\u011fini ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat bu bi\u00e7imde varl\u0131k s\u00fcrd\u00fcr-mek, varolu\u015funa kar\u015f\u0131 \u00f6z-ihanet ve yabanc\u0131la\u015fmad\u0131r  s\u00fcr\u00fc, e\u015fya ve mal-m\u00fclk olarak tekellerin egemenli-\u011finde var olmakt\u0131r. Toplum bu durumda \u00f6z do\u011fas\u0131n\u0131 yitirmi\u015f, do\u011fal toplum yeteneklerini ya kaybetmi\u015f, ya dumura (kad\u00fck) u\u011fratm\u0131\u015ft\u0131r. S\u00f6m\u00fcrgele\u015fmi\u015f, hatta daha da k\u00f6t\u00fcs\u00fc her \u015feyiyle m\u00fclk konusu olarak kendini \u00e7\u00fcr\u00fctmeye ve yoklu\u011fa terk etmi\u015ftir. Tarihte ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bu tan\u0131ma uyan \u00e7ok say\u0131da toplum g\u00f6zlemlenmi\u015ftir. \u00c7\u00fcr\u00fct\u00fclen ve yok edilenler h\u00e2la ayakta kalanlardan katbekat fazlad\u0131r. <\/p>\n<p>Toplum kendini s\u00fcrd\u00fcrmesi i\u00e7in gerekli ahlaki ve politik kurumlar\u0131n\u0131 olu\u015fturup \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ramama, i\u015flev-sel k\u0131lamama durumuna d\u00fc\u015f\u00fcnce, bask\u0131 ve s\u00f6m\u00fcr\u00fc cenderesine al\u0131nm\u0131\u015f demektir. Bu durum \u2018sava\u015f ha-li\u2019dir. Tarih, uygarl\u0131klar\u0131n topluma kar\u015f\u0131 \u2018sava\u015f hali\u2019 olarak da tan\u0131mlanabilir. Ahlak ve politika i\u015flev g\u00f6r-medi\u011finde, toplumun yapabilece\u011fi tek i\u015f kalm\u0131\u015ft\u0131r: \u00d6z savunma. Sava\u015f hali, bar\u0131\u015f\u0131n olmamas\u0131 halidir. Do-lay\u0131s\u0131yla bar\u0131\u015f ancak \u00f6z savunma temelinde anlam kazanabilir. \u00d6z savunmas\u0131 olmayan bar\u0131\u015f, teslimiyetin ve k\u00f6leli\u011fin ifadesi olabilir. Liberalizmin g\u00fcn\u00fcm\u00fczde halklara, toplumlara dayatt\u0131\u011f\u0131 \u00f6z savunmas\u0131z bar\u0131\u015f, hele hele demokratik istikrar, uzla\u015f\u0131 denen oyun, tek tarafl\u0131 g\u0131rtla\u011f\u0131na kadar silahl\u0131 g\u00fc\u00e7 ile y\u00fcr\u00fct\u00fclen bur-juva s\u0131n\u0131f egemenli\u011finin \u00f6rtbas edilmesi halinden, yani sava\u015f halinin \u00f6rt\u00fcl\u00fc y\u00fcr\u00fct\u00fclmesinden ba\u015fka bir anlam ta\u015f\u0131maz. Bar\u0131\u015f\u0131 bu bi\u00e7imde tan\u0131mlamak ideolojik sermaye hegemonyas\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck \u00e7abas\u0131 olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kar. Tarihte ise daha de\u011fi\u015fik bi\u00e7imde \u2018kutsalla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kavramlar\u2019 ad\u0131yla kendini ifade eder. Dinler bu y\u00f6nl\u00fc kavram y\u00fckl\u00fcd\u00fcr. \u00d6zellikle uygarla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f dinler b\u00f6yledir. <\/p>\n<p>Bar\u0131\u015f\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi, ancak toplumlar\u0131n \u00f6z savunmas\u0131, dolay\u0131s\u0131yla ahlaki ve politik toplum ka-rakteri korunur ve sa\u011flama al\u0131n\u0131rsa ger\u00e7ek anlam\u0131na kavu\u015fabilir. \u00d6zellikle Michel Foucault\u2019nun da b\u00fcy\u00fck u\u011fra\u015f\u0131s\u0131n\u0131 gerektiren bar\u0131\u015f tan\u0131m\u0131 ancak bu bi\u00e7imde kabul edilebilir bir toplumsal ifade kazanabilir. Bu-nun d\u0131\u015f\u0131ndaki anlam y\u00fcklenimleri bar\u0131\u015f\u0131n t\u00fcm topluluklar, halklar ad\u0131na bir tuzak olmaktan, sava\u015f halinin \u00f6rt\u00fck bi\u00e7imler halinde s\u00fcrd\u00fcr\u00fcl\u00fcp gitmesinden \u00f6teye bir ifade do\u011furmaz. Bar\u0131\u015f kelimesi kapitalist modernite ko\u015fullar\u0131nda tuzak y\u00fckl\u00fc bir kelimedir. Do\u011fru tan\u0131mlanmadan kullan\u0131m\u0131 \u00e7ok sak\u0131ncal\u0131d\u0131r. Bir kez daha tan\u0131mlarsak, bar\u0131\u015f ne t\u00fcm\u00fcyle sava\u015f halinin ortadan kald\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r, ne de bir taraf\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc alt\u0131ndaki istikrar ve sava\u015f\u0131n olmamas\u0131 halidir. Bar\u0131\u015fta taraflar vard\u0131r. Bir taraf\u0131n kesin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc s\u00f6z ko-nusu de\u011fildir ve olmamas\u0131 gerekir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, silahlar toplumun \u00f6z ahlaki ve politik kurumsal i\u015fleyi\u015fine r\u0131za temelinde susturulmaktad\u0131r. Bu \u00fc\u00e7 ko\u015ful ilkesel bar\u0131\u015f\u0131n temelidir. Ger\u00e7ek bir bar\u0131\u015f bu ilkeli ko\u015fullara dayanmad\u0131k\u00e7a anlam ifade etmez. <\/p>\n<p>Bu \u00fc\u00e7 ko\u015fulu biraz a\u00e7arsak, birincisi, taraflar\u0131n t\u00fcm\u00fcyle silahs\u0131zland\u0131r\u0131lmas\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fclmemektedir. \u0130d-dialar\u0131 ne olursa olsun, birbirlerine sadece silahlarla sald\u0131rmamay\u0131 ahdetmektedirler. Silahl\u0131 \u00fcst\u00fcnl\u00fck pe\u015finde ko\u015fulmamaktad\u0131r. Kendilerini g\u00fcvenlik alt\u0131nda tutma haklar\u0131na ve olanaklar\u0131na sayg\u0131l\u0131 olmay\u0131 kabul etmektedirler. \u0130kincisi, bir taraf\u0131n nihai \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc s\u00f6z konusu de\u011fildir. Belki silahlar\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc alt\u0131nda sa\u011flanan bir istikrar, sakinlik olabilir, ama bu durum bar\u0131\u015f olarak adland\u0131r\u0131lamaz. Bar\u0131\u015f, hangi taraf (hakl\u0131-haks\u0131z) olursa olsun, \u00fcst\u00fcnl\u00fck (silahla) sa\u011flamadan sava\u015f\u0131 durdurmay\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak kabul etmeleri durumunda g\u00fcndeme gelebilir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, taraflar sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcnde toplumlar\u0131n (yine konumlar\u0131 ne olursa olsun iki taraf, toplum veya iktidar) ahlaki (vicdan) ve politik kurumsal i\u015fleyi\u015fine sayg\u0131l\u0131 olmay\u0131 kabul etmektedirler. Ad\u0131na \u2018politik \u00e7\u00f6z\u00fcm\u2019 denen ko\u015ful bu \u00e7er\u00e7evede tan\u0131mlanmaktad\u0131r. Politik ve ahlaki \u00e7\u00f6z\u00fcm ihtiva etmeyen bir ate\u015fkes bar\u0131\u015f olarak yorumlanamaz. <\/p>\n<p>Bu ilkesel bar\u0131\u015f ko\u015fullar\u0131 alt\u0131nda demokratik siyaset vazge\u00e7ilmez bir \u00f6nem kazanarak g\u00fcndeme gir-mektedir. Toplumun ahlaki ve politik kurumlar\u0131 \u00e7al\u0131\u015f\u0131nca, do\u011fal olarak ortaya \u00e7\u0131kan s\u00fcre\u00e7 demokratik siyaset s\u00fcreci oluyor. Bar\u0131\u015f\u0131 uman \u00e7evreler, ancak politika ahlaki temelde rol\u00fcn\u00fc oynarsa bunun ba\u015far\u0131 sa\u011flayabilece\u011fini de bilmek durumundad\u0131rlar. Bar\u0131\u015fta en az bir taraf\u0131n demokratik siyaset konumunda olmas\u0131 gerekir. Aksi halde yap\u0131lan, tekeller ad\u0131na \u2018bar\u0131\u015f oyunu\u2019 olmaktan \u00f6teye gitmez. Demokratik siya-set bu durumda hayati bir rol oynuyor. Kar\u015f\u0131s\u0131ndaki iktidar veya devlet g\u00fc\u00e7leri ile ancak demokratik siyaset g\u00fc\u00e7lerince diyalog alt\u0131nda anlaml\u0131 bir bar\u0131\u015f s\u00fcreci ya\u015fanabilir. Gerisi sava\u015f\u00e7\u0131l\u0131klar\u0131n (tekellerin) kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 s\u00fcre durdurumuyla s\u00fcr\u00fcp gitmesidir. Sava\u015ftan yorulma, lojistik ve ekonomik zorluk vard\u0131r. Giderilmeleri halinde, bir taraf\u0131n \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc tam sa\u011flan\u0131ncaya kadar sava\u015fa devam edilir. Bu bi\u00e7imlere bar\u0131\u015f s\u00fcreci denmez, daha \u015fiddetli sava\u015flar i\u00e7in yap\u0131lan ate\u015fkesler denilebilir. Bir ate\u015fkesin bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 olabilmesi i\u00e7in bar\u0131\u015fa yol a\u00e7mas\u0131, sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00fc\u00e7 ko\u015fula ba\u011flanmas\u0131 ilkesel bir \u00f6nem ta\u015f\u0131r. <\/p>\n<p>Sava\u015fta bazen g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, \u00f6z savunmac\u0131 (hakl\u0131 konumda olanlar) taraf\u0131n da nihai \u00fcst\u00fcnl\u00fck kazan-d\u0131\u011f\u0131 durumlar olabilir. Bu durumda bile bar\u0131\u015f i\u00e7in \u00fc\u00e7 ko\u015ful de\u011fi\u015fmez. Reel sosyalizm ve bir\u00e7ok hakl\u0131 ulu-sal kurtulu\u015f sava\u015flar\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, hemen kendi iktidar ve devletine ko\u015fmak, bu iktidar ve devlet alt\u0131nda istikrar sa\u011flamak bar\u0131\u015f olamaz. Bu sefer yabanc\u0131 g\u00fcc\u00fcn yerine (tekelci) yerli bir g\u00fcc\u00fcn (devlet kapitalizmi veya milli burjuvazi denen kesim) ikame edilmesi s\u00f6z konusudur. Sosyalist iktidar da denilse, sosyolojik ger\u00e7eklik de\u011fi\u015fmez. Bar\u0131\u015f ilke olarak iktidar ve devlet \u00fcst\u00fcnl\u00fckleriyle sa\u011flanan bir olgu de\u011fil-dir. \u0130ktidar ve devlet ne adla olursa olsun (burjuva, sosyalist, milli, gayri milli, fark etmiyor) \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc demokratik g\u00fc\u00e7lerle payla\u015fmay\u0131nca bar\u0131\u015f g\u00fcndeme girmez. Bar\u0131\u015f son tahlilde demokrasi ile devletin ko-\u015fullu uzla\u015fmas\u0131d\u0131r. Tarih boyunca bu uzla\u015fman\u0131n \u00f6yk\u00fcleri de b\u00fcy\u00fck yer ve zaman kaplamaktad\u0131r. Bir\u00e7ok s\u00fcre ve mek\u00e2nda denenmi\u015flerdir. \u0130lkesel ve uzun s\u00fcreli olan\u0131 vard\u0131r. Daha m\u00fcrekkebi kurumadan bozu-lan\u0131 da vard\u0131r. Toplumlar sadece iktidar ve devlet g\u00fc\u00e7lerinin kurulmas\u0131ndan ibaret ya\u015famazlar. Ne kadar alanlar\u0131 daralt\u0131l\u0131rsa daralt\u0131ls\u0131n, toptan yok edilmedik\u00e7e, kendi \u00f6z ahlaki ve politik kimlikleri alt\u0131nda ya\u015fa-may\u0131 da s\u00fcrd\u00fcrmesini bilirler. Belki de tarihte yaz\u0131lmayan, ama ya\u015fam\u0131n esas hali olan da bu ger\u00e7ekliktir. <\/p>\n<p>Toplumu devlet ve iktidar \u00f6yk\u00fclerinden ibaret g\u00f6rmemek, tersine belirleyen do\u011fa olarak varsaymak daha ger\u00e7ek\u00e7i bir sosyal bilim olu\u015fumuna katk\u0131 yapabilir. \u0130ktidar ve devletler, sermaye tekelleri ne kadar b\u00fcy\u00fck ve zengin (Firavun ve Karun) olurlarsa olsunlar veya g\u00fcn\u00fcm\u00fczdekiler gibi toplumu yutacak kadar canavarla\u015f\u0131rlarsa (yeni Leviathan) canavarla\u015fs\u0131nlar, hi\u00e7bir zaman toplumu ortadan kald\u0131ramazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131 son tahlilde belirleyen toplumdur. Belirlenenler hi\u00e7bir zaman belirleyicilerin yerini tutamaz. \u0130ktidar\u0131n en \u015fa\u015faal\u0131, medyatik propaganda (g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki gibi) g\u00fcc\u00fc bile bu ger\u00e7e\u011fi \u00f6rtbas etmeye yetmez. Onlar dev k\u0131l\u0131\u011f\u0131na b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f en sefil ve ac\u0131nacak g\u00fc\u00e7lerdir. Buna kar\u015f\u0131n insan toplumu, olu\u015fumundan beri do\u011fan\u0131n en harika yarat\u0131m\u0131 olarak anlam bulmaktan yoksun kalmayacakt\u0131r. <\/p>\n<p>Demokratik Uygarl\u0131k Sistemi hem tarihteki hem de \u015fimdiki hali olarak toplumu, bu ana paradigma al-t\u0131nda yorumlama, bilimselle\u015ftirme ve yeniden in\u015fa etme sistemi olarak, bundan sonraki k\u0131sm\u0131n konusunu te\u015fkil etmektedir. <\/p>\n<p>7- DEMOKRAT\u0130K UYGARLIK S\u0130STEM\u0130N\u0130 D\u00dc\u015e\u00dcNMEK<br \/>\u00a0<br \/>Kendimi tan\u0131d\u0131\u011f\u0131mdan beri ku\u015fku beni terk etmeyen bir heyul\u00e2 gibi takip eder. Bazen hastal\u0131k halini al\u0131rd\u0131. Baz\u0131 dogmatik inan\u00e7lar\u0131m sars\u0131l\u0131nca, kendimi en zay\u0131f anda hissederdim. Ya\u015fam\u0131n en ideas\u0131z ko-numuna d\u00fc\u015fme s\u00f6z konusuydu. Ciddi hi\u00e7bir savunusu yap\u0131lamayacak konularda bile kendini hissettiren ku\u015fkuculu\u011fumun ki\u015fili\u011fime belki de en \u00f6nemli katk\u0131s\u0131, \u2018hakikati\u2019 kolayca bulamayaca\u011f\u0131ma dair verdi\u011fi derstir. G\u00fcd\u00fclerime dek her \u015feyi sorunsalla\u015ft\u0131rmam\u0131n, Ortado\u011fu toplum gelene\u011finde halen \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc olan dogmatik d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131ndan kopu\u015f yapma g\u00fcc\u00fcn\u00fc bana kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Son tahlilde Avrupa merkezli hegemonik d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131n\u0131n gerek modernist pozitivist dogmac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda, gerek postmodernist d\u00fc\u015f\u00fcncecili\u011finde halen etkili olmas\u0131 konunun \u00f6nemini g\u00f6stermektedir. Do\u011fu\u2019nun inan\u00e7 temelli d\u00fc\u015f\u00fcnce yetene\u011fi ile Bat\u0131\u2019n\u0131n sorgulay\u0131c\u0131 temelli d\u00fc\u015f\u00fcnce g\u00fcc\u00fcn\u00fc mukayese ederek yerimi belir-lemeye de \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m. A\u00e7\u0131k ki, her iki yanda da kendime yer bulamad\u0131m. Do\u011fal olarak d\u00fc\u015f\u00fcncem b\u00f6yle olunca, ya\u015fam\u0131m da g\u00fcn ge\u00e7tik\u00e7e bunlarla aras\u0131ndaki kopuklu\u011fu derinle\u015ftirerek devam etti.<\/p>\n<p>\u0130nan\u00e7 veya sorgulay\u0131c\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce olarak sunulanlar beni hi\u00e7 tatmin etmedi. Temel ele\u015ftirim, toplumsal sorunun b\u00fcy\u00fcmesinde bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerin sorumlulu\u011funun \u00f6nemli oldu\u011fudur. Bu da Do\u011fu\u2019nun inan\u00e7 sistemati\u011fiyle Bat\u0131\u2019n\u0131n rasyonel sistemati\u011fi \u00fczerine ele\u015ftirel duru\u015fa gereksinim g\u00f6steriyor, bu konuda bana cesaret veriyordu. <\/p>\n<p>\u0130kinci bir \u00f6zelli\u011fim, uyanan bilincimin asla toplumsal prati\u011fimden kopmamas\u0131d\u0131r. Bu konuda ola\u011fa-n\u00fcst\u00fc payla\u015f\u0131mc\u0131 bir karakter olu\u015fumu \u00e7ok erkenden ki\u015fili\u011fimde kendini g\u00f6sterdi. Daha ilkokula yaya giderken (Kom\u015fu Cibin k\u00f6y\u00fc oluyor), ezberledi\u011fim birka\u00e7 dua ile k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6\u011frenci grubuna imaml\u0131k yap-may\u0131 taslamam anla\u015f\u0131l\u0131r gibi de\u011fildi. Bir oyun gibi de ciddi olarak yap\u0131yordum. San\u0131yorum bunun teme-linde zorbela ezberledi\u011fim dualar\u0131n, dolay\u0131s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flam\u0131\u015f olmam\u0131n sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 payla\u015farak kan\u0131tlama iste\u011fi vard\u0131. \u00d6\u011frendi\u011fin \u015fey zor ve \u00f6nemlidir  o halde mutlaka payla\u015f! Belli ki burada ciddi bir ahlak ilkesi ile tan\u0131\u015fm\u0131\u015f oluyordum. Savunmam\u0131n \u00f6nceki ciltlerinde modernitenin ilk \u0131\u015f\u0131klar\u0131n\u0131n nas\u0131l y\u00fc-z\u00fcme vurdu\u011funu k\u0131sa \u00f6yk\u00fc halinde verdi\u011fim i\u00e7in tekrarlamayaca\u011f\u0131m. B\u00fcy\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcnce maratonundaki \u00e7\u0131lg\u0131nca ko\u015funun tahrip g\u00fcc\u00fcn\u00fcn kapitalist modernite oldu\u011funu adamak\u0131ll\u0131 fark edince durdum. Art\u0131k son d\u00f6rt y\u00fczy\u0131l\u0131n (kapitalist d\u00fcnya-sistemin) tanr\u0131lar\u0131n\u0131 par\u00e7alamak, \u00e7ok gariptir ki, beni Urfal\u0131 Hz. \u0130brahim\u2019in \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndaki \u2018put k\u0131r\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131\u2019n\u0131n verdi\u011fi sevince benzer bir duygu g\u00fcc\u00fcne ta\u015f\u0131d\u0131. Hem ku\u015fkuculu\u011fumu rahatl\u0131kla kontrol alt\u0131na alabiliyor, hem de pe\u015finde ko\u015ftu\u011fum \u2018hakikat\u2019lerimle tatmink\u00e2r randevular sa\u011flayabiliyordum. <\/p>\n<p>\u0130nsano\u011flu hepten zay\u0131f d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Tarihinde hakikatle randevusunun belki de en i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel seviyeye kadar inmesi ac\u0131d\u0131r. Bug\u00fcn bir e\u015f, bir \u00e7ocuk, bir maa\u015f \u00f6l\u00e7e\u011finin teslim almad\u0131\u011f\u0131 birey yok gibidir. Bu olguyu ink\u00e2r etti\u011fimi s\u00f6ylemiyorum. Felsefenin yerine oturtulan en rasyonel d\u00fc\u015f\u00fcnce olarak tap\u0131n\u0131lmas\u0131ndaki zavall\u0131l\u0131\u011f\u0131 belirtmek istiyorum. Ulus-devlet tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131n\u0131n mutlu kullar\u0131na bah\u015fetti\u011fi d\u00fcnya bu kadard\u0131r. Korkun\u00e7 daralt\u0131lm\u0131\u015f bir d\u00fcnyada ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ink\u00e2r edilebilir mi? Ben \u015fahsen en eski \u00e7a\u011flar\u0131n bir tanr\u0131 simgesi alt\u0131nda ya\u015famay\u0131 bug\u00fcnk\u00fc ulus-devlet tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131ndan bin kat daha anlaml\u0131 ve kutsal bulurum. Elbette sermaye tekelcili\u011finin i\u00e7i bo\u015falt\u0131lm\u0131\u015f en kof tanr\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan bahsetti\u011fimi biliyorum. Ama yine de en kah\u0131rl\u0131 darbesini yiyenlerin bile bu tanr\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n etkisinde kalmalar\u0131n\u0131 ve \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 ak\u0131l edememelerini art\u0131k ac\u0131yla kar\u015f\u0131l\u0131yorum. Bunun g\u00fcncel bir insanl\u0131k durumu oldu\u011funun da iyice fark\u0131nday\u0131m. Bunu en iyi yans\u0131tan\u0131n Yahudi soyk\u0131r\u0131m olay\u0131 olmas\u0131 durumun trajik boyutlar\u0131n\u0131 ele vermektedir. Ne yaz\u0131kt\u0131r ki, bu durumun hem olu\u015fumunda hem de kurbanlar\u0131n\u0131n verilmesinde \u0130brani kabilesinin \u00f6yk\u00fcs\u00fc \u00f6nemli paya sahiptir. \u201cKendin ettin, kendin buldun  darb\u0131meseli gibi. Yahudi d\u00fc\u015f\u00fcnce g\u00fcc\u00fcn\u00fcn hegemonik karakterinden \u015f\u00fcphe etmiyorum. Kendi ki\u015fili\u011fimde de dua ezbercili\u011fimden put k\u0131r\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131ma kadar bunun \u00f6nemini yads\u0131m\u0131yor ve asla k\u00fc\u00e7\u00fcmsemiyorum. Ama yaln\u0131z ya\u015fad\u0131klar\u0131 soyk\u0131r\u0131m trajedisi bile Yahudilerin kendilerini Adornovari bir k\u00f6kl\u00fc sorgulamadan ge\u00e7irmelerini bir bor\u00e7 haline getiriyor. Kendim de etkilendi\u011fim oranda, bu borcun bir k\u0131r\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6demek niyetiyle Demokratik Uygarl\u0131k Sistemini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m. <\/p>\n<p>Bu noktada \u0130brahim\u00eeyiz. Ama serde biraz Zerd\u00fc\u015ftilik olunca, farkl\u0131 yorumlay\u0131\u015f g\u00fc\u00e7 kazan\u0131r. Tarihin uygarl\u0131k \u00f6yk\u00fclemeleri bi\u00e7imindeki h\u00e2kim anlay\u0131\u015f\u0131 \u00f6nemli k\u0131r\u0131lmalara u\u011frat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Devlet ve iktidar y\u00fc-r\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn resmi tarih olarak anlat\u0131m bulabilece\u011fi, fakat toplumsal tarih olamayaca\u011f\u0131 genel kabul g\u00f6r-mektedir. Devlet ve iktidar olu\u015f tarz\u0131 tarih hakikatinin sermaye tekellerinden yana ancak s\u00f6n\u00fck simgesel bir u\u00e7 noktas\u0131 olabilir. Tarihi s\u0131k\u0131c\u0131 k\u0131lan, toplumsal gelene\u011fe yan\u0131t vermeyen yine bu u\u00e7 anlat\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6z\u00fcnde anti-toplumcu olan bu tarihin yap\u0131s\u0131 gere\u011fi gelenek olarak toplumu ifade edemeyece\u011fi, tersine g\u00f6lgeleyece\u011fi ve \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc \u00e7arp\u0131tmalara u\u011frataca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Hanedanl\u0131k \u00f6yk\u00fcleri de bu anlat\u0131m\u0131n bir benzeridir. Toplumsal temsil d\u00fczeyleri son derece s\u0131\u011f dinsel tarih anlat\u0131mlar\u0131, \u00f6zellikle uygarla\u015fma s\u00fcrecine girince, bir devlet ve iktidar tarihinden \u00f6te anlam ifade etmezler. <\/p>\n<p>Tarihin s\u0131n\u0131fsal ve ekonomik yorumlar\u0131, toplumsal ger\u00e7e\u011fi b\u00fct\u00fcn\u00fcnden kopuk ele alan ve indirgemecili\u011fe varan \u00f6zellikleriyle, ba\u015fka bir a\u00e7\u0131dan da olsa devlet tarihlerini and\u0131r\u0131rlar. K\u0131smi pozitivist bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131, anlam\u0131 dinler tarihi kadar bile verme g\u00fcc\u00fcnden yoksundur. T\u00fcm bu tarih anlat\u0131mlar\u0131, birbirine ne kadar z\u0131t g\u00f6r\u00fcnseler de, uygarl\u0131k k\u00f6kenli olma noktas\u0131nda birle\u015firler. <\/p>\n<p>Toplumsal do\u011fan\u0131n tarihinin hem paradigmal hem ampirik olarak anlam buldu\u011fu kan\u0131s\u0131nda de\u011filim. Ad\u0131na toplumsal tarih denen tarih yaz\u0131mlar\u0131, pozitivist sosyolojinin en par\u00e7al\u0131 b\u00f6l\u00fcmleri olmaktan \u00f6te anlam ifade etmezler. V\u00fccudun, b\u00fct\u00fcn\u00fcn bir par\u00e7a tasviri olmaktan \u00f6teye gitmezler.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu belirlemeleri uzun uzun anlatmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Fakat konumuza katk\u0131 sa\u011flamazlar. <\/p>\n<p>Yo\u011fun tekrarlamalar pahas\u0131na da olsa, demokratik uygarl\u0131k anlat\u0131m\u0131 olarak tarih \u00fczerinde yo\u011funla\u015f-mam, anlam vermekte hala zorland\u0131\u011f\u0131m toplumsal sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc y\u00fcz\u00fcndendir. \u00c7\u00f6z\u00fcms\u00fczl\u00fck sadece pratik ya\u015famda de\u011fildir, anlat\u0131mda da hayli \u00e7\u00f6z\u00fcmlenemezlik y\u00fckl\u00fcd\u00fcr. Her iki durum birle\u015fince, ortal\u0131k resmi uygarl\u0131k anlat\u0131mlar\u0131ndan ge\u00e7ilmez oluyor. Toplumsal tarih ad\u0131na baz\u0131 par\u00e7a s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmalar\u0131 ise, durumu daha karma\u015f\u0131k k\u0131lmaktan \u00f6teye gitmiyor. <\/p>\n<p>Bilimsel sosyalizmin bu durumu tarihin s\u0131n\u0131f karakteriyle a\u00e7\u0131klamas\u0131 baz\u0131 ger\u00e7ekleri ayd\u0131nlat\u0131c\u0131 k\u0131lsa da, sorunu \u00e7\u00f6zemedi\u011fini ve sorunun bir par\u00e7as\u0131 haline gelmekten bile kendini al\u0131koyamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u0131k\u00e7a be-lirtiyorum. <\/p>\n<p>Kapitalist modernist paradigma t\u00fcm\u00fcyle a\u015f\u0131lmadan, tarihsel hakikatin anla\u015f\u0131lmas\u0131 \u015furada kals\u0131n, din-ler tarihinden daha \u00e7ok perdeleyici ve anlams\u0131zl\u0131k y\u00fckl\u00fc k\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 s\u0131k\u00e7a belirtmem de bu nedenledir. Marks\u2019\u0131n bu paradigmatik bak\u0131\u015f\u0131n\u0131n tarihsel sonu\u00e7lar\u0131 g\u00fcn\u00fcm\u00fczde daha iyi anla\u015f\u0131l\u0131yor. Yanl\u0131\u015f tarih, yanl\u0131\u015f pratik demektir. Genelde uygarl\u0131k, \u00f6zelde kapitalist modernitenin paradigmatik ve ampirik yakla\u015f\u0131mlar\u0131 a\u015f\u0131lmadan, toplumsal do\u011fan\u0131n paradigmatik ve ampirik yakla\u015f\u0131m\u0131na var\u0131lamaz. Burada yapmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131-\u011f\u0131m, \u00e7ok haz\u0131rl\u0131ks\u0131zca da olsa, bir denemeye giri\u015fmektir. <\/p>\n<p>A- Demokratik Uygarl\u0131\u011f\u0131n Tan\u0131m\u0131 <\/p>\n<p>Toplumsal do\u011fan\u0131n var olu\u015f halinin ve geli\u015fiminin ahlaki ve politik toplum temelinde incelenmesini varsayan sosyal bilim okulunu, demokratik uygarl\u0131k sistemi olarak tan\u0131mlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00c7e\u015fitli sos-yal bilim ekollerinin farkl\u0131 inceleme birimleri vard\u0131r. Teoloji, din, toplumu esas al\u0131r. Bilimsel sosyalizm s\u0131n\u0131f temellidir. Liberalizmin temel birimi bireydir. Devlet ve iktidar\u0131 temel alanlar oldu\u011fu gibi, uygarl\u0131k-lar\u0131 esas alan yakla\u015f\u0131mlar da az de\u011fildir. T\u00fcm bu birim temelli yakla\u015f\u0131mlar, \u00e7ok\u00e7a de\u011findi\u011fim gibi, tarihsel ve b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc yakla\u015f\u0131mlar olmamalar\u0131 nedeniyle ele\u015ftirilmi\u015flerdir. Anlaml\u0131 bir inceleme toplum a\u00e7\u0131s\u0131ndan hayati noktalarda yo\u011funla\u015fmak durumundad\u0131r. Tarih ve g\u00fcncellik esas olarak o noktalarda anlat\u0131m bulmal\u0131d\u0131r. Aksi halde incelemeler \u00f6yk\u00fcsel olmaktan \u00f6teye gitmez. <\/p>\n<p>Temel birimimizi ahlaki ve politik toplum olarak belirlememiz, tarihsellik ve b\u00fct\u00fcnsellik boyutlar\u0131n\u0131 kapsamas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan da \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Ahlaki ve politik toplum en tarihsel ve b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc toplum anlat\u0131m\u0131d\u0131r. Ahlak ve politikan\u0131n kendisi tarih olarak da okunabilir. Ahlaki ve politik boyut ta\u015f\u0131yan top-lum, t\u00fcm varolu\u015funun ve geli\u015fiminin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne en yak\u0131n toplumdur. Devlet, s\u0131n\u0131f, s\u00f6m\u00fcr\u00fc, kent, ikti-dar, ulus olmadan toplum var olabilir. Ama ahlak ve politikadan yoksun toplum d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Belki ba\u015f-ka g\u00fc\u00e7lerin, \u00f6zellikle sermaye ve devlet tekellerinin s\u00f6m\u00fcrgesi, hammadde kayna\u011f\u0131 olarak var olabilirler. Bu durumlarda ise, kendisi olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f toplum kal\u0131nt\u0131lar\u0131, miras\u0131 s\u00f6z konusudur. <\/p>\n<p>Toplumun do\u011fal hali olarak ahlaki ve politik topluma k\u00f6leci, feodal, kapitalist ve sosyalist etiketler, s\u0131-fatlar takman\u0131n anlam\u0131 yoktur. Daha do\u011frusu, bu s\u0131fatlar alt\u0131nda toplumlar\u0131 tan\u0131mlamak, toplum ger\u00e7ekli-\u011fini perdelemek, toplumu unsurlara (s\u0131n\u0131f, ekonomi, tekel) indirgemek anlam\u0131na gelecektir. Toplumsal geli\u015fmenin teori ve prati\u011finde bu kavramlar temelindeki \u00e7\u00f6z\u00fcm anlat\u0131mlar\u0131nda rastlanan t\u0131kan\u0131kl\u0131k, \u00f6zle-rinde ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 yetersizlik ve yanl\u0131\u015fl\u0131ktan kaynaklanmaktad\u0131r. Tarihsel materyalizme yak\u0131n duran bu s\u0131fatlarla an\u0131lan t\u00fcm toplum analizleri bu duruma d\u00fc\u015ft\u00fckten sonra, bilimsel de\u011ferleri hayli zay\u0131f olan anlat\u0131mlar daha da \u00e7\u00f6z\u00fcms\u00fczd\u00fcr. Dinsel boyutlu anlat\u0131mlar ahlak\u0131n \u00f6nemini yo\u011funca anlatmalar\u0131na ra\u011f-men, politik boyutu \u00e7oktan devlete havale etmi\u015flerdir. Burjuva liberal yakla\u015f\u0131mlar ise, ahlaki ve politik boyutlu toplumu sadece perdelemezler  ayn\u0131 zamanda f\u0131rsat bulduklar\u0131 her noktada bu topluma kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7maktan da \u00e7ekinmezler. Bireycilik en az devlet ve iktidar kadar topluma kar\u015f\u0131 sava\u015f halidir. Libe-ralizm, esas olarak toplumun g\u00fc\u00e7s\u00fczle\u015ftirilerek (ahlaks\u0131z ve politikas\u0131z toplum) bireycili\u011fin her t\u00fcr sald\u0131-r\u0131s\u0131na haz\u0131r k\u0131l\u0131nmas\u0131 anlam\u0131na gelir. Liberalizm en anti-toplumcu ideoloji ve pratiktir. <\/p>\n<p>Bat\u0131 Sosyolojisinde (Do\u011fu sosyolojisi diye bir bilim hen\u00fcz s\u00f6z konusu de\u011fildir) toplum ve uygarl\u0131k sistemi kavramlar\u0131 \u00e7ok problemlidir. Unutmamak gerekir ki, sosyoloji sermaye ve iktidar tekellerinin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 muazzam bunal\u0131m, \u00e7eli\u015fki ve \u00e7at\u0131\u015fma-sava\u015f sorunlar\u0131na \u00e7\u00f6z\u00fcm ihtiyac\u0131ndan kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131. Her koldan d\u00fczeni kurtarmak ve ya\u015fan\u0131r k\u0131lmak i\u00e7in tez \u00fcst\u00fcne tez \u00fcretiliyordu. H\u0131ristiyanl\u0131k \u00f6\u011fretisinin t\u00fcm mezhepsel, teolojik ve reformist yorumlar\u0131na ra\u011fmen toplumsal sorunlar\u0131n her ge\u00e7en s\u00fcre daha da a\u011f\u0131r-la\u015fmas\u0131 \u00fczerine, toplum sorunlar\u0131na bilimsel (pozitivist) bak\u0131\u015fla yorumlar \u00f6ne \u00e7\u0131kt\u0131. Felsefe devrimi ve Ayd\u0131nlanma d\u00f6nemi (17. ve 18. y\u00fczy\u0131l) esasta bu ihtiyac\u0131n sonucudur. Frans\u0131z Devrimi\u2019yle beklenen \u00e7\u00f6-z\u00fcm yerine, sorunlar\u0131n daha da karma\u015f\u0131kla\u015fmas\u0131, sosyolojiyi ba\u011f\u0131ms\u0131z bir bilim dal\u0131 olarak geli\u015ftirme e\u011filimlerini daha da yo\u011funla\u015ft\u0131rd\u0131. \u00dctopik sosyalistler (Saint Simon, Fourier, Proudhon), Auguste Comte ve Durkheim bu do\u011frultuda \u00f6n a\u015famalar\u0131 temsil ederler. Hepsi de Ayd\u0131nlanman\u0131n \u00e7ocuklar\u0131d\u0131r. Bilime sonsuz inan\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. Toplumu da bilim yoluyla istedikleri gibi yeniden yaratabileceklerine inan\u0131yorlard\u0131. Tanr\u0131n\u0131n rol\u00fcne soyunmu\u015flard\u0131. Hegel\u2019in deyi\u015fiyle, ne de olsa Tanr\u0131 yery\u00fcz\u00fcne inmi\u015fti. Hem de ulus-devlet olarak. Yap\u0131lmas\u0131 gereken, incelikli \u2018toplum m\u00fchendisli\u011fi\u2019 proje ve planlamas\u0131yd\u0131. Ulus-devlet arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla hayata ge\u00e7irip ba\u015far\u0131lamayacak hi\u00e7bir proje ve planlama yoktu. Yeter ki \u2018pozitivist bilimsel\u2019 olsun ve ulus\u2013devlet kabul etsin! <\/p>\n<p>\u0130ngiliz sosyal bilimcileri (ekonomi-politik\u00e7iler) Frans\u0131z sosyolojisine ekonomik \u00e7\u00f6z\u00fcm yoluyla katk\u0131da bulunurken, Alman ideologlar\u0131 felsefi yoldan katk\u0131 sunuyorlard\u0131. Adam Smith ve Hegel katk\u0131 sunmada ba\u015fta gelirler. 19. y\u00fczy\u0131l sanayi kapitalizminin toplumu korkun\u00e7 \u00f6l\u00e7\u00fclerde istismar\u0131ndan kaynaklanan sorunlara bulunan re\u00e7eteler sa\u011fdan ve soldan olmak \u00fczere \u00e7ok \u00e7e\u015fitliydi. Kapitalist tekelcili\u011fin merkez ideolojisi liberalizm, tam bir eklektizm ile her fikirden yararlan\u0131p yamal\u0131 boh\u00e7a misali sistemler yarat-makta en pratik olan\u0131yd\u0131. Sa\u011f ve sol \u015fematik sosyolojiler ise, ya ge\u00e7mi\u015fe (sa\u011f\u0131n alt\u0131n\u00e7a\u011f aray\u0131\u015f\u0131) ya da gelece\u011fe ili\u015fkin (\u00fctopik toplum) projeleri geli\u015ftirirken, toplumsal do\u011fadan, tarih ve g\u00fcncelden sanki habersizdiler. Tarih ve g\u00fcncel ya\u015fam ile kar\u015f\u0131la\u015f\u0131rken habire par\u00e7alan\u0131yorlard\u0131. Hepsinin tutsa\u011f\u0131 oldu\u011fu ger\u00e7ek ise, kapitalist modernitenin a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r \u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc ve hepsini zihnen ve pratik ya\u015fam tarz\u0131yla i\u00e7ine kapatt\u0131\u011f\u0131 \u2018demirden kafes\u2019ti. Filozof Nietzsche hepsini \u2018pozitivizm metafizik\u00e7ileri\u2019, \u2018kapitalist modernizmin had\u0131m edilmi\u015f c\u00fcceleri\u2019 olarak de\u011ferlendirirken, toplumsal hakikate daha yak\u0131n duruyordu. Toplumun kapitalist modernizmle yutulmas\u0131 tehlikesine ilk dikkati \u00e7eken ender filozoflar\u0131n ba\u015f\u0131nda geliyordu. D\u00fc\u015f\u00fcncesiyle fa\u015fizme hizmet etmekle su\u00e7lanmas\u0131na ra\u011fmen, fa\u015fizmin ve d\u00fcnya sava\u015flar\u0131n\u0131n geli\u015fini haber veren yorumlar\u0131 da dikkat \u00e7ekiciydi. <\/p>\n<p>Artan b\u00fcy\u00fck bunal\u0131mlar ve d\u00fcnya sava\u015flar\u0131 pozitivist sosyolojiyi, liberal merkezi sa\u011f ve sol kollar\u0131yla birlikte iflas ettirmeye yetti. Toplum m\u00fchendisli\u011finin kendisi, \u00e7ok ele\u015ftirdi\u011fi en s\u0131\u011f metafizik olarak oto-riter, totaliter fa\u015fizmle ger\u00e7ek kimli\u011fini ortaya \u00e7\u0131kard\u0131. Frankfurt Okulu bu iflas\u0131n resmi belgesi gibidir. Anneles Ecole, 1968 gen\u00e7lik ba\u015fkald\u0131r\u0131s\u0131  ba\u015fta I. Wallerstein\u2019\u0131n kapitalist d\u00fcnya-sistem anlay\u0131\u015f\u0131 olmak \u00fczere, \u00e7ok say\u0131da postmodernist sosyolojik yakla\u015f\u0131mlara yol a\u00e7t\u0131. Ekolojik, feminist, g\u00f6recilik, yeni solcu-luk ve d\u00fcnya sistemi, \u00e7ok say\u0131da par\u00e7alanm\u0131\u015f bir sosyal bilimler d\u00f6nemini de beraberinde getirdi. \u015e\u00fcphesiz bunda 1970\u2019ler sonras\u0131 finans kapitalin hegemonik karakter kazanmas\u0131 da \u00f6nemli rol oynad\u0131. Olumlu yan\u0131, Avrupa merkezli d\u00fc\u015f\u00fcnce hegemonyas\u0131n\u0131n y\u0131k\u0131lmas\u0131yd\u0131. Olumsuzlu\u011fu ise, \u00e7ok par\u00e7alanm\u0131\u015f bir sosyal bilimin sak\u0131ncalar\u0131yd\u0131. <br \/>Avrupa merkezli sosyolojiye y\u00f6nelik ele\u015ftirileri \u00f6zetlersek:<\/p>\n<p>a- Dine ve metafizi\u011fe y\u00f6nelik pozitivist ele\u015ftiri ve yarg\u0131lamalar\u0131n kendileri de bir nevi din ve metafizik olmaktan \u00f6teye gidememi\u015flerdir. Bunu yad\u0131rgamamak gerekir. \u0130nsan k\u00fclt\u00fcr\u00fcn\u00fcn kendisi metafizik olmak durumundad\u0131r. \u00d6nemli olan, iyi ve k\u00f6t\u00fc metafizik aras\u0131nda ayr\u0131m yapmakt\u0131r.<\/p>\n<p>b- Toplumu ilkel-modern, kapitalist-sosyalist, sanayi-tar\u0131m, ileri-geri, s\u0131n\u0131fl\u0131-s\u0131n\u0131fs\u0131z, devletli-devletsiz ikilemler halinde sunmak, toplumsal do\u011fan\u0131n hakikate yak\u0131n tan\u0131m\u0131n\u0131 daha \u00e7ok perdeleme e\u011filimindedir. Bu t\u00fcr ikilemler toplumsal hakikatten uzakla\u015ft\u0131r\u0131rlar. <\/p>\n<p>c- Toplumu yeniden yaratmak modern tanr\u0131c\u0131l\u0131ktan ba\u015fka anlam ifade etmez. Daha do\u011frusu, her ye-niden yarat\u0131c\u0131 hamlenin alt\u0131nda yeni bir sermaye ve iktidar-devlet tekeli yaratma e\u011filimi vard\u0131r. Orta\u00e7a\u011f tanr\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 nas\u0131l mutlak monar\u015filerle (padi\u015fahl\u0131k, \u015fehin\u015fahl\u0131k, sultanl\u0131k) ideolojik ba\u011f i\u00e7indeyse, yeniden yarat\u0131m olarak modern toplum m\u00fchendisli\u011fi de esas olarak ulus-devletin tanr\u0131sal e\u011filimidir, ideolojisidir. Pozitivizm bu anlamda modern tanr\u0131c\u0131l\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>d- Devrimler toplumu yeniden yaratma eylemleri olarak yorumlanamaz. Aksi halde pozitivist tanr\u0131c\u0131-l\u0131ktan kurtulamazlar. Toplumu a\u015f\u0131r\u0131 sermaye ve iktidar y\u00fck\u00fcnden ar\u0131nd\u0131rd\u0131klar\u0131 oranda toplumsal dev-rim olarak tan\u0131mlanabilirler. <\/p>\n<p>e- Devrimcilerin g\u00f6revi projelendirdikleri herhangi bir toplum modelini yaratmak olarak belirlene-mez. Ancak ahlaki ve politik toplumun geli\u015fimine yapt\u0131klar\u0131 katk\u0131 oran\u0131nda do\u011fru bir g\u00f6rev tan\u0131mlanma-s\u0131n\u0131 hak ederler.<\/p>\n<p>f- Toplumsal Do\u011fa\u2019ya uygulanacak y\u00f6ntemler ve paradigmalar, Birinci Do\u011fa\u2019ya ili\u015fkin olanlarla ayn\u0131-la\u015ft\u0131r\u0131lamaz. Birinci Do\u011fa\u2019ya ili\u015fkin evrenselci yakla\u015f\u0131m hakikate daha yak\u0131n sonu\u00e7lara (Ama mutlak ha-kikat diye bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnemiyorum) yol a\u00e7arken, Toplumsal Do\u011fa\u2019ya ili\u015fkin g\u00f6recilik ger\u00e7e\u011fe daha yak\u0131n durur. Evren ne sonsuz evrenselci d\u00fcz \u00e7izgisel anlat\u0131mla ne de sonsuz benzer dairesel d\u00f6ng\u00fclerle izah edilebilir. <\/p>\n<p>g- Toplumsal hakikat rejimi daha da geli\u015ftirilebilecek ele\u015ftiriler temelinde yeniden d\u00fczenlenmeyi ge-rektirmektedir. \u015e\u00fcphesiz yeni bir tanr\u0131sal yarat\u0131mdan bahsetmiyorum. Ama insan akl\u0131n\u0131n en yetkin \u00f6zel-li\u011finin hakikati arama ve in\u015fa etme g\u00fcc\u00fcnde oldu\u011funa da inan\u0131yorum. <\/p>\n<p>Bu ele\u015ftirilerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda tan\u0131mlamak istedi\u011fim sosyal bilim sistemati\u011fine ili\u015fkin \u015fu \u00f6nerileri sunuyo-rum:<\/p>\n<p>(a) Toplumsal Do\u011fa\u2019y\u0131 mitolojik, dinsel, metafizik ve bilimsel (pozitivizm) anlam \u00f6r\u00fcnt\u00fcleriyle kat\u0131 ev-renselci hakikat olarak sunmak yerine, s\u00fcre ve mek\u00e2n ko\u015fuluna ba\u011fl\u0131 zengin farkl\u0131l\u0131klarla temel evrensel varolu\u015flar\u0131n en esnek bir bi\u00e7imi olarak anlamland\u0131rmak, hakikate daha yak\u0131n sunumlara yol a\u00e7ar. Top-lumsal Do\u011fa\u2019n\u0131n niteliklerini iyi tan\u0131madan yap\u0131lacak her yorum, sosyal bilim ve pratik de\u011fi\u015fim hamlesi ters tepmelere yol a\u00e7abilir. Tanr\u0131sal yakla\u015f\u0131mlardan pozitivist yakla\u015f\u0131mlara kadar uygarl\u0131k tarihi boyunca geli\u015ftirilen anlat\u0131mlar sermaye ve iktidar tekellerinin zirve yapmas\u0131n\u0131 engelleyememi\u015flerse, k\u00f6kl\u00fc bir \u00f6zele\u015ftiriyle kendilerini daha insani bir yoruma u\u011fratmalar\u0131, ahlaki ve politik topluma hizmet a\u00e7\u0131s\u0131ndan vazge\u00e7ilmez g\u00f6revleridir. <\/p>\n<p>(b) Toplumsal Do\u011fa\u2019n\u0131n hem tarihsel hem b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc anlam\u0131n\u0131 veren, farkl\u0131la\u015fma i\u00e7inde birli\u011fini te-mel varolu\u015f \u00f6zelli\u011fi olarak temsil eden ana unsuru ahlaki ve politik toplumdur. Toplumsal Do\u011fa\u2019ya karakterini veren, farkl\u0131l\u0131k i\u00e7inde birli\u011fini s\u00fcrd\u00fcren, tarihselli\u011fini ve ana b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ifade eden belirleyici unsur rol\u00fcn\u00fc oynayan ahlaki ve politik toplum tan\u0131m\u0131d\u0131r. Topluma ili\u015fkin \u00e7ok kullan\u0131lan ilkel, modern, feodal, k\u00f6leci, kapitalist, sosyalist, sanayi, tar\u0131m, ticari, parac\u0131l, devletli, uluslu, hegemon vb. nitelemelerin hi\u00e7biri Toplumsal Do\u011fa\u2019n\u0131n belirleyici niteli\u011fini ifade etmez. Tersine perdeler ve par\u00e7al\u0131 bir anlam sonucunu do\u011furur ki, bu da topluma ili\u015fkin hatal\u0131 teorik ve pratik yakla\u015f\u0131m ve ger\u00e7ekle\u015ftirmelerin \u00f6z\u00fcn\u00fc olu\u015fturur. <\/p>\n<p>(c) Toplumu yenilemek, yeniden yaratmak gibi deyimler, ideolojik i\u00e7eri\u011fi yan\u0131nda yeni sermaye ve ik-tidar tekellerini olu\u015fturma operasyonlar\u0131d\u0131r. Uygarl\u0131k tarihi, bu yenilemelerin tarihi olarak k\u00fcm\u00fcl\u00e2tif sermaye ve iktidar birikim tarihidir. Topluma ili\u015fkin tanr\u0131sal yarat\u0131mc\u0131l\u0131k yerine gerekli olan temel eylem, toplumun ahlaki ve politik dokusunun geli\u015fimini ve i\u015flevini yerine getirmesini engelleyen unsurlarla m\u00fccadele olmal\u0131d\u0131r. Ahlaki ve politik boyutlar\u0131n\u0131 \u00f6zg\u00fcrce \u00e7al\u0131\u015ft\u0131ran toplum, geli\u015fimini en iyi s\u00fcrd\u00fcrecek toplumdur. <\/p>\n<p>(d) Devrimler ancak toplumun ahlaki ve politik i\u015flevini \u00f6zg\u00fcrce s\u00fcrd\u00fcrmesi, yerine getirmesi kat\u0131 bi-\u00e7imde engellendi\u011fi zaman ba\u015fvurulacak toplumsal eylem bi\u00e7imleridir. Devrimler yeni toplumlar, uluslar ve devletler yaratmak i\u00e7in de\u011fil, ancak ahlaki ve politik toplumu \u00f6zg\u00fcrce i\u015flevine kavu\u015fturmak i\u00e7in geli\u015f-tirildi\u011finde toplumca me\u015fru kabul edilebilir ve kabul edilmelidir. <\/p>\n<p>(e) Devrimci kahramanl\u0131k ahlaki ve politik topluma yapt\u0131\u011f\u0131 katk\u0131larla anlam bulmal\u0131d\u0131r. Bu anlam\u0131 ta-\u015f\u0131mayan her t\u00fcr eylem, \u00e7ap\u0131 ve s\u00fcresi ne olursa olsun, devrimci toplum kahramanl\u0131\u011f\u0131 olarak tan\u0131mlana-maz. Toplumda bireylerin rol\u00fcn\u00fc olumlu anlamda belirleyen, ahlaki ve politik toplumun geli\u015fimindeki katk\u0131lar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>(f) Bu ana \u00f6zellikleri derinli\u011fine ara\u015ft\u0131rma ve inceleme konusu yaparak geli\u015ftirilmesi gereken sosyal bilim, ne evrenselci d\u00fcz \u00e7izgisel ilerlemecili\u011fi ne de sonsuz d\u00f6ng\u00fcsel tekilci g\u00f6relili\u011fi esas alabilir. Son tahlilde uygarl\u0131k tarihindeki sermaye ve iktidar\u0131n k\u00fcm\u00fcl\u00e2tif birikimlerini me\u015frula\u015ft\u0131rmaya hizmet eden bu dogmatik kal\u0131psal yakla\u015f\u0131mlar yerine, analitik ve duygusal zek\u00e2n\u0131n uyumunu ifade eden, kat\u0131 \u00f6znellik ve nesnellik kal\u0131plar\u0131n\u0131 a\u015fan, yok edici olmayan bir diyalektik y\u00f6ntemi esas alan sosyal bilim geli\u015ftirilme-lidir. <\/p>\n<p>Paradigmatik ve ampirik (teorik ve pratik) olarak \u00e7er\u00e7evesini b\u00f6ylesi varsay\u0131mlar halinde sunabilece-\u011fimiz Demokratik Uygarl\u0131k Sistemi\u2019nin ana birimine ili\u015fkin \u00f6zellikleri bir kez daha ana ba\u015fl\u0131klar halinde sunarsak:<\/p>\n<p>1- Ahlaki ve politik toplum, insan toplumunun ba\u015flang\u0131c\u0131ndan bitimine kadar devaml\u0131 aranmas\u0131 gere-ken temel \u00f6zelli\u011fidir. Toplum esas olarak ahlaki ve politiktir. <\/p>\n<p>2- Ahlaki ve politik toplum, kent-s\u0131n\u0131f-devlet (daha \u00f6nceleri hiyerar\u015fik yap\u0131) \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc \u00fczerinde y\u00fckselen uygarl\u0131k sistemlerinin kar\u015f\u0131 kutbunda yer al\u0131r.<\/p>\n<p>3- Ahlaki ve politik toplum, toplumsal do\u011fan\u0131n tarihi olarak demokratik uygarl\u0131k sistemiyle uyum i\u00e7inde geli\u015fir. <\/p>\n<p>4- Ahlaki ve politik toplum, en \u00f6zg\u00fcr toplumdur. <\/p>\n<p>Ahlaki ve politik doku ve organlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 kadar toplumu \u00f6zg\u00fcrle\u015ftiren, \u00f6zg\u00fcr tutan ba\u015fka bir be-lirleyici dinamik s\u00f6z konusu de\u011fildir. Devrimler ve kahramanlar\u0131n hi\u00e7biri ahlaki ve politik boyut kadar toplumu \u00f6zg\u00fcrle\u015ftirme yetene\u011finde olamaz. Kald\u0131 ki, devrimler ve kahramanlar\u0131 ancak ahlaki ve politik topluma katk\u0131da bulunduklar\u0131 oranda belirleyici rol oynayabilirler.<\/p>\n<p>5- Ahlaki ve politik toplum, demokratik toplumdur. Demokrasi ancak a\u00e7\u0131k ve \u00f6zg\u00fcr toplum olan ahlaki ve politik toplumun varolu\u015fu temelinde anlam kazanabilir. Birey ve gruplar\u0131n \u00f6znele\u015ftikleri demokratik toplum, kar\u015f\u0131l\u0131k olarak ahlaki ve politik toplumu en \u00e7ok geli\u015ftiren y\u00f6netim bi\u00e7imidir. Daha do\u011frusu, politik toplumun i\u015flevselli\u011fine zaten demokrasi diyoruz. Ger\u00e7ek anlamda politika ile demokrasi \u00f6zde\u015f kavramlard\u0131r. E\u011fer \u00f6zg\u00fcrl\u00fck politikan\u0131n kendini ifade etti\u011fi iklimsel alansa, demokrasi de bu alanda politikan\u0131n icra tarz\u0131d\u0131r. \u00d6zg\u00fcrl\u00fck, politika ve demokrasi \u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc, ahlaki temelden yoksun olamazlar. Ahlaka \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, politika ve demokrasinin kurumsalla\u015fm\u0131\u015f geleneksel hali de diyebiliriz. <\/p>\n<p>6- Ahlaki ve politik toplumlar sermaye, m\u00fclkiyet ve iktidar\u0131n her bi\u00e7iminin resmi ifadesi olarak dev-letle kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 diyalektik \u00e7eli\u015fki i\u00e7indedirler. Devlet s\u00fcrekli ahlak yerine hukuku, politika yerine b\u00fcrokra-tik idareyi ikame etmek ister. Tarih boyunca devam eden bu \u00e7eli\u015fkinin iki ucunda resmi devletli uygarl\u0131k-la gayri resmi demokratik uygarl\u0131k sistemati\u011fi geli\u015fir. \u0130ki ayr\u0131 anlam tipolojisi ortaya \u00e7\u0131kar. \u00c7eli\u015fkiler ya \u00e7ok \u015fiddetlenerek sava\u015fa, ya da uzla\u015fmaya girerek bar\u0131\u015fa yol a\u00e7abilir.<\/p>\n<p>7- Bar\u0131\u015f, ahlaki ve politik toplum g\u00fc\u00e7leriyle devletli tekel g\u00fc\u00e7lerinin silahs\u0131z, \u00f6ld\u00fcrmesiz bir arada ya-\u015fama iradeleriyle m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Toplumun devleti, devletin toplumu yok etmesinden ziyade, demokratik uzla\u015f\u0131 denilen ko\u015fullu bar\u0131\u015f durumlar\u0131 tarihte ya\u015fanan durumlard\u0131r. Tarih ne t\u00fcm\u00fcyle ahlaki ve politik toplumun ifadesi olarak demokratik uygarl\u0131k, ne de t\u00fcm\u00fcyle s\u0131n\u0131fl\u0131 ve devletli toplumun ifadesi olarak uygarl\u0131k sistemleri bi\u00e7iminde ya\u015fan\u0131r. \u0130\u00e7 i\u00e7e yo\u011fun ili\u015fki ve \u00e7eli\u015fkilerle sava\u015f ve bar\u0131\u015f durumlar\u0131n\u0131n birbirlerini kovalad\u0131\u011f\u0131 haller olarak ya\u015fan\u0131r. En az be\u015f bin y\u0131ldan beri s\u00fcren bu durumu acil devrimlerle hemen ortadan kald\u0131rmak \u00fctopik olmakla birlikte, ge\u00e7mi\u015ften beri s\u00fcregelen ak\u0131\u015f\u0131 kader olarak be-nimseyip ak\u0131\u015f seyrine m\u00fcdahale etmemek de do\u011fru ahlaki ve politik durumlar olamaz. Sistemlerin m\u00fccadelesinin uzun s\u00fcrece\u011fini bilerek, ahlaki ve politik toplumun \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve demokratik alan\u0131n\u0131 geni\u015fletecek stratejik ve taktik yakla\u015f\u0131mlar daha anlaml\u0131 ve sonu\u00e7 al\u0131c\u0131d\u0131r. <\/p>\n<p>8- Ahlaki ve politik toplumu birbirini takip eden kom\u00fcnal, k\u00f6leci, feodal, kapitalist ve sosyalist s\u0131fat-larla tan\u0131mlamak, a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 olmak yerine perdeleyici rol oynar. \u015e\u00fcphesiz k\u00f6leci, feodal ve kapitalist s\u0131fat-lara ahlaki ve politik toplumda yer olmamakla birlikte, ilkeli uzla\u015f\u0131 i\u00e7inde bu s\u0131fatlara mesafeli, s\u0131n\u0131rl\u0131 ve kontroll\u00fc olarak yakla\u015fmak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. \u00d6nemli olan, ne onlar\u0131 yok etmek ne de onlar taraf\u0131ndan yutul-makt\u0131r  ahlaki ve politik toplumun \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcyle s\u00fcrekli onlar\u0131n alan ve g\u00fc\u00e7lerini s\u0131n\u0131rland\u0131rmakt\u0131r. Kom\u00fcnal ve sosyalist sistemler demokratik olduklar\u0131 oranda ahlaki ve politik toplumla \u00f6zde\u015fle\u015febilirler. Devlet hali olarak \u00f6zde\u015fle\u015fme olamaz. <\/p>\n<p>9- Ahlaki ve politik toplumun acil hedef olarak ulus-devlet olmak, bir dini tercih yapmak, demokrasi d\u0131\u015f\u0131nda rejim pe\u015finde ko\u015fmak gibi hedefleri olamaz. Toplumun hedef ve niteliklerini belirleme hakk\u0131n\u0131 ancak ahlaki ve politik toplumun \u00f6zg\u00fcr iradesi belirler. G\u00fcncel tart\u0131\u015fma ve kararlar kadar, stratejik kararlar\u0131 da toplumun ahlaki ve politik irade ve ifadesi belirler. Esas olan, tart\u0131\u015fmak ve karar g\u00fcc\u00fc olabilmektir. Bu g\u00fcc\u00fc elinde bulunduran toplum, tercihlerini en sa\u011fl\u0131kl\u0131 \u015fekilde belirleyebilir. Hi\u00e7bir fert ve g\u00fc\u00e7, ahlaki ve politik toplum ad\u0131na karar alma yetkisinde de\u011fildir. Ahlaki ve politik toplumlarda toplum m\u00fchendisli\u011fi ge\u00e7erli olamaz. <\/p>\n<p>\u00c7e\u015fitli a\u00e7\u0131lardan geni\u015f\u00e7e sundu\u011fum bu tan\u0131mlamalar \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, Demokratik Uygarl\u0131k Sistemi\u2019nin \u00f6z\u00fcn-de toplumsal do\u011fan\u0131n ahlaki ve politik bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck halinde resmi uygarl\u0131k tarihinin di\u011fer y\u00fcz\u00fc olarak hep var olageldi\u011fi ve kendini s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fclecektir. Resmi d\u00fcnya sisteminin t\u00fcm bask\u0131 ve s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fcne ra\u011fmen, toplumun \u00f6teki y\u00fcz\u00fc yok edilememi\u015ftir. Zaten yok edilmesi de m\u00fcmk\u00fcn olmaz. Nas\u0131l ki kapitalizm, kapitalist olmayan toplum olmadan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremezse, resmi d\u00fcnya sistemi olarak uygarl\u0131k da demokratik uygarl\u0131k sistemi olmadan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremez. Daha da somut olarak, tekelli uygarl\u0131k tekelli olmayan uygarl\u0131k olmadan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremez. Bunun tersi do\u011fru de\u011fildir. Yani ahlaki ve politik toplumun tarihsel ak\u0131\u015f sistemi olarak demokratik uygarl\u0131k, resmi uygarl\u0131k olmadan varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 daha engelsiz ve rahat s\u00fcrd\u00fcrebilir. <\/p>\n<p>Tan\u0131m\u0131 gere\u011fi demokratik uygarl\u0131\u011f\u0131 hem bir d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemati\u011fi, d\u00fc\u015f\u00fcnce birikimi, hem de ahlaki ku-rallar ve politik organlar\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc olarak ifade ediyorum. Ne sadece bir d\u00fc\u015f\u00fcnce tarihinden, ne de ahlaki ve politik geli\u015fme i\u00e7indeki toplumsal realiteden bahsediyorum. Tart\u0131\u015fma i\u00e7 i\u00e7e olarak iki konuyu da kapsamaktad\u0131r. Resmi uygarl\u0131k\u00e7a engellenen bir anlat\u0131m ve yap\u0131lar b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011fu i\u00e7in y\u00f6ntemi, tarih\u00e7esi ve unsurlar\u0131 itibariyle biraz daha a\u00e7\u0131mlamay\u0131 gerekli ve \u00f6nemli buluyorum. Sonraki ba\u015fl\u0131klar bu konular\u0131 i\u00e7erecektir.<\/p>\n<p>K\u00fcrdistan Stratejik Ara\u015ft\u0131rmalar Merkezi<\/p>\n<p>www.navendalekolin.com &#8211; www.lekolin.org &#8211; www.lekolin.net \u2013 www.lekolin.info\u00a0\u00a0\u00a0 <\/p>\n<p>\t<!-- parveke begin --><\/p>\n<div>\n<div class=\"sharethis-inline-share-buttons\"><\/div>\n<p><!-- parveke END -->\n<\/div><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p><b>Anlaml\u0131 bir paradigma ve sosyal bilim ancak bu tan\u0131mlara dayal\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmleme yap\u0131l\u0131r ve cevaplar \u00fcretilirse anlam ta\u015f\u0131r. <\/b><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":3314,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"jnews-multi-image_gallery":[],"jnews_single_post":[],"jnews_primary_category":[],"jnews_social_meta":[],"jnews_override_counter":[],"jnews_post_split":[],"footnotes":""},"categories":[20],"tags":[32,31,36,33,30,35,34],"class_list":["post-3313","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-ozgurluk-perspektifleri","tag-arastirma","tag-kurdi","tag-kurdish","tag-kurdistan","tag-lekolin","tag-turkish","tag-turkiye"],"acf":[],"post_mailing_queue_ids":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3313","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=3313"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3313\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media\/3314"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=3313"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=3313"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=3313"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}