{"id":3597,"date":"2020-03-15T00:56:05","date_gmt":"2020-03-14T21:56:05","guid":{"rendered":"http:\/\/www.lekolin.org\/b-modernitenin-endustriyalizm-boyutu-ve-demokratik-modernite\/"},"modified":"2020-03-15T00:56:05","modified_gmt":"2020-03-14T21:56:05","slug":"b-modernitenin-endustriyalizm-boyutu-ve-demokratik-modernite","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/b-modernitenin-endustriyalizm-boyutu-ve-demokratik-modernite\/","title":{"rendered":"B- Modernitenin End\u00fcstriyalizm Boyutu ve Demokratik Modernite"},"content":{"rendered":"<p>12 Mart 2012 Pazartesi Saat 17:05<\/p>\n<\/p>\n<div class=\"detail content_14\" id=\"text_detail\">\n<div class=\"newsImage\">\n<b>\u00c7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n (modern ya\u015fam tarz\u0131m\u0131z\u0131n) end\u00fcstriye misli g\u00f6r\u00fclmemi\u015f oranlarda ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir. <\/b><\/p>\n<p>\t\t\t\t\t\t\t <img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.lekolin.org\/wp-content\/uploads\/2020\/03\/2061-1.jpg\">\n\t\t\t\t\t\t<\/div>\n<p>\u00c7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n (modern ya\u015fam tarz\u0131m\u0131z\u0131n) end\u00fcstriye misli g\u00f6r\u00fclmemi\u015f oranlarda ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir. 19. y\u00fczy\u0131l end\u00fcstri devriminin tar\u0131m devriminden sonra ger\u00e7ekle\u015fen ikinci b\u00fcy\u00fck toplumsal devrim oldu\u011fu da ink\u00e2r edilemez. T\u0131pk\u0131 sermaye birikiminde oldu\u011fu gibi, end\u00fcstrile\u015fmenin modernitemizin bir benzersizli\u011fi oldu\u011fu ideas\u0131 ise abartmad\u0131r. Belki 19. y\u00fczy\u0131l ayar\u0131nda olmasa da, genelde toplumsal do\u011fada ve \u00f6zelde neolitik tar\u0131m toplumuyla uygarl\u0131k d\u00f6nemi toplumlar\u0131nda \u00e7ok say\u0131da end\u00fcstriyel hamle ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. T\u00fcm teknik geli\u015fmelerin bir nevi end\u00fcstri ad\u0131mlar\u0131 olmalar\u0131 itibariyle geli\u015fme s\u00fcreklidir. Hamle d\u00f6nemlerinde olan ise niteliksel s\u0131\u00e7ramalard\u0131r. \u0130lk \u00e7anak \u00e7\u00f6mlek end\u00fcstrileri, el de\u011firmenleri, dokuma tezg\u00e2hlar\u0131, tekerlek, saban, \u00e7eki\u00e7-\u00f6rs, balta, b\u0131\u00e7ak, k\u0131l\u0131\u00e7, de\u011firmen, papir\u00fcs, k\u00e2\u011f\u0131t, \u00e7e\u015fitli madeni aletler vb. gibi binlerce end\u00fcstri icad\u0131 saymak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ama en b\u00fcy\u00fck end\u00fcstri devriminin 19. y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131nda \u0130ngiltere \u00f6nderli\u011finde b\u00fcy\u00fck bir hamle yapt\u0131\u011f\u0131 tart\u0131\u015fma g\u00f6t\u00fcrmez. Bu, modernitenin \u00f6nemli bir fark\u0131 olmakla birlikte, tekilli\u011fini garanti etmez  fark\u0131n\u0131 ortaya koyar. <br \/>End\u00fcstriden end\u00fcstriyalizme ge\u00e7i\u015f daha farkl\u0131 bir durumdur. End\u00fcstriyalizm end\u00fcstrinin ideolojik mahiyet kazanmas\u0131n\u0131 ifade eder. Tar\u0131m ve k\u00f6y\u00fcn aleyhine geli\u015fen, ayr\u0131ca geleneksel \u015fehir zanaat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 da kar\u015f\u0131s\u0131na alan end\u00fcstricilik, g\u00fcn\u00fcm\u00fcze do\u011fru geli\u015fiminde ba\u015fta ekolojik felaketler olmak \u00fczere modernitenin t\u00fcm hastal\u0131klar\u0131n\u0131n k\u00f6keninde yatar. Elbette end\u00fcstricilik sermaye tekellerinin ideolojisidir. 18. y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131nda ellerinde b\u00fcy\u00fck miktarlara ula\u015fan para-sermayenin kulan\u0131m alanlar\u0131 (geleneksel halleriyle) daral\u0131nca sanayiye y\u00f6nelmeleri, k\u00e2r oranlar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015fmesini \u00f6nleme, hatta daha da y\u00fckseltme e\u011filiminden (k\u00e2r kanunu) kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6zellikle dokuma sanayi b\u00f6yledir. Mekanik \u00fcretim yeni enerji kaynaklar\u0131yla (k\u00f6m\u00fcr-buhar-elektrik) bulu\u015funca patlama g\u00f6steren \u00fcretim bir anda k\u00e2r oranlar\u0131n\u0131 azamiye \u00e7\u0131kard\u0131. Ulus-devlet olgusu ve aralar\u0131ndaki \u015fiddetli rekabet de bu yeni k\u00e2r oranlar\u0131yla ilgilidir. Sanayile\u015fme yani end\u00fcstriyalizm her \u015feyin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ti. Kendisi ulus-devletin en kutsal inanc\u0131 oldu. G\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar bu yar\u0131\u015f h\u0131z\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey kaybetmeden devam etmektedir. Sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n daha \u015fimdiden korkun\u00e7 boyutlara ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 ortak bir kanaattir. Sadece dar anlamda ekolojik y\u0131k\u0131mlar de\u011fil, daha k\u00f6kl\u00fc ve kapsaml\u0131 k\u00fclt\u00fcrel ve fiziki soyk\u0131r\u0131mlar, tarihin hi\u00e7bir d\u00f6nemiyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lamayacak denli k\u00fcresel, b\u00f6lgesel ve yerel boyut kazanan sava\u015flar, giderek ideolojik-metafizik ve iktidar\u0131 \u00e7o\u011falt\u0131m y\u00f6ntemleriyle ahlaki ve politik kimli\u011finden kopart\u0131lan toplum, dolay\u0131s\u0131yla toplumk\u0131r\u0131mlar end\u00fcstriyalizm e\u011filimi veya diniyle yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. End\u00fcstrinin kulland\u0131\u011f\u0131 bilim ve teknik bu nedenle tarihin hi\u00e7bir d\u00f6nemiyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lamayacak denli ideolojik bir mahiyet kazanm\u0131\u015ft\u0131r. <br \/>Modernitenin benzersizli\u011fi olarak end\u00fcstriyalizm, toplumun hem ba\u011fr\u0131ndaki hem de \u00f6n\u00fcndeki en b\u00fcy\u00fck tehdidi olu\u015fturmaktad\u0131r. Tar\u0131m ve k\u00f6y\u00fc y\u0131kan, kenti kanser gibi b\u00fcy\u00fcten, toplumu t\u00fcm\u00fcyle g\u00f6zetim ve denetim alt\u0131nda tutan, s\u0131zmad\u0131\u011f\u0131 bir g\u00f6zenek b\u0131rakmayan iktidarlar\u0131n \u00e7\u0131\u011fla\u015fma e\u011filiminde end\u00fcstriyalizm temel etken konumundad\u0131r. Ulus-devlet, end\u00fcstriyalizmin iktidar ve ideolojik hegemonyas\u0131n\u0131n temel formu olarak, t\u00fcm bu s\u00fcre\u00e7lerde ba\u015froldedir. <br \/>Toplumsal do\u011fa olarak insanl\u0131k, modernitenin benzersizli\u011fi olarak \u00e7oktan bu end\u00fcstriyalizmin ger\u00e7ek mah\u015feri tehdidi alt\u0131na girmi\u015ftir. U\u00e7 veren felaketler tehlikenin i\u015faret fi\u015fekleridir. Bunda k\u00e2r kanunu ad\u0131 verilen sermayenin s\u00fcrekli birikme ve b\u00fcy\u00fcme arzusunun ne denli toplum kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131yla \u00f6zde\u015f oldu\u011fu \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Toplum do\u011fas\u0131na s\u00fcrekli birikim kanununu dayatmak, toplumk\u0131r\u0131m\u0131n ta kendisidir. Maddi ve k\u00fclt\u00fcrel soyk\u0131r\u0131mlar bu s\u00fcrecin ilk ad\u0131mlar\u0131 olmu\u015ftur. Tedbir al\u0131nmazsa dosdo\u011fru mah\u015fere gidildi\u011fi, akl\u0131 ba\u015f\u0131nda ve biraz vicdan\u0131 olan her bilim insan\u0131n\u0131n vard\u0131\u011f\u0131 bir ortak sonu\u00e7tur. Dolay\u0131s\u0131yla modernitenin benzersizli\u011fi olarak ikinci tekil olan end\u00fcstricilik, \u2018Siyam ikizi\u2019 oldu\u011fu kapitalizmle birlikte sadece moderniteye damgas\u0131n\u0131 vurmakla yetinmiyor  modernite arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla sadece ekonomik bunal\u0131mlara yol a\u00e7makla kalmay\u0131p, toplumun t\u00fcm hayati dokular\u0131nda ve unsurlar\u0131nda kanserle\u015fmesinde ba\u015frol oynuyorlar. <br \/>Tam bu noktada, kapsamda demokratik modernitenin toplumsal varolu\u015ftaki konumu b\u00fct\u00fcn a\u00e7\u0131kl\u0131\u011f\u0131 ve gerekirli\u011fiyle ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Toplum ya d\u00f6rtnala mah\u015fere ko\u015fusunu devam ettirecektir, ya da demokratik moderniteye sar\u0131l\u0131\u015f, y\u00fccelti\u015f ve yeniden in\u015fa hamlesiyle dur diyecektir. Orta yerde s\u00fcr\u00fckleni\u015fin maliyetleri her ge\u00e7en g\u00fcn \u00e7\u0131\u011f gibi b\u00fcy\u00fcmektedir. <br \/>Bu tespitler end\u00fcstrinin t\u00fcm\u00fcyle olumsuz oldu\u011funu s\u00f6ylemiyor. K\u00e2r pe\u015findeki end\u00fcstriyalizmin felaketine dikkat \u00e7ekiyor. End\u00fcstri de, t\u0131pk\u0131 analitik ak\u0131l ili\u015fkisinde oldu\u011fu gibi, ahlaki ve politik toplum do\u011frultusunda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda cennet \u00f6rne\u011fi ya\u015fama da g\u00f6t\u00fcrebilir. Ekoloji ve tar\u0131mla el ele veren bir end\u00fcstri hamlesinin sadece en temel ekonomik sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6zmekle kalmayaca\u011f\u0131, sorunlar\u0131n di\u011fer t\u00fcm yan etkilerini olumlulu\u011fa \u00e7evirebilece\u011fi de belirtilebilir. Sadece otomobil hurdac\u0131l\u0131\u011f\u0131 (a\u015f\u0131r\u0131) durdu\u011funda, petrolden ta\u015f\u0131ma yollar\u0131na, \u00e7evre kirlenmesinden insan biyolojisine kadar \u00e7ok say\u0131da alanda devrim niteli\u011finde sonu\u00e7lar\u0131n do\u011faca\u011f\u0131n\u0131 kestirmek zor de\u011fildir. Hatta deniz end\u00fcstricili\u011fi bu h\u0131zla giderse, deniz ve karadan hay\u0131r kalmayaca\u011f\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutuldu\u011funda, kesin bir ta\u015f\u0131t s\u0131n\u0131rlamas\u0131n\u0131n hayati \u00f6nem ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 daha iyi anla\u015f\u0131l\u0131r. Tabii ba\u015fta n\u00fckleer end\u00fcstricilik olmak \u00fczere, k\u00fclt\u00fcrel end\u00fcstri de d\u00e2hil, binlerce daldaki end\u00fcstricili\u011fe getirilecek s\u0131n\u0131rlamalar\u0131n yol a\u00e7aca\u011f\u0131 k\u00f6kl\u00fc de\u011fi\u015fimlerin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 uzun boylu incelemenin yeri bu sat\u0131rlar olamaz. Sadece dikkat \u00e7ekmenin bile devrimsel boyutlar\u0131n\u0131 kavramak, konunun b\u00fcy\u00fck \u00f6nemini ortaya koymaktad\u0131r. <br \/>K\u00e2r kanununu durdurmak elbette b\u00fcy\u00fck toplumsal eylemlili\u011fi gerektirir. Demokratik modernitenin ana g\u00fcd\u00fcs\u00fc ve s\u00fcr\u00fckleyici unsuru k\u00e2r olmad\u0131\u011f\u0131ndan, en uygun uygarl\u0131k se\u00e7ene\u011fi olmas\u0131 bu nedenle hayati \u00f6nem kazanmaktad\u0131r. S\u0131n\u0131f-sermaye-k\u00e2r sistemine dayanmayan ahlaki ve politik toplum sisteminin ana kayg\u0131s\u0131 kendi kimli\u011fini \u00f6zg\u00fcr tutmak, bunun i\u00e7in demokratik siyaset ara\u00e7lar\u0131n\u0131 ya\u015famsal k\u0131lmakt\u0131r. Bireyin \u00f6n\u00fcne s\u0131n\u0131rs\u0131z kazan\u00e7 ve k\u00e2r tutkusu koyan liberalizm, bunun i\u00e7in kapitalist ve end\u00fcstriyalist moderniteyi yeg\u00e2ne ya\u015fam tarz\u0131 olarak s\u00fcrekli mu\u015ftular. Bir nevi ilk\u00e7a\u011f dinleri gibi sistemi kutsama ihtiyac\u0131 duyar. K\u00fclt\u00fcrel end\u00fcstricilik, bu kutsaman\u0131n s\u0131n\u0131r tan\u0131maz yeni bi\u00e7imidir. Ekonomik s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesi, her t\u00fcrl\u00fc iktidar sava\u015flar\u0131, kendi ba\u015f\u0131na ekolojik ve feminist hareketler bu denli devasa boyut kazanm\u0131\u015f moderniteyi ancak alternatif moderniteyle durdurabilir. Kapitalist hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131n d\u00f6rt y\u00fcz y\u0131l\u0131 bu ger\u00e7e\u011fi yeterince a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. <br \/>Sadece reel sosyalizmin \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn bile alternatif moderniteyi geli\u015ftiremeyi\u015finden kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 kavramak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir sosyal bilimci olmak gerekmez. Reel sosyalizmin end\u00fcstriyalizme \u00e7\u00f6z\u00fcm getirmesi halinde bile \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc koruyabilece\u011fini rahatl\u0131kla kestirebilmekteyiz. En az kapitalist hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131n pe\u015finde ko\u015ftu\u011fu ve damgas\u0131n\u0131 vurmak i\u00e7in her \u015feyini ortaya koydu\u011fu modernite sava\u015f\u0131n\u0131 kazanmak i\u00e7in, ba\u015fta reel-sosyalist \u00e7izgidekiler olmak \u00fczere ana muhalif gruplar (\u00fctopyac\u0131lar, anar\u015fistler, ulusal kurtulu\u015f\u00e7ular, ekolojistler ve feminist hareketler) kendi modernite m\u00fccadeleleri i\u00e7in teori ve pratikte ana bir do\u011frultu tutturmu\u015f olsalard\u0131, herhalde d\u00fcnyan\u0131n bug\u00fcnk\u00fc modernite g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc \u00e7ok daha farkl\u0131 olurdu. Kaybettikleri tek ve ortak nokta, \u201cHangi modernite?  sorusunu sormamalar\u0131 ve cevap i\u00e7in sistematik teorik ve pratik bir hat pe\u015finde birlikte ko\u015fmamalar\u0131d\u0131r  ezici bi\u00e7imde kapitalizmin ve end\u00fcstriyalizmin sunumunu yapt\u0131klar\u0131 ya\u015fam bi\u00e7imini g\u0131rtlaklar\u0131na kadar ya\u015famakta beis g\u00f6rmemeleridir. Dahas\u0131 ve en \u00f6nemlisi, devlet-ulus\u00e7ulu\u011funu bir modernite unsuru olarak ele\u015ftirmek yerine, ya\u015fam bi\u00e7iminin ana formu olarak benimsedikten sonra genelde muhalefetin, \u00f6zelde sol muhalefetin kazanaca\u011f\u0131 bir ana davas\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcrl\u00fck kazanmas\u0131 elbette m\u00fcphem ve zor olacakt\u0131r. <br \/>Hayret etti\u011fim bir nokta, \u201cBa\u015fka bir d\u00fcnya m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr  slogan\u0131na ili\u015fkin olan\u0131d\u0131r. Bu slogan\u0131n sanki \u00f6nemli bir ke\u015fif, mesaj veya zihniyetmi\u015f gibi sunulmas\u0131 hayretimi daha da artt\u0131rmaktad\u0131r. Orta yerde \u00e7uvala s\u0131\u011fmayan dev gibi modernite sorunlar\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131km\u0131\u015fken, sistem her taraftan su alm\u0131\u015fken ve pul pul d\u00f6k\u00fcl\u00fcrken, yerin alt\u0131 ve \u00fcst\u00fc bile isyan ederken, b\u00f6ylesi bulu\u015f insana \u2018pes\u2019 dedirtir. Adama sormazlar m\u0131? Mevcut h\u00e2kim modernite (kapitalizm ve end\u00fcstriyalizmin damgas\u0131n\u0131 vurdu\u011fu modernite) t\u00fcm sorunlar\u0131 ve \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131klar\u0131yla (kastedilen, ya\u015fam tarz\u0131d\u0131r) orta yerdeyken, sen hangi alternatifinle, t\u00fcm ana unsurlarda ele\u015ftirinle yetinmeyip cevap olacaks\u0131n, olu\u015fturabileceksin? <br \/>Tarihte din, felsefe ve ahlaki \u00f6\u011fretiler, t\u00fcm erdemli bilgelikler, d\u00f6nemlerindeki modernite sorunlar\u0131na yan\u0131t olmak i\u00e7in geli\u015ftirilmi\u015flerdir. Yeterli olup olmamalar\u0131 tart\u0131\u015f\u0131labilir. \u00d6nemli olan, ahlaki ve politik toplum ad\u0131na \u00e7abalar\u0131n hi\u00e7 eksik olmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Demokratik modernite t\u00fcm bu deneyimlerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, kapitalist moderniteyi ona \u00f6zg\u00fc sorunlar\u0131yla birlikte kapsaml\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmleme ve yan\u0131tlarla kar\u015f\u0131lad\u0131\u011f\u0131nda ancak anlam ifade edebilir. Tarih ve g\u00fcncellik, san\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n aksine, uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7lerinin mutlak h\u00e2kimiyet sahas\u0131 de\u011fildir. Tarih b\u00f6yle oldu\u011funa dair propaganda y\u00fckl\u00fcd\u00fcr. Yaz\u0131lan her tarih ger\u00e7ek olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz modernitesi i\u00e7in sosyal bilimin s\u00f6yledi\u011fi her \u015fey de ger\u00e7ek de\u011fildir  b\u00fcy\u00fck oranda ideolojik hegemonyan\u0131n \u015fa\u015f\u0131rtma, k\u00f6rle\u015ftirme, dogmala\u015ft\u0131rma retori\u011fidir. Demokratik siyaset dar anlam\u0131yla politik toplumu i\u015flevselle\u015ftiren ara\u00e7 de\u011fildir  tarihsel-toplumu t\u00fcm y\u00f6nleriyle a\u00e7\u0131klama eylemidir de. Kapitalist ve end\u00fcstriyalist moderniteyi demokratik siyasetle a\u00e7\u0131klama ancak hakikatle b\u00fct\u00fcnle\u015fti\u011finde ahlaki ve politik toplumun b\u00fcy\u00fck karar ve eylem g\u00fcc\u00fc ortaya \u00e7\u0131kar. O zaman \u201cNas\u0131l bir modernite ve \u00e7a\u011fc\u0131l ya\u015fam?  sorusu lay\u0131k\u0131yla cevab\u0131n\u0131 bulur. Ba\u015fkaca hi\u00e7bir y\u00f6ntemin yeterli ve ba\u015far\u0131ya g\u00f6t\u00fcren cevaplar \u00fcretmedi\u011fini, kapitalist hegemonyan\u0131n son d\u00f6rt y\u00fcz y\u0131ll\u0131k deneyimi kan\u0131tlamaktad\u0131r. Demokratik modernite bu tarihsel deneyime idea uygulamalar\u0131yla yetkin yan\u0131tt\u0131r.<\/p>\n<p>C- Ulus-Devlet, Modernite ve Demokratik Konfederalizm<\/p>\n<p>Modernitenin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ve en \u00f6nemli s\u00fcreksizli\u011fi olarak ulus-devlet, kapitalizmin toplumu fethetme ve s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftirme eyleminin en temel ara\u00e7sal formudur. Liberalizm kendini ama\u00e7lar b\u00fct\u00fcn\u00fc (idealar toplumu) olarak sunarken, ulus-devlet temel iktidar formu olarak anlam bulur. Toplumun tarihinde rastlad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7te ve d\u0131\u015fta en kapsaml\u0131 fethi ve s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftirilmesi ulus-devlet formu olmadan ger\u00e7ekle\u015ftirilemez. <br \/>Sosyal bilimlerin \u00fczerinde en \u00e7ok k\u00f6reltme, sapt\u0131rma ve dogmalar y\u0131\u011f\u0131n\u0131 geli\u015ftirdi\u011fi konu yine ulus-devlettir. Halen devletin kapsaml\u0131 bir \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesinin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek zordur. Lenin gibi bir Marksist bile tarihin en b\u00fcy\u00fck toplumsal devrimlerinden birine giderken, \u2018devlet ve iktidar sorunu\u2019nun \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesini modernitenin ulus-devlet aya\u011f\u0131ndan kurtarmay\u0131 ba\u015faramaz. Ba\u015farmay\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131n, t\u00fcm ele\u015ftirilere ra\u011fmen demokratik toplum \u00f6rg\u00fctlenmesi olan Sovyetler\u2019in bile ulus-devlete d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesini devrimin sa\u011flamla\u015ft\u0131rmas\u0131 olarak de\u011ferlendirmekten kendini al\u0131koyamaz. Bug\u00fcn d\u00fcnya kapitalizmine en b\u00fcy\u00fck hizmeti sunan \u00c7in ulus-devleti ayn\u0131 yakla\u015f\u0131m\u0131n devasa \u00f6rne\u011fidir. <br \/>Anthony Giddens\u2019\u0131n ulus-devletin tekilli\u011fine ili\u015fkin yakla\u015f\u0131m\u0131 ger\u00e7eklik pay\u0131 ta\u015f\u0131mas\u0131na ra\u011fmen, tarihsel k\u00fcm\u00fcl\u00e2tif iktidar tekelleriyle zincirleme ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok yetersiz bir anlat\u0131md\u0131r. Ulus-devleti \u00f6nceki ciltlerde kapsaml\u0131ca tan\u0131mlamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m i\u00e7in burada tekrarlamayaca\u011f\u0131m. Farkl\u0131 a\u00e7\u0131lardan konuyu ayd\u0131nlatarak, \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 gereken sonu\u00e7lar\u0131 belirtmekle anlat\u0131m\u0131 yetkinle\u015ftirece\u011fim. <br \/>Her \u015feyden \u00f6nce, ulus-devlet, iktidar\u0131n azami formu olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmelidir. Hi\u00e7bir devlet bi\u00e7imi ulus-devlet kadar (Devlet-ulusu demek daha do\u011fru olabilir) iktidar kapasitesinde de\u011fildir. Bunun en temel nedeni, orta s\u0131n\u0131f\u0131n \u00fcst kesiminin artan oranda tekelle\u015fme s\u00fcrecine ba\u011flanmas\u0131d\u0131r. Ulus-devletin kendisinin en geli\u015fmi\u015f komple tekel oldu\u011funu hi\u00e7 ak\u0131ldan \u00e7\u0131karmamak gerekir. Ulus-devlet a\u015famas\u0131nda ticari, s\u0131na\u00ee ve finans tekelcili\u011fi, iktidar tekelcili\u011fi ile azami ittifak kurmu\u015f durumdad\u0131r. Toplam tekellerin en geli\u015fmi\u015f birli\u011fidir. \u0130deolojik tekeli de iktidar tekelinin ayr\u0131lmaz bir par\u00e7as\u0131 olarak bu kapsamda d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. <br \/>Sosyal bilimlerin en \u015fa\u015f\u0131rtma yapt\u0131klar\u0131 alanlardan birisi tekellere ili\u015fkin olan\u0131d\u0131r. \u0130ktidar ayg\u0131tlar\u0131n\u0131 ekonomi \u00fcst\u00fc olarak ticari, s\u0131nai ve finansal tekellerden ayr\u0131 konumland\u0131rmaya b\u00fcy\u00fck \u00f6zen g\u00f6sterirler. B\u00f6ylelikle genelde iktidar\u0131, \u00f6zelde devleti tekel olgusundan farkl\u0131 olgularm\u0131\u015f gibi sunmak isterler. Sosyal bilimleri sakat b\u0131rakan temel noktalardan biri budur. Ekonomi \u00fcst\u00fc tekellerle iktidar tekelleri aras\u0131ndaki fark, ancak i\u015fb\u00f6l\u00fcm\u00fc anlam\u0131nda izah edilebilir. Bunun d\u0131\u015f\u0131nda aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcnl\u00fck tarihseldir ve kesindir. Fernand Braudel\u2019in \u00e7ok etkili buldu\u011fum bir c\u00fcmlesini buraya almak durumunday\u0131m. Braudel, \u201c\u0130ktidar da sermaye gibi biriktirilir  der. Aralar\u0131ndaki b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc yakalam\u0131\u015f gibidir. Kald\u0131 ki, konuya bir\u00e7ok a\u00e7\u0131dan a\u00e7\u0131kl\u0131k getiren bilge bir ki\u015fidir. <br \/>\u0130ktidar sadece sermaye gibi biriktirilmez. Sermayenin en homojen, rafine edilmi\u015f, tarihsel olarak biriktirilmi\u015f halidir. B\u00fcy\u00fck harflerle yazarsam, \u0130KT\u0130DAR SERMAYEN\u0130N EN HOMOJEN, RAF\u0130NE ED\u0130LM\u0130\u015e, TAR\u0130HSEL OLARAK B\u0130R\u0130KT\u0130R\u0130LM\u0130\u015e HAL\u0130D\u0130R. Ekonomi \u00fcst\u00fc di\u011fer sermayeler daha farkl\u0131 biriktirilerek el de\u011fi\u015ftirme, \u00f6rg\u00fctlenme konumundad\u0131r. Hepsine tekel olarak bakma ve anlam vermenin temelinde ekonomi \u00fcst\u00fc olma ve genelde toplumsal de\u011ferlere, \u00f6zelde toplumsal art\u0131-de\u011ferlere el koyma (el koyma = tekel) mahiyetinde olmal\u0131d\u0131r. \u0130ster vergi, ister i\u015fletme k\u00e2r\u0131, ister apa\u00e7\u0131k talan bi\u00e7iminde olsun, t\u00fcm toplumdan s\u0131zd\u0131rmalar tekel mahiyetindedir. Bu nedenle tekel kavram\u0131 yerinde ve iyi anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r. <br \/>Ulus-devletin tarih i\u00e7indeki yeri, t\u00fcm bu tekelleri iyi bir bi\u00e7imde kendi kapsam\u0131nda birle\u015ftirmesidir. Sermayenin azami b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc oluyor ve g\u00fcc\u00fcn\u00fc de bu konumundan al\u0131yor. Sermaye birikiminin en etkili arac\u0131 olmas\u0131 da bu konumundan gelir. Bol\u015fevik Partisi\u2019nin ulus-devlet in\u015fas\u0131n\u0131n yetmi\u015f y\u0131l aradan sonra dev c\u00fcsseli bir sermaye b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kmas\u0131 hepimiz i\u00e7in \u00e7ok \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131yd\u0131. H\u00e2lbuki konuya ulus-devlet \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, bu durum son derece anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ulus-devlet \u00f6rg\u00fctlenmesi sermayenin devlet olarak \u00f6rg\u00fctlenmesinin tipik ve en kestirme halidir. Ulus-devlet ile sosyalizm de\u011fil, en has kapitalizm \u00f6rg\u00fctlenebilir. Kat\u0131r\u0131 at yapmak ne kadar m\u00fcmk\u00fcn ise, ulus-devleti sosyalist yapmak veya saymak da o denli m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<br \/>Buna ra\u011fmen, ulus-devlet tekilli\u011fini tarihsel formlardan kopararak izah etmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Farkl\u0131la\u015fmas\u0131 ne denli geli\u015fmi\u015f olursa olsun, belirleyici olan iktidar\u0131n tarihsel birikimidir. Ulus-devleti \u00f6rg\u00fctleyen ilk \u00fclke olan \u0130ngiltere\u2019ye bakal\u0131m: \u0130ngiltere 16. y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131nda \u0130spanya, Fransa ve Normanlar\u0131n iktidar k\u0131skac\u0131ndad\u0131r. E\u011fer kendini ulus-devlet olarak \u00f6rg\u00fctleyemezse, tasfiye olma tehlikesi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Kendisi krall\u0131kt\u0131r. Pe\u015f pe\u015fe hanedanlar gelip gitmektedir. Ekonomisi neolitikten beri Avrupa \u00fczerinden gelen g\u00f6\u00e7lerle in\u015fa edilmektedir. Di\u011fer Avrupal\u0131lardan fark\u0131, esas olarak ada konumudur. Ulus-devletini bu tarihsel ve somut ko\u015fullara dayanarak in\u015fa etti. Tarih bu s\u00fcreci, Sterlinin g\u00fcc\u00fcn\u00fcn artmas\u0131n\u0131n bor\u00e7lanma ve ekonominin \u00fcst\u00fcnde azami tekelle\u015fmeyle nas\u0131l el ele y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc b\u00fct\u00fcn somutlu\u011fu i\u00e7inde anlatmaktad\u0131r. Sanayi devrimine de hegemonik \u00e7\u0131k\u0131\u015f i\u00e7in y\u00f6neldi\u011fi bilinmektedir. Demek ki \u0130ngiliz tarihi, \u00f6zellikle hanedanl\u0131k tarihi ve bizzat hanedanl\u0131k olmadan, \u0130ngiliz-ulus devletinin m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 \u015furada kals\u0131n, asla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemeyece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Hanedanl\u0131k tarih boyunca en kapsaml\u0131 ve uzun s\u00fcreli devlet formudur. \u0130ngiltere\u2019nin halen hanedanl\u0131k forsunu b\u0131rakmamas\u0131 tarihin bu yan\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Demokrasiler ve cumhuriyetler \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. \u0130mparatorluklar daha de\u011fi\u015fik bir formdur. Binlerce y\u0131l en rafine tekel olarak s\u00fcz\u00fcl\u00fcp gelmi\u015f olan iktidar birikimleri olmadan, genelde devletler, \u00f6zelde ulus-devletler olu\u015famaz. <br \/>Ulus-devletin teolojik kaynaklarla ba\u011f\u0131na pek az de\u011finilmi\u015ftir, ama bu konu son derece \u00f6nemlidir. Karl Schmitt, t\u00fcm \u00e7a\u011fda\u015f siyasal kavramlar\u0131n teolojik (tanr\u0131 bilimi) kaynakl\u0131 oldu\u011funu belirtirken, ger\u00e7e\u011fi bir y\u00f6n\u00fcyle ayd\u0131nlatm\u0131\u015ft\u0131r. Dikkatli bir sosyolojik yo\u011funla\u015fma, dinin ve ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak tanr\u0131 imgesinin, toplumsal kimli\u011fin en eski bi\u00e7imi oldu\u011funu tespit etmekte zorlanmaz. Din ve tanr\u0131 bilin\u00e7li birer imgesel kimlik olmalar\u0131ndan ziyade, zihniyet \u00e7a\u011flar\u0131n\u0131n bir gere\u011fi olarak anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r. Toplumsal kolektif tasavvur kendini en kutsal kavramlarla kimliklendirmeyi, ayakta kalman\u0131n yollar\u0131ndan biri olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmektedir. Tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131n k\u00f6keninde toplumsal varolu\u015fun kutsanmas\u0131 yatmaktad\u0131r. S\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde iktidar, devlet ve toplum ayr\u0131\u015fmas\u0131 h\u0131zland\u0131k\u00e7a, kutsall\u0131k ve tanr\u0131sall\u0131k payeleri t\u00fcm toplumun kolektif kimli\u011fi olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p, iktidar ve devlet sahiplerine mal edilir. \u0130deolojik hegemonya burada \u00f6nemli rol oynar. \u0130ktidar ve devletin tanr\u0131 kaynakl\u0131 oldu\u011fu belirtilir  dolay\u0131s\u0131yla iktidar ve devlet sahipleri olarak kendilerinin de kutsal ve tanr\u0131sal olduklar\u0131n\u0131 idea etmenin yollar\u0131 a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f olur. Tanr\u0131-kral, tanr\u0131n\u0131n devleti kavramlar\u0131na ula\u015fmak art\u0131k zor de\u011fildir. Tanr\u0131 el\u00e7ili\u011fi, tanr\u0131 g\u00f6lgesi kavramlar\u0131 da pe\u015fi s\u0131ra geli\u015fmekte gecikmeyecektir. <br \/>Laik devlet kavram\u0131 kendini her ne kadar bu s\u00fcrecin d\u0131\u015f\u0131nda tutmak istese de, bu do\u011fru de\u011fildir. Kilisenin etkisinden rahats\u0131z ve a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 Yahudi k\u00f6kenli olan Mason cemaatinin temel ilkesi olan laikli\u011fin, zaten ruhani ilkenin kar\u015f\u0131 kutbu olarak da varolu\u015funu b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde bu kavramdan almas\u0131 do\u011fas\u0131 gere\u011fidir. A\u00e7\u0131k\u00e7a belirtmek gerekir ki, ne laiklik san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar d\u00fcnyasal-sek\u00fclerdir, ne de ruhanilik san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar ahiretsel ve uhrevidir. Her iki kavram da d\u00fcnyal\u0131d\u0131r, toplumsald\u0131r. \u0130deolojik dogmalar ikisi aras\u0131ndaki fark\u0131 a\u00e7m\u0131\u015flard\u0131r. <br \/>Dolay\u0131s\u0131yla t\u00fcm \u00e7a\u011flar boyunca g\u00f6r\u00fclen iktidar ve devletin tanr\u0131sal kaynakl\u0131 imgesinin oldu\u011fu gibi \u00e7a\u011f\u0131m\u0131za yans\u0131mas\u0131 beklenebilir. \u00c7a\u011fda\u015f devletin de bu yans\u0131madan etkilenmemesi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Kavram tarih boyunca b\u00f6yle yo\u011frulmu\u015ftur. Laik devlet veya iktidar kavram\u0131 \u00e7eli\u015fkili ve m\u00fcphemdir. <br \/>Ulus-devlet san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan daha fazla tanr\u0131sal kavramlarla y\u00fckl\u00fcd\u00fcr. Tarihin hi\u00e7bir d\u00f6neminde g\u00f6r\u00fclmedi\u011fi kadar kutsanma t\u00f6renlerine tabidir. Dayand\u0131\u011f\u0131 ve imge se\u00e7ti\u011fi \u2018vatan\u2019, \u2018bayrak\u2019, \u2018\u00fcniter\u2019, \u2018ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k\u2019, \u2018kutsall\u0131k\u2019, \u2018mar\u015f-m\u00fczik\u2019, \u2018\u00f6yk\u00fcleme anlat\u0131m\u0131\u2019 gibi kavramlar, tanr\u0131-krall\u0131klardan daha fazla tanr\u0131sal payeye sahiptir. Hi\u00e7bir devlet bi\u00e7imi ulus-devlet kadar ideolojik, hukuki, siyasi, ekonomik ve dini z\u0131rhlara b\u00fcr\u00fcnmemi\u015ftir. Bunun temel nedeni, yine \u00e7ok kalabal\u0131kla\u015fm\u0131\u015f bir sivil-askeri b\u00fcrokrasiye temel ge\u00e7inme kap\u0131s\u0131 olmas\u0131d\u0131r. B\u00fcrokrasinin alt\u0131ndan devlet koltuklar\u0131 \u00e7ekilsin, hepsi sudan \u00e7\u0131kan bal\u0131\u011fa d\u00f6ner. Devlet onlar i\u00e7in \u00f6l\u00fcm kal\u0131m meselesidir. Devletin en a\u015f\u0131r\u0131 tanr\u0131sall\u0131k payesine b\u00fcr\u00fcnd\u00fcr\u00fclmesi, b\u00fcrokrasinin bu \u00f6zelli\u011fiyle yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Hi\u00e7bir modernitede olmad\u0131\u011f\u0131 kadar, kapitalist modernitede devlet \u00fczerinde bu kadar \u00e7ok durulmas\u0131 ve f\u0131rt\u0131na kopart\u0131lmas\u0131n\u0131n nedeni de yine bu s\u0131n\u0131fsal yap\u0131s\u0131ndaki de\u011fi\u015fimdir. Modernite, ulus-devlet, \u00f6zellikle \u2018birlik\u00e7ilik-\u00fcniterlik\u2019 vurgusu ile tanr\u0131 birli\u011fi kavram\u0131 aras\u0131nda da yak\u0131n bir ili\u015fki vard\u0131r. Tarihte nas\u0131l di\u011fer kabile ve kavim tanr\u0131lar\u0131 kabile ve kavimleriyle birlikte tasfiye edilip h\u00e2kim kabile veya kavim i\u00e7inde eritilmi\u015f ise, tanr\u0131lar\u0131 da h\u00e2kim kabile ve kavim tanr\u0131s\u0131n\u0131n i\u00e7inde eritilerek tekle\u015ftirilir. Tanr\u0131 birli\u011fi kavram\u0131na bu sosyolojik ger\u00e7eklik i\u00e7inde bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, anlam\u0131na daha kolay var\u0131r\u0131z. \u0130\u00e7inde s\u00f6m\u00fcrgecilik, asimilasyon vard\u0131r. <br \/>Ulus-devlet \u00fcniterli\u011finin tarihi \u00e7ok yo\u011fun bir \u015fekilde tanr\u0131sald\u0131r. T\u00e2biiyetindeki toplumun tamamen silahs\u0131zland\u0131r\u0131lmas\u0131, t\u00fcm silah tekelinin modern devlete aktar\u0131lmas\u0131 \u00fcniterli\u011fe yol a\u00e7arken, \u00f6z\u00fcnde ger\u00e7ekle\u015fen m\u00fcthi\u015f bir s\u00f6m\u00fcr\u00fc, s\u00f6m\u00fcrgecilik ve tekelcili\u011fidir. Egemenlik teorisyenleri (Ba\u015fta Hobbes ve Machiavelli olmak \u00fczere) bilimcilik ad\u0131na modern devleti tan\u0131mlarken, kapitalist tekelcili\u011fe en \u00f6nemli hizmeti sunmu\u015flard\u0131r. Toplumun huzuru i\u00e7in t\u00fcm silahlar\u0131n tek\u00e7i bir yap\u0131da yo\u011funla\u015fmas\u0131, tarihin hi\u00e7bir d\u00f6neminde g\u00f6r\u00fclmedi\u011fi kadar toplumun politik g\u00fc\u00e7ten, dolay\u0131s\u0131yla ekonomik varl\u0131\u011f\u0131ndan soyulmas\u0131 anlam\u0131na gelecektir. Devlet ve iktidar, son tahlilde bir tekel olarak hareket edeceklerine g\u00f6re, ellerinde bu kadar yo\u011funla\u015fm\u0131\u015f silah g\u00fcc\u00fcyle ele ge\u00e7iremeyecekleri hi\u00e7bir toplumsal de\u011fer kalmayacakt\u0131r. \u0130stedikleri bi\u00e7imde topluma bi\u00e7im verecekler, istediklerini ortadan kald\u0131racaklard\u0131r. Nitekim tarihte olanlar da bu minval \u00fczerinde geli\u015fti. Olmad\u0131k soyk\u0131r\u0131mlar ger\u00e7ekle\u015fti.<br \/>Ulus-devlet, t\u00fcm tekellerin ortak paydas\u0131 olarak, toplumsal maddi k\u00fclt\u00fcr\u00fcn gasp\u0131, fethetme ve s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftirilmesi \u00fczerine kurulmakla yetinmez  manevi k\u00fclt\u00fcr\u00fcn asimilasyonunda da belirleyici rol oynar. Ulusal k\u00fclt\u00fcr ad\u0131 alt\u0131nda \u00e7o\u011funlukla h\u00e2kim bir etnisite veya dini cemaatin k\u00fclt\u00fcr normlar\u0131n\u0131 resmile\u015ftirip, geriye kalan t\u00fcm k\u00fclt\u00fcrel varl\u0131klara kar\u015f\u0131 sava\u015f a\u00e7ar. \u201cUlusal b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011fe zararl\u0131d\u0131r  deyip, binlerce y\u0131ldan beri varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 koruyan ne kadar din, etnisite, kavim ve ulus dil ve k\u00fclt\u00fcr\u00fc varsa, ya zorla ya da maddi te\u015fviklerle hepsinin sonunu haz\u0131rlar. Tarihin hi\u00e7bir d\u00f6neminde olmad\u0131\u011f\u0131 kadar dil, din, mezhep, etnik kabile ve a\u015firetlerle kavim ve uluslar bu politikan\u0131n, daha do\u011frusu soyk\u0131r\u0131m\u0131n kurban\u0131 olmu\u015flard\u0131r. Maddi soyk\u0131r\u0131mlar (fiziki imha) manevi soyk\u0131r\u0131mlar\u0131n yan\u0131nda devede kulak bile de\u011fildir. Binlerce y\u0131ldan beri s\u00fcz\u00fcl\u00fcp gelen dil ve k\u00fclt\u00fcr de\u011ferleri gruplar\u0131 ile birlikte \u2018ulusal birlik\u2019 \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda kutsal bir eylemmi\u015f gibi kurban edilirler. <br \/>Ulus-devletin \u2018vatan\u2019 anlay\u0131\u015f\u0131 \u00e7ok daha problemlidir. Her nas\u0131lsa devletin h\u00e2kimiyeti, yani tekeli alt\u0131na al\u0131nan co\u011frafi s\u0131n\u0131rlar \u2018kutsal vatan\u2019 olarak imgele\u015ftirilir. Vatan asl\u0131nda tekel ittifaklar\u0131n\u0131n ortak m\u00fclkiyeti haline getirilmi\u015ftir. \u00dczerlerine kurduklar\u0131 sistem, eski koloni s\u00f6m\u00fcrgecili\u011finden \u00e7ok daha derinlikli bir s\u00f6m\u00fcrgeciliktir. Eskiden bir s\u00f6m\u00fcrgeci \u00fclke var idiyse, modern ulus-devletin kendi \u2018kutsal vatan\u2019\u0131 \u00fczerinde tekel say\u0131s\u0131 kadar s\u00f6m\u00fcrgecilik \u00e7e\u015fidi vard\u0131r. S\u00f6m\u00fcrge halklar\u0131 nas\u0131l silahs\u0131zland\u0131r\u0131lm\u0131\u015flarsa, \u2018kutsal vatan\u2019 halk\u0131 da \u00f6yle silahs\u0131zland\u0131r\u0131l\u0131p her t\u00fcr s\u00f6m\u00fcr\u00fcye kar\u015f\u0131 direnmesiz hale getirilmi\u015ftir. Ba\u015fta i\u015fg\u00fc\u00e7leri olmak \u00fczere, t\u00fcm maddi ve manevi k\u00fclt\u00fcrel varl\u0131klar\u0131 katmerli bir s\u00f6m\u00fcr\u00fcye tabi tutulur. Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc ur gibi b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015f b\u00fcrokrasi tekellerini doyurmak m\u00fcmk\u00fcn olmaz.<br \/>Ulus-devlet diplomasisi, d\u0131\u015f tekeller olan di\u011fer ulus-devletlerle koordinasyonu, d\u00fcnya ulus-devletler sisteminin i\u015flerini takip i\u00e7in olu\u015fturulur. E\u011fer d\u0131\u015fta ulus-devletlerin tan\u0131mas\u0131 olmazsa, tek bir ulus-devleti yirmi d\u00f6rt saat ayakta tutmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bunun nedeni d\u00fcnya kapitalist sisteminin mant\u0131\u011f\u0131nda gizlidir. Hegemonik g\u00fcc\u00fcn r\u0131zas\u0131 olmadan, hi\u00e7bir ulus-devletin varl\u0131\u011f\u0131 kal\u0131c\u0131 olamaz. Hepsinin \u00f6yk\u00fcs\u00fc hegemonun defterinde yaz\u0131l\u0131d\u0131r. Kural\u0131n d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kan ya Saddam\u2019\u0131n ak\u0131betine u\u011frat\u0131l\u0131r, ya da ambargolarla iflas ettirilerek devrilir. Ya kurulurken ya sonralar\u0131, hegemon g\u00fcc\u00fcn izni olmadan, hi\u00e7bir ulus-devletin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n kal\u0131c\u0131 olamayaca\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi bildi\u011fi varsay\u0131l\u0131r. Sovyetler Birli\u011fi ve \u00c7in devletleri bile bu kural\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalamam\u0131\u015flard\u0131r.<br \/>Ulus-devletin en temel \u00f6zelliklerinden biri de, \u00e7o\u011fulcu ve farkl\u0131 siyasi olu\u015fumlara olabildi\u011fince kapal\u0131 yap\u0131da olmas\u0131d\u0131r. Bunun nedeni anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131r. \u00c7o\u011fulcu ve farkl\u0131 siyasi olu\u015fumlar mevcut s\u0131n\u0131rlar d\u00e2hilinde tekelin s\u00f6m\u00fcr\u00fcs\u00fc \u00f6n\u00fcnde engel te\u015fkil edeceklerdir. Do\u011fas\u0131 gere\u011fi, ahlaki ve politik toplum farkl\u0131 bir siyasi olu\u015fum, \u00f6zellikle demokratik siyasi olu\u015fumlarla varolu\u015f kazan\u0131rsa, tekelcilerin alan\u0131 fena halde daral\u0131r. Egemenli\u011fin payla\u015f\u0131lmazl\u0131\u011f\u0131, \u00fclke b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, \u00fcniter yap\u0131 vb. kavramlar bu ama\u00e7la t\u00fcretilmi\u015ftir. Maksat, \u00fclke de\u011ferlerini kendi halk\u0131 ve toplum gruplar\u0131 ile payla\u015fmamakt\u0131r. Manevi k\u00fclt\u00fcr\u00fcn imhas\u0131nda bile bu gerek\u00e7e temel rol oynar. Siyasal demokratik \u00e7o\u011fulculuk hem \u00f6zg\u00fcrl\u00fck hem de farkl\u0131l\u0131klar temelinde e\u015fitlik i\u00e7in en uygun rejim oldu\u011fu halde, \u2018\u00fclke b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve rejimini tehlikeye d\u00fc\u015f\u00fcren\u2019 kanun d\u0131\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler ve eylemler olarak yans\u0131t\u0131l\u0131r. <br \/>Ulus-devlet, en \u00e7ok i\u015fledi\u011fi millici kimlikle, tarihte belki de hegemonik g\u00fcc\u00fcn en i\u015fbirlik\u00e7i temsilcisidir. Millici kisve alt\u0131nda d\u00fcnya kapitalist sisteminin en sad\u0131k i\u015fbirlik\u00e7isidir. Hi\u00e7bir kurum ulus-devlet kadar hegemonik g\u00fcce, d\u00fcnya kapitalizminin merkezi g\u00fcc\u00fcne ba\u011f\u0131ml\u0131 ve hizmetk\u00e2r\u0131 de\u011fildir. \u0130\u00e7 s\u00f6m\u00fcrge olmalar\u0131 bu karakterleri nedeniyledir. Bir ulus-devlet ne kadar milliyet\u00e7i ge\u00e7iniyorsa, o denli d\u00fcnya sisteminin hegemonik g\u00fcc\u00fcne hizmet ediyor demektir. Hegemonik g\u00fcc\u00fcn d\u00f6rt y\u00fczy\u0131ld\u0131r \u00f6zenle haz\u0131rlay\u0131p bi\u00e7imlendirdi\u011fi ve kendi eliyle sistemle\u015ftirdi\u011fi ulus-devlet\u00e7ili\u011fi en millici devlet sanmak, kapitalist d\u00fcnya sisteminin m\u00fcthi\u015f hegemonik g\u00fc\u00e7 sava\u015flar\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey anlamamak demektir.<br \/>Ulus-devlet kavram\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmlenirken, di\u011fer baz\u0131 konularla kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131p hatal\u0131 sonu\u00e7lara varmamak \u00f6nemlidir. \u00d6ncelikle ulus-devlet kavram\u0131n\u0131 iyi tan\u0131mlamak gerekir. Devletler tarihte genelde \u00f6rg\u00fct olarak kendilerini mensuplar\u0131yla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131r ve \u00f6yle tan\u0131t\u0131rlard\u0131. Yani kadro devleti olarak benimsenme, birbirlerini ikna etme, y\u00fcceltme, soylula\u015ft\u0131rma, hatta tanr\u0131salla\u015ft\u0131rma durumundayd\u0131lar. Ulus-devletle birlikte bu yakla\u015f\u0131m de\u011fi\u015fti. Sadece devlet kadrolar\u0131na de\u011fil, vatanda\u015f dedikleri tabiiyetlerindeki t\u00fcm topluma kendini ulus-devlet tanr\u0131s\u0131 b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnde, y\u00fcceli\u011finde ve kutsall\u0131\u011f\u0131nda sunup benimsetme durumuna ge\u00e7ildi. T\u00fcm toplum ulus-devlet i\u00e7inde adeta eritildi. Demir kafese kapat\u0131lma denen olay budur. Bu ger\u00e7ek kavranmad\u0131k\u00e7a, ne ulus-devleti ne de moderniteyi anlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Birincisi, ulus-devletin cumhuriyet ve demokrasi ile birlikte de\u011ferlendirilmesidir. Ulus-devlet cumhuriyet olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, cumhuriyetin felsefesi, temel kurumlar\u0131 ve i\u015fleyi\u015fi ile kar\u015f\u0131tl\u0131k \u00fczerinde geli\u015fti. Ulus-devlet cumhuriyet\u00e7ili\u011fin ink\u00e2r\u0131d\u0131r. Solda h\u00e2la etkili olan ve y\u00fcz elli y\u0131l reel sosyalist solun resmi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olan \u201cMerkezi ulus-devlet olmadan demokrasi ve sosyalizm olamaz  g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc korkun\u00e7 bir kendini aldatmad\u0131r. Bunun vahim sonu\u00e7lar\u0131 \u00f6zellikle Almanya\u2019da ba\u015fta Rosa Luxemburg olmak \u00fczere \u00e7ok say\u0131da sosyalistin ve demokrat\u0131n imhas\u0131nda g\u00f6r\u00fcld\u00fc  reel sosyalizm sisteminin \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde ya\u015fand\u0131. Hi\u00e7bir aldanma sosyalizme ve demokrasiye bu denli zarar vermemi\u015ftir. Cumhuriyet ve demokrasi ancak ulus-devlet tekelcili\u011fine kar\u015f\u0131 \u00e7o\u011fulcu demokratik siyaset olu\u015fumlar\u0131yla ger\u00e7ek anlamlar\u0131na kavu\u015furlar. Ancak o zaman anlaml\u0131 bir yurtseverlik, farkl\u0131l\u0131k i\u00e7inde birlikte ya\u015fam demokratik cumhuriyetin \u00e7o\u011fulcu demokratik siyaset rejimiyle ger\u00e7ekle\u015febilir.<br \/>G\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn k\u00fcresel finans kapital tekellerinin hegemonya pe\u015finde ko\u015ftu\u011fu ko\u015fullarda eski yap\u0131daki ulus-devletleri yeniden in\u015fa etmek istedikleri g\u00f6r\u00fclmektedir. Neo-Liberalizmin bu e\u011filimi farkl\u0131, ba\u015fka ama\u00e7lar da ta\u015f\u0131sa (\u00f6zellikle demokratik maske aldat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131) anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131r. Ulusal tekelcilik bir\u00e7ok a\u00e7\u0131dan k\u00fcresel tekelcili\u011fe ad\u0131m uyduramamakta, k\u00fcresel politikalar\u0131n gere\u011fini h\u0131zla uygulama safhas\u0131na koyamamaktad\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla sistemin b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7in t\u0131kay\u0131c\u0131 neden olmaktad\u0131r. Yeniden in\u015fa ulus-devletin tasfiyesi i\u00e7in de\u011fil, yeni k\u00fcresel hegemonyac\u0131 finans kapitalin istemlerine tabi k\u0131lmak i\u00e7indir.<br \/>Ulus-devlet, topluma s\u0131zd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ideolojik hegemonyada belli ba\u015fl\u0131 d\u00f6rt ideolojik formu i\u00e7 i\u00e7e ve eklektik olarak kullanmaktan \u00e7ekinmez. Ulus-devletin temel ideolojik formu olan milliyet\u00e7ilik tamamen dinsel bir \u00f6ze b\u00fcr\u00fcnd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ulus-devlet ne kadar kapitalist modernist ise, milliyet\u00e7ilik de o denli modernist dindir. Pozitivist felsefenin toplumsal dini olarak haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r. Yurtseverli\u011fi, toplumsal do\u011fa olarak, ulus toplumunun z\u0131dd\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek gerekir. Milliyet\u00e7ilik bu anlamda en anti-ulus ideolojidir. Demokratik bir olgu olan ulusu milliyet\u00e7ilikle kapitalist ideolojik hegemonya alt\u0131na almak suretiyle s\u00f6m\u00fcr\u00fc tekellerine en b\u00fcy\u00fck hizmeti yapar. B\u00fct\u00fcn ulusu ard\u0131na kadar ittifak halindeki (ticaret, sanayi, finans ve iktidar tekelleri) tekellerin ortak m\u00fclk\u00fc ve s\u00f6m\u00fcrgesi haline getirir. \u00d6zellikle bu i\u015flevini en pozitivist millici din kisvesi alt\u0131nda yerine getirir. Ulus-devlet dini olarak milliyet\u00e7ilik, bu y\u00f6n\u00fcyle \u00e7eli\u015fik gibi g\u00f6r\u00fcnse de, temelde ayn\u0131 olan iki fenomen (olgu) halinde kendini g\u00f6sterir. <br \/>Bunlardan birincisi, \u2018\u00fcniter devlet\u2019 tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131 bi\u00e7imindedir. Ulus i\u00e7inde tek tanr\u0131 devleti olarak \u00e7ok hassast\u0131r. Uluslararas\u0131 alanda bu tek tanr\u0131 bi\u00e7imi kendini S\u00fcper Hegemon olarak yans\u0131t\u0131r (S\u00fcper Hegemon ABD Ba\u015fkan\u0131 G. W. Bush\u2019un kendisinin tanr\u0131 ad\u0131na g\u00f6revlendirildi\u011fini s\u00f6ylemesi bunun kan\u0131t\u0131d\u0131r). S\u00fcper Hegemon, Hegel\u2019in deyi\u015fiyle (Ger\u00e7i kendi d\u00f6nemindeki Napolyon ve Fransa i\u00e7in s\u00f6ylemi\u015fti) \u2018yery\u00fcz\u00fcne inmi\u015f tanr\u0131n\u0131n y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f hali\u2019dir. \u0130kincisi, her ulus-devlet, tanr\u0131 olarak S\u00fcper Hegemonun ulus putudur. Bu bi\u00e7imde kendini \u00e7o\u011faltmas\u0131, birli\u011finin par\u00e7alanmas\u0131 ve \u00e7ok tanr\u0131l\u0131 bir sisteme ge\u00e7i\u015f anlam\u0131na gelmez  put olarak \u00e7o\u011falt\u0131lmas\u0131 anlam\u0131na gelir. Bunun felsefedeki kayna\u011f\u0131 pozitivizmdir. Ulus-devletin ikinci s\u0131radaki eklektik ideolojisi pozitivist bilimciliktir. Milliyet\u00e7ili\u011fe en yak\u0131n ideolojik kaynakt\u0131r. \u0130kisi birbirinden beslenir. Kurucusu Auguste Comte, pozitivizmi sek\u00fcler evrensel din olarak bizzat in\u015fa etmek istemi\u015fti. Marksizm kadar tutunamad\u0131. Yine de laisizmin temel dini konumundad\u0131r. Nietzsche, \u00e7ok yerinde olarak, kar\u015f\u0131t\u0131 oldu\u011funu idea etmesine ra\u011fmen pozitivizmi en kaba vulger metafizik olarak de\u011ferlendirirken, \u00f6nemli bir tespitte bulunmu\u015f oluyor. Modernitenin g\u00f6zde ideolojik varyasyonlar\u0131ndan (t\u00fcrevlerinden) biri olarak, sosyal bilimi en \u00e7ok sapt\u0131ran, k\u00f6rle\u015ftiren, putla\u015ft\u0131ran hegemonik ideoloji konumundad\u0131r. <br \/>Bilim gibi pozitivizm (bilimcilik) de en kaba olguculuk felsefesidir. Olgu, ger\u00e7e\u011fin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcd\u00fcr  pozitivizmde ise ger\u00e7e\u011fin kendisidir. Olgu olmayan hi\u00e7bir \u015fey ger\u00e7ek de\u011fildir. Kuantum fizi\u011fi, astronomi ve biyolojiden, hatta d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6z olarak kendisinden biliyoruz ki, ger\u00e7ek, azami olarak g\u00f6ze g\u00f6r\u00fcnen olaylar\u0131n \u00f6tesindeki \u00e2lemlerde cereyan eder. G\u00f6zlemlenen ve g\u00f6zleyen ili\u015fkisinde ger\u00e7ek (hakikat) en s\u0131rl\u0131 bir mahiyete b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr ki, hi\u00e7bir fiziki \u00f6l\u00e7e\u011fe ve tarife s\u0131\u011fmama noktas\u0131ndad\u0131r. Pozitivizm bu derinli\u011fin ink\u00e2r\u0131 olarak, en \u00e7ok ilk\u00e7a\u011fdaki put\u00e7ulu\u011fa (paganizm) benzemektedir. Put bir olgu olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcm kazand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, paganizm ile pozitivizm aras\u0131ndaki ortak ba\u011f\u0131 yans\u0131t\u0131r. Bu nedenle ulus-devlet i\u00e7inde milliyet\u00e7i dinle y\u0131kanm\u0131\u015f b\u00fct\u00fcn zihinler, d\u00fcnyay\u0131 basit g\u00f6r\u00fcng\u00fclerden (fenomenlerden) ibaret sanarak, bir nevi tap\u0131nma olarak alg\u0131larlar. T\u00fcketim toplumunun \u2018nesneye\u2019 d\u00fc\u015fk\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, bu tap\u0131nman\u0131n kendisidir. Bu y\u00f6n\u00fcyle t\u00fcketim toplumunun ulus-devlet ortam\u0131n\u0131n bir \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak \u015fekillenmesi son derece \u00f6nemli ve anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131r. B\u00f6ylelikle bir yandan toplumun t\u00fcm bireyleri, meta tutsa\u011f\u0131 (Ulus-devlet ile t\u00fcketim toplumunda meta tamamen putla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r) a\u015f\u0131r\u0131 t\u00fcketici olarak kapitalist tekellere a\u015f\u0131r\u0131 k\u00e2r f\u0131rsat\u0131 sunarlar  di\u011fer yandan bir nevi din g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc kazanan t\u00fcketicilikle esir al\u0131nm\u0131\u015f toplum, en uysal, asimile edilmi\u015f ve en kolay y\u00f6netilir toplum durumuna getirilir. Korkun\u00e7 milliyet\u00e7i, sloganc\u0131 zihne kap\u0131lm\u0131\u015f toplum bu ger\u00e7e\u011fi \u00e7ok a\u00e7\u0131k\u00e7a ifade eder. <br \/>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00f6nemli ideolojik form toplumsal cinsiyet\u00e7iliktir. Cinsiyet\u00e7ilik tarih boyunca da uygarl\u0131k sistemlerinin en \u00e7ok kulland\u0131\u011f\u0131 (ahlaki ve politik topluma kar\u015f\u0131) silah olmu\u015ftur. Kad\u0131n\u0131n \u00e7ok ama\u00e7l\u0131 s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftirilmesi bunun en \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00f6rnek anlat\u0131m\u0131d\u0131r. Z\u00fcrriyet \u00fcretir, \u00fccretsiz i\u015f\u00e7idir, en kah\u0131rl\u0131 i\u015flerin sahibidir, en uysal k\u00f6ledir. Cinsel arzunun s\u00fcreklile\u015ftirilmi\u015f nesnesi durumundad\u0131r. Rekl\u00e2m arac\u0131d\u0131r. En de\u011ferli metad\u0131r, metalar\u0131n krali\u00e7esidir. Erke\u011fin s\u00fcrekli tecav\u00fcz arac\u0131 olarak iktidar\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftiren fabrikas\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcndedir. G\u00fczellik, ses (s\u00fcs) nesnesi olarak, erkek egemen toplumun manevi olarak da s\u00fcrd\u00fcr\u00fcc\u00fcs\u00fcd\u00fcr. Kad\u0131n t\u00fcm bu y\u00f6nleriyle erkek toplumun i\u00e7indeki konumuna azami olarak ulus-devlet yap\u0131s\u0131 i\u00e7inde kavu\u015fur. \u0130lahe olarak ulus-devlet toplumundaki imge kad\u0131n (ortak kad\u0131n kimli\u011fi, tasavvuru), g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte bir tap\u0131n\u0131 malzemesidir. Fakat \u2018ilahe\u2019 s\u0131fat\u0131 burada en a\u015fa\u011f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, genelevlik anlam\u0131ndad\u0131r. \u0130lahe olarak kad\u0131n, en hakarete u\u011fram\u0131\u015f ve al\u00e7alt\u0131lm\u0131\u015f kad\u0131nd\u0131r. Ulus-devlet toplumundaki cinsiyet\u00e7ilik bir yandan erke\u011fi azami iktidarla\u015ft\u0131r\u0131rken, (Her egemen erkek cinsel ili\u015fkiyi, \u00f6rt\u00fck olarak \u201cFahi\u015fenin i\u015fini bitirdim , \u201cbecerdim  anlam\u0131nda beynine i\u015fler), kad\u0131n \u015fahs\u0131nda toplumu en dipteki s\u00f6m\u00fcrge haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr. Bu anlamda kad\u0131n ulus-devlette en geli\u015ftirilmi\u015f, tarihsel-toplumun s\u00f6m\u00fcrge ulusu konumundad\u0131r! <br \/>Ulus-devlet, modernite \u00f6ncesi gelenek olarak dini de milliyet\u00e7i ideolojiyle i\u00e7 i\u00e7e kullanmaktan geri durmaz. Bunun nedeni dinin toplumlarda halen g\u00fc\u00e7l\u00fc olan etkileridir. \u00d6zellikle \u0130slam bu konuda halen \u00e7ok canl\u0131d\u0131r. Fakat modernitedeki kullan\u0131m\u0131yla dini gelenek art\u0131k eski din de\u011fildir. \u0130ster radikal ister \u0131l\u0131ml\u0131 halleriyle olsun, modernite ve ulus-devletin kullan\u0131m\u0131ndaki din, ger\u00e7ek toplumsal i\u015flevinden (ahlaki ve politik toplumdaki b\u00fcy\u00fck rol\u00fc) kopar\u0131l\u0131p i\u011fdi\u015f edilmi\u015f haliyle sunulur. Toplumdaki rol\u00fc, ulus-devletin izin verdi\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcdedir. Ahlaki ve politik toplumdaki olumlu i\u015flevini s\u00fcrd\u00fcrmesinin \u00f6n\u00fcne sert engeller konulur. Laiklik bu konuda ba\u015fta gelen engel konumundad\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla ikisi aras\u0131nda zaman zaman m\u00fccadelelerin patlak vermesine \u015fa\u015fmamak gerekir. Ulus-devletin dinden (eski gelenek olarak) tamamen vazge\u00e7memesi, dinin toplum \u00fcst\u00fcndeki b\u00fcy\u00fck a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, kullan\u0131lmaya ve milliyet\u00e7ile\u015ftirilmeye \u00e7ok elveri\u015fli yap\u0131s\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fcd\u00fcr de. Bazen dinin kendisi milliyet\u00e7ilik rol\u00fcn\u00fc oynar. \u0130ran\u2019da sunumda olan \u015eiilik, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u0130ran ulus-devletinin en g\u00fc\u00e7l\u00fc hegemonik ideolojik silah\u0131d\u0131r. \u015eiilik en geli\u015ftirilmi\u015f dinin milliyet\u00e7ilik \u00f6rne\u011fidir. Benzeri \u00e7oktur. T\u00fcrkiye\u2019de S\u00fcnnilik s\u0131n\u0131rl\u0131 da olsa milliyet\u00e7ili\u011fe en yak\u0131n ve kolay kayan dini ideoloji konumundad\u0131r.<br \/>Ulus-devlet \u00fcstlendi\u011fi d\u00f6rt katl\u0131 (ticari, sanayi, finans ve iktidar tekeli) birle\u015fik tekelci s\u00f6m\u00fcr\u00fcy\u00fc ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in yaln\u0131zca zor\u2019un en korkun\u00e7 bi\u00e7imi olan fa\u015fizmi kullanmakla yetinemez. En az sistemik fa\u015fist rejim zor\u2019u kadar, d\u00f6rt eklektik ideolojinin hegemonik kullan\u0131m\u0131n\u0131 \u015fart k\u0131lar. \u0130deolojik hegemonyas\u0131z fa\u015fist rejim s\u00fcrd\u00fcr\u00fclemez. <br \/>Demokratik modernite, modern ulus-devletin evrenselci, d\u00fcz, ilerlemeci ve kesinlik\u00e7i (olas\u0131l\u0131klar ve alternatiflere kapal\u0131 y\u00f6ntem anlay\u0131\u015f\u0131) y\u00f6ntemle \u00e7izdi\u011fi yolda ger\u00e7ekle\u015ftirmek istedi\u011fi homojen (tek tipli) insan, s\u00fcr\u00fc ve kitle toplumuna \u00e7o\u011fulcu, olas\u0131l\u0131k\u00e7\u0131, alternatiflere a\u00e7\u0131k ve demokratik toplumu g\u00f6r\u00fcn\u00fcr k\u0131lan y\u00f6ntemlerle cevap verir. Farkl\u0131 siyasi olu\u015fumlara a\u00e7\u0131k, \u00e7ok k\u00fclt\u00fcrl\u00fc, tekelle\u015fmeye kapal\u0131, ekolojik, feminist ve temel toplumsal ihtiya\u00e7lara cevap veren, topluluk tasarrufuna dayal\u0131 ekonomik yap\u0131s\u0131yla alternatifini geli\u015ftirir. Kapitalist modernitenin ulus-devletine kar\u015f\u0131, demokratik modernitenin siyasi alternatifi Demokratik Konfederalizmdir. <br \/>Demokratik Konfederalizm: <br \/>a- Farkl\u0131 ve \u00e7ok katmanl\u0131 siyasi olu\u015fumlara a\u00e7\u0131kt\u0131r. Yatay ve dikey farkl\u0131 siyasi olu\u015fumlar mevcut toplumun karma\u015f\u0131k yap\u0131s\u0131 nedeniyle zorunludur. Merkezi, yerel ve b\u00f6lgesel siyasi olu\u015fumlar\u0131 denge i\u00e7inde bir arada tutar. Her biri somut ko\u015fullara cevap verdi\u011finden, \u00e7o\u011fulcu siyasi yap\u0131, toplumsal problemlerin en do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcm yollar\u0131n\u0131 bulmaya daha yak\u0131nd\u0131r. K\u00fclt\u00fcrel, etnik, ulusal kimliklerin kendilerini siyasi olu\u015fumlarla ifade etmeleri en do\u011fal haklar\u0131d\u0131r. Daha do\u011frusu, ahlaki ve politik toplumun gere\u011fidir. \u0130ster ulus-devlet, ister cumhuriyet, ister burjuva demokrasileri bi\u00e7imlerinde olsun, devlet gelenekleriyle ilkesel uzla\u015fmalara a\u00e7\u0131kt\u0131r. \u0130lkeli bar\u0131\u015f temelinde bir arada ya\u015fayabilir. <br \/>b- Ahlaki ve politik topluma dayan\u0131r. Kapitalist, sosyalist, feodal, end\u00fcstriyalist, t\u00fcketimci, toplum m\u00fchendislerine dayal\u0131 benzer \u015fablonist proje toplum \u00e7abalar\u0131n\u0131 kapitalist tekellerin kapsam\u0131nda g\u00f6r\u00fcr. Bu tip toplum \u00f6z\u00fcnde yoktur, propagandas\u0131 vard\u0131r. Toplumlar esas olarak politik ve ahlakidir. Ekonomik, siyasi, ideolojik ve askeri tekeller toplumun bu temel do\u011fas\u0131n\u0131 kemirerek art\u0131-de\u011fer, hatta toplumsal hara\u00e7 pe\u015finde ko\u015fan ayg\u0131tlard\u0131r. Kendi ba\u015flar\u0131na bir de\u011ferleri yoktur. Devrim bile yeni toplum yaratamaz. Devrimler ancak toplumun a\u015f\u0131nd\u0131r\u0131lan, kad\u00fck b\u0131rak\u0131lan ahlaki ve politik dokusunu as\u0131l i\u015flevine kavu\u015fturmak i\u00e7in ba\u015fvurulan operasyonlar olarak olumlu rol oynayabilirler. Gerisini ahlaki ve politik toplumun \u00f6zg\u00fcr iradesi belirler. <br \/>c- Demokratik siyasete dayan\u0131r. Ulus-devletin kat\u0131 merkezli, d\u00fcz \u00e7izgili, b\u00fcrokratik y\u00f6netim ve idare anlay\u0131\u015f\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, t\u00fcm toplumsal gruplar ve k\u00fclt\u00fcrel kimliklerin kendilerini ifade eden siyasi olu\u015fumlarla toplumun \u00f6zy\u00f6netimini ger\u00e7ekle\u015ftirirler. \u00c7e\u015fitli d\u00fczeylerde atamayla de\u011fil, se\u00e7imle ba\u015fa gelen y\u00f6neticilerle i\u015fler g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. As\u0131l olan meclisli, tart\u0131\u015fmal\u0131 karar yetene\u011fidir. Ba\u015f\u0131na buyruk y\u00f6netim ge\u00e7ersizdir. Genel merkez\u00ee koordinasyon kurulundan (meclis, komisyon, kongre) yerel kurullara kadar her grup ve k\u00fclt\u00fcr\u00fcn b\u00fcnyesine uygun, \u00e7ok yap\u0131l\u0131, farkl\u0131l\u0131klar i\u00e7inde birlik arayan kurullar demetiyle toplumsal i\u015flerin demokratik y\u00f6netimi ve denetimi ger\u00e7ekle\u015ftirilir. <br \/>d- \u00d6z savunmaya dayan\u0131r. Askeri tekel olarak de\u011fil, toplumun i\u00e7 ve d\u0131\u015f g\u00fcvenlik ihtiya\u00e7lar\u0131na g\u00f6re demokratik organlar\u0131n s\u0131k\u0131 kontrol\u00fc alt\u0131nda \u00f6z savunma birlikleri temel g\u00fc\u00e7t\u00fcr. G\u00f6revleri, ahlaki ve politik toplumun \u00f6zg\u00fcr ve farkl\u0131l\u0131klar temelinde e\u015fitlik\u00e7i karar yap\u0131s\u0131 olarak, demokratik siyaset iradesini ge\u00e7erli k\u0131lmakt\u0131r. \u0130\u00e7ten ve d\u0131\u015ftan bu iradeyi bo\u015fa \u00e7\u0131karan, engelleyen, yok eden g\u00fc\u00e7lerin m\u00fcdahalesini etkisiz k\u0131lmakt\u0131r. Birliklerin komuta yap\u0131s\u0131 hem demokratik siyaset organlar\u0131n\u0131n, hem de birlik \u00fcyelerinin \u00e7ifte denetiminde olup, gerek g\u00f6r\u00fcl\u00fcrse kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 \u00f6neri ve onaylamalarla rahatl\u0131kla de\u011fi\u015ftirilebilir.<br \/>e- Genelde hegemonyac\u0131l\u0131\u011fa, \u00f6zelde ideolojik hegemonyac\u0131l\u0131\u011fa yer yoktur. Hegemonik ilke klasik uygarl\u0131klarda ge\u00e7erlidir. Demokratik uygarl\u0131klarda ve modernitede hegemonik g\u00fc\u00e7lere ve ideolojilere ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle bak\u0131lmaz. Farkl\u0131 ifade ve demokratik y\u00f6netim s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u015f\u0131nca, \u00f6zy\u00f6netim ve ifade \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcyle etkisiz k\u0131l\u0131n\u0131rlar. Toplum i\u015flerinin kolektif y\u00f6netiminde kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anlay\u0131\u015f, farkl\u0131 \u00f6nerilere sayg\u0131 ve demokratik karar esaslar\u0131na ba\u011fl\u0131l\u0131k \u015fartt\u0131r. Bu konuda genel klasik uygarl\u0131k ve kapitalist modernite y\u00f6netim anlay\u0131\u015f\u0131yla ulus-devletin anlay\u0131\u015f\u0131 \u00e7ak\u0131\u015fmas\u0131na ra\u011fmen, demokratik uygarl\u0131k ve modernitenin y\u00f6netim anlay\u0131\u015flar\u0131yla aralar\u0131nda b\u00fcy\u00fck farklar ve ayk\u0131r\u0131l\u0131klar vard\u0131r. Farklar ve ayk\u0131r\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n temelinde b\u00fcrokratik, keyfi y\u00f6netimle demokratik ahlaki y\u00f6netim tarz\u0131 yatar. <br \/>\u0130deolojik hegemonya s\u00f6z konusu olamaz. \u00c7o\u011fulculuk, farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f ve ideolojiler aras\u0131nda da ge\u00e7erlidir. Y\u00f6netimin kendini ideolojik kamuflajla g\u00fc\u00e7lendirmesine ihtiyac\u0131 yoktur. Dolay\u0131s\u0131yla milliyet\u00e7i, dinci, pozitivist bilimci, cinsiyet\u00e7i ideolojilere ihtiya\u00e7 duymad\u0131\u011f\u0131 gibi, hegemonya kurmaya da kar\u015f\u0131d\u0131r. Toplumun ahlaki ve politik yap\u0131s\u0131n\u0131 a\u015f\u0131nd\u0131rmad\u0131k\u00e7a, hegemonya pe\u015finde ko\u015fmad\u0131k\u00e7a, her g\u00f6r\u00fc\u015f, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve inan\u00e7 serbest\u00e7e ifade edilme hakk\u0131na sahiptir. <br \/>f- S\u00fcper hegemonik g\u00fc\u00e7 denetimindeki ulus-devletlerin BM\u2019li birlik anlay\u0131\u015f\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, ulusal toplumlar\u0131n D\u00fcnya Demokratik Konfederal Birli\u011fi\u2019nden yanad\u0131r. Gerek say\u0131sal gerek niteliksel olarak, \u00e7ok daha geni\u015f topluluklar\u0131 demokratik siyaset kriterlerince D\u00fcnya Demokratik Konfederasyonu\u2019nda birle\u015ftirmek, daha g\u00fcvenlikli, bar\u0131\u015f\u00e7\u0131l, ekolojik, adil ve \u00fcretimsel bir d\u00fcnya i\u00e7in \u015fartt\u0131r. <br \/>Sonu\u00e7 olarak \u00e7ok daha kapsaml\u0131ca kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rabilece\u011fimiz kapitalist ve demokratik modernite farkl\u0131l\u0131klar\u0131, kar\u015f\u0131tl\u0131klar\u0131 sadece bir idea de\u011fil, somutta ya\u015fanan kocaman iki d\u00fcnyad\u0131r. Tarih boyunca bu iki d\u00fcnya diyalektik kar\u015f\u0131tl\u0131klar halinde bazen birbirleriyle amans\u0131zca sava\u015fan, ama aralar\u0131nda bar\u0131\u015flar\u0131 da eksik olmayan bir yolculukla g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de benzer bi\u00e7imde ili\u015fki ve \u00e7eli\u015fkileriyle bazen \u00e7at\u0131\u015fmakta, bazen bar\u0131\u015fmaktad\u0131rlar. Sonucu \u015f\u00fcphesiz entelekt\u00fcel, politik ve etik olarak mevcut sistemik yap\u0131sal bunal\u0131mdan do\u011fru, iyi ve g\u00fczel \u00e7\u0131k\u0131\u015f yapanlar belirleyecektir.\u00a0<\/p>\n<p>K\u00fcrdistan Stratejik Ara\u015ft\u0131rmalar Merkezi<\/p>\n<p>www.navendalekolin.com &#8211; www.lekolin.org &#8211; www.lekolin.net \u2013 www.lekolin.info\u00a0\u00a0\u00a0 <\/p>\n<p>\t<!-- parveke begin --><\/p>\n<div>\n<div class=\"sharethis-inline-share-buttons\"><\/div>\n<p><!-- parveke END -->\n<\/div><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p><b>\u00c7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n (modern ya\u015fam tarz\u0131m\u0131z\u0131n) end\u00fcstriye misli g\u00f6r\u00fclmemi\u015f oranlarda ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir. <\/b><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":3598,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"jnews-multi-image_gallery":[],"jnews_single_post":[],"jnews_primary_category":[],"jnews_social_meta":[],"jnews_override_counter":[],"jnews_post_split":[],"footnotes":""},"categories":[20],"tags":[32,31,36,33,30,35,34],"class_list":["post-3597","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-ozgurluk-perspektifleri","tag-arastirma","tag-kurdi","tag-kurdish","tag-kurdistan","tag-lekolin","tag-turkish","tag-turkiye"],"acf":[],"post_mailing_queue_ids":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3597","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=3597"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/3597\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media\/3598"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=3597"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=3597"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=3597"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}