KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Bürokratik Sosyalizmin Sonuçları

Devletle ve hiyerarşik yapıyla sosyalizmin gelişmediği ve toplumsal değişimin olmayacağına tanık olduk. Farklı tarz ve taktikler üzerinde durulması gerektiği anlaşılmıştı. Geleneksel ve alışılagelmiş devlet anlayışının terk edilmesi gerekiyordu.

18 September 2025
Kategori: Politik Analiz
262 14
1.5k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Toplumsal değişim için bazı denemeler olmuştu. Ancak değişimin temel güçleri, bu değişimin nasıl olması gerektiği konusunda yetersizdiler. Toplumsal devrim diye yola çıkmışlardı ama hedeflenen toplumsal değişim olmamıştı. Devlet aygıtıyla, toplumsal değişimin olacağının düşünülmesi en büyük hataydı. Devlet aygıtının idari olarak, devrimci güçlerce ele geçirilmesi ve devlet kontrolünde bazı değişimlerin olmasını devrim ve değişim olarak görüyorlardı. Bunun, aslında devrimci partilerin programlarında belirtildiği bir değişim gibi bir değişim olmadığı, onlarca yıllık pratiklerden sonra anlaşılmıştı. Devrimci Parti’nin, devlet iktidarına gelmesi, mülkiyet ilişkilerinde değişiklik yapılması ve mülkiyetin kamulaştırılmasıyla, biz toplumu değiştirdik, devrim oldu, her şeyi başardık artık başka bir şey yapmaya gerek yok denildi. Sosyalist olduğunu söyleyen bütün devletler, kendi toplumları üzerinde, sosyalist sistemin güvenliğini sağlamak için, korkunç bir baskı kurmuşlardı. Bu büyük bir hataydı. Sosyalizm halkın kendi sistemiyse, sosyalist olduğunu iddia eden devlet halkın sistemini halktan mı, koruyacaktı? Sosyalist devletin, yapabileceği en büyük hata işte buydu. Sosyalizmin bir devlet rejimi olmadığı, toplumun doğal yaşamı olduğu ve bunun devletin kontrolü altında, resmi yönetmeliklerle yaşanamayacağı düşünülmemişti. Sosyalizmde, devlet aygıtının toplum içinde pasifize olması gerekirken ve sivil toplum yönetim komünlerinin/birimlerinin oluşturulması gerekiyorken, devlet adeta tanrı olarak kabul edilmişti ve toplum, zindanda yaşayan mahkum olarak görülüyordu.

NE OLDU?

Ekonomik olarak bile, çok yetersiz kalınmıştı. Sosyalist devletin ve komünist Parti’nin varlığını sürdürmesiyle sosyalizmin korunabilmesi ve devam edebileceği hesaplanmıştı. Toplumun, doğrudan yönetime katılması, toplumun sosyalist eğitimle bilinçli hale getirilmesi olmadı. Okul derslerinde, sosyalizm bir ders olarak yoktu ve toplum sosyalizmin ne olduğunun ve pratikte nasıl bir siyasetle ve araç gereçlerle yaşanılması gerektiğini maalesef bilmiyordu. Toplum, adeta komünist parti/devlet yönetimine bağımlıydı. Yani toplum özgür değildi ve sosyalist devlet bir baskı unsuru olarak görülüyordu. Sosyalist olduğunu iddia eden devletin, toplumun sosyalist gelişimi doğrultusunda toplumu politikleştirmesi gibi bir sorunu yoktu. Yani her bakımdan bir yetersizlik vardı. Bu ilk olduğu için, tecrübesizdi, deneyimsizdi. Bundan dolayı uzun sürmedi, bir yaşam tarzına dönüşüp süreklilik kazanmadı. Bu konuda çok eleştiri yapıldı ve komünist devlet/parti yönetiminin içine düştüğü hatalar tek tek ortaya kondu ve sosyalizmin neden gelişim gösteremediği genişçe tartışılmıştı. Sovyet sosyalist sistemi, toplumun dışlandığı bir sosyalizm ve devrim olarak yorumlanmıştı. Netice, kendi karşıtına dönüşen bir devrim olmuştu. Sovyetler’deki devrim, kendisini, devrim düşmanları olarak bildiği devletlerden korudu ama kendisini kendisinden koruyamadı. Kendi kendisini yok eden bir devrimin hikayesi olarak tarihte yerini aldı. Devletle ve hiyerarşik yapıyla sosyalizmin gelişmediği ve toplumsal değişimin olmayacağına tanık olduk. Farklı tarz ve taktikler üzerinde durulması gerektiği anlaşılmıştı.

SOSYALİZMDE DEMİR PERDE POLİTİKASI

Geleneksel ve alışılagelmiş devlet anlayışının terk edilmesi gerekiyordu. Halkın iradesini ve varlığını kabul etmeyen bir devrim, bir devlet rejimi olarak varlık sürdürür ve bir süre sonra yozlaşır yıkılır. Sosyalizmde, devlet halkı yönetmez, halkın kendi kendisini yönetmesini sağlar. Ancak böyle olursa, devlet bir süre sonra halklaşır ve halkta devletleşerek kendi yaşamına yön verir özgür olur. Sosyalizmde demir perde politikası ve kendini dünyadan izole etmek yanlıştı. Sovyetler’de, toplum adeta kafeste tutulan kuş gibi yaşıyordu. Devletin, güvenlik nedeniyle toplum üzerinde sıkı bir kontrol sağladığı biliniyordu. İşte bu koşullarda toplumun, devlete olan güvensizliği had safhaya ulaşmıştı. Buna ekonomik hayattaki yetersizlikler de eklenince tam bir çıkmaza girildi ve patlama meydana geldi. Bunun siyasi ve ekonomik sonuçları, Sovyetler için çok ağır olmuştu. Bazı sosyalistler, Sovyetleri sosyal emperyalist bir devlet ve ülke olarak görüyorlardı. Doğru bir sosyalist politikayla ve programla sosyalizmin gelişim sorunlarına çözüm bulacaklarına, çareyi serbest piyasa ekonomisine geçmekte buldular. Ama bu çare olmadı, sorunları daha çok büyüttü ve Sovyet halkı, hiçte tanımadıkları bir rejimin kucağında kendilerini buldular. Demokrasi diye bildikleri sistem bir avuç sermaye sınıfının sistemiydi. Sovyetler’de gerçekten doğru ve yeterli bir sosyalizm olsaydı toplum bu perişanlığı yazamazdı. Bazı büyük yanlışların olduğu ortadaydı. 1980’den sonra işler iyi gitmiyordu. Ve hiç beklenmeyen bir akıbet yaşanılmıştı.

Dünya işçi sınıfının ve ezilen halkların umudu olarak bilinen ve dünya sosyalist sistemin liderliğini yaptığını düşünen Sovyetler Birliği bir bitiş yaşamıştı. Kapitalist dünya, bunu sosyalist ideolojinin iflası olarak görüyorlardı. Ve bu durumu, kendileri açısından bir zafer olarak görüp zafer sarhoşu olup, yeni dünya düzeninin liderinin kapitalist Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri olduğu vurgulanıyordu. Yani Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri, kendilerini dünyanın liderleri olarak görüyorlardı. Çünkü soğuk savaş dönemi sona erince, sosyalist blok dağılınca güç dengeleri değişmişti. Kendilerini dünya jandarması olarak gören Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri, sahip oldukları kapitalist sistemin dünyayı felakete sürüklediğini anlamamış olamazlar. Yeni bir sistemden söz ettiklerine göre, kapitalizmin artık sonuna geldiklerini ve bittiğini kabul etmiş olmalılar. Sovyetler’de yıkılan sosyalizm değildi, sosyalizm adına uygulanan yanlış politikalardı. Tecrübeli ve yetenekli, deneyimli sosyalist kadroların yokluğu sistemi yıkılışa götürdü. Bu, sosyalist ideolojinin bir kaybı değildi. Sosyalist bir devletin pratikteki yanlışlarının kaybıydı. Benim analizlerim bu yönlüydü. Bana göre, sosyalizm kendi ideolojik hazinesinde, doğru bir şekilde uygulanmayı bekliyordu. Sosyalizmin nasıl doğru bir şekilde yaşanılması gerektiğini düşünüyordum ve alternatifler arıyordum. Devletsiz ya da devletin, toplumsal yaşamda rolünün azaldığı, yetkilerin halkın elinde olduğu doğal bir sosyalizmin olması gerektiğini düşünüyordum. Devletli sosyalizmlerin hepsi de iflas etmişlerdi ve dahası mafyavari bir devlet yapısı arkalarında bırakmışlardı. Adeta maskara olmuşlardı.

Başını Sovyetlerin çektiği Doğu Avrupa sosyalist ülkelerinin hepsi de, kapitalist Avrupa’ya eklemlenmişlerdi. AB’ye girme karşılığında Avrupa kapitalizminin uydusu olmuşlardı. Rusya, eski Sovyet ülkelerinin çoğunu kontrol altında tutarak Avrupa’ya mesafeliydi ancak sosyalist olmaktan da uzaklaşmıştı denebilir. Bazı araştırmalara göre, devlet kontrollü bir ekonomik model uygulamaya almıştı deniyordu. Çünkü Rusya’da devlete ait olan fabrikaların tekrar kamulaştırıldığı söyleniyordu. Avrupa’da yaşayan bazı Rus milyonerleri, Rusya’da her an Sovyet dönemine geçilebilir korkusuyla Rusya’ya geri dönmüyorlardı. Bana göre, doğru bir sosyalizmin kurulması ve yaşanılması daha çok zaman alacaktı. Çünkü halkın, devlet yönetiminden uzak tutulduğu bir sistemin adı sosyalizmde olsa pek işe yaramazdı. Önce halkın özgür olması gerekiyordu. Devlet kontrolü altında, hapiste yaşar gibi yaşayan bir toplumun ekonomik sorunları çözülme bile sorunlar yaşamaya devam eder. Toplum her özgür olacak hem de ekonomik olarak eşit koşullarda yaşayacak. Sosyalizmin sadece ekonomik sorunların çözüldüğü bir sistem olarak görülmesi, siyasi ve idari boyutuyla gerekenlerin yapılmamasına yol açmıştı. Devletin, idari olarak etkili olduğu sosyalist sistemde, halk iyi ekonomik koşullarda yaşasa da, devlete bağımlı olmaya devam eder. Ekonomik eşitlik kadar siyasi eşitliğinde olması çok önemlidir. Eski sosyalist ülkelerin tamamında siyasi eşitlik yoktu, katı bir devlet aygıtı vardı. Sosyalizmin gelişim gösterememesinin nedenlerinin en büyüğü, bence siyasi eşitsizlikti ve tabi ekonomik olarak da çok yetersizlik vardı. Yani her konuda sorunlu bir sosyalizm vardı denebilir. Devletin toplumsal yaşamdaki rolünün azalması ya da bitmesi, doğru bir sosyalizmin gelişimini sağlayacaktır. Ben, devletin toplum karşıtı olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, devletin olduğu yerde toplumun özgür olamayacağını, kendi kendisini yönetemeyeceğini düşünüyorum. Bir halkın, kendi kaderini kendisinin tayin etmesi ancak doğrudan kendi yaşamını yönlendirmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyorum. Demokrasi ağızlarda sakız olmuştu. Yani herkes kendisine demokrat diyordu, herkes demokrasiden söz ediyordu. Çünkü çağımız demokrasi çağıydı ama demokrasi genellikle tabela demokrasisi olmanın ötesine geçemiyordu. Demokrasi toplumsal yaşamda yoktu, sadece devlet yasalarında vardı ve sözde siyasetçilerin ağızlarında gezinirdi, konuşulurdu. Ama demokrasi hayatın kendisi olamamıştı. Bazı ülkelerde kısmi demokrasiler gelişim göstermişlerdi ama bu bile yeterli değildi. Demokrasi, bana göre, sadece bir ideoloji ve yönetim değil bir kültür ve davranış şekliydi. Gerçek bir demokrasi ancak doğru bir sosyalizmde olabilirdi. Demokrasiler göstermelik demokrasi olmanın ötesine geçemiyordu. Sadece seçimlerin olması ve siyasal iktidarın el değiştirmesini demokrasi olarak görmek, sahte demokrasi anlayışıdır. Demokrasi seçim sandıklarında ve meclis kulislerinde değildir, halkın bizzat kendi öz yaşamıdır ve yönetimidir. Ancak bir gerçek var ki, toplumların henüz demokrasi ve sosyalizm bilincine sahip olmadıklarıdır. Toplumlarda, tam bir bilinçlenmeden söz edemeyiz. Binlerce yılda oluşan ve geliştirilen bilgilerin çoğu daha kitaplarda ve kütüphanelerin tozlu raflarında bekliyorlar. Toplumlar, yeterince hayatı bilmiyorlar. Bilgisiz olmanın nedeni işte budur. Özellikle gelişmemiş ülkelerde, toplumlar korkunç bir cehalet denizinde yüzüyorlardı. Toplumların önce, cehaleti yenmeleri, aşmaları gerekiyordu. Doğru bir bilgi ve kültürel gelişimle cehalet biter. İnsanların, araştırmayı ve okumayı sevmediklerini görüyoruz. Araştırmamak ve okumamak, insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüktür. İnsan hasta yatağında yatsa da okumalı ve öğrenmelidir. Okumak, kendini ve hayatı bilmektir. Hayat bilinmeden yaşanılmaz. Bilgiye önem verenler, yaşadığı zaman zarfında öğrenirler ve öğrenmenin sonunun olmadığını bilirler. Bilmek hayatı ve insanı güzelleştirir. Hayatı, her bakımdan zenginleştirmenin yolunun öğrenmeden ve bilgiden geçtiğini öğrenmiştim. Bence devrim, önce bilgi devrimi olmalıdır. Zihniyet devrimi, bütün devrimlerin temeli olabileceğini düşünüyorum. Bütün ideolojik devrimlerin gelişimi, kuskusuz toplumda düşünsel devrimin gerçekleşmesidir diye düşünüyorum. En önemli ve geliştirici devrimin, düşünsel-bilgisel devrimin olacağını belirtiyoruz.

Kemal SÖBE

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş214Paylaş134
Önceki yazı

Golden Oteli Patlamasından Sonra Şam’da Yeni Denge- ÖZEL HABER

Sonraki Haber

Çözümü Ararken; Sosyal Bilimler Üzerine Kavramsal Açıklama ve Yöntem Sorunu-2

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    555 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    541 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç