15 Ağustos 1984, Kürt özgürlük mücadelesinde tarihi bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu tarih, PKK tarafından başlatılan ve Komutan Mahsum Korkmaz (Egîd) öncülüğünde Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirilen ilk silahlı eylemlerle anılır. “Diriliş Hamlesi” olarak adlandırılan bu atılım, Kürt halkının inkar, imha ve asimilasyon politikalarına karşı başkaldırısının sembolü haline gelmiştir.
TARİHSEL ARKA PLAN
15 Ağustos Diriliş Hamlesi, kendiliğinden ortaya çıkan bir eylem değildir; uzun bir ideolojik, örgütsel ve siyasi hazırlık sürecinin ürünüdür. 1970’lerin sonunda PKK’nin kuruluşuyla birlikte, Kürt halkının yaşadığı sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına karşı bir direniş hareketi şekillenmeye başlamıştı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi, bu baskıyı daha da ağırlaştırarak Kürt halkına yönelik yoğun bir sindirme politikası uyguladı. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan insanlık dışı muameleler, Mazlum Doğan, Dörtler (Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin, Necmi Öner), Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Ali Çiçek gibi direnişçilerin öncülük ettiği 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi, bu sürecin ideolojik temelini oluşturdu. Bu direniş, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde bir bilinç patlaması yaratarak 15 Ağustos’un zeminini hazırladı.
PKK, 1981’de Lübnan-Filistin sahasında düzenlenen I. Parti Konferansı’nda “Halk Savaşı Stratejisi”ni benimseyerek silahlı mücadele yöntemini netleştirdi. Önder Apo’nun “Kürdistan’da Zorun Rolü” adlı eserinde detaylandırdığı bu strateji, 12 Eylül rejimine karşı ulusal direnişin yol haritasını çizdi. 1982’de gerçekleştirilen PKK II. Kongresi ise ülkeye dönüş kararını alarak silahlı direnişin pratik adımlarını başlattı. Bu süreçte, özellikle Lübnan-Filistin sahasında yürütülen eğitim ve hazırlık çalışmaları, hareketin kadrolarını güçlendirdi.
15 AĞUSTOS 1984: İLK KURŞUN
15 Ağustos 1984’te, Mahsum Korkmaz (Egîd) liderliğinde Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirilen eylemler, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde yeni bir sayfa açtı. Bu eylemler, sadece askeri bir hamle değil, aynı zamanda Kürt halkının varoluşsal uyanışının sembolü oldu. Önder Apo’nun ifadesiyle, “15 Ağustos, köleliğe sıkılan ilk kurşundur.” Bu kurşun, sömürgeci politikalarla şekillendirilen bir halkın zihnindeki teslimiyet ve yabancılaşmaya karşı da sıkılmıştı.
Eruh’taki ilk eylem, bir gerilla grubu tarafından gerçekleştirilen sembolik bir başkaldırıydı. Bu eylem, Kürt halkının “ölüm uykusundan” uyanışını tetikledi ve özgürlük talebini yüksek sesle dile getirdi. Şemdinli’deki eş zamanlı eylem ise, hareketin yaygınlığını ve kararlılığını ortaya koydu. Bu hamle, Kürt halkının tarihsel olarak bastırılmış öfkesini ve direniş ruhunu açığa çıkararak, mücadelede kitleselleşmenin önünü açtı.
DİRİLİŞ HAMLESİ’NİN ÖNEMİ
15 Ağustos Diriliş Hamlesi, yalnızca bir askeri eylem olarak değerlendirilemez; bu, Kürt halkının ulusal bilinçlenme ve özgürlük mücadelesinin başlangıcıdır. Hamlenin temel önemi, aşağıdaki noktalarda özetlenebiliriz:
Ulusal Diriliş ve Bilinçlenme: 15 Ağustos, Kürt halkının inkar ve imha politikalarına karşı kolektif bir kimlik bilinci oluşturmasını sağladı. Bu hamle, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme iradesini güçlendirdi ve “Kürt yoktur” söylemini çürüterek ulusal varlığın güvencesi haline geldi.
Kadın Özgürlük Mücadelesi: Diriliş Hamlesi, kadınların özgürlük mücadelesinde öncü bir rol oynamasını sağladı. Zilan (Zeynep Kınacı), Beritan (Gülnaz Karataş) ve Sara (Sakine Cansız) gibi kadınlar, bu süreçte hem ideolojik hem de askeri alanda öncülük ederek kadın ordulaşmasının temelini attı. Bu, demokratik toplumsal zihniyet devriminin önemli bir parçası oldu.
Toplumsal Dönüşüm: 15 Ağustos, Kürt halkını korku ve teslimiyetten savaşan, direnen bir halk gerçekliğine taşıdı. Bu süreç, sadece Kürtlerle sınırlı kalmadı; Ortadoğu’daki diğer halklar için de bir özgürlük ve demokrasi modeli sundu. Hamle, toplumsal, kültürel ve siyasal kazanımlarla bir “enternasyonal halklar hareketine” dönüştü.
Stratejik ve Taktiksel Başarı: Eruh ve Şemdinli eylemleri, sınırlı imkanlarla büyük bir etki yarattı. Gerilla savaşı, dağlık alanlarda stratejik mevzilenme ile güçlendirildi ve 12 Eylül rejiminin baskıcı politikalarına karşı etkili bir direniş yöntemi olarak kendini kanıtladı.
ETKİLERİ VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI
15 Ağustos Diriliş Hamlesi, Kürt özgürlük mücadelesini bir halk hareketine dönüştürerek milyonlarca insanı harekete geçirdi. Bu hamle, serhildanların fitilini ateşledi ve 1990’larda Kürt halkının kitlesel direnişine zemin hazırladı. Günümüzde, Zap, Metina, Avaşin ve Xakurkê gibi bölgelerde sürdürülen gerilla mücadelesi, 15 Ağustos ruhunun devamı niteliğindedir.
Hamle, aynı zamanda Kürt halkının kültürel, siyasal ve sosyal kazanımlarını Hamle, aynı zamanda Kürt halkının kültürel, siyasal ve sosyal kazanımlarını pekiştirdi. Kürtçe’nin yeniden canlanması, kültürel kimliğin güçlenmesi ve demokratik ulus anlayışının yaygınlaşması, bu sürecin ürünleridir. Ayrıca, kadın özgürlük mücadelesinin öncü bir hareket haline gelmesi, 15 Ağustos’un evrensel bir özgürlük paradigması sunduğunu göstermektedir.
15 Ağustos Diriliş Hamlesi, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde bir milat olarak kabul edilir. Komutan Egîd’in öncülüğünde başlayan bu hareket, sadece bir silahlı eylem değil, aynı zamanda bir halkın yeniden doğuşu, bilinçlenmesi ve özgürleşme sürecidir. Bu hamle, imkansızı mümkün kılmış, Kürt halkını tarih sahnesinde yeniden var etmiş ve Ortadoğu’daki demokrasi mücadelesine ilham kaynağı olmuştur. Bugün, 15 Ağustos ruhu, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yol göstermeye devam etmektedir. Bu nedenle, 15 Ağustos, sadece bir tarih değil, aynı zamanda umut, direniş ve zaferin sembolüdür.
Leyla EGİD





