KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

İç Savaşın Kıvılcımı: Colani Hükümeti Bölünmeyi Derinleştiriyor

Bugün Humus, Bedrusiye, Şam, Sahil ve Süveyda'da olanlar sadece izole olaylar değil, yeni bir iç savaşın başlangıcının kıvılcımıdır. Colani hükümeti, acizliği ve dışa bağımlılığıyla ulusal ayrılığı derinleştirmeye katkıda bulundu ve Suriye devletinin parçalanmasının önünü açtı.

25 November 2025
Kategori: Makaleler
253 19
1.5k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Suriye’nin iç durumu, Baas rejiminin düşüşünden ve Hey’et Tahrir eş-Şam’ın iktidara gelişinden bu yana, sakinleştirme çabaları ile tekrarlanan şiddet patlamaları arasında gidip geliyor; sanki ülke bitmek bilmeyen bir kan ve yıkım girdabına mahkum edilmiş gibi. Humus, Şam ve Sahil’deki son olaylar ve bunlara eşlik eden mezhepsel suçlar ve bombalamalar, sadece geçici hadiseler değil, aynı zamanda bazıları istikrarın mümkün olduğunu hayal ettiğinde iç savaş hayaletini yeniden akıllara getiren yeni bir tokat oldu.

BÖLÜNMEYİ DERİNLEŞTİREN ÇÜRÜK BİR OTORİTE

Bu kaosun merkezinde, Colani hükümeti (Hey’et Tahrir eş-Şam) sahneyi kontrol edemeyen, hatta ulusal ayrılığı derinleştirmeye bulaşmış, aciz bir beden gibi duruyor. Colani hiçbir zaman kapsayıcı bir proje sunmadı ve boş sloganlar pazarlamakla yetinirken, gerçekler onun dışa bağımlılığını ve kararlarının Suriyelilerin çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmayan dar çıkarlara esir olduğunu ortaya koyuyor. Baskı ve zorbalığa dayalı politikaları, sadece daha fazla bölünmeyi doğurdu; sanki asıl görevi kaosu sona erdirmek değil, onu pekiştirmekti.

Colani, siyasi ve askeri başarısızlığın ve grubunun insanların en basit işlerini yönetmedeki acizliğinin canlı bir tanığı haline geldi. Çözümün bir parçası olmak yerine, sorunun bir parçası, hatta Suriye’deki kanamanın devam etmesinin önde gelen nedenlerinden biri haline geldi. İddia edilen otoritesi sadece korku ve şantaj üzerine kuruluyken, iddialarla dolu söylemi, onun toplumu parçalayan sadece bir araç olduğu gerçeğini gizliyor.

HUMUS… İÇ SAVAŞI GÜNDEME GERİ GETİREN KIVILCIM

2011’den beri devrim ve çatışmanın sembolü olan Humus kenti, bugün patlamaya hazır bir barut fıçısı olarak sahnenin ön sıralarına geri dönüyor. Kasım 2025’te Zeydel’de bir adam ve eşinin açık mezhepsel işaretler taşıyan bir şekilde öldürüldüğü suç, sadece bir adli olay değil, hızla aşiret şiddeti ve güvenlik kaosunu ateşleyen bir kıvılcıma dönüştü.

Sokağa çıkma yasağı, okulların kapanması, siviller arasında silahların yaygınlaşması ve mezhepsel söylemin tırmanması, Humus’un Suriye iç savaşının yeni bir bölümünün başlangıç noktası olabileceğine dair ciddi göstergelerdir. Orada olanlar, siyasi ve askeri sistemin kapsayıcı bir ulusal proje inşa etmedeki başarısızlığının bir yansımasıdır.

ULUSAL KİMLİĞİN VE SURİYE ÇOĞULCULUĞUNUN HEDEF ALINMASI

Suriye’deki şiddet artık sadece bir iktidar mücadelesi değil, sınırlarını aşarak ülkeyi yüzyıllar boyunca karakterize eden ulusal kimliğin özünü ve tarihsel çeşitliliği hedef alıyor. Haziran 2025’te Şam’ın Devayle bölgesindeki Mar İlyas Kilisesi’ndeki patlama ve 22 kişinin ölümüne yol açan olay, sadece kanlı bir saldırı değildi; aynı zamanda dini ve kültürel sembollerin artık güvende olmadığına dair net bir mesaj taşıyordu.

Mart ayında Sahil’de yaşanan katliamları, Dürzileri hedef alan katliamlar, ardından İsmaililere ve Meşişilere yönelik saldırılar izledi. Bunlar geçici veya izole olaylar değil, aşırıcı silahlı gruplar arasında kol gezen dizginsiz kaosun bir sonucuydu.

Bugün Hıristiyanlar, Aleviler, Dürziler, İsmaililer ve Kürtler, diğer bileşenlerle birlikte, şiddetin doğrudan hedefleri haline geldi; bu durum, Suriye çoğulculuğunun silah tarafından dayatılan tek renkli bir resim lehine çökme tehdidi altında olduğu bir manzara ortaya koyuyor. Bu dönüşüm tehlikelidir çünkü “birleşik Suriye” fikrine derinden darbe vurmakta ve dini veya mezhepsel aidiyeti, çeşitli bir toplum içindeki doğal bir farklılık olmaktan çıkarıp bir tehdit ve dışlama ölçütüne dönüştürmektedir.

BEDRUSİYE ÇATIŞMASI…

24 Ekim’de, Lazkiye kırsalındaki Bedrusiye köyünde, geçiş hükümetine bağlı güçler ile bir otelde mevzilenmiş silahlı bir Türkmen grubu arasında silahlı bir çatışma yaşandı. Bu çatışma, mevcut otoritenin kırılganlığını ve yasaları uygulama veya sivilleri korumadaki acizliğini açıkça yansıtıyor ve silahlı grupların devletin üzerinde olduğunu teyit ediyor.

Bu olaylar karşısında, Colani hükümetinin otoritesi, cihatçı grupları kontrol altına alamadığı veya DEAŞ kalıntılarıyla yüzleşemediği için aciz görünüyor. Silahlı gruplar özgürce hareket ediyor ve geniş bölgelerde otoritelerini dayatırken, DEAŞ güvenlik boşluğundan yararlanarak saflarını yeniden düzenliyor ve dağınık saldırılar düzenliyor. Daha tehlikelisi, bu otorite siyasi ve mali olarak dışa bağımlı hale geldi; bu da onu Suriye toplumundan koparıp ulusal kimliğe hizmet etmeyen gündemlere göre çalışmasına neden oldu.

Geçiş Hükümetinin Politikalarının Suriye ve Bölge Üzerinde Felaket Etkileri Var:

-Suriye devletinin parçalanması ve şehirlerin silahlı gruplar arasında çatışma alanlarına dönüşmesi.

-Suriye şehirlerinin tarihsel çoğulculuğunu tehdit eden zorunlu göç ve demografik değişim.

-Aşırıcı grupların komşu ülkelere doğru yayılması; bu durum Lübnan, Irak, Ürdün ve Türkiye’de güvenlik krizleri habercisi.

-Ulusal kimliğin çöküşü ve iç/mezhepsel bölünmenin pekişmesi.

Bugün Humus, Bedrusiye, Şam, Sahil ve Süveyda’da olanlar sadece izole olaylar değil, yeni bir iç savaşın başlangıcının kıvılcımıdır. Colani hükümeti, acizliği ve dışa bağımlılığıyla ulusal ayrılığı derinleştirmeye katkıda bulundu ve Suriye devletinin parçalanmasının önünü açtı. Suriye kimliğine itibarını iade eden ve adil, güvenli bir vatan kuran kapsayıcı bir ulusal proje başlatılmazsa, ülke, ulusal dokunun toplu intiharına ve tüm bölge için felaket etkileri olan bir sürece doğru sürüklenecektir.

Ekrem BEREKAT

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş212Paylaş132
Önceki yazı

Efrin’den Rukneddin’e Türkiye’nin Demografik İşgali- ÖZEL DOSYA

Sonraki Haber

Önder Apo’dan 25 Kasım Mesajı

Son HABERLER

Makaleler

14 Temmuz Direnişleri Özgür Bir Halk Yarattı

Yayınlayan Lêkolîn
13 July 2026
0
1.5k

12 Eylül faşizmi Kürdistan ve...

Daha fazla okuDetails

İran’daki Son Durum Ve Olası Gelişmeler

10 July 2026
1.5k

Kürtler Ne mi İstiyorlar?

28 June 2026
1.5k

Katliamcılar Sahile Geri Dönüyor…

27 June 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • MİT ve Parastin’ın Yeni Ajan Ağını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    842 Paylaşım
    Paylaş 337 Paylaş 211
  • MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

    562 Paylaşım
    Paylaş 225 Paylaş 141
  • Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

    507 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Emperyalist Komploya İlişkin Bazı Notlar

    12777 Paylaşım
    Paylaş 5111 Paylaş 3194

KCK: Rojava Halkımız Kazanımlarını Rêber Apo Çizgisinde Koruyup Geliştirmesini Bilecektir!

19 Temmuz Devrimi: Bir Halkın Hafızası, Kazanımları ve Geleceğe Dair Dersler

Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

Kalkan: Barışın Kilit Noktası İmralı, Siyasetin Önü Açılmalı

MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç