Süleymaniye’de kuzenler arasındaki güç mücadelesi silahlı çatışmaya dönüşmüş ve bunun sonucunda Lahor Şeyh Cengi (Talabani), kardeşleri ve destekçileri bu çatışmada tutuklanmıştır.
Kuzenler arasındaki çatışma, Celal Talabani’nin 2019’daki 4. YNK kongresinde hayatını kaybetmesinin ardından büyümüş ve daha da belirginleşmiştir. YNK içindeki farklı grupların bölünmesini önlemek ve YNK’yi bir arada tutmak amacıyla, her iki grubun temsilcileri olan Bafil Talabani ve Lahor Şeyh Cengi, kongredeki birliğin eş başkanları olmuşlardır.
İKTİDAR SAVAŞI: DARBE İÇİNDE DARBE
Eş başkanlık sistemi demokrasi, eşit temsil ve özgürlük temelinde değil, güç paylaşımı temelinde inşa edildiğinden, “ilk cumhurbaşkanı kim, iktidarı kim ve nasıl kullanıyor” gibi sorunlar hızla ortaya çıktı.
“Lahor Talabani’nin YNK’nin tüm örgütsel kurumlarını ele geçirdiği ve kontrol ettiği” iddiasıyla, Bafil Talabani 8 Temmuz 2021 tarihnde tek taraflı olarak eş başkanlık görevinden alınarak partiden ihraç edildi.
Lahor Talabani, Bafil Talabani’nin tek taraflı kararını “kendisine karşı bir darbe” olarak nitelendirdi ve karara karşı çıktı. O günden sonra kuzenler arasındaki anlaşmazlıklar artık gizli saklı değil, çok açık ve aleni bir şekilde devam etti.
Lahor Şeyh Cangi (Talabani), YNK den ihraç kararına tepki olarak YNK’ye geri dönmeye çalıştı, ancak Bafil Talabani’nin kararını bozamadı. Bu temelde Lahor Talabani, “Berey Gel” adlı siyasi bir hareket kurdu. Başta KDP olmak üzere, YNK’yi zayıflatmak isteyen partiler, Lahor Şeyh Cangi ve onun Berey Gel adlı siyasi hareketini destekledi. Süleymaniye bölgesinde Berey Gel, seçimlerde iyi oy aldı. Berey Gel’in seçimlerde aldığı oylar YNK’nin cebinden çıktı.
Hem komşu devletler hem de YNK’yi zayıflatmak isteyen güçler, kuzenler arasındaki çatışmayı derinleştirmek için ellerinden geleni yaptılar. Aynı zamanda, Bafil ve Lahor’un liderliğinden memnun olmayan eski YNK üyeleri, kuzenleri çatıştırarak ve bu nedenle de, YNK’ye liderlik edemeyeceklerini ve YNK içindeki yerlerini sağlamlaştıramayacaklarını kanıtlamak istiyordu.
Herkes çeşitli hesaplarla YNK içindeki çatışmaları derinleştirmeye ve YNK’yi dağıtmaya çalıştı. YNK’nin dağılmasıyla, YNK’nin mirası da aralarında paylaşılacaktı.
Bu gerçekten de, kuzenler arasındaki savaşın çok yönlü olduğu ve bu konuda birçok büyük hesapların yapıldığı anlaşılıyor.
YNK ve KDP, kuruldukları günden bugüne kadar birbirleriyle çatışma, çekişme ve güç mücadelesi içinde oldular. İki partinin savaşları ve çatışmaları, Güney Kürdistan’daki özgürlük mücadelesine büyük zarar verdi. Güney partileri, Kürdistan bölgesini kendi aralarında böldüler. Süleymaniye bölgesi ve Hewlêr bölgesi iki farklı hükümetin merkezi haline geldi. KDP bölgesinde YNK, KYB bölgesinde ise KDP “idari işlere” müdahale edemiyor.
Güney Kürdistan, idari, siyasi, ekonomik, askeri, güvenlik, istihbarat, mahkemeler vb. açılardan iki kısma bölünmüş durumda. Kısacası, tüm resmi devlet kurumları ve birimleri iki taraf arasında paylaşılmış durumda.
Güney Kürdistan, birleşik bir siyasi yönetim tarafından değil, iki karşıt parti tarafından yönetilmektedir. Kürdistan devrimi için kurulan partiler, ulusal bir bilinç oluşturmak yerine aşiret ve aile bilincini güçlendirmiştir. KDP, Barzani ailesi adıyla, YNK ise Talabani ailesi adıyla bilinmektedir. Siyasi, ekonomik ve güvenlik kurum ve kuruluşları aşiretler arasında bölünmüştür. Aileleri susturma ve yatıştırma temelindeki bölünme ve ayrışma, mafyavari despotların önünü açmıştır. Yasa ve tüzükleri tanımayan ve kendilerini her türlü yasa ve tüzüğün üstünde gören despotlar ortaya çıkmıştır.
Güney Kürdistan, Irak ve Kürdistan Bölgesi yasa ve tüzüklerinde federal bir bölge gibi görünse de gerçekte federal sisteme göre işlememektedir. Her aşiret ve partinin kendi yasaları vardır. Bunlar toplumsal yasalar değildir. İktidar yasaları ailelerin ve grupların çıkarlarına dayanır. Bu nedenle kimse onların yasalarına ve mahkemelerine güvenmemektedir. KDP ve YNK mahkemeleri sadece muhaliflerine karşı işliyor. Yasalar ve mahkemeler siyasi ve ekonomik hesapların oyuncakları. Kurulan denge ise ulusal bilinç, vatanseverlik ve adaletin dışında.
Bölünmüşlük durumu ve dağınık sistem, dış güçlerin müdahalesine olanak sağlıyor. Komşu ülkeler İran, Türkiye ve Irak bu çelişkili durumdan faydalanarak Kürdistan bölgesinin işlerine müdahale ediyor. Kürtlerin birliğinin sağlanmasını engellemek için her devlet, Kürdistan’daki farklı parti ve grupları “destekliyor”.
Bölgedeki aşiretler ve partiler, dış güçlerin yardımıyla bölgede bir güç haline gelmek istiyor ve dış güçler de bölgede yerleşip politikalarını bu parti ve aşiretler aracılığıyla yürütmek istiyor. Harpagos sendromu, bir lanet tasması gibi Kürdistan’ın özgürlüğünün boğazına dolanmış ve kendini tekrar ediyor.
Ne bölgedeki güçler ve gruplar yeni devrimci hareketlerin ortaya çıkmasına izin veriyor, ne de dış güçler bölgenin bu durumdan çıkmasına izin veriyor. Yerli ve işgalci devletlerin dar çıkarları burada kesişiyor.
Bafil Talabani ve Lahor Talabani arasındaki çatışmalar iktidar çatışmasıdır. Talabani kuzenleri arasındaki güç mücadelesi, bu tarihsel toplumsal gerçeklikten ayrılamaz. Demokratik yollarla çözülmeyen yönetim çatışmaları, her türlü kötülüğe kapı aralar.
Birçok bölgesel ve yabancı güç, kuzenler arasındaki çatışmayı derinleştirmek, mevcut durumdan faydalanmak ve güç alanlarını genişletmek istedi.
Her iki taraf da birbirini darbe yapmakla suçluyor. Bafil Talabani, “Lahor ve destekçileri darbe hazırlıyordu, bu hamleyle YNK bölgesine yönelik bir darbeyi engelledik.” diyor. Lahor Talabani de, “Bize karşı bir komplo kuruldu, aslında bize karşı bir darbe yapıldı.” diyor.
Her iki taraf da haklı! Aralarındaki güç mücadelesi bir iç savaşa dönüştüğü için YNK bölündü ve YNK’nin kontrolü altındaki bölgeler dış müdahaleye açık hale geldi. İktidar mücadelesi, KYB bölgesine siyasete müdahale etmek isteyen güçler için kapı açtı.
Bafil Talabani, YNK’yi Irak seçimlerinde öncü güç haline getirmek için tüm muhaliflerini tasfiye etmeye ve teslim almaya çalışıyor. KDP gibi o da bölgede hiçbir muhalif gücün kalmasını istemiyor. Bafil Talabani’nin bu hamlesiyle YNK içinde ve muhaliflerine karşı elini güçlendirdiğine şüphe yok. Ancak bu durumu ne kadar siyasi başarıya dönüştürebileceği belirsiz. Bu şiddet yöntemi bir doktrin ve siyaset tarzı haline gelirse, YNK kontrolündeki bölgede yeni krizlerin ortaya çıkma olasılığı çok da uzak değil.
Hîwa AZAD





