Ele geçirilen ve Türk devletinin Halep’e yönelik hazırladığı anlaşılan “özel dosya”, işgalin yeni ve tehlikeli bir aşamaya geçtiğini deşifre ediyor. Plan, Halep’in idari, askeri, ekonomik ve toplumsal yapısını tamamen MİT’e bağlayarak fiili bir “Türk vilayeti” yaratmayı hedefliyor. Bu strateji, sadece kentin talanını değil, aynı zamanda Özerk Yönetim’i kuşatma ve Rusya’nın sahil şeridindeki nüfuzunu kırma gibi daha derin jeopolitik hedefleri de barındırıyor.
Suriye’de rejimin zayıflaması ve İran etkisinin gerilemesiyle oluşan güç boşluğunu “tarihi bir fırsat” olarak gören Türk devleti, yayılmacı emellerini hayata geçirmek için en kritik hamlesini Halep merkezli olarak devreye soktu. MİT’in hazırladığı ve sahadaki uygulamalarını deşifre eden özel bir dosya, Ankara’nın Halep’i adım adım ilhak ederek fiili bir “Türk vilayetine” dönüştürme planını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bu plan, klasik bir askeri işgalin çok ötesinde; toplum mühendisliği, bürokrasinin ele geçirilmesi, ekonomik talan ve askeri yeniden yapılandırmayı içeren topyekûn bir “özel savaş” konseptidir.
JEOSTRATEJİK KAVŞAK: HALEP VE SAHİL NEDEN HEDEFTE?
Halep, tarih boyunca Suriye’nin “ekonomik kalbi” ve en büyük sanayi merkezi olmuştur. Türkiye’den Ortadoğu’ya uzanan ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan kent, kontrol edenin tüm Kuzey Suriye üzerinde hem ekonomik hem de stratejik bir üstünlük kurmasını sağlar. Türk devleti için Halep, “Misak-ı Milli” hayallerinin kilit taşı ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni batıdan kuşatmanın en önemli aracıdır.
Suriye sahili (Lazkiye-Tartus) ise Rusya’nın Akdeniz’deki tek sıcak su limanlarına ve askeri üslerine ev sahipliği yapması nedeniyle Moskova’nın “kırmızı çizgisidir”. İran için de Lübnan’a uzanan “Şii Hilali” koridorunun Akdeniz’e açılan kapısıdır. Türk devletinin Halep üzerinden sahile yönelik dolaylı hamleleri, bu bölgedeki Rus-İran ittifakını zayıflatmayı ve kendi Akdeniz stratejisi için alan açmayı hedeflemektedir. Bu nedenle MİT’in Halep’teki faaliyetleri, aslında tüm Suriye’nin geleceğini şekillendirecek büyük bir jeopolitik satrancın parçasıdır.
İSTİHBARAT AĞI VE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ: ‘TÜRKMEN KARTI’ VE KÜRTLERİ BÖLME PLANI
Dosyaya göre, MİT planının temelini “toplum mühendisliği” oluşturuyor. Bu mühendisliğin ana aracı ise Türkmenler.
Türkmenlerin Öncü Güç Olarak Kullanılması: MİT, kendisine en sadık güçler olarak gördüğü Emşat, Hamzat ve Sultan Murad gibi ağırlıklı olarak Türkmenlerden oluşan çete gruplarını sahanın yönetiminde kilit rol sahibi yapıyor. Halep’teki Türk Büyükelçisi Hakan Cengiz’in Türkmen liderlerle yaptığı toplantılar, ekonomik vaatler ve projelerle bu kesim üzerindeki kontrol pekiştiriliyor.
Kürtleri Parçalama ve Devşirme: Planın en sinsi ayağı ise Kürtlere yönelik. MİT, Efrîn’de Mes’ud Betal gibi yerel işbirlikçiler aracılığıyla köy köy gezerek “Kürtler arasında bölünme yaratma” ve gençleri Colani hükümetine bağlı “Emin Am” (güvenlik) birimlerine devşirme faaliyeti yürütüyor. Didan aşireti gibi Kürt aşiretleriyle temas kurularak, gençlerin Özerk Yönetim’e karşı konumlandırılması hedefleniyor. Amaç, gelecekte bu bölgelerin kontrolünün QSD’ye geçmesini engellemek ve MİT’e bağlı işbirlikçiler eliyle “sözde Kürt yönetimi” kurarak işgali meşrulaştırmaktır. Bu aynı zamanda Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri üzerinde de bir istihbarat baskısı kurma amacı taşıyor.
BÜROKRASİNİN İLHAKI: DEVLET İÇİNDE MİT DEVLETİ
Türk devleti, Halep’i sadece askeri olarak değil, idari olarak da tamamen kendine bağlıyor. MİT, Colani hükümetinin tüm kurumlarını yeniden yapılandırarak bir “paralel devlet” inşa ediyor.
Kurumsal Kadrolaşma: Tüm idari, sosyal ve istihbari kurumlar MİT’in denetiminde yeniden kuruluyor. Şehir, MİT’in atadığı sorumluların yönettiği bölümlere ayrılıyor. Örneğin, Şêxmeqsûd’u da kapsayan bölümün başına MİT’e bağlı Hamud Ali El-Şeyh’in getirilmesi, kontrolün ne kadar derine indiğini gösteriyor. Artık Halep’te yaşanan her olay, Şam’dan önce MİT’e rapor ediliyor ve kararları MİT veriyor. Colani hükümeti ise bir tabeladan ibaret kalıyor.
Teknolojik Kontrol: MİT, Halep’teki iletişim altyapısını tamamen ele geçirmiş durumda. Askeri İletişim Dairesi’ndeki gözetleme ekipmanlarını yenileyen ve kentin kilit noktalarına telefon dinleme cihazları yerleştiren MİT, tüm şehri bir “açık hava hapishanesine” çeviriyor.
EKONOMİK TALAN: HALEP’İN SANAYİSİ YAĞMALANIYOR
Halep’in ekonomik olarak talan edilmesi, işgal planının en somut yönünü oluşturuyor. “Suriye ekonomisini geliştirme” adı altında, kentin tüm zenginlikleri Türkiye’ye akıtılıyor.
Sömürge Tipi Projeler: Antakya Valisi ve Türk yetkililerin katılımıyla yapılan toplantılarda, Halep Sanayi Kenti’nde kurulacak fabrikaların 15 yıl boyunca Türk şirketlerince işletilmesi gibi sömürge tipi anlaşmalar yapılıyor. Türkiye’den getirilecek mermer bloklarının Suriye’de işlenip kârının Türkiye’ye aktarılması gibi projelerle kentin kaynakları yağmalanıyor.
MÜSİAD ve Bilal Erdoğan Faktörü: MÜSİAD gibi dernekler aracılığıyla Türk sermayesi bölgeye yerleştiriliyor. Doğalgaz boru hattı, altyapı ve özellikle Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan tarafından yürütüldüğü belirtilen elektrik projeleriyle Halep, ekonomik olarak tamamen Türkiye’ye bağımlı hale getiriliyor.
SAHADAKİ GÜÇ: ‘MİLLİ ORDU’ DEĞİL, ‘TÜRK İŞGAL LEJYONLARI’
Sahada Halep’i kontrol eden askeri tümenler, kağıt üzerinde “Suriye Savunma Bakanlığı”na bağlı görünse de, gerçekte Türk işgalinin lejyoner güçleri olarak hareket ediyor. Komuta kademesi ve karar mekanizması tamamen MİT’in elinde olan bu birlikler, Türk devletinin çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. İçlerindeki Türkmen unsurların ağırlığı, bu bağlılığı daha da pekiştiriyor.
SONUÇ: BİR İLHAK PROJESİ
Özetle, Halep’te yürütülen faaliyetler, sıradan bir askeri operasyon değil, bir kentin ve bir halkın geleceğini hedef alan, ince ince işlenmiş bir ilhak projesidir. Türk devleti, “Suriye’ye yardım” maskesi altında, ülkenin en önemli kentini çalarak kendi vilayetine dönüştürmektedir. Kurumları, ordusu, ekonomisi ve toplumsal yapısıyla MİT’in kontrolüne giren Halep, Suriye’nin bir parçası olmaktan çıkarılmaktadır. Ankara’nın sürekli dile getirdiği “Suriye’nin toprak bütünlüğü” söyleminin ne kadar sahte olduğu, bu planla bir kez daha kanıtlanmıştır. Türk devletinin istediği “birlik”, kendi işgali ve kontrolü altındaki bir “birliktir”. Eğer bu plana karşı durulmazsa, Halep’te uygulanan bu model, tüm Suriye’yi yutma tehlikesi taşımaktadır.
Fırat ALİ




