KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Ortadoğu’nun Sarmalında Suriye Krizi: Tarihsel Kökenler ve Demokratik Çözüm Arayışları

Suriye, 14 yılı aşkın süredir savaşın ve kaosun içinde. Halkın sırtında zaten ağır bir yıkım yükü varken, bir de sahte kurtarıcılar sahneye sürülüyor. HTŞ adı ve söylemi ne olursa olsun, gerçekte bu yapı Suriye halkının değil, onu boğmak isteyen güçlerin projesidir.

18 August 2025
Kategori: Politik Analiz
276 3
1.6k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Ortadoğu, tarihsel olarak derin sorunlarla boğuşan, sürekli krizlerin ve toplumsal bunalımların yaşandığı bir coğrafya olmuştur. Bu kadim topraklar, yaklaşık on beş bin yıldır kastik toplumsal katil, aristokratik sınıf ve bunların yarattığı iktidarcı, devletçi sistemlerin etkisi altında kalmıştır. Moderniteyle birlikte bu durum daha da karmaşıklaşmış, özellikle kapitalizm, ulus-devlet ve endüstriyalizm gibi güçlerin dayatılması, bölgeyi bir mahşere sürüklemiştir. Günümüzdeki Suriye krizi de, bu köklü tarihsel birikimin ve modern dönemin yarattığı açmazların somut bir yansıması olarak karşımızda durmaktadır. Bu makalede, Suriye’deki krizin tarihsel kökenlerini, cihadist örgütlerinin konumunu ve Kürtlerin savunduğu değerleri paylaşmaya çalışacağım.

SYKES-PİCOT’TAN ULUS-DEVLETLERİN İFLASINA

Ortadoğu’da Birinci Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin “böl-yönet” politikasıyla çizilen ulus-devlet sınırları, bölgeyi derin bir kaosa sürüklemiştir. Bu sınırlar, çok kültürlü ve çok kimlikli toplumsal dokuya sahip Ortadoğu halklarını tek tipçi ulus-devlet modellerine zorlayarak, sürekli çatışma ve yıkım üretmiştir. Arap Baharı ile bu Sykes-Picot düzeninin yeniden tasarlanmaya çalışıldığı, ancak Rusya ve İran’ın müdahalesiyle bu girişimlerin durdurulduğu bilinmektedir.

Geçmişte İslami içerikli ulus-devlet veya siyasal İslam projelerinin, Sykes-Picot’nun alternatifi olarak ortaya atıldığı ancak onların da iflas ettiği görülmüştür. Örneğin, İran İslam devriminin çöküşü ve İsrail’in ulus-devlet olarak Gazze’de yaşadığı büyük çelişkiler, bu durumun güncel örnekleridir. Buna göre, ulus-devletçi İslami ütopyanın da Gazze somutunda çöktüğü ifade edilebilinir. Bu durum, Ortadoğu’yu tarihin en kaotik ve çözümsüz dönemlerinden birine taşımıştır.

HTŞ’NİN KANLI GÖLGESİ VE ONU KOLLAYAN AKTÖRLER

Suriye, 14 yılı aşkın süredir savaşın ve kaosun içinde. Halkın sırtında zaten ağır bir yıkım yükü varken, bir de sahte kurtarıcılar sahneye sürülüyor. Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) Adı ve söylemi ne olursa olsun, gerçekte bu yapı Suriye halkının değil, onu boğmak isteyen güçlerin projesidir.

HTŞ’nin toplumsal bir karşılığı yok. Suriye halkının iradesini temsil etmiyor, edemez. Elinde tuttuğu silahlar, halkı savunmak için değil; kafa kol kesmek, infaz etmek, korku salmak için. Askeri gücü 30 bin civarında. Suriye genelinde etkili olduğu nüfus oranı ise yüzde 30’u bile geçmiyor. Kısacası, bu toprakların öz evladı değil; dışarıdan getirilmiş, belli odaklar tarafından beslenen bir aparat.

Peki bu aparat kimin işine yarıyor? Tam da burada uluslararası aktörlerin ikiyüzlü politikaları devreye giriyor. Bir yandan “terörle mücadele” nutukları atanlar, diğer yandan bu yapıları sahada meşrulaştıracak hamleler peşinde. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin feshedilmesini ve onun savunma gücü QSD’nin HTŞ’ye teslim olmasını istemesi, bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Halkın desteği olmayan bir yapıyı, halkın en güçlü irade temsilcisine yamalamaya çalışmak… Bu, siyasi akıldan çok, sahadaki halk gerçekliğini inkâr eden bir mühendisliktir.

HALKIN İRADESİNE KARŞI OPERASYON

İşin doğrusu Suriye’de Özerk Yönetim HTŞ karşısında yüzde 70 gibi ezici bir desteğe sahip. Çünkü Özerk Yönetim, 13 yılı aşkın süredir Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Türkmen, Ermeni ve Çerkesleri aynı demokratik çatı altında buluşturdu. Savunma gücü QSD, 100 bini aşan yapısıyla üstelik yarısı kadın savaşçılar (YPJ) bu coğrafyanın en disiplinli, en donanımlı gücüdür.

HTŞ’ye destek yok, halk desteği yok, toplumsal karşılığı yok. Ama sahada var kılınması için çaba harcayan bir dış destek mekanizması var. İşte mesele tam da bu: Suriye’nin geleceğini halk değil, masalardaki hesaplar belirlemeye çalışıyor.

HESEKÊ’DE HALKIN ORTAK SESİ 

Geçtiğimiz günlerde Hesekê’de toplanan Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenleri Ortak Tutum Konferansı, bu hesaplara verilen en güçlü yanıttı. 500 temsilci, “Birlikteliğimizi güçlendiren çeşitlilik ve yarınımızı inşa eden iş birliği için hep birlikte” diyerek, çoğulcu ve eşit vatandaşlığa dayalı bir demokratik yönetim talebini ilan etti.

Konferansta açıkça dile getirildi: Merkezi rejim yıllarca bölge halklarının kimliğini bastırdı, ekonomik ve toplumsal altyapısını zayıflattı, onları demokrasi ve adil temsilden mahrum bıraktı. Bugün de bazı uluslararası aktörler, halkın gerçek temsilcilerini değil, kendilerine itaat eden kuklaları ayakta tutmak istiyor.

Katılımcılar, Suriye’nin birliği ve egemenliğinin ancak demokratik bir anayasa ile mümkün olacağını, bu anayasanın da inanç özgürlüğü, toplumsal adalet ve ademi merkeziyetçiliği garanti altına alması gerektiğini vurguladı. QSD’nin, yeni bir Suriye ulusal ordusunun çekirdeğini oluşturacak meşru güç olduğu net bir şekilde dile getirildi.

SAHTE PERDELERE SON

HTŞ, Suriye halkı için bir seçenek değil; dışarıdan dayatılmış bir kabustur. Onu koruyan, meşrulaştıran ve sahada ayakta tutan her aktör, halkın iradesine karşı işlenmiş bir suçun ortağıdır. Suriye’nin geleceği, Ankara’daki, Moskova’daki ya da başka başkentlerdeki masa başı planlarında değil; Hesekê’deki, Kamışlo’daki, Rakka’daki halk toplantılarında yazılacaktır.

Gerçekler ortada: Halk, şiddeti değil, barışı; tekçiliği değil, çok kimlikli demokrasiyi istiyor. Ve ne kadar perde çekilirse çekilsin, bu irade er ya da geç sahadaki bütün mühendislikleri boşa çıkaracak.

Delil ZİLAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

 

Paylaş217Paylaş136
Önceki yazı

TC’nin Suriye Stratejisi ve Askeri Eğitim Faaliyetleri- ÖZEL DOSYA

Sonraki Haber

Yanlış Hesaplar!

Son HABERLER

Politik Analiz

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

Yayınlayan Lêkolîn
1 June 2026
0
1.5k

“Devşirme” kavramı, Osmanlı İmparatorluğu’nda 14....

Daha fazla okuDetails

Güç Dengelerinin Dönüşümünde Türkiye’nin Konumu ve Kürt Sorunu- 2

13 May 2026
1.6k

Dünyadaki Güç Dengelerinin Dönüşümü ve Kürtlerin Stratejik Konumu- 1

12 May 2026
1.6k

Demokratik Entegrasyon Nedir, Nasıl Yapılır?- EDİTÖRDEN

4 May 2026
1.7k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    559 Paylaşım
    Paylaş 224 Paylaş 140
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    542 Paylaşım
    Paylaş 217 Paylaş 136
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç