KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Türkiye’nin Rojava Ve Kürt Çıkmazı

TC devlet aklı, Kürt halkının Kürt olma dışında her şey olmasına yeşil ışık yakıyor ama Kürt halkının Kürt olmasını kendisi için tehlikeli buluyor.

13 December 2025
Kategori: Makaleler
277 3
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Türkiye, devlet olarak Kürt halkının ulusal varlığını kabul etse hem demokratikleşecek hem de bütün sorunlarını çözebilecek. Kürt halkının ulusal ve kimliksel varlığını inkâr ve Kürt halkını asimile etme siyaseti Türk devletini büyük bir çıkmaza koymuş durumda. Çünkü TC’nin devlet aklı bir türlü değişmek istemiyor. Değişmeyi bir çeşit yok oluş olarak algılıyor. Eğer Kürt halkının yokluğu üzerine kendi varlığını inşa ettiğini düşünüyorsa, Kürt halkının varlığının kabul edilmesiyle de yok olacağı korkusuyla yaşar ve Kürtlerle ilgili her gelişmeyi kendisi için güvenlik sorunu yaparak siyasetini ona göre dizayn eder. Oysaki Kürt halkının ulusal varlığı Türkiye’nin demokratik ve parlak yarınları demektir ancak Türkiye’de devlet ortamında bunu görebilecek akıl oldukça az. İktidar ve faşizm üzerine varlığını sürdüren bir devlet değişime hep direnir, katı muhafazakâr bir siyaset izler. Sadece Bakur Kürtlerine değil bütün Kürt halkına yaklaşımı faşizan olan bir devlet var. Rojava Kürtlerine tehditkâr yaklaşımı TC’nin Kürt sorununun çözümüne yönelik niyetini ciddi anlamda sorgular. Devlet Bahçeli ve çevresi hala Kürt halkını Türk milletinin bir parçası olarak görüyor. Bazen anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceğini söylüyorlar, sanki TC’nin devlet anayasasını Allah yazmış gibi. Vatandaşlıkla ilgili anayasa için, tartışılamaz herkes Türk’tür deniyor.

Oysaki Kürt halkı Kürt kimliği ile var olmak için yüz yıldır mücadele ediyorlar. Bunu anlayamayan beyinler Türkiye’yi Osmanlı gibi bir sonla sonlandırabilirler. Türkiye dışındaki Kürtlerin ilgili devletlerde kabul edilmesini bile hazmedemiyor. Kürdistan’ın bir parçasının statü sahibi olması diğer parçaların da statü sahibi olmasının yolunu açacağını düşündükleri için, TC’nin dışişleri bakanı dünyada kapısını çalmadığı ülke bırakmadı. Devlet Bahçeli’nin SDG de silah bıraksın demesi aslında Kürt halkı teslim olsun bir hak hukuk istemesinler diyorlar. Konuşma tarzlarında, ses tonlarında bile niyetlerinin ne olduğunu anlıyoruz. TC’nin devlet aklına göre, Kürtler isyan etmekle, hak mücadelesi vermekle suç işliyorlar ve eğer silah bırakırlarsa ve Kürt halkı için bir hak talep etmezlerse af edilebilirler. Hala yüz yıl öncesini yaşayan bir devlet aklı günümüz sorunlarını nasıl çözecek? Yani hala Kürt halkını yüz yıl önceki eğitimsiz ve örgütsüz, Önderliksiz bir halk sanıyorlar. TC’nin devlet aklına göre, Kürtler devlet yönetmezler, diplomasiden anlamazlar, siyaset icra edemezler sadece kazma kürek işinde çalışabilirler diye düşünüyorlar. Değişemeyen kafalar değişenleri görmekte zorlanırlar ve değişenlerin değiştirdiğini bir türlü kabullenemezler.

Ancak Kürt Türklüğü kabul ettiğinde başbakan olabiliyor, cumhurbaşkanı olabiliyor, milletvekili olabiliyor, devlet bakanı olabiliyor, her şey olabiliyor ama Kürt kendi Kürt kimliği söz konusu olduğunda bunları yapamıyor. Kürtler Türk kimliğiyle devlet yönetebiliyorlarsa kendi Kürt kimlikleriyle hayli hayli devlet yönetebilirler, uluslararası alanda diplomasi yürütebilirler. TC devlet aklı, Kürt halkının Kürt olma dışında her şey olmasına yeşil ışık yakıyor ama Kürt halkının Kürt olmasını kendisi için tehlikeli buluyor. Esasen tehlikeli olan Kürt halkının ulusal varlığının inkârının daha çok devam etmesinin Türkiye için yol açabileceği vahim sonuçlardır. Türkiye’deki siyasetçiler bunu anlayamayacak kadar çapsızlar. 1990’larda, Önder Apo, bazı gazetecilerle yaptığı bir görüşmede Kürt sorununu eninde sonunda askerlerle oturup çözeceklerini söylemişti, çünkü Kürt sorununu çözebilecek kapasitede ve cesaretle bir siyasetçinin Türkiye’de olmadığı söylemişti. Türkiye’deki siyasetçilerin başardıkları en iyi şey yolsuzluk ve rüşvettir, hazine malını çalmaktır. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmezse ne demokrasi gelişir ne de tutarlı bir siyasetçilik gelişebilir. Demokrasinin olmaması devlet hazinesinin ülkeyi yöneten bu çapsız sözde siyasetçiler için beslenecek bir arpalık olmasına yol açıyor. Son 45 yıldır Türkiye’de korkunç bir mafyalaşma oldu. Devletin her tarafı çetelerle doldu. Her hükümet, devleti kendi babasının çiftliği olarak görüyor. İşte bütün bunlar Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yol açtığı kaosun sonuçlarıdır.

Demek ki Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesidir, ve mafya çete rejiminin çöküşü ve devletin adam olması demektir. Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi tatbikî bu kaostan rant elde edenlerin işine gelmez. Siyasal Türkçülükten ve siyasal İslam’dan beslenenler, Kürt sorununun çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleşmesini istemezler. Ümit Özdağ gibi, siyasal milliyetçiliği sermaye olarak kullananlar Kürt sorununun çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi kendi sonları olarak gördüklerini için, Kürt sorununun çözümü gelişmesin diye bas bas bağırıyorlar. Ancak TC’nin devlet Olark Kürt halkının demokrasi mücadelesi karşısında pek bir şansı bulunmamaktadır. Kürt halkının Önder Apo’nun önderliğinde yürüttüğü kararlı direniş bütün gelişmeleri Kürt halkının lehine çevirmiştir. Kürt halkıyla birlikte hareket edenler kazanırlar. Kürtler Türkiye’nin demokratikleşmesi ve eşit ulusal haklar temelinde Türkiye’nin sınırları içinde ulusal kimlikleriyle yaşamak istiyorlar. Bu açıdan, Türkiye, Kürtlerin ulusal varlığını bir tehlike olarak görmemeli, kendi sorunlarının çözüm yolu olarak görmelidir. Kürtler Kürt olarak var olurlarsa Türkiye’nin geleceği garanti altına alınır ve bunun inşa edeceği demokrasinin bütün Orta Doğu’da etkisi büyük olur.

Kemal SÖBE 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş218Paylaş136
Önceki yazı

Duran Kalkan: Sürece Katılmayan Kaybeder

Sonraki Haber

Kürtler Hiçbir Şey Söylemesin Ve Hiçbir Şeyleri olmasın!

Son HABERLER

Makaleler

14 Temmuz Direnişleri Özgür Bir Halk Yarattı

Yayınlayan Lêkolîn
13 July 2026
0
1.5k

12 Eylül faşizmi Kürdistan ve...

Daha fazla okuDetails

İran’daki Son Durum Ve Olası Gelişmeler

10 July 2026
1.5k

Kürtler Ne mi İstiyorlar?

28 June 2026
1.5k

Katliamcılar Sahile Geri Dönüyor…

27 June 2026
1.5k

Öne Çıkan Yazılar

  • MİT ve Parastin’ın Yeni Ajan Ağını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    842 Paylaşım
    Paylaş 337 Paylaş 211
  • MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

    562 Paylaşım
    Paylaş 225 Paylaş 141
  • Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

    507 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

    540 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Emperyalist Komploya İlişkin Bazı Notlar

    12779 Paylaşım
    Paylaş 5112 Paylaş 3195

KCK: Rojava Halkımız Kazanımlarını Rêber Apo Çizgisinde Koruyup Geliştirmesini Bilecektir!

19 Temmuz Devrimi: Bir Halkın Hafızası, Kazanımları ve Geleceğe Dair Dersler

Demirtaş: Önder Apo’nun İçinde Olmadığı Her Türlü Gelişmeyi Kuşkuyla Karşılarız

Kalkan: Barışın Kilit Noktası İmralı, Siyasetin Önü Açılmalı

MİT’in İran İle İş birliği Ve Aşiretler Üzerindeki Planları- HABER ANALİZ

Hazreti İbrahim’in Mirası, Kürtler, Yahudiler ve Ortadoğu’da Demokratik Barış Arayışı

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç