{"id":4406,"date":"2020-03-15T01:10:36","date_gmt":"2020-03-14T22:10:36","guid":{"rendered":"http:\/\/www.lekolin.org\/merkezi-uygarlik-sisteminde-avrupa-modernitesi-ve-yeni-hegemonik-gucler\/"},"modified":"2020-03-15T01:10:36","modified_gmt":"2020-03-14T22:10:36","slug":"merkezi-uygarlik-sisteminde-avrupa-modernitesi-ve-yeni-hegemonik-gucler","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/merkezi-uygarlik-sisteminde-avrupa-modernitesi-ve-yeni-hegemonik-gucler\/","title":{"rendered":"Merkez\u00ee Uygarl\u0131k Sisteminde Avrupa Modernitesi  ve Yeni Hegemonik G\u00fc\u00e7ler"},"content":{"rendered":"<p>15 Nisan 2013 Pazartesi Saat 10:15<\/p>\n<\/p>\n<div class=\"detail content_14\" id=\"text_detail\">\n<div class=\"newsImage\">\n<b>Ortado\u011fu\u2019da yo\u011funla\u015fan k\u00fcresel krizi anlayabilmek i\u00e7in merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa\u2019daki d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc kavramak kilit \u00f6neme sahiptir. <\/b><\/p>\n<p>\t\t\t\t\t\t\t <img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.lekolin.org\/wp-content\/uploads\/2020\/03\/2830-1.jpg\">\n\t\t\t\t\t\t<\/div>\n<p>\t\t\t\t\t\tOrtado\u011fu\u2019da yo\u011funla\u015fan k\u00fcresel krizi anlayabilmek i\u00e7in merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa\u2019daki d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc kavramak kilit \u00f6neme sahiptir. Nas\u0131l ki Orta\u00e7a\u011f Ortado\u011fu\u2019sunu kavramadan uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa\u2019ya kay\u0131\u015f\u0131n\u0131, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ge\u00e7irmesini ve hegemonik g\u00fc\u00e7lere kavu\u015fmas\u0131n\u0131 anlayamazsak, uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa ser\u00fcvenini kavramadan da g\u00fcn\u00fcm\u00fcz Ortado\u011fu\u2019sunu kavramada do\u011fru bir anlay\u0131\u015fa eri\u015femeyiz. Aralar\u0131nda \u00e7ok s\u0131k\u0131 bir diyalektik ili\u015fki mevcuttur. <\/p>\n<p>\u00d6nceki b\u00f6l\u00fcmlerde a\u00e7\u0131klanmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lan husus, Ortado\u011fu merkez\u00ee uygarl\u0131k sisteminin Avrupa\u2019ya neden ve nas\u0131l ta\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131na ili\u015fkindi. Avrupa\u2019ya ta\u015f\u0131nan merkez\u00ee uygarl\u0131\u011fa ili\u015fkin cevapland\u0131r\u0131lmas\u0131 gereken temel soru, sanayi devriminin neden ve nas\u0131l ba\u015flad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Savunmam\u0131n daha \u00f6nceki b\u00f6l\u00fcmlerinde bu soruya \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc ve k\u0131smi yan\u0131tlar verildi\u011finden, \u00e7ok gerekmedik\u00e7e tekrarlamamaya ve baz\u0131 farkl\u0131 y\u00f6nlerden cevaplar geli\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m. <\/p>\n<p>K. Marks\u2019\u0131n d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hataya d\u00fc\u015fmemek i\u00e7in \u00f6ncelikle sanayi devrimi ve sanayi kapitalizminin do\u011fas\u0131n\u0131n tarihsel ve sosyolojik anlam\u0131na eri\u015fmek gerekir. K. Marks, kapitalizmi ekonomik bir olgu olarak inceledi\u011finden emindi. Nas\u0131l ki fizik ve kimya ba\u015fta olmak \u00fczere yeni bilimler olgulara dayal\u0131 olmak durumundaysa, toplumu da bir olgu olarak ele almak ve ekonomik bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek kendisine en temel bilimsel yakla\u015f\u0131m olarak geliyordu. Geleneksel dinsel ve felsef\u00ee yakla\u015f\u0131mlar kadar, kendi d\u00f6nemindeki Alman idealist felsefe ak\u0131mlar\u0131, Frans\u0131z toplumcu yakla\u015f\u0131mlar\u0131 ve \u0130ngiliz ekonomi-politik okullar\u0131 tatmink\u00e2r de\u011fildi. F. Engels\u2019le birlikte \u2018bilimsel sosyalizm\u2019 dedikleri okul \u00fczerinden \u00e7\u0131k\u0131\u015f yapmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 \u00e7ok\u00e7a bilinmektedir. \u015e\u00fcphesiz ba\u015flatt\u0131klar\u0131 \u2018zihniyet devrimi\u2019 ink\u00e2r edilemez. Kapitalizme kar\u015f\u0131 t\u00fcm tarihsel \u00e7\u0131k\u0131\u015flar gibi \u00f6rg\u00fctsel olarak da tav\u0131r alma g\u00fcc\u00fcn\u00fc g\u00f6stermekten \u00e7ekinmediler. Zaferini ilan etmekte olan kapitalizme duygu olarak da kar\u015f\u0131t idiler.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fcz biliminin vard\u0131\u011f\u0131 en \u00f6nemli sonu\u00e7lardan biri, hakikatin (anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f ger\u00e7eklik) tarihsel ve toplumsal karakteridir. \u015e\u00fcphesiz tarihsellik ve toplumsall\u0131k evrensellik ve tekillikten kopuk olmad\u0131\u011f\u0131 gibi, tam tersine ger\u00e7ekli\u011fin anla\u015f\u0131lma ser\u00fcvenindeki (Hegel\u2019deki evrensel zek\u00e2 ser\u00fcveni dikkat \u00e7ekicidir) cehdinin, \u00e7abas\u0131n\u0131n yo\u011funla\u015fmas\u0131n\u0131 ve sonuca eri\u015fimini ifade eder. Dolay\u0131s\u0131yla K. Marks\u2019\u0131n ve ekol\u00fcn\u00fcn bu ser\u00fcvendeki konumunu yetkince tespit etmek \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. <\/p>\n<p>Bilimsel sosyalizmi kapitalizm kar\u015f\u0131s\u0131nda yenilmi\u015f bir ak\u0131m olmaktan ziyade, yetmez bir ekol olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek daha anlaml\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ba\u015fard\u0131klar\u0131 vard\u0131r. Gerekli olan, ba\u015faramad\u0131klar\u0131na ili\u015fkin ideallerindeki yanl\u0131\u015fl\u0131klar ve yetmezliklerin a\u00e7\u0131klanmas\u0131d\u0131r. Savunmalar\u0131mda bu y\u00f6nl\u00fc a\u00e7\u0131klamalar\u0131m vard\u0131r. \u00d6nemli olan, tekrarlamak yerine, yeni ve daha b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc bir ele\u015ftirel yakla\u015f\u0131mla bu tavr\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektir. Bunu yapmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorum.<\/p>\n<p>En ba\u015fta sanayi devrimini bir ekonomik devrimden ziyade bir ideolojik ve politik devrim olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmek bana daha a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 gelmektedir. Hatta askeri yan\u0131 a\u011f\u0131r basan bir devrim olarak alg\u0131lamad\u0131k\u00e7a, ne Avrupa\u2019n\u0131n uygarl\u0131ksal \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131, ne de temel ald\u0131\u011f\u0131 kapitalizmini yetkince anlayabiliriz. Sonda s\u00f6ylenmesi gerekeni ba\u015fta s\u00f6ylemeliyim ki, merkez\u00ee uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7leri Avrupa kapitalizminin sanayi devrimiyle tarihinin en b\u00fcy\u00fck ideolojik, politik ve askeri seferberli\u011fini ger\u00e7ekle\u015ftirmeleri ve k\u00fcreselle\u015ftirmeleriyle karakterize edilebilir. Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n tarihsel tan\u0131m\u0131 budur. <\/p>\n<p>Sanayi devrimi ideolojik, politik ve askeri hegemonyan\u0131n bir arac\u0131 olarak, tarihsel ve toplumsal b\u00fct\u00fcnl\u00fck i\u00e7inde kavranmad\u0131k\u00e7a, \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131 yetkince kavramak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu ger\u00e7ekli\u011fin kavranmas\u0131 i\u00e7in toplumlar\u0131n i\u00e7inde ve aralar\u0131nda yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 sava\u015flarla \u00e7evreye kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc sava\u015f\u0131n bilan\u00e7osunu \u00f6zce derlemek yeterlidir. Hi\u00e7bir tarihsel ve toplumsal ser\u00fcvende sanayi devrimi temelinde ger\u00e7ekle\u015ftirilen sava\u015f bil\u00e2n\u00e7osuna eri\u015filemedi\u011fi, daha da vahimi, \u00e7evre y\u0131k\u0131m\u0131n\u0131n ilk defa toplumun s\u00fcrd\u00fcr\u00fclemez s\u0131n\u0131rlar\u0131na ta\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131, bunun insanl\u0131\u011f\u0131n en \u00e7ok bilincine vard\u0131\u011f\u0131 bir hakikat oldu\u011fu ink\u00e2r edilemeyecek kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ola\u011fand\u0131\u015f\u0131 ideolojik ayg\u0131tlar ve iktidar olanaklar\u0131yla giri\u015fti\u011fi toplumu k\u00f6rle\u015ftirme s\u00f6ylem ve eylemlerine kar\u015f\u0131n, hakikatin kendisi k\u00fcresel kriz olarak, ona kar\u015f\u0131 s\u00f6ylem ve eylem olarak g\u00fcnl\u00fck ya\u015famda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedir. <\/p>\n<p>A- AVRUPA DEVR\u0130M\u0130N\u0130N TAR\u0130HSEL ve TOPLUMSAL ANLAMI <\/p>\n<p>Tarihsel d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmlerini sa\u011flayan toplumlarda ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini g\u00f6zlemledi\u011fimiz her ideolojik hegemonyan\u0131n (mitoloji, din, felsefe ve bilim olarak) bir benzerini Avrupa uygarl\u0131k a\u015famas\u0131nda da g\u00f6rmekteyiz. Uygarl\u0131\u011f\u0131n maddi d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc oldu\u011fu gibi de\u011fil, manevi (dar anlamda k\u00fclt\u00fcrel-ideolojik) olarak nas\u0131l yans\u0131t\u0131l\u0131yorsa \u00f6yle g\u00f6rmekteyiz. T\u00fcm \u00f6nemli \u00e7a\u011flar boyunca yans\u0131t\u0131lan bu ger\u00e7eklik Avrupa \u00e7a\u011f\u0131 i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Sadece d\u00fc\u015f\u00fcn g\u00fcc\u00fcm\u00fczde de\u011fil, ya\u015fam g\u00fcc\u00fcm\u00fczde de bu ger\u00e7eklik san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7ok daha ge\u00e7erlidir. \u00c7a\u011flar\u0131n kendine has b\u00f6yle bir ge\u00e7erlili\u011fi vard\u0131r. A\u015f\u0131lmaz de\u011fildirler, ama ger\u00e7ek bir diyalektik a\u015fama sa\u011flanmadan da bu ger\u00e7eklikten kurtulunamaz. \u00c7ok kar\u015f\u0131t\u0131 konumunda oldu\u011fumuzu sansak bile bu b\u00f6yledir. <\/p>\n<p>Avrupa mitolojisi veya bilimi ad\u0131na s\u00f6ylenen hakikatlere bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, Avrupa uygarl\u0131k a\u015famas\u0131 daha do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcmlenebilecektir. Sanayi \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n tarihsel temelinde, belirleyici olarak \u0130slam\u2019\u0131n ideolojik-pratik sald\u0131r\u0131s\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda H\u0131ristiyanl\u0131k ve k\u0131smen Musevili\u011fin Ortado\u011fu\u2019dan giderek yo\u011funla\u015fan s\u00fcrg\u00fcn\u00fc yatmaktad\u0131r. \u0130slam\u2019dan az \u00f6nce gerek H\u0131ristiyanl\u0131k gerek Musevilik Ortado\u011fu\u2019nun Roma sonras\u0131 (Bat\u0131 Roma) hegemonik ideolojileri olarak geli\u015fmekteydiler. \u00c7in\u2019den \u0130spanya Yar\u0131madas\u0131na kadar etkinlik kazanmaktayd\u0131lar. 10. y\u00fczy\u0131l sonras\u0131nda Avrupa kent y\u00fckseli\u015flerinin bir benzeri Ortado\u011fu\u2019da da s\u00f6z konusuydu. Burada eski Helen k\u00fclt\u00fcr\u00fcnden de yararlanarak orta\u00e7a\u011f uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yeni hamlesi geli\u015fiyordu. \u00d6zellikle Grek, Ermeni ve Asuri kavimlerinde belirgin bir uygarl\u0131k y\u00fckseli\u015fi vard\u0131. Bir \u00f6n R\u00f6nesans g\u00fcndemdeydi. Maniheizm de en g\u00fc\u00e7l\u00fc d\u00f6nemini ya\u015f\u0131yordu. Puta taparl\u0131k h\u0131zla \u00e7\u00f6z\u00fclmeyi ya\u015f\u0131yordu. Bu geli\u015fmeler kar\u015f\u0131s\u0131nda Bat\u0131 Roma y\u0131k\u0131l\u0131rken, Do\u011fu Roma ancak H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 resmi ideoloji olarak benimsemekle tarihte yerini buldu. Do\u011fu Roma\u2019n\u0131n (Bizans\u2019\u0131n) y\u00fckseli\u015finin temelinde bu ideolojik geli\u015fmeler \u00f6nemli yer tutar. <\/p>\n<p>\u0130slam devrimi denilen \u00e7\u0131k\u0131\u015f Arap Yar\u0131madas\u0131ndaki inan\u00e7 ve kabile buhran\u0131n\u0131n bir sonucu olarak geli\u015fti. \u0130brahim\u00ee dinin daha radikal bir mezhebi olarak \u015fekillendi. Binlerce y\u0131ll\u0131k kabile g\u00f6\u00e7lerinin yeni ideolojik \u015fekillenme ile birle\u015fmesi \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n temelidir. \u0130slam O\u011fuz ve Mo\u011fol \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131n\u0131n \u00f6n a\u015famas\u0131d\u0131r. Uygarl\u0131kla temas ona yeni bir hegemonik g\u00fc\u00e7 olma \u015fans\u0131 tan\u0131d\u0131. \u0130slamiyet\u2019in geli\u015fmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda \u0130ran\u2019\u0131n geleneksel hegemonik g\u00fcc\u00fc h\u0131zla \u00e7\u00f6kerken, Bizans h\u0131zla geri \u00e7ekilmekten kurtulamad\u0131. \u0130slam daha 7. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131ndan itibaren Ortado\u011fu uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yeni hegemon g\u00fcc\u00fcyd\u00fc. Bizans\u2019\u0131n giderek h\u0131zlanan \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fc, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 ve k\u0131smen Musevili\u011fi Avrupa\u2019ya daha \u00e7ok ta\u015f\u0131d\u0131. Ortado\u011fu\u2019da \u0130slam ne kadar y\u00fckseldiyse, Avrupa\u2019da da H\u0131ristiyanl\u0131k o denli y\u00fckseldi. Ortado\u011fu H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 g\u00fcc\u00fcn\u00fc yitirdik\u00e7e, Avrupa H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 g\u00fc\u00e7lenmeyi bir varl\u0131k sorunu haline getirdi. <\/p>\n<p>Ha\u00e7l\u0131 Seferleri (11.-14. Y\u00fczy\u0131llar aras\u0131) durumu tersine \u00e7evirmek i\u00e7in yeterli olmad\u0131. Temel etken merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n Ortado\u011fu\u2019daki hegemonik yap\u0131s\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. \u00dcretim, ticaret ve para konular\u0131nda \u00f6nc\u00fc konum korundu\u011fu gibi, bilim, sanat ve siyaset-askerlik konular\u0131nda da hegemonik g\u00fc\u00e7 varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyordu. Ha\u00e7l\u0131 Seferlerinin en \u00f6nemli sonucu, Avrupa\u2019n\u0131n bu d\u00f6nem boyunca geli\u015ftirdi\u011fi ve ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 uygarl\u0131k seviyesiyle Do\u011fu\u2019yla ve \u0130slam\u2019la ba\u015f edemeyece\u011finin anla\u015f\u0131lmas\u0131yd\u0131. Bu ger\u00e7eklik Avrupal\u0131 uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7lerini a\u015fama yapmaya zorlad\u0131. \u0130spanya (\u0130berik) Yar\u0131madas\u0131nda End\u00fcl\u00fcs \u0130slam uygarl\u0131\u011f\u0131ndan al\u0131nan dersler tazeli\u011fini korurken, Anadolu \u00fczerinden Balkanlar ve Orta Avrupa\u2019ya kadar yay\u0131lan Osmanl\u0131 \u0130slam g\u00fc\u00e7leri 16. y\u00fczy\u0131lda tam bir k\u00e2bus etkisi yaratt\u0131. 16. y\u00fczy\u0131lda kapitalizmin sistem olarak y\u00fckseli\u015fe ge\u00e7i\u015fi bu ger\u00e7eklikle yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. <\/p>\n<p>\u0130slam uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hem maddi hem de manevi k\u00fclt\u00fcr alan\u0131nda a\u015fmad\u0131k\u00e7a, varl\u0131k sorununu \u00e7\u00f6zemeyece\u011fini y\u00fczy\u0131llar\u0131n deneyimiyle daha iyi kavrayan Avrupa uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7leri, kapitalizmi bir sistem olarak geli\u015ftirmeyi en etkili \u00e7are olarak de\u011ferlendirdiler. \u015e\u00fcphesiz kapitalizmin tarihinden bahsetmiyorum. Bunun ciltler dolusu anlat\u0131m gerektirdi\u011fi ve yeterince i\u015flendi\u011fi de bilinmektedir. Vurgulanmas\u0131 gereken husus, temel stratejik ba\u011flant\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmakt\u0131r. Uygarl\u0131k tarihi stratejisiz anla\u015f\u0131lamaz. Ne olaylar\u0131n s\u0131ralanmas\u0131 ne de kapsaml\u0131 analizler uygarl\u0131k tarihini kavramaya yeterlidir. Uygarl\u0131\u011f\u0131n temel unsurlar\u0131nda (\u00fcretim, ticaret, politik, askeri, ideolojik) stratejik fakt\u00f6rler a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturulmad\u0131k\u00e7a, geli\u015fim ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm s\u00fcre\u00e7leri yetkince anla\u015f\u0131lamaz. Her uygarl\u0131k s\u00fcreci, temsil etti\u011fi temel unsurlar \u00fczerinde i\u00e7 ve d\u0131\u015f rekabet\u00e7i, hegemonyac\u0131 stratejileri ya\u015far. Kar\u015f\u0131 stratejilerle hep i\u00e7 i\u00e7e ya\u015far. Sonucu bu stratejiler aras\u0131ndaki m\u00fccadele belirler. Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131ndaki kapitalist hamle, Avrupa\u2019n\u0131n stratejik g\u00fc\u00e7lerinin kendi i\u00e7lerinde ve d\u0131\u015fa kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fctt\u00fckleri m\u00fccadelelerde bir se\u00e7im olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. <\/p>\n<p>Kapitalizm se\u00e7ene\u011fini ne Hegel\u2019in \u2018ak\u0131lsal y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc\u2019n\u00fcn bir sonucu, ne de K. Marks\u2019\u0131n ilerlemeci Ayd\u0131nlanma ideolojisinin zorunlu sonucu olarak de\u011ferlendirmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Savunmalar\u0131m\u0131n ilk iki cildinde de g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m gibi, kapitalizm S\u00fcmerlerden beri varl\u0131\u011f\u0131 bilinen bir sistemdir. Toplumlar\u0131n hep en u\u011fursuz ve ya\u015fanmamas\u0131 gereken ahl\u00e2ks\u0131z bir olgu olarak belleklerinde ya\u015fatt\u0131klar\u0131, iradeleriyle s\u00fcrekli sava\u015ft\u0131klar\u0131 toplum bozucu bir unsurdur. Zaman zaman toplumsal y\u00fczeye yans\u0131d\u0131k\u00e7a, sert yan\u0131tlarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131nda hep toplumun dip noktalar\u0131nda sinsice ve gizlice varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7bir s\u00f6m\u00fcrme y\u00f6ntemi ve arac\u0131 kapitalizm kadar toplumlar\u0131 bozucu, da\u011f\u0131t\u0131c\u0131, s\u00fcrekli kriz ve kaosta tutucu \u00f6zellikte olmam\u0131\u015ft\u0131r. Kendileri de hep bask\u0131c\u0131 ve s\u00f6m\u00fcr\u00fcc\u00fc olduklar\u0131 halde, di\u011fer t\u00fcm uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7leri bu yap\u0131s\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc kapitalizmi s\u0131n\u0131rlamay\u0131 ve dibe s\u00fcrmeyi toplumun s\u00fcreklili\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan zorunlu g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir. \u0130leri bir uygarl\u0131k a\u015famas\u0131 olmak \u015furada kals\u0131n, hep toplumlar\u0131n lanetini \u00fczerine \u00e7ekmi\u015f, ahl\u00e2k\u00ee ve politik toplumun kanser hastal\u0131\u011f\u0131 olarak anlam bulmu\u015ftur. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz toplumundaki ve \u00e7evresindeki kriz, y\u0131k\u0131m ve k\u0131r\u0131m ger\u00e7ekli\u011fi, toplumsal ger\u00e7ekli\u011fin vicdan\u0131 olarak ahl\u00e2k\u00ee yakla\u015f\u0131m\u0131n yan\u0131lmazl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kan\u0131tlamaktad\u0131r. <\/p>\n<p>Kapitalizm onu en yetkin kullanan g\u00fc\u00e7lere bol zaferler sa\u011flar. Ama bunu hep toplumlar\u0131 kriz i\u00e7inde tutarak, ahl\u00e2k\u00ee ve politik duru\u015funu i\u015flevsiz k\u0131larak, s\u00fcrekli i\u00e7 ve d\u0131\u015f sava\u015flar i\u00e7inde tutarak, y\u0131k\u0131m ve k\u0131r\u0131m\u0131 ya\u015fatarak ger\u00e7ekle\u015ftirir. Sonu\u00e7ta g\u00fc\u00e7 ve zenginlik az say\u0131da ellerde toplanm\u0131\u015f, bu eller zafer kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ise y\u0131k\u0131lan bir toplum ve s\u00fcrd\u00fcr\u00fclemez bir \u00e7evre b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>\u015eimdi de kapitalizmin Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131ndaki zaferini ana ba\u015fl\u0131klar halinde somutla\u015ft\u0131ral\u0131m. <br \/>\u00a0<br \/>a- Venedik Kentinin Hegemonya Sava\u015f\u0131 <\/p>\n<p>Sorulmas\u0131 gereken ba\u015fat soru, y\u00fckseli\u015fine ra\u011fmen Venedik\u2019in neden ikinci bir Roma olmay\u0131 ba\u015faramad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Antik\u00e7a\u011f Roma\u2019s\u0131n\u0131n ba\u015fard\u0131\u011f\u0131n\u0131 Venedik de ba\u015farabilirdi. Venedik Roma\u2019dan daha beceriksiz de\u011fildi. Erdemleri Roma\u2019y\u0131 aratmayacak denli \u00e7oktu. Ticaret, \u00fcretim, para, iktidar, bilim ve sanat ba\u015fta olmak \u00fczere, uygarl\u0131\u011f\u0131n t\u00fcm temel kategorilerinde d\u00f6neminin zirvesine t\u0131rmanmaktayd\u0131. \u00c7in\u2019den Ortado\u011fu\u2019ya kadar t\u00fcm Do\u011fu\u2019ya uzanm\u0131\u015f, kuzeyde Balt\u0131k ve Sibirya eteklerinden g\u00fcneyde B\u00fcy\u00fck Sahra \u00c7\u00f6l\u00fc\u2019ne kadar bir\u00e7ok alana s\u0131zmay\u0131 ba\u015farm\u0131\u015ft\u0131. Akdeniz\u2019i en az Roma kadar avucunda tutuyordu. T\u00fcm bu alanlar \u00fczerinde ticaret tekelini kurmu\u015f gibiydi. Zenginlik en az Roma kadar Venedik\u2019e de ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Mali ara\u00e7lar, para, senet ve bankac\u0131l\u0131\u011f\u0131n yeni merkeziydi. K\u00e2rl\u0131 bulundu\u011funda, d\u00f6nemin en kaliteli sanayi \u00fcretimini ger\u00e7ekle\u015ftirebiliyordu. \u00d6zellikle Bizans ve \u0130slam \u0130mparatorluklar\u0131n\u0131n adeta i\u00e7ini oymu\u015ftu. \u00c7ekmedi\u011fi hemen hi\u00e7bir de\u011fer b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131. Venedik\u2019i 14. ve 15. y\u00fczy\u0131llar\u0131n hegemonik g\u00fcc\u00fc olarak de\u011ferlendirmek abart\u0131 say\u0131lmaz. Bu y\u00f6n\u00fcyle tarihte Do\u011fu uygarl\u0131k de\u011ferlerini Avrupa\u2019ya ta\u015f\u0131yan ba\u015fat g\u00fc\u00e7 olarak yorumlamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. <\/p>\n<p>Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 Venediksiz d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Nas\u0131l ki Antik\u00e7a\u011f\u0131 Romas\u0131z d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011filse, Orta\u00e7a\u011f\u0131 da Venediksiz d\u00fc\u015f\u00fcnmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Venedik\u2019i Orta\u00e7a\u011f\u0131n rahminden kapitalizmi do\u011furtan g\u00fc\u00e7 olarak tan\u0131mlamak do\u011fru olmak kadar, tarihsel rol\u00fcn\u00fc belirlemek anlam\u0131na da gelir. O sadece kapitalizm bebe\u011fini do\u011furtmad\u0131  i\u00e7indeki d\u00f6l\u00fctle t\u00fcm Orta\u00e7a\u011f kent yap\u0131lar\u0131n\u0131 da d\u00f6lleyerek Avrupa\u2019y\u0131 kapitalizme haz\u0131rlad\u0131. Avrupa\u2019y\u0131 kapitalizme gebe b\u0131rakan Venedik\u2019tir. Buna ra\u011fmen ikinci bir Roma olamad\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc Roma\u2019da Papal\u0131k oturuyordu. Papa ile Venedik\u2019in aras\u0131 hep problemli ve sava\u015fl\u0131 olmu\u015ftur. <\/p>\n<p>Venedik as\u0131rlar\u0131nda Roma Katolik H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n da y\u00fckseli\u015fe ge\u00e7mesi tesad\u00fcf say\u0131lmaz. Roma Katolisizminin Venedik\u2019e y\u00f6nelik t\u00fcm hamlelerini kapitalizmin varl\u0131\u011f\u0131yla izah etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Genelde t\u00fcm b\u00fcy\u00fck dinler kadar Katolik H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 da kapitalizme ku\u015fkuyla yakla\u015fm\u0131\u015f ve ona kar\u015f\u0131 en b\u00fcy\u00fck din sava\u015f\u0131na girmekten \u00e7ekinmemi\u015ftir. Avrupa\u2019da mezhep sava\u015flar\u0131, Engizisyon ve devrim denilen olgularda a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 olarak kendini yans\u0131tan hep bu sava\u015f\u0131n bir y\u00fcz\u00fc olmu\u015ftur. \u00d6zellikle Protestanl\u0131k ile sava\u015f\u0131, kapitalizme kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131m\u0131yla yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. \u015e\u00fcphesiz Avrupa\u2019n\u0131n H\u0131ristiyanla\u015fmas\u0131 objektif olarak kapitalist geli\u015fme i\u00e7in bir altyap\u0131 do\u011furmu\u015ftur. Ama bu varolu\u015f kendi ba\u015f\u0131na kapitalizm anlam\u0131na gelmez. \u0130slam kapitalizm i\u00e7in daha fazla altyap\u0131 unsuru do\u011furmu\u015ftur, fakat kapitalizme ge\u00e7it vermemeyi de ba\u015farm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>Venedik\u2019in ikinci bir Roma olamamas\u0131n\u0131n ikinci \u00f6nemli bir nedeni, birincisiyle ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak \u0130talyan Yar\u0131madas\u0131ndaki kentler \u00fczerinde h\u00e2kimiyet kuramamas\u0131 ve \u0130talya\u2019y\u0131 bir ulus-devlet olarak \u00f6rg\u00fctleyememesidir. Venedik ideolojik olarak ulus-devlete a\u00e7\u0131k de\u011fildi. \u00c7ok s\u0131k\u0131 bir kent devlet\u00e7ili\u011finin belki de tarihteki en son ve en g\u00fc\u00e7l\u00fc temsilcisiydi. Bu ger\u00e7ekli\u011fi, kapitalizmin bebeklik \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 neden a\u015famad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da yeterince izah etmektedir. Venedik 18. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonlar\u0131na dek hem Vatikan ek\u00fcmenikli\u011fine (evrensellik), hem de \u0130talya-Avrupa ulus-devlet\u00e7ili\u011fine direnmi\u015f kentsoylulu\u011funun tarihsel g\u00fcc\u00fcn\u00fc ifade etmektedir. <\/p>\n<p>\u00c7ok iyi bilmek gerekir ki, kent devlet\u00e7ili\u011fi kadar kent demokrasicili\u011fi de tarihin en g\u00fc\u00e7l\u00fc temsili formudur. Kentler do\u011frudan demokrasicili\u011fe de tan\u0131kl\u0131k etmi\u015ftir. Eski ve yeni \u00e7a\u011flar\u0131n imparatorluk sistemleriyle kapitalist modernitenin ulus-devlet sistemi kent devlet\u00e7ili\u011fi ve demokrasicili\u011finin ink\u00e2r\u0131 \u00fczerinde kurulurlar. Venedik kent deneyimi bu ger\u00e7ekli\u011fi en iyi kan\u0131tlama \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne sahiptir. Bir yandan Vatikan-Habsburg hanedan imparatorluklar\u0131na kar\u015f\u0131 direnirken, di\u011fer yandan erken ulus-devlet\u00e7ili\u011fe ve onun Westphalia (1648) sistemine direnmesi bu ger\u00e7ekli\u011fi ifade eder. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde kentin ele\u015ftirisi ve yeniden dirili\u015fi-in\u015fas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrken, Venedik deneyimi son derece \u00f6\u011freticidir. \u015e\u00fcphesiz Venedik kadar olmasa da, ba\u015fta \u0130talya kentleri olmak \u00fczere, Avrupa\u2019n\u0131n bir\u00e7ok kenti hem devlet hem de demokrasi olarak \u00f6\u011fretici dersler sunarlar.<\/p>\n<p>b- Kent Devletinden Ulus-Devlete Ge\u00e7i\u015f \u00c7a\u011f\u0131: Amsterdam-Hollanda Deneyimi <\/p>\n<p>16. y\u00fczy\u0131lda Avrupa\u2019da ya\u015fanan temel sorun, kapitalizmin klasik imparatorluk sistemlerine kar\u015f\u0131 \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flay\u0131p kal\u0131c\u0131 resmi bir uygarl\u0131k g\u00fcc\u00fc haline gelebilme \u00e7abalar\u0131d\u0131r. D\u00f6nemin ba\u015f stratejik g\u00fcc\u00fc, Habsburg hanedanl\u0131\u011f\u0131na dayal\u0131 imparatorluk g\u00fc\u00e7leridir. Yerle\u015ftikleri d\u00f6nemden beri sava\u015f\u0131m halinde olduklar\u0131 End\u00fcl\u00fcs \u0130slam ve Musevi uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 (711-1492) \u0130berik Yar\u0131madas\u0131ndan tasfiye edip kalan n\u00fcfusu g\u00f6\u00e7erttikten sonra, Vatikan\u2019\u0131n deste\u011fiyle t\u00fcm Avrupa \u00fczerinde hegemonya kurma pe\u015fine d\u00fc\u015ft\u00fcler. Fakat bu hegemonyac\u0131l\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 Avrupa \u00e7ap\u0131nda bir\u00e7ok kent devleti, prenslik ve krall\u0131k direni\u015fe ge\u00e7ti. Ba\u015fta Fransa Krall\u0131\u011f\u0131 olmak \u00fczere, Britanya ve Almanya Krall\u0131klar\u0131yla \u0130talya\u2019n\u0131n bir\u00e7ok kenti \u015fiddetli direni\u015f g\u00f6sterdiler. \u0130deolojik hegemon olan Katolik ek\u00fcmenizmine kar\u015f\u0131 milli kiliseler \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 resmen ilan eden Protestanl\u0131k ba\u015f g\u00f6sterdi. Avrupa ideolojik ve politik olarak b\u00fcy\u00fck bir kaos i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fc. Hegemonik sava\u015flara mezhep rengi kar\u0131\u015ft\u0131. Di\u011fer yandan ba\u015fta Venedik olmak \u00fczere \u0130talyan kentlerinde ger\u00e7ekle\u015fen R\u00f6nesans h\u0131zla t\u00fcm Avrupa\u2019ya yay\u0131lm\u0131\u015f bulunuyordu. R\u00f6nesans \u00f6zde, y\u00fckselen kent devlet\u00e7ili\u011fi ve demokrasicili\u011finin \u00fcr\u00fcn\u00fcyd\u00fc. <\/p>\n<p>R\u00f6nesans Orta\u00e7a\u011f skolastisizmine kar\u015f\u0131 sek\u00fcler-laik \u00e7\u0131k\u0131\u015f a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131yd\u0131. Dolay\u0131s\u0131yla bir\u00e7ok kent ve prensliklerin kendine himayeciler bulmas\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r bir husustur. Dinsel a\u011f\u0131rl\u0131kl\u0131 felsefe ve sanat ile laiklik do\u011frultusundaki felsefe ve sanat\u0131n ayr\u0131\u015f\u0131m\u0131nda 16. y\u00fczy\u0131lda R\u00f6nesans\u2019\u0131n rol\u00fc belirleyici oldu. Dinde reform olarak Protestanl\u0131k da R\u00f6nesans\u2019\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131yla yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. 16. y\u00fczy\u0131ldaki Avrupa devrimini kapitalizme ba\u011flamak b\u00fcy\u00fck bir yanl\u0131\u015fl\u0131kt\u0131r. Bu d\u00f6nemdeki devrim, t\u0131pk\u0131 S\u00fcmerlerin Mezopotamya neolitik toplumuna, yine Ege k\u0131y\u0131lar\u0131ndaki Helenlerin \u2018barbar\u2019 topluluklara kar\u015f\u0131 geli\u015ftirdikleri kent devrimlerinin bir benzeridir. B\u00fcy\u00fck bir k\u00fclt\u00fcr devrimidir. \u0130\u00e7eri\u011finden dolay\u0131 daha ba\u015f\u0131ndan itibaren evrensel \u00f6zellikleri temsil etmektedir. Kapitalizmin ba\u015fard\u0131\u011f\u0131, bu y\u00fczy\u0131ldaki b\u00fcy\u00fck kaostan kendini se\u00e7enek olarak sunabilme g\u00fcc\u00fcyd\u00fc. <\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn insanl\u0131k ad\u0131na Avrupa\u2019n\u0131n bat\u0131s\u0131nda bir mah\u015feri s\u00fcre\u00e7 ya\u015fanmaktad\u0131r. Bu mah\u015feri s\u00fcre\u00e7te uygarl\u0131klar, denetim g\u00fc\u00e7lerini b\u00fcy\u00fck oranda yitirirler. Denetim bo\u015flu\u011fu do\u011far. Kapitalizm bu bo\u015flu\u011fun \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak en b\u00fcy\u00fck \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e7\u0131k\u0131\u015f adeta binlerce y\u0131ldan beri devletli ve devletsiz uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7lerinin s\u00fcrekli kafeste tuttuklar\u0131 insan k\u0131l\u0131kl\u0131 canavar\u0131n zincirlerinden kurtulup t\u00fcm insanl\u0131k \u00fczerinde deh\u015fet hegemonyas\u0131n\u0131 kurmas\u0131na benzemekte, onu temsil etmektedir. Hegemonyas\u0131z kapitalizme insan tahamm\u00fcl edebilir, toplum dayanabilir, \u00e7evre bu kapitalizm kar\u015f\u0131s\u0131nda y\u0131k\u0131lmayabilir. Ama kapitalizm hegemonik g\u00fc\u00e7 olarak y\u00fckselince, t\u00fcm toplum, \u00e7evre ve eski uygarl\u0131k sistemleri b\u00fcy\u00fck bir tehdit alt\u0131na girer. Anla\u015f\u0131lmas\u0131 gereken temel husus, uygarl\u0131\u011f\u0131n 16. y\u00fczy\u0131ldaki krizinden kapitalizmin bir \u00e7\u00f6z\u00fcm g\u00fcc\u00fc olarak de\u011fil, bir bast\u0131rmac\u0131 hegemonik g\u00fc\u00e7 olarak \u00e7\u0131k\u0131\u015f yapmas\u0131d\u0131r. <\/p>\n<p>Bu y\u00fczy\u0131llardaki R\u00f6nesans, Reform ve Ayd\u0131nlanma devrimleri ayr\u0131, kapitalizm ayr\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015flar olarak de\u011ferlendirilmek durumundad\u0131r. Avrupa merkezli sosyal bilimdeki en b\u00fcy\u00fck ihanet, bu tarihsel s\u00fcre\u00e7leri kapitalizme mal etmesidir. Karl Marks ve Marksizm de dahil, toplumla ilgili t\u00fcm bilginler ve bilimlerin kapitalist hegemonyay\u0131 do\u011fru tan\u0131mlay\u0131p tarihsel rol\u00fcn\u00fc belirleyememeleri b\u00fct\u00fcn felaketlere kap\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131k b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>Amsterdam-Hollanda kent ve prensli\u011finin bu b\u00fcy\u00fck trajedideki rol\u00fc bir dilemma halidir. <br \/>Amsterdam\u2019\u0131n kendisi 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015flar\u0131nda Bat\u0131 Avrupa\u2019n\u0131n Atlantik k\u0131y\u0131lar\u0131ndaki di\u011fer kentleri gibi bal\u0131k\u00e7\u0131l\u0131k, ticaret ve tar\u0131mla geli\u015fmektedir. Venedik\u2019in ihti\u015fam\u0131ndan uzakt\u0131r. Fakat bir \u015fans\u0131 vard\u0131r  kara Avrupa\u2019s\u0131ndaki despotizmlerden, taassuptan kurtulmak isteyen bir\u00e7ok insan\u0131n topland\u0131\u011f\u0131 yer olma \u015fans\u0131na sahiptir. Spinoza, Descartes ve Erasmus ba\u015fta olmak \u00fczere \u00f6zg\u00fcr akl\u0131n yeni temsilcileri kentin m\u00fcdavimleridir. Sanat ve bilimde de yetkin dehalarla tan\u0131\u015fmaktad\u0131r. B\u00f6ylesi muazzam bir d\u00fc\u015f\u00fcnme ve duyma yetene\u011fi \u015f\u00fcphesiz \u00fcretim ve politik geli\u015fmeler \u00fczerinde de etkili olabilecektir. Nitekim deniz ticareti ve bal\u0131k\u00e7\u0131l\u0131kta \u00f6nc\u00fc bir rol oynamaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fcy\u00fck rakiplerinde kentsel alanda ya\u015fanan geli\u015fmeler \u0130spanya ve Portekiz Krall\u0131klar\u0131ndaki kentlerin benzer t\u00fcrden geli\u015fimiyle rahatl\u0131kla yar\u0131\u015fabilmektedir. Daha da \u00f6nemlisi, hinterland\u0131nda tar\u0131m\u0131n yeniden \u00f6rg\u00fctlenmesi d\u00f6neminde azami verimlili\u011fe ge\u00e7i\u015f yapabilmi\u015ftir. \u00dcretim ve ticaretteki \u00fcst\u00fcnl\u00fck h\u0131zla manifakt\u00fcrel sanayide de kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 bulacakt\u0131r. <\/p>\n<p>Hollanda Prensli\u011fi ayn\u0131 alan \u00fczerinde benzer geli\u015fmeleri ya\u015fayan daha k\u00fc\u00e7\u00fck eyaletlerle birlikte demokratik yan\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc bir siyasi olu\u015fum sa\u011flayarak varl\u0131k sava\u015f\u0131n\u0131 vermeye \u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. Neye kar\u015f\u0131? Avrupa\u2019y\u0131 yutmaya ve kendi aralar\u0131nda payla\u015fmaya \u00e7al\u0131\u015fan Habsburg ve Valois (Frans\u0131z) hanedanlar\u0131n\u0131n evrensel imparatorluk emellerine kar\u015f\u0131. Buna kar\u015f\u0131 Britanya Krall\u0131\u011f\u0131, Hollanda ve Alman Prenslikleri \u015fiddetli bir direni\u015f g\u00f6stermektedirler. Prusya Almanya\u2019s\u0131 da bu direni\u015fin ba\u015fka bir g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Kutsal Roma-Germen \u0130mparatorlu\u011fu bu sefer \u0130spanya\u2019n\u0131n \u0130slam\u2019a ve Musevili\u011fe kar\u015f\u0131 zafer kazanm\u0131\u015f \u0130spanya Krall\u0131\u011f\u0131 temelinde yeniden kurulmak istenmektedir. Katolik ek\u00fcmenizmi bu kurulu\u015fu zorunlu g\u00f6rmektedir. \u00d6te yandan Habsburglar\u0131n Avusturya merkezli (Viyana) kolu Do\u011fu\u2019da Osmanl\u0131 \u0130slam\u00ee hegemonyas\u0131n\u0131 durdurmaya ve kar\u015f\u0131 sald\u0131r\u0131ya ge\u00e7meye \u00e7abalamaktad\u0131r. Fransa olacak alandaki Valois Hanedan\u0131 Katolik ek\u00fcmenizmin di\u011fer rakip bir kolu durumundad\u0131r. D\u00fcnya ve Amerika\u2019n\u0131n yeniden ke\u015fif ve s\u00f6m\u00fcrgele\u015fme d\u00f6nemi ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Afrika ve Hindistan\u2019a ula\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r  k\u00f6pr\u00fcba\u015flar\u0131 kurulmu\u015ftur. <\/p>\n<p>A\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir ki, sorun Amsterdam ve Hollanda Prensli\u011fi i\u00e7in bir varl\u0131k yokluk sava\u015f\u0131d\u0131r. Her iki hanedan kolu bu alanlar\u0131 yutmak i\u00e7in t\u00fcm g\u00fc\u00e7lerini seferber etmektedir. Avrupa\u2019da stratejik \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flamak i\u00e7in sava\u015f en kritik a\u015famada s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmektedir. Tarihin t\u00fcm kritik d\u00f6nemlerinde bu t\u00fcr stratejik sava\u015flar ya\u015fanm\u0131\u015ft\u0131r. Kaybedenler a\u00e7\u0131s\u0131ndan sadece bir sava\u015f kaybedilmiyor, y\u00fczy\u0131llarca etkili olacak bir d\u00f6nem kaybediliyor. Daha da k\u00f6t\u00fcs\u00fc, toplumsal varl\u0131k tasfiyeyle y\u00fcz y\u00fczedir. Ba\u015fta Hollanda olmak \u00fczere, kaderi bu t\u00fcr tehlikelerle y\u00fcz y\u00fcze olan yeni toplumsal varl\u0131klar s\u00f6z konusudur. Ya hep ya hi\u00e7, ya \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ya \u00f6l\u00fcm diye hayk\u0131r\u0131lan bir \u00f6l\u00fcm kal\u0131m s\u00fcrecinden bahsediyoruz. <\/p>\n<p>Amsterdam-Hollanda Prensli\u011finin di\u015fini t\u0131rna\u011f\u0131na takmas\u0131 bu stratejik durumla yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Hem ideolojik, politik ve askeri hem de ticari, s\u0131nai ve mali alanda eri\u015filen yetkinlik ancak hayatta kalma ve \u00f6zg\u00fcr ya\u015fama iradesiyle m\u00fcmk\u00fcn olabilir. Bu yetkinlik ve irade g\u00fcc\u00fc g\u00f6sterilmi\u015ftir. Daha sonra Hollanda mucizesi diyebilece\u011fimiz olaylar dizisi ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131ndan itibaren r\u00fc\u015ft\u00fcn\u00fc ve yenilmezli\u011fini ispatlayan Amsterdam ve Hollanda, 17. y\u00fczy\u0131lda d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda t\u0131pk\u0131 Uruk-S\u00fcmer, Atina-Grek benzerleri gibi hegemonik bir g\u00fc\u00e7 seviyesine eri\u015fmi\u015ftir. <\/p>\n<p>Amsterdam ikileminin bu olumlu yan\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, ikilemin di\u011fer yan\u0131 sinsi kapitalizmi olmu\u015ftur. Tarihte her b\u00fcy\u00fck \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n sinsi ve hain bir ikizi vard\u0131r. Zerd\u00fc\u015ftik inan\u00e7 kadar bir ayd\u0131nl\u0131k-karanl\u0131k ikileminden bahsetmiyorum. Ama onu \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131ran bir kapitalizm karanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 Amsterdam-Hollanda \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda g\u00f6rmemek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu de\u011ferlendirmemde K. Marks\u2019\u0131n bile d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc hatay\u0131 kabul edemiyorum, yani zafer kapitalizmin oldu demiyorum. Bilim ad\u0131na i\u015flenmi\u015f bu b\u00fcy\u00fck hatay\u0131, gafleti reddediyorum. Zaferde kapitalizmin pay\u0131 yoktur. Zaferin istismar edilmesinde ise pay\u0131 birincildir. Sava\u015flar\u0131n en a\u011f\u0131r\u0131n\u0131 verenleri hep birileri, baz\u0131 g\u00fc\u00e7ler istismar etmek, kullanmak ister. Hollanda ve Amsterdam\u2019daki sermayedarlar\u0131n sava\u015f\u0131n en zor anlar\u0131nda g\u00fcn y\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131kmalar\u0131 ve insanlar\u0131n en soylu kanlar\u0131 (d\u00fc\u015f\u00fcnce ve irade olarak) \u00fczerinde k\u00e2r pe\u015finde ko\u015fmalar\u0131 ve bunu ger\u00e7ekle\u015ftirmeleri onlara tarihte zaferin sahipleri de\u011fil, olsa olsa istismarc\u0131lar\u0131 olarak anlam kazand\u0131r\u0131r. Hollanda Devrimi derinli\u011fine incelendi\u011finde ve emek\u00e7iler ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fck\u00e7\u00fcler ad\u0131na tarihi yeniden yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, bu ger\u00e7ekli\u011fin kendini kabul ettirece\u011fi kesindir. Venedik hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda hen\u00fcz bebek olan kapitalizm, Amsterdam-Hollanda hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ha\u015fin bir delikanl\u0131 rol\u00fcndedir. Adeta \u00e7a\u011f\u0131n \u0130skender\u2019i gibi gitti\u011fi her yeri vurmakta ve d\u00fc\u015f\u00fcrmektedir. <\/p>\n<p>Hollanda\u2019n\u0131n hegemonik y\u00fckseli\u015finde, \u00fcretim ve iktidar tekni\u011finde yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fiklikler temel rol oynar. Manifakt\u00fcrel yap\u0131lanma ev i\u00e7i olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p, ba\u011f\u0131ms\u0131z birimler halinde yeniden \u00f6rg\u00fctlendi. Tar\u0131mda benzer yenilikler geli\u015ftirildi. Toprak ve tar\u0131m reformu kapsaml\u0131ca uyguland\u0131. Ticaret ve bal\u0131k\u00e7\u0131l\u0131k i\u00e7in d\u00f6nemin en g\u00fc\u00e7l\u00fc gemi yap\u0131m teknikleri uyguland\u0131. T\u00fcm bu etkenler, Avrupa ve d\u00fcnyan\u0131n di\u011fer ekonomik b\u00f6lgelerine g\u00f6re en ucuz \u00fcretimin ger\u00e7ekle\u015ftirilmesini m\u00fcmk\u00fcn k\u0131ld\u0131. <\/p>\n<p>\u0130ktidar tekni\u011fi olarak kent ve prenslik birimlerine dayal\u0131 devlet yap\u0131lanmas\u0131 ulus-devlet do\u011frultusunda bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme u\u011frad\u0131. Yeni siyasi olu\u015fum bir ilkti. Ulus-devlet tipi devlet \u00f6rg\u00fctlenmesi ilk tasla\u011f\u0131na kavu\u015ftu. Bunda hem Amsterdam kent devletini esas almamas\u0131, hem de Hollanda Prensli\u011finin geleneksel modelden vazge\u00e7mesi etkili oldu. \u0130ktidar \u00f6rg\u00fctlenmesi ekonomik verimlilikle uyum halinde y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc. Bunda ordu yap\u0131lanmas\u0131ndaki reformlar da \u00f6nemli rol oynad\u0131. Hem askeri teknolojide hem de \u00f6rg\u00fctlenmede modernitenin ilk yap\u0131lanmalar\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirildi. Donanmada da benzer geli\u015fmeler sa\u011fland\u0131. \u00dclke olarak k\u00fc\u00e7\u00fck olsa da, d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda hegemonik g\u00fc\u00e7 olmas\u0131na bu geli\u015fmeler yol a\u00e7t\u0131. Bu y\u00f6n\u00fcyle Hollanda Devrimi daha sonra ger\u00e7ekle\u015fecek \u0130ngiltere, ABD ve Frans\u0131z Devrimlerinin \u00f6nc\u00fcs\u00fc konumundad\u0131r. <\/p>\n<p>Kapitalizmin devrimde hegemonyay\u0131 ele ge\u00e7iri\u015fi kanl\u0131 olmu\u015ftur. Devrimi \u00f6rg\u00fctleyenler ve devrim m\u00fccadelesini y\u00fcr\u00fctenler toplumun halk g\u00fc\u00e7leri olmas\u0131na ra\u011fmen, \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck ama s\u0131k\u0131 \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f sermaye sahibi bir az\u0131nl\u0131k devrimde \u00f6nderli\u011fi ele ge\u00e7irmi\u015ftir. Devrimi \u00f6rg\u00fctleyen ve y\u00fcr\u00fcten, Hollanda\u2019n\u0131n b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sa\u011flayan kesinlikle kapitalist unsurlar de\u011fildir. Tarih boyunca s\u0131k\u00e7a kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kan olgu, bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmde de bir kez daha ya\u015fanmaktad\u0131r. Eski uygarl\u0131k g\u00fc\u00e7leri yenildiklerinde bile, iktidar\u0131 toplum kar\u015f\u0131s\u0131nda t\u00fcmden kaybetmektense, muhalif iktidar sahiplerine terk etmeyi \u00e7\u0131karlar\u0131na daha uygun bulmaktad\u0131rlar. Aralar\u0131nda yo\u011fun ili\u015fki ve \u00e7\u0131kar ba\u011flar\u0131 da hep var olagelmi\u015ftir. Yeni iktidar s\u0131n\u0131f\u0131 burjuvazi de olsa eskinin ba\u011fr\u0131nda do\u011fmu\u015ftur. Eski h\u00e2kim s\u0131n\u0131f\u0131n evrim ge\u00e7irmi\u015f hali olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Hollanda modelinin \u00f6nemi b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcnden ileri gelmemektedir  gelece\u011fi ba\u011fr\u0131nda ta\u015f\u0131yan h\u00e2kim model olmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. Kendisiyle birlikte Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131na bir hamle daha yapt\u0131rm\u0131\u015f ve bu uygarl\u0131\u011f\u0131n d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda etkili olmas\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Modern d\u00fcnya, Hollanda \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131na \u00e7ok \u015fey bor\u00e7ludur. Venedik-Amsterdam hatt\u0131, 14. y\u00fczy\u0131ldan 18. y\u00fczy\u0131la kadar Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcren ve d\u00fcnyaya egemen k\u0131lan \u00f6nceli\u011fe ve \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011fe sahiptir. Ortado\u011fu merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n son hegemon g\u00fcc\u00fc Osmanl\u0131 \u0130slam \u0130mparatorlu\u011fu, Avrupa ortalar\u0131ndan geri \u00e7ekilirken, Avrupa\u2019n\u0131n din\u00ee kabuktan s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015f ve laik yan\u0131 a\u011f\u0131r basan yeni hegemonik g\u00fc\u00e7leri taraf\u0131ndan her yandan sar\u0131lmayla y\u00fcz y\u00fcze kalm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>Avrupa-Ortado\u011fu uygarl\u0131k diyalekti\u011finde hem hegemonyan\u0131n Avrupa\u2019ya kay\u0131\u015f\u0131nda hem de nitelik olarak farkl\u0131la\u015fmas\u0131nda ya\u015fanan b\u00fcy\u00fck d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm t\u00fcm \u00e7a\u011f\u0131 belirleyecek \u00f6nemdedir. 1650-1750 d\u00f6neminde Hollanda\u2019n\u0131n hegemonik \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc bu kay\u0131\u015f ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmde ba\u015fat rol oynam\u0131\u015ft\u0131r. Venedik Ortado\u011fu\u2019dan merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131p \u0130talya \u00fczerinden Avrupa\u2019ya ta\u015f\u0131rken (12.-16. y\u00fczy\u0131llar), Amsterdam-Hollanda ise onu daha k\u0131sa bir s\u00fcre i\u00e7inde Atlantik k\u0131y\u0131lar\u0131nda d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme u\u011frat\u0131p Avrupa merkezli hegemonyan\u0131n ilk d\u00fcnya fatihi haline gelir. Merkez\u00ee uygarl\u0131k sistemi be\u015f bin y\u0131ll\u0131k Ortado\u011fu ser\u00fcveninden sonra Atlantik k\u0131y\u0131lar\u0131nda Avrupa merkezli yeni bir d\u00fcnya-sisteme d\u00f6n\u00fc\u015fecektir. <br \/>\u00a0<br \/>c- Londra-Britanya Deneyimi ve \u00dczerinde G\u00fcne\u015f Batmayan \u0130mparatorluk <\/p>\n<p>Hollanda-Amsterdam Devrimi daha ilk a\u015famalar\u0131nda Londra-Britanya ile ayn\u0131 stratejik d\u00fc\u015fmanlar taraf\u0131ndan ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bu nedenle ikisi aras\u0131ndaki ili\u015fki de stratejik d\u00fczeyde olmay\u0131 gerektiriyordu. \u0130spanya ve Fransa monar\u015fileri her iki g\u00fc\u00e7 i\u00e7in de varl\u0131k-yokluk sorununa yol a\u00e7m\u0131\u015flard\u0131. Hollanda ve \u0130ngiltere birlikte yutulma tehdidi alt\u0131ndayd\u0131. Varl\u0131k ve kurtulu\u015flar\u0131 i\u00e7in tek \u00e7are, Avrupa\u2019n\u0131n yeni hegemonik g\u00fc\u00e7 merkezi olmaktan ge\u00e7iyordu. Bu ger\u00e7e\u011fi iliklerine kadar hissediyorlar, d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin temel kayg\u0131 konusu haline getiriyorlard\u0131. Ayn\u0131 ger\u00e7eklik kar\u015f\u0131 taraf i\u00e7in de ge\u00e7erliydi. Hegemonik g\u00fc\u00e7 olmay\u0131 ba\u015faramazlarsa, hem Katolik ideolojik hegemonyas\u0131 hem de \u0130kinci Roma olma idealleri tarihe kar\u0131\u015facakt\u0131. \u0130ki hegemonik kutup aras\u0131ndaki \u00e7eki\u015fme ve sava\u015flar\u0131n s\u00fcreklilik ve yo\u011funluk kazanmas\u0131 ayn\u0131 varl\u0131k-yokluk sorunundan kaynaklanmaktayd\u0131. Sonu\u00e7ta Westphalia ulus-devlet dengesinde bir stat\u00fcye ula\u015f\u0131lmas\u0131 (1648) aralar\u0131ndaki sava\u015f\u0131 s\u0131n\u0131rlayacak ve bar\u0131\u015f aral\u0131klar\u0131n\u0131 uzatma rol\u00fcn\u00fc oynayacakt\u0131. <\/p>\n<p>Londra\u2019n\u0131n y\u00fckseli\u015fi de Amsterdam\u2019\u0131n bir ikizi gibidir. Ayn\u0131 stratejik sorunlar\u0131 ya\u015famakta olu\u015flar\u0131 kendilerini benzer \u00e7\u00f6z\u00fcmler geli\u015ftirmeye zorlam\u0131\u015ft\u0131r. Britanya\u2019n\u0131n bir ada olmas\u0131 i\u015fini daha da kolayla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Londra bir kent devleti olarak do\u011fmad\u0131. Bu y\u00f6n\u00fcyle Venedik\u2019in ihti\u015fam\u0131ndan \u00e7ok uzakt\u0131r. Krall\u0131k merkezi olarak kurulmu\u015ftur. Fakat daha 1215\u2019ten beri Magna Charta\u2019n\u0131n kanad\u0131 alt\u0131nda k\u0131smi \u00f6zerkli\u011fe de sahip olagelmi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131yla ba\u015flang\u0131c\u0131ndan itibaren \u00f6zg\u00fcn bir siyasi modele be\u015fiklik etmi\u015ftir. Britanya\u2019n\u0131n ilk kral\u0131 Arthur zaman\u0131ndan beri (5. y\u00fczy\u0131l) denk g\u00fc\u00e7 sahibi aristokrasiye be\u015fiklik etmesini de bu ger\u00e7ekli\u011fe eklemek gerekir. Di\u011fer yandan ada, k\u0131ta Avrupa\u2019s\u0131ndan s\u00fcrg\u00fcn edilenlerin son bar\u0131na\u011f\u0131 olma gibi bir ayr\u0131cal\u0131\u011fa da sahiptir. S\u0131k aral\u0131klarla i\u015fgaller de ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131r. Sezar\u2019\u0131n uygarl\u0131k ad\u0131na ilk i\u015fgalinden beri, k\u0131ta fatihlerinin i\u015ftahlar\u0131 i\u00e7in hep \u00e7ekici bir lokma olmu\u015ftur. <\/p>\n<p>Londra\u2019n\u0131n y\u00fckseli\u015fi bu ger\u00e7ekliklerle yak\u0131ndan ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Londra i\u00e7te birbirine denk aristokrat g\u00fc\u00e7lere kar\u015f\u0131 k\u0131smi bir \u00f6zerklik, d\u0131\u015ftan ise gelen her i\u015fgalciye kar\u015f\u0131 savunma ve s\u00fcrg\u00fcnler i\u00e7in son bir s\u0131\u011f\u0131nak olmu\u015ftur. Kaderini bu stratejik olgular temelinde \u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Kent olarak y\u00fckselirken, bu stratejik konumunu hep g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutmu\u015ftur. G\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar bu konumunu s\u00fcrd\u00fcrmektedir. Unutmamak gerekir ki, bir kentin kaderinin belirlenmesinde \u00acdaha ilk Uruk sitesinden beri stratejik kayg\u0131lar hep temel rol oynam\u0131\u015ft\u0131r. Sursuz, Akropols\u00fcz kentin d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemesi bu ger\u00e7e\u011fi ifade eder. Kent i\u00e7in en az strateji kadar gerekli olan, onu besleyecek tar\u0131msal arka cephesi, ticareti, zanaat ve sanayi \u00fcretimidir. Bu fakt\u00f6rler ise, devlet veya demokratik y\u00f6netim olmadan geli\u015ftirilip s\u00fcrd\u00fcr\u00fclemez. Londra t\u00fcm bu stratejik \u00fcretimsel, ticari, zanaatsal, s\u0131na\u00ee ve mali fakt\u00f6rleri i\u00e7 i\u00e7e yo\u011fun ya\u015famaya mahk\u00fbm edilmi\u015f gibidir. <\/p>\n<p>Ada 15. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonlar\u0131na kadar k\u0131ta kaynakl\u0131 i\u015fgallere ve fetih emellerine kar\u015f\u0131 direnme a\u015famas\u0131n\u0131 sonland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Son Norman i\u015fgalcili\u011fini 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131nda sona erdirmekle daha ki\u015filik bulmu\u015f haline kavu\u015fur. Britanyal\u0131l\u0131k art\u0131k ba\u011f\u0131ms\u0131z bir kimliktir. 1550\u2019ler sonras\u0131n\u0131n Birinci Elisabeth \u00c7a\u011f\u0131, bu kimli\u011fin kazan\u0131lmas\u0131 ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131na sahiptir. Londra\u2019n\u0131n kent kimli\u011fi de bu ada kimli\u011fiyle g\u00fc\u00e7 kazan\u0131p tarihsel rol oynaman\u0131n e\u015fi\u011fine dayanm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>16. y\u00fczy\u0131lda Londra Britanya\u2019s\u0131n\u0131n temel sorunu, Atlantik\u2019te \u0130spanya-Portekiz, Avrupa karas\u0131nda Fransa Krall\u0131klar\u0131n\u0131n ku\u015fatmas\u0131n\u0131 yar\u0131p, kara ve deniz d\u00fcnyas\u0131na a\u00e7\u0131lmakt\u0131r. Amsterdam Hollanda\u2019s\u0131yla benzer sorunlar\u0131 ya\u015famaktad\u0131r. Bu sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6zmeyi ba\u015faramazsa siyasi varl\u0131\u011f\u0131 sona erecektir. Ba\u015farmas\u0131n\u0131n yolu ise hegemonya sava\u015f\u0131nda ba\u015fa g\u00fcre\u015fmektir. Merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa\u2019ya ta\u015f\u0131nmas\u0131 tamamlanmakla birlikte, \u00e7e\u015fitli g\u00fc\u00e7leri aras\u0131nda sert bir hegemonya sava\u015f\u0131 verilmektedir. Uygarl\u0131k sistemleri hegemonik sistemlerdir. <\/p>\n<p>Londra Britanya\u2019s\u0131n\u0131n hegemonya sava\u015f\u0131nda ba\u015far\u0131 i\u00e7in \u00f6n\u00fcnde olmazsa olmaz kabilinden \u00fc\u00e7 temel tarihsel arac\u0131n geli\u015ftirilmesi gere\u011fi s\u00f6z konusudur. Bunlar kapitalizm, ulus-devlet ve sanayile\u015fmedir. Ada en \u00e7ok tar\u0131msal a\u00e7\u0131dan kendine yeterli olabilir. Tar\u0131m ne kadar verimli k\u0131l\u0131nsa da, i\u00e7ine girdi\u011fi hegemonya sava\u015f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeye yetmez. T\u00fcm i\u00e7 ve d\u0131\u015f ko\u015fullar ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir sistem de\u011fi\u015fikli\u011fini gerekli k\u0131lmaktad\u0131r. Tarih, varl\u0131klar\u0131 s\u00f6z konusu oldu\u011funda, s\u0131k\u0131\u015f\u0131an toplumsal g\u00fc\u00e7lerin hep s\u0131\u00e7rama yapt\u0131klar\u0131n\u0131, yeni teknik, d\u00fc\u015f\u00fcnsel, politik, askeri ve ekonomik sistemler geli\u015ftirdiklerini kan\u0131tlayan \u00f6rneklerle doludur. Genelde s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131lan Avrupa\u2019da, \u00f6zelde Ada \u0130ngiltere\u2019sinde ya\u015fanan bu y\u00f6nl\u00fc bir ger\u00e7ekle\u015fmedir. 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n \u00f6nemi bu ger\u00e7eklikle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r.\u00a0 <\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz 16. y\u00fczy\u0131l Londra Britanya\u2019s\u0131 kapitalizm, ulus-devlet ve sanayile\u015fme hamlesinin ne mucidi ne de tek in\u015fa g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Bu \u00fc\u00e7 y\u00f6nl\u00fc geli\u015fme ba\u015fta \u0130talyan yar\u0131mada kentleri olmak \u00fczere t\u00fcm Bat\u0131 Avrupa kentlerinde ya\u015fanmaktad\u0131r. Sistemsel de\u011fi\u015fim k\u0131tasal ve k\u00fcresel \u00e7aptad\u0131r. Fakat Londra\u2019n\u0131n \u00f6zg\u00fcn katk\u0131s\u0131 giderek \u00f6nc\u00fc ve kataliz\u00f6r rol\u00fc oynamaya d\u00f6n\u00fckt\u00fcr. Londra yeni sistemin beyni ve kataliz\u00f6r\u00fcd\u00fcr. <\/p>\n<p>Sorulmas\u0131 gereken temel soru, hangi etkenlerin bunda belirleyici rol oynad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. <\/p>\n<p>1-\u00a0\u00a0\u00a0 Kapitalizmin sistem haline geli\u015fi tam \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmi\u015f olmaktan uzakt\u0131r. Konu halen tart\u0131\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Savunman\u0131n de\u011fi\u015fik b\u00f6l\u00fcmlerinde konuya ili\u015fkin gerekli a\u00e7\u0131klamalar\u0131 yapt\u0131k. Temel ele\u015ftiri noktalar\u0131 sergilendi. \u00d6zcesi, en radikal ele\u015ftiri, K. Marks\u2019\u0131n Kapital \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesinin b\u00fcy\u00fck yanl\u0131\u015fl\u0131klar ve yetersizlikler i\u00e7erdi\u011fine ili\u015fkin olan\u0131yd\u0131. Kapitalizmin en geli\u015fkin ve hatta ilerici bir ekonomik sistem olarak sunulmas\u0131 yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n temelini olu\u015fturmaktad\u0131r. Ekonomik bi\u00e7imi toplum bi\u00e7imi olarak daha da genelle\u015ftirmek, yanl\u0131\u015f\u0131 genelle\u015ftirmek anlam\u0131na geldi. Bunu tarihe yaymak ise \u2018diyalektik materyalizm\u2019 ad\u0131 alt\u0131nda y\u00f6ntemselle\u015ftirildi. Sonu\u00e7, Hegel idealizminin d\u00fczeltilmesi de\u011fil, karikat\u00fcrize edilmesiydi. <br \/>2-\u00a0\u00a0\u00a0 <br \/>Hegel\u2019in halen a\u015f\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iyi anlamak gerekir. Avrupa uygarl\u0131\u011f\u0131 Hegel\u2019e yol a\u00e7m\u0131\u015f olsa da, ayn\u0131 zamanda onun mahk\u00fbmudur. Hegel\u2019den beri felsefe doruk a\u015fa\u011f\u0131s\u0131d\u0131r. Hegel\u2019in z\u0131dd\u0131 Nietzsche\u2019dir. O da kapitalist modernitenin zirvedeki ele\u015ftirisidir. Hen\u00fcz a\u015f\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir. \u00d6zg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ise, kapitalizmin ya\u015famla ba\u011fda\u015fmazl\u0131\u011f\u0131n\u0131 peygamberce hayk\u0131rmas\u0131d\u0131r. Fernand Braudel\u2019in b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc, kapitalizmi ekonomi de\u011fil, tekel olarak tan\u0131mlama g\u00fcc\u00fcn\u00fc g\u00f6sterebilmesidir. Kapitalizm tekel olarak ne bir \u00fcretim bi\u00e7imi ne de toplumsal ve tarihsel bir a\u015famad\u0131r. \u0130ngiliz ekonomi-politi\u011fi denilen anlat\u0131 temelde kapitalizmi me\u015frula\u015ft\u0131rma arac\u0131d\u0131r. Ekonomi olmad\u0131\u011f\u0131 halde \u2018en geli\u015fkin ekonomik sistem\u2019 olarak sunulmas\u0131, tarihte \u2018bilim\u2019 ad\u0131 alt\u0131ndaki en b\u00fcy\u00fck yan\u0131ltmad\u0131r. Tekelin vurguncu ve vurucu karakteri ekonomikle\u015ftirilerek, bu yan\u0131ltma ve me\u015frula\u015ft\u0131rma sa\u011flanmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. T\u00fcm ele\u015ftirelli\u011fine ra\u011fmen, K. Marks ve ard\u0131llar\u0131, pozitivizmin de katk\u0131s\u0131yla bu \u00e7abalara alet olmaktan kurtulamam\u0131\u015flard\u0131r. <\/p>\n<p>Kapitalizmi \u0130slamiyet veya H\u0131ristiyanl\u0131k gibi bir din veya ideolojik-pratik tekel olarak \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz daha \u00e7arp\u0131c\u0131 hakikatlerle tan\u0131\u015ft\u0131racakt\u0131r. Kapitalizm, uygarl\u0131k tarihinde azami tekelle\u015fmedir. \u0130nsanl\u0131k tarihinde ilk tekelin \u2018g\u00fc\u00e7l\u00fc ve hilek\u00e2r adam\u2019 ile ba\u015flat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hep g\u00f6z \u00f6n\u00fcne getirirsek, kapitalizmin bu tarihsel \u2018el\u2019in en \u00f6rg\u00fctl\u00fc kurumsal ifadesi oldu\u011fu daha iyi anla\u015f\u0131lacakt\u0131r. Kurumsal tekel kavram\u0131, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde t\u00fcm toplumsal alanlar \u00fczerindeki iktidar g\u00fcc\u00fc olarak da anla\u015f\u0131labilir. Dolay\u0131s\u0131yla ilerlemeyle, toplumun alt ve \u00fcst yap\u0131lanma bi\u00e7imleriyle \u00f6z varl\u0131k anlam\u0131nda do\u011frudan ili\u015fkilendirilmemelidir. Kapitalizmi toplum \u00fczerindeki en geli\u015fmi\u015f, kendini me\u015frula\u015ft\u0131rm\u0131\u015f bask\u0131 ve art\u0131k-de\u011fer sistemi olarak tan\u0131mlamak da m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bu tan\u0131mlama genelde tekellerin, \u00f6zelde kapitalist tekelin ekonomik, toplumsal, politik, askeri ve ideolojik kategorilerde kendini \u00fcslendirip, sanki bu kategorilerin kendisiymi\u015f gibi me\u015frula\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 daha iyi anlamam\u0131za imk\u00e2n verir. \u00d6rne\u011fin askeri tekel ordu demek olup, t\u00fcm uygarl\u0131klarda hegemonya tesisinin temel g\u00fcc\u00fcd\u00fcr. Hegemonya ise, \u2018g\u00fc\u00e7l\u00fc ve kurnaz adam\u2019\u0131n toplum \u00fczerinde yay\u0131lm\u0131\u015f kurumsal kolektif ifadesidir. <\/p>\n<p>Bu tan\u0131m\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda genelde Avrupa\u2019da, \u00f6zelde Londra Britanya\u2019s\u0131nda y\u00fckselen kapitalizme bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda kendisini daha iyi anlamland\u0131rabilece\u011fiz. Ada\u2019y\u0131 d\u00f6rt taraftan saran hegemonik tekellere ancak onlardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc hegemonik bir tekelle kar\u015f\u0131 konulabilir. \u0130spanya ve Fransa kaynakl\u0131 tekeller gelenekseldi. Din ve krall\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc ta\u015f\u0131maktayd\u0131. Bu nedenle Ada kendini benzer din ve krall\u0131k olarak kar\u015f\u0131tlasayd\u0131 muhtemelen yenilecekti. \u00c7\u00fcnk\u00fc rakipleri ondan her bak\u0131mdan \u00fcst\u00fcnd\u00fc. Geriye kalan tek \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu yeni bir tekel bi\u00e7iminin in\u015fa edilmesiydi ki, yap\u0131lan da budur. Ada\u2019da 16. y\u00fczy\u0131lda bu tarihsel nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc ideolojiden \u00fcretime, politikadan askerli\u011fe kadar toplumun t\u00fcm maddi ve manevi k\u00fclt\u00fcr alanlar\u0131nda yeni bir tekelcilik in\u015fa edilir. \u0130ngiliz kapitalizmi bu genel in\u015fan\u0131n ad\u0131d\u0131r. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n t\u00fcm geli\u015fmi\u015f teknik ve d\u00fc\u015f\u00fcnce miras\u0131 \u00fczerinde kurulmas\u0131 ne ilerlemedir, ne de yeni bir toplum bi\u00e7imidir. Sadece tekelcilikte en g\u00fc\u00e7l\u00fc formasyonu tutturmakt\u0131r. Yap\u0131lan de\u011fi\u015fikliklere bu \u00e7er\u00e7evede bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, ister devrimle ister reformla ger\u00e7ekle\u015ftirilsin, sonu\u00e7ta ama\u00e7lanan tekelci kurumla\u015fmad\u0131r. Kent olarak Londra, \u00fclke olarak Britanya ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015f olmas\u0131 sadece dilsel anlat\u0131m kolayl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. 1780\u2019lere kadar Amsterdam-Londra stratejik ittifak\u0131yla y\u00fcr\u00fct\u00fclen bu tekelci hegemonya sava\u015f\u0131, Frans\u0131z Devrimi (1789) ve Napolyon sava\u015flar\u0131 sonras\u0131nda \u0130ngiltere tek hegemon olarak kalmay\u0131 ba\u015farm\u0131\u015ft\u0131r. <\/p>\n<p>\u0130ngiliz kapitalizmi ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda tar\u0131m, ticaret, finans ve sanayi alanlar\u0131nda geli\u015ftirilen yeni kural ve kurumla\u015fmalar uzun bir tarih olarak da savunmalar\u0131m\u0131n daha \u00f6nceki b\u00f6l\u00fcmlerinde anlat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kendine \u00f6zg\u00fc dinsel reform, tabi k\u0131l\u0131nm\u0131\u015f bilimsel kurumlar, sanat ve e\u011fitim sistemi de kurumla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. K\u0131saca modernitenin en temel \u00f6\u011fesi olarak yeni ya\u015fam tarz\u0131na damgas\u0131n\u0131 vurmu\u015ftur. <\/p>\n<p>2- Londra-Britanya hegemonik y\u00fckseli\u015finde kapitalist tekelle i\u00e7 i\u00e7e geli\u015fen ikinci \u00f6nemli kurumla\u015fma, toplumsal hiyerar\u015fi ve eski devlet yap\u0131lanmas\u0131n\u0131n ulus-devlet olarak \u00f6rg\u00fctlenmesidir. Ulus-devlet \u00f6rg\u00fctlenmesi, ekonomi \u00fczerinde kurulan kapitalist tekelle\u015fmenin iktidar alan\u0131 \u00fczerindeki paralelidir. S\u0131k\u0131 bir i\u00e7 i\u00e7elikleri vard\u0131r. Ekonomik tekel iktidar tekeli olmadan ger\u00e7ekle\u015ftirilemez ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. K. Marks\u2019\u0131n da dahil oldu\u011fu sosyal bilimcilerin en b\u00fcy\u00fck yan\u0131lg\u0131lar\u0131 veya netle\u015ftiremedikleri olgu, ekonominin \u00f6zerk bir alan olarak kapitalize edildi\u011fini sanmalar\u0131d\u0131r. T\u00fcm uygarl\u0131klar tarihi kan\u0131tlamaktad\u0131r ki, ekonomik alan \u00fczerindeki tekeller ancak ideolojik ve iktidar tekelleriyle i\u00e7 i\u00e7e ge\u00e7tiklerinde art\u0131k-de\u011fer ger\u00e7ekle\u015ftirebilirler. Zaten iktidar tekelini, ekonomik tekelin daha yo\u011funla\u015fm\u0131\u015f ve kurumla\u015fm\u0131\u015f ifadesi olarak yorumlamak gerekir. <\/p>\n<p>\u0130ktidar\u0131n kurumla\u015fm\u0131\u015f resmi ifadesine devlet demek gelenekselle\u015fmi\u015f bir anlat\u0131md\u0131r. Kapitalizmle i\u00e7 i\u00e7e bu geleneksel iktidar tekeli, ulus-devlet formu olarak \u00f6rg\u00fctlenmeyi zorunlu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Amsterdam-Hollanda ve Londra-\u0130ngiltere stratejik ittifak\u0131n\u0131n en temel \u00f6zelliklerinden biri, devleti ulus-devlet olarak t\u00fcm toplum \u00fczerine yaym\u0131\u015f bulunmalar\u0131d\u0131r. Geleneksel devlet bu d\u00f6neme kadar toplumun \u00fcst\u00fcnde, aralar\u0131nda s\u0131n\u0131r \u00e7izmeye \u00f6zen g\u00f6steren bir yap\u0131lanma bi\u00e7imindeydi. Bu bi\u00e7im g\u00fcc\u00fcn\u00fc s\u0131n\u0131rl\u0131yordu. Ulus-devlet modelinde ise devlet t\u00fcm toplumu ulus olarak kapsam\u0131na ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, ideolojik ve ekonomik hegemonyas\u0131ndan yararlanarak kendini me\u015frula\u015ft\u0131r\u0131yor, b\u00f6ylelikle azami g\u00fc\u00e7lenmeye yol a\u00e7\u0131yordu. <\/p>\n<p>E. Wallerstein\u2019\u0131n kapsaml\u0131 ara\u015ft\u0131rmas\u0131 olan \u2018D\u00fcnya Sistemleri Analizi\u2019nde, \u0130ngiliz hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda nihai \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc belirleyen etkenin devletin yeni \u00f6rg\u00fctlenme tarz\u0131 oldu\u011funu saptamas\u0131 ger\u00e7ek\u00e7i bir yakla\u015f\u0131md\u0131r. Fakat K. Marks\u2019ta oldu\u011fu gibi eser kapitalist \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeye bo\u011fulurken, ulus-devlet \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesine kavram d\u00fczeyinde bile yakla\u015f\u0131m g\u00f6sterilmemesi b\u00fcy\u00fck bir eksikliktir  b\u00fcy\u00fck eserlerinin hak etti\u011fi ba\u015far\u0131y\u0131 \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131 olarak yans\u0131tmas\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Ulus-devlet, t\u00fcm geleneksel devlet kal\u0131plar\u0131n\u0131n ve dinin millile\u015ftirilmesine \u00e7ok \u015fey bor\u00e7ludur. Tersi de do\u011frudur. Ba\u015fta din olmak \u00fczere geleneksel k\u00fclt\u00fcr\u00fcn millile\u015ftirilmesi ulus-devlet\u00e7ili\u011fi do\u011fururken, ulus-devlet de kendine yeni din olarak milliyet\u00e7ili\u011fi se\u00e7mi\u015ftir. Dolay\u0131s\u0131yla kapitalizm = ulus = devlet = milliyet\u00e7ilik bi\u00e7imindeki form\u00fcl, i\u00e7ine girilen yeni s\u00fcrecin \u00f6z\u00fcd\u00fcr. Bu geli\u015fmenin varaca\u011f\u0131 yer ise fa\u015fizmdir. <\/p>\n<p>Ulus-devlet, iktidar\u0131n kapitalist tekel \u00e7a\u011f\u0131nda azami tekelle\u015fmesini ifade eder. Kendisi tekellerin tekelidir. \u00d6zellikle ilk a\u015famas\u0131nda en y\u00fcce ve kapsay\u0131c\u0131 erk konumundad\u0131r. Hegel\u2019in deyi\u015fiyle yery\u00fcz\u00fcne inmi\u015f tanr\u0131sall\u0131kt\u0131r. Tanr\u0131 kavram\u0131n\u0131n toplumsal ba\u011flamda somutla\u015fm\u0131\u015f halidir. <\/p>\n<p>Londra-Britanya hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda en az kapitalist tekeller kadar etkili olan ikinci temel ara\u00e7, tekellerin tekeli olarak ulus-devlet olmu\u015ftur. \u00dczerinde G\u00fcne\u015f Batmayan Britanya \u0130mparatorlu\u011fu\u2019na bu ara\u00e7la eri\u015filmi\u015ftir. \u00c7ok a\u00e7\u0131k ki, bunda ekonomik tekelle ulus-devlet tekeli aras\u0131nda keskin s\u0131n\u0131rlar \u00e7izmek m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. O kadar i\u00e7 i\u00e7eler ki, birinin di\u011ferinin yerine ge\u00e7ti\u011fini s\u0131k\u00e7a g\u00f6rmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Ama yine de genelde devleti, \u00f6zelde ulus-devleti kapitalizmle \u00f6zde\u015fle\u015ftirmemek kadar, onun basit siyasi bir \u00fcstyap\u0131s\u0131 olarak de\u011ferlendirmemek de b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131r. Aralar\u0131ndaki ili\u015fki \u00e7ok s\u0131k\u0131 ve yo\u011fundur, fakat \u00f6zde\u015f veya biri di\u011ferinin basit bir yans\u0131mas\u0131 de\u011fildir. Ayr\u0131 \u00f6zsel varl\u0131k olarak tarihsel-toplum geli\u015fmelerini ya\u015farlar. <\/p>\n<p>Londra ve Amsterdam\u2019\u0131n tarihsel-toplum ger\u00e7ekli\u011findeki \u00f6zg\u00fcn konumlar\u0131, kent devlet\u00e7ili\u011fine son vermeleri ve \u00fclke-ulus \u00e7apl\u0131 devlet\u00e7ili\u011fe be\u015fiklik etmeleridir. Stratejik konumlar\u0131 bunda ba\u015fat rol oynam\u0131\u015ft\u0131r. Ulus-devlet\u00e7ili\u011fe be\u015fiklik etmemelerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131, d\u0131\u015ftan gelen bir imparatorluk taraf\u0131ndan i\u015fgal edilmek ve onun basit birer kenti durumuna d\u00fc\u015fmektir. Venedik\u2019ten farklar\u0131 bu \u00f6zg\u00fcnl\u00fckle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Venedik, \u0130talyan ulus-devlet\u00e7ili\u011fine yat\u0131r\u0131m yapmad\u0131. Ama kent olarak kimli\u011fini korudu. Dolay\u0131s\u0131yla Londra ve Amsterdam bu anlamda kent kimli\u011finin ink\u00e2r\u0131 damgas\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131rlar. Bu damga en iyi Londra ve Amsterdam\u2019\u0131n \u2018fahi\u015fe-genelev mahallesi\u2019nde kendini hissettirir. S\u00fcmerlerde de -Nippur ve Babil\u2019de- benzer bir geli\u015fme (musakattin-ilk genelev) g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Kendini ink\u00e2r eden her kimlik ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak fahi\u015fele\u015fir, fa\u015fistle\u015fir. <\/p>\n<p>Londra-Britanya ulus-devleti, kapitalizmin en etkili silah\u0131 oldu. \u0130\u00e7erde \u2018yurtta\u015fl\u0131k\u2019 kimli\u011fiyle t\u00fcm toplumsal dokular\u0131 \u2018homojenle\u015ftirme\u2019 operasyonlar\u0131 temelinde kar\u0131nca-birey olu\u015fturur ve proleteri yeni k\u00f6le haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcrken, hiyerar\u015fik \u00f6\u011feleri burjuvala\u015ft\u0131r\u0131r. Birey, bireycilik, bireysel hak ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler kavram olarak bu tarihsel operasyonu maskelemeye ve me\u015frula\u015ft\u0131rmaya hizmet eder. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k toplumsal dokulardaki yap\u0131lar\u0131n kimlik sava\u015f\u0131mlar\u0131 -i\u015f\u00e7i, zanaatk\u00e2r, k\u00f6yl\u00fc, entelekt\u00fcel, dinsel topluluklar, kad\u0131n ve etnisite ba\u015fta olmak \u00fczere- ortaya \u00e7\u0131kar. Burjuvazinin birey ve yurtta\u015f kavram\u0131na y\u00fckledi\u011fi anlam\u0131n son derece \u00e7eli\u015fkili, maskeli ve iktidar\u0131n\u0131 me\u015frula\u015ft\u0131rma ama\u00e7l\u0131 i\u00e7eri\u011fini \u00e7\u00f6z\u00fcmlemedik\u00e7e, ulus-devletin homojen toplum yaratma operasyonlar\u0131n\u0131n ger\u00e7ek anlam\u0131n\u0131 bilemeyiz.<\/p>\n<p>Ulus-devletin i\u00e7te homojen toplum yaratma operasyonu en \u00e7\u0131plak ve ger\u00e7ek haliyle kendini fa\u015fist devlet modelinde a\u00e7\u0131\u011fa vurur. \u0130ki D\u00fcnya Sava\u015f\u0131n\u0131n bu modelle ba\u011flant\u0131s\u0131 \u00e7ok \u00e7arp\u0131c\u0131d\u0131r. Ulus-devlet, evrenselli\u011fin olmazsa olmaz\u0131 olan tekilli\u011fi (felsefenin temel kavram\u0131 olarak evrensellik-tekillik), yani ya\u015fam\u0131n kendisi olan farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7e\u015fitlili\u011fi ink\u00e2ra tabi tutarak, kendini tek egemen k\u0131lmak ister. Hitler\u2019in tek devlet, tek dil, tek vatan, tek ulus, tek k\u00fclt\u00fcr slogan\u0131 bu durumu en iyi bir bi\u00e7imde \u00f6zetlemektedir. Bu bi\u00e7imdeki tekle\u015ftirme, v\u00fccuttaki kanser h\u00fccrelerinin di\u011fer t\u00fcm doku h\u00fccrelerini yok edip salt kanser h\u00fccreleri halinde \u00e7o\u011falmas\u0131na benzer. H\u00fccreler anormal \u00e7o\u011falm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat ger\u00e7ekle\u015fen, canl\u0131n\u0131n en ac\u0131l\u0131 do\u011fal olmayan \u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. <\/p>\n<p>Ulus-devletin temelinde var olan \u2018toplumsal m\u00fchendislik\u2019 \u015feklindeki homojenle\u015ftirme e\u011filimi demokrasi ve hukukla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lmazsa, fa\u015fistle\u015fme a\u015famalar\u0131nda g\u00f6z\u00fckt\u00fc\u011f\u00fc gibi, sonu\u00e7 toplumsal k\u0131r\u0131m ve her t\u00fcrl\u00fc soyk\u0131r\u0131m olacakt\u0131r. Ulus-devlette soyk\u0131r\u0131mdan daha \u00e7ok ger\u00e7ekle\u015fen, toplumsal doku veya farkl\u0131l\u0131klar\u0131n minimumla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 anlam\u0131nda toplumk\u0131r\u0131md\u0131r. Bu temelde dar bir iktidar elitinde yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131lan g\u00fc\u00e7le kurumsal diktat\u00f6rl\u00fck sa\u011flan\u0131r. Devletin azami merkezile\u015ftirilmesi ve g\u00fc\u00e7lendirilmesi demokrasinin asgari s\u0131n\u0131rlara \u00e7ekilmesine ve toplumun g\u00fc\u00e7s\u00fczle\u015ftirilmesine yol a\u00e7ar. Yeni geli\u015ftirilen \u2018sosyal bilim\u2019 bunda b\u00fcy\u00fck rol oynar. Ekonomi-politi\u011fin kapitalizmin me\u015frula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131nda oynad\u0131\u011f\u0131 rol\u00fc, devlet ve hukuk felsefesi (teorisi) ulus-devlet i\u00e7in oynar. Hegel felsefesi ulus-devletin \u0130ncil\u2019i gibidir. Ulus-devletin lehinde s\u00f6ylenebilecek en \u00f6nemli husus, do\u011fu\u015f a\u015famas\u0131nda toplumun dokular\u0131nda adeta nas\u0131rla\u015fm\u0131\u015f bir rol oynayan l\u00fczumsuz gelenek\u00e7ileri ay\u0131klamas\u0131d\u0131r. A\u015f\u0131r\u0131 par\u00e7alanm\u0131\u015fl\u0131k da kaotik toplumu ifade eder. Uzun s\u00fcre kaos halinde ya\u015fan\u0131lamayaca\u011f\u0131na g\u00f6re, ulus-devlet ba\u015flang\u0131\u00e7 a\u015famas\u0131nda k\u0131smen bu duruma son vererek, k\u00f6t\u00fcler i\u00e7inde en iyisi olarak bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f, se\u00e7enek sa\u011flar. <\/p>\n<p>Londra-Britanya ulus-devleti kendisine y\u00f6nelen hegemonik devlet g\u00fc\u00e7lerini bu yeni aletle yenilgiye u\u011frat\u0131rken, daha \u00e7ok pragmatik hareket etmi\u015ftir. \u0130ngiliz pragmatizminin temelinde bu ger\u00e7eklik yatar. \u0130ngiliz ulus-devleti hayat\u0131n i\u00e7inde do\u011fmu\u015ftur. Ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 ku\u015fat\u0131lm\u0131\u015fl\u0131k ve varl\u0131k sorunu bu aletin pratikte yetkinle\u015fmesini sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. Ne pratikten kopuk teorik safsatalara, ne de t\u00fcm\u00fcyle k\u00f6r pratiklere itibar etmi\u015ftir. \u0130htiyac\u0131 kadar ulus-devletle\u015fmi\u015ftir. Daha da \u00f6nemlisi, yede\u011finde demokrasi ve hukuku hi\u00e7 eksik etmemi\u015ftir. \u0130ngiliz toplumundaki demokrasi ve hukuk gelene\u011fi, ulus-devletin azmanla\u015fmas\u0131na s\u00fcrekli kar\u015f\u0131 koymu\u015ftur. Hukuk ve demokrasi ulus-devlete feda edilmemi\u015ftir. \u0130ngiltere\u2019nin di\u011fer hegemonik devletlere kar\u015f\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc olmas\u0131n\u0131n ve \u00f6yle kalmas\u0131n\u0131n ikinci \u00f6nemli nedeni budur. K\u0131sacas\u0131 \u0130ngiliz toplumu yeni Leviathan adl\u0131 canavar\u0131n (ulus-devlet) fark\u0131ndad\u0131r ve ona kar\u015f\u0131 son derece tedbirlidir. <\/p>\n<p>Londra-Britanya hegemonyas\u0131 Amsterdam-Hollanda\u2019n\u0131n katk\u0131s\u0131 ve hatta miras\u0131yla sadece Avrupa \u00e7ap\u0131ndaki hegemonlar\u0131 (Papal\u0131k, Fransa Monar\u015fisi, \u0130spanya ve Avusturya Habsburglar\u0131) de\u011fil, d\u00fcnya \u00e7ap\u0131ndaki di\u011fer hegemonik g\u00fc\u00e7leri de ya da\u011f\u0131tm\u0131\u015f ya da par\u00e7alanmalar\u0131n\u0131 sa\u011flayarak etkisizle\u015ftirmi\u015ftir. Bir hegemona yara\u015f\u0131r davranmay\u0131 bilmi\u015ftir. \u2018Ya hep ya hi\u00e7\u2019 \u00e7izgisinde hareket etmemi\u015ftir. Roma ve \u0130slam imparatorluk geleneklerine yak\u0131n hareket etmi\u015ftir. 19. y\u00fczy\u0131l\u0131, d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck bir adada \u00e7ok az bir n\u00fcfusla y\u00fckselen bir imparatorlu\u011fun buyru\u011funa sokmu\u015ftur. <br \/>3- Londra-Britanya hegemonyas\u0131nda sanayi (end\u00fcstri) devriminin rol\u00fc \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00f6nemli bir etkendir. Sanayi devrimi olmadan \u0130ngiliz hegemonyas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek imk\u00e2ns\u0131z de\u011filse bile \u00e7ok zordur. Sanayi devrimini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken, kas\u0131tl\u0131 olarak yarat\u0131lan, daha do\u011frusu din olarak kapitalizmin me\u015frula\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kadar gizledi\u011fi iki yanl\u0131\u015fl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmemek \u00e7ok \u00f6nemlidir. Birincisi, sanayi devriminin kapitalizm ve ulus-devletle \u00f6zde\u015fle\u015ftirilmesidir. \u015e\u00fcphesiz hem kapitalizm hem ulus-devlet end\u00fcstrile\u015fmeyi de dinselle\u015ftirmi\u015flerdir. End\u00fcstriyalizm bu ger\u00e7e\u011fi ifade eder. Fakat end\u00fcstri end\u00fcstriyalizme indirgenemeyecek kadar \u00f6nemli bir tarihsel-toplum olgusudur. \u0130lkel insan\u0131n elindeki ta\u015ftan insan toplumunun ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi atom bombas\u0131na kadar bir end\u00fcstri ger\u00e7ekli\u011fi vard\u0131r. \u00d6zcesi end\u00fcstri, toplum tarihi kadar eski ve toplum s\u00fcrd\u00fck\u00e7e varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrecek bir kategoridir. Onsuz ne tarih ne toplum d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. <\/p>\n<p>Genelde Avrupa uygarl\u0131k a\u015famas\u0131nda, \u00f6zelde \u0130ngiltere somutunda yo\u011funla\u015fan, 18. y\u00fczy\u0131l\u0131n sonundan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar h\u0131z\u0131ndan hi\u00e7bir \u015fey kaybetmeden devrimsel patlamalar halinde kendini g\u00f6steren olgu end\u00fcstriden farkl\u0131 bir \u015feydir. End\u00fcstri devrimi demek durumu tam izah etmiyor. Toplumlar\u0131n tarihinde bu kadar uzun s\u00fcreli ve \u015foklar halinde devam eden devrimlere rastlanmamaktad\u0131r. Sanayideki geli\u015fmeyi devrimsel veya evrimsel bir olgu olmaktan \u00e7\u0131karan \u015fey, onun kapitalizm ve ulus-devlet tekelinin hegemonyas\u0131na sokulmas\u0131d\u0131r. Ahl\u00e2k\u00ee ve politik toplumun asla ger\u00e7ekle\u015fmesine izin, olanak ve ortam sunmayaca\u011f\u0131 icatlar\u0131n ba\u015f\u0131nda herhalde atom silah\u0131 gelir. O da atom end\u00fcstrisinin \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr, ama onu atom silah\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcren g\u00fc\u00e7 kesinlikle kapitalizm ve ulus-devlettir. Aralar\u0131ndaki fark\u0131 bu durum yaratmaktad\u0131r. <\/p>\n<p>End\u00fcstrile\u015fme ve end\u00fcstri devrimi m\u00fcmk\u00fcn ve gereklidir. Fakat \u00f6zellikle son iki y\u00fcz y\u0131lda artan \u015foklar halinde end\u00fcstri ad\u0131na yap\u0131lanlar end\u00fcstriyalizm alan\u0131na girer. Yani ideolojik boyut kazan\u0131r. Bunda kapitalizme ve ulus-devlet\u00e7ili\u011fe dayal\u0131 hegemonyac\u0131l\u0131\u011f\u0131n belirleyici rol\u00fc vard\u0131r. \u0130kisi zincirlemesine birbirini g\u00fc\u00e7lendirdik\u00e7e, toplumsal ve \u00e7evresel y\u0131k\u0131m\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftiren birer araca d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyorlar. Dolay\u0131s\u0131yla ikinci \u00f6nemli husus, end\u00fcstriyalizmin bir teknikten ziyade bir ideolojik e\u011filim oldu\u011fudur. End\u00fcstriyi bir ideoloji haline getiren de kapitalizm ve ulus-devlettir. <\/p>\n<p>Kapitalizm i\u00e7in sanayile\u015fme azami k\u00e2r demektir. Sanayile\u015fme 19. y\u00fczy\u0131lda kesinlikle ge\u00e7erli bir olguydu. En \u00e7ok sanayile\u015fmek, en \u00e7ok k\u00e2ra konmak anlam\u0131na geliyordu. Din, ideoloji yani end\u00fcstriyalizm \u00f6zelli\u011fi kazanmas\u0131, k\u0131\u015fk\u0131rtan azami k\u00e2r\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirici g\u00fcc\u00fc haline gelmesi nedeniyledir. Ulus-devlet i\u00e7in sanayile\u015fme ise g\u00fc\u00e7l\u00fc ordu ve iktidar anlam\u0131na gelmekteydi. Dolay\u0131s\u0131yla kapitalistlerle ulus-devletin do\u011fal ittifak\u0131 i\u00e7in tarihsel an gelip \u00e7atm\u0131\u015f oluyordu. 19. y\u00fczy\u0131l kapitalizm ile ulus-devletin sanayile\u015fme temelinde azami ittifak\u0131n\u0131 ve i\u00e7 i\u00e7e ge\u00e7en tekelle\u015fmeler \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 temsil eder. \u00dczerinde G\u00fcne\u015f Batmayan \u0130mparatorluk olarak Londra Britanya\u2019s\u0131n\u0131n g\u00f6rkemli 19. y\u00fczy\u0131l\u0131, \u00f6z\u00fcn\u00fc bu ittifak ve tekelle\u015fmeden al\u0131r.<\/p>\n<p>O halde d\u00f6rt yandan kendisini s\u0131k\u0131\u015ft\u0131ran hegemonik stratejilere kar\u015f\u0131 \u00f6nce bir varl\u0131k-yokluk stratejisini geli\u015ftiren, sonra ve zorunlu olarak bunu d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda bir hegemonik \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011fe \u00e7eviren \u0130ngiltere\u2019nin g\u00fcc\u00fcn\u00fcn s\u0131rr\u0131 kapitalizm, ulus-devlet ve sanayicilik temelindeki ittifak ve tekelle\u015fmedir. Merkez\u00ee uygarl\u0131k sisteminde halen devam eden ve d\u00fcnyay\u0131 y\u00f6nlendiren ve denetleyen, dolay\u0131s\u0131yla s\u00f6m\u00fcren ve vuran \u00f6z\u00fcnde bu hegemonik ger\u00e7ekliktir. <\/p>\n<p>\u015e\u00fcphesiz \u0130ngiltere i\u00e7in ge\u00e7erli olan Avrupa i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Kapitalizm, ulus-devlet ve sanayicilik \u00fc\u00e7lemesi temeline oturttu\u011fu modernitenin \u00f6nde gelen g\u00fcc\u00fc ve \u00f6zg\u00fcn konumundan \u00f6t\u00fcr\u00fc \u0130ngiltere bu \u00e7\u00f6z\u00fcmlemenin merkezine al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Marks ve Engels kapitalizmin \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi i\u00e7in \u0130ngiltere\u2019yi esas al\u0131rken do\u011fru hareket ediyorlard\u0131. \u0130ngiltere\u2019yi \u00e7\u00f6zmenin Avrupa\u2019y\u0131, hatta gelece\u011fin d\u00fcnyas\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6zmek oldu\u011funu biliyorlard\u0131. Modernitenin bu \u00fc\u00e7l\u00fc sacaya\u011f\u0131 sadece bir \u00fclkeye, hatta k\u0131taya mal edilemez. Savunmalar\u0131m\u0131n t\u00fcm\u00fc bu ger\u00e7ekli\u011fi yeterince izah ediyor. Ama kentlerin, b\u00f6lgelerin, \u00fclkelerin, hatta k\u0131talar\u0131n rol\u00fcn\u00fc ve \u00f6zg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ortaya koymadan, tarihsel-toplumu \u00e7\u00f6z\u00fcmlemek ve a\u00e7\u0131klamak olas\u0131 de\u011fildir. Avrupa ve onu te\u015fkil eden kentler, b\u00f6lgeler ve uluslar birer ger\u00e7ekliktir. Uygarla\u015fmalar\u0131 ve merkez\u00ee uygarl\u0131kta hegemonik g\u00fc\u00e7 haline ge\u00e7i\u015fleri de bir ger\u00e7ekliktir. Avrupa\u2019n\u0131n son bin y\u0131ll\u0131k tarihindeki ilk be\u015f y\u00fcz y\u0131ll\u0131k d\u00f6nem do\u011fusundaki, Ortado\u011fu\u2019daki merkez\u00ee hegemonik g\u00fc\u00e7 etkenlerini kendi i\u00e7ine \u00e7ekme bi\u00e7iminde ge\u00e7erken, son be\u015f y\u00fcz y\u0131l\u0131 ise hegemonik \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ele ge\u00e7irmenin \u00f6yk\u00fcs\u00fc bi\u00e7iminde ge\u00e7mi\u015ftir. <\/p>\n<p>Buradaki anlat\u0131m\u0131n konusu ne tek tek Avrupa uluslar\u0131 ve \u00fclkeleridir, ne de birle\u015fik uygarl\u0131k sistemi veya modernitesidir. Belki de d\u00fcnya tarihinde hakk\u0131nda en \u00e7ok yaz\u0131lan bu alanlard\u0131r. Yazacaklar\u0131m belki de bir ilkokul bilgisi kabilinde \u015feyler olabilir. Niyetim benim i\u00e7in, ya\u015fam\u0131m i\u00e7in \u00f6nem ta\u015f\u0131yan, hatta belirleyici olan, bu tarihin, bu modernitenin kendimle, toplumumla, dolay\u0131s\u0131yla b\u00f6lgem ve d\u00fcnyamla ili\u015fkisi nedir sorusuna a\u00e7\u0131kl\u0131k getirmektir. Bunu ba\u015faramamak demek \u00f6zg\u00fcrle\u015fememek, dolay\u0131s\u0131yla ya\u015fam\u0131n anlam\u0131na eri\u015fememek demektir. Bir savunman\u0131n temel g\u00f6revi, i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclen durumu \u00f6ncelikle anla\u015f\u0131l\u0131r k\u0131lmak ve mutlaka \u00e7\u0131k\u0131\u015f noktalar\u0131n\u0131 do\u011fru tespit etmektir. Aksi halde d\u00f6rt duvar aras\u0131nda kafay\u0131 duvara vurmaktan ba\u015fka bir \u015fey yapm\u0131\u015f olmayacaks\u0131n. San\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131n aksine, modernitenin haz\u0131rlad\u0131\u011f\u0131 duvar\u0131n i\u00e7i ve d\u0131\u015f\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fck probleminin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc vermez ve \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc olmaz. Benim i\u00e7in modernitenin bu yan\u0131lsama oyunlar\u0131na d\u00fc\u015fmemek \u00e7ok daha \u00f6nemlidir. Bu sat\u0131rlar\u0131 yazarken beni y\u00f6nlendiren, biraz da b\u00fcy\u00fck \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sava\u015f\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131n neden ve nas\u0131l burada tan\u0131mlamaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m bu modernitenin kurbanlar\u0131 haline d\u00fc\u015ft\u00fcklerini cesaretle sorma ve m\u00fcmk\u00fcnse cevaplar\u0131n\u0131 geli\u015ftirme endi\u015fesidir. <\/p>\n<p>K\u00fcrdistan Stratejik Ara\u015ft\u0131rmalar Merkezi<\/p>\n<p>www.navendalekolin.com &#8211; www.lekolin.org &#8211; www.lekolin.net \u2013 www.lekolin.info<\/p>\n<p>\t<!-- parveke begin --><\/p>\n<div>\n<div class=\"sharethis-inline-share-buttons\"><\/div>\n<p><!-- parveke END -->\n<\/div><\/div>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p><b>Ortado\u011fu\u2019da yo\u011funla\u015fan k\u00fcresel krizi anlayabilmek i\u00e7in merkez\u00ee uygarl\u0131\u011f\u0131n Avrupa\u2019daki d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn\u00fc kavramak kilit \u00f6neme sahiptir. <\/b><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":4407,"comment_status":"open","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"jnews-multi-image_gallery":[],"jnews_single_post":[],"jnews_primary_category":[],"jnews_social_meta":[],"jnews_override_counter":[],"jnews_post_split":[],"footnotes":""},"categories":[20],"tags":[32,31,36,33,30,35,34],"class_list":["post-4406","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-ozgurluk-perspektifleri","tag-arastirma","tag-kurdi","tag-kurdish","tag-kurdistan","tag-lekolin","tag-turkish","tag-turkiye"],"acf":[],"post_mailing_queue_ids":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4406","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=4406"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/4406\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media\/4407"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4406"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=4406"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.lekolin.org\/ku\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=4406"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}