KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Polİtİk Analİz
  • Araştırmalar
  • Makaleler
  • Tüm Bölümler
    • Dizi Yazı
    • Kadın
    • Özgürlük Perspektifleri
    • Editörden
    • MİT Gerçekleri
    • Röportajlar
    • Dış Basından
    • Serbest Yazılar
KURDÎ
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster

Hz. Musa’dan Önder APO’ya Önderliksel Bir Kıyas

Ezilenler kendi direniş tarihlerini yazmaya başladıklarında, toplumsal kurtuluş mücadelelerinin de insanlık tarihi kadar köklü olduklarını göreceklerdir. Bu mücadelelerin öncüleri arasında binlerce yıl da olsa benzerlikleri hala bilince çıkarılabilmiş değil.

1 December 2025
Kategori: Serbest Yazılar
298 7
1.7k
GÖRÜNTÜLEME
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın

Tarihe yön veren kişiler midir, ordular mıdır yoksa toplum mudur tartışması tarih biliminde hala sıcaklığını korurken bu soruya indirgemecilikten arınmış, bütünlüklü ve doyurucu bir cevap olmak söz konusu tarihe karşı tarihsel bir sorumluluktur. Sorunun kendisi yanıltıcı olmakla birlikte idealizm-materyalizm, yumurta-tavuk ikilemi gibi sorunlu bir kısır döngüye sürüklemekten başka sonuca ulaştırmaz. Bu açıdan bu tuzağa düşmeden tarihin akışını değiştiren her olguya bütünlüklü bir çerçeveden bakıp hak ettiği değeri vermek tarih bilimcilerin yegane görevidir.

İnsanlık tarihinde bazı dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktalarında önplana çıkan önderliksel kişilikler o tarihle birlikte anılırlar. Spartakus, İsa, Muhammed gibi birçok örnek kendi dönemlerinin sembolü olma onuruna erişmişlerdir. Spartaküs isyancı köle ordusuyla, İsa ezilen toplumuyla, Muhammed ise toplumu ve ordusuyla bütünleşebildiği oranda kimlikselleşebilmiştir. Fakat tarih sayfaları iyice aralanıp doğru bir şekilde yorumlandığında, önderliksel kişiliklerin ayırt edici özelliklerini, yani onları önder yapan farklılıklarını görmek mümkün. Karakter yapılarında yoğunlaşma, emek, mücadele, azim ve başarının birbirini takip ettiği görülür. Bu sıralamaya bazen büyük işkence ve trajik ölümlerin de dahil olması diyalektiğin bir gereğidir. Yani tarih bazen tüm acımasızlığıyla bu tarz kişiliklerin mezarlığına da dönüşebiliyor. Kültür, sosyoloji, coğrafya ve sistemin kaos aralıklarını iyi okuyanlar bu mezarlığın dışında kalanlardır. Sistemin kriz ve bunalım haliyle sürdürememezlik aşamasına ulaşması kaos aralığını ifade ederken önderliksel kişiliklerin çıktıkları yolda zirveyi ifade eden zafere ulaşmaları şart değil. Zafere ulaşmadan toprağa düşen sayısız önderlerin isimleri hafızalarımızdaki yerlerini korurken bu kişiler hala toplumsal mücadelelerin esin kaynağı olmaya devam ediyor. Bu kişilikler doğru bir şekilde tanındığı ve günümüze uyarlandığı oranda gelecekte de hak ettikleri yeri korumaya devam edeceklerdir.

Ezilenler kendi direniş tarihlerini yazmaya başladıklarında, toplumsal kurtuluş mücadelelerinin de insanlık tarihi kadar köklü olduklarını göreceklerdir. Bu mücadelelerin öncüleri arasında binlerce yıl da olsa benzerlikleri hala bilince çıkarılabilmiş değil. Tarih, mekan ve toplum farklılıklarına rağmen Hz. Musa ile Önder Apo arasındaki benzerlik köklü bir araştırma ve mukayeseyi hak ediyor. Kısaca döneme ve koşullarına baktığımızda Urfa’dan Mısır’a kadar uzanan bir İbrani göç veya sürgün serüveninde Musa sıradan bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelir. Mısır köleciliği altında inleyen bir halk olan İsrailoğulları Mısır hakim sınıfı tarafından korkulan ve bunun için yok edilmesi gereken bir halktır. Ve bundan dolayı da İbranilerin nüfuslarını dengelemek için firavun tarafından yeni doğan bütün erkek çocukların öldürülmesi kararı çıkarılır. Doğduktan sonra ölümden kurtarmak için ailesi tarafından küçük bir salla suya bırakılan ve Firavunun kızkardeşi tarafından bulunduktan sonra ‘’Sudan Gelen’’ manasındaki Musa ismini alan çocuk İbrani olduğu bilinmesine rağmen sahiplenilerek saraya götürülür.

Kısaca toplumsal bir mukayese yapıldığında, 1950’lere kadar Kürt halkı sayısız isyan ve soykırımdan geçerek özellikle TC’nin suni sınırları içerisinde adeta mutlak bir ölüme sürüklenmişti. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin varlıkları kabul edilmiyor ve bu dağlı halkın asimile edilip Türkleştirilmesi, edilemeyenlerin de fiziken yok edilmesi hedefleniyordu. Özellikle Kürt çocukları asimile edilerek özlerinden uzaklaştırılıp hakim sistemin gönüllü hizmetçiliğine hazırlanıyordu. Bu kurumlara alınmayan çocuklar da her köyde kurulan okullar aracılığıyla aynı şekilde asimile edilerek benzeştirmeye çalışılıyordu. Bu kısa halklar mukayesesinin ardından bu halkların önderleri olan Hz. Musa ve Önder Apo benzerliklerine geçebiliriz.

Teolojik tarihte tüm peygamberlerin soyağaçlarına birçok kutsal mucizevi özellikler yüklenir. Musa İbrani halkına mensup gayet sıradan bir ailede doğar. Çocuk kıyımından kurtulması için ailesi tarafından bir salla suya bırakılan Musa’ya Firavunun kız kardeşi yani sistem sahip çıkar.

Buna karşın ailesi ve kendisinde hiçbir mucizevi yön olmayan gayet mütevazi-çiftçi bir ailede 1949’da Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Amara köyünde Önder Apo dünyaya gelir. Bölgeye dayatılan çıplak güç ve yoksulluğa karşı yaşamsal ve ekonomik kurtuluşu için Önderlik çocuk yaşlarda devletin asimilasyon merkezi olan okula yani sisteme teslim edilir.

Hz. Musa’nın toplumsal kimliğinin bilincine varıp ulusal aidiyet duygularını hissedip kazandığı yer Firavun sarayı yani sistemin kalbidir. İbranilere karşı zulmüyle ön plana çıkan bir Mısırlıyı öldürüp ulusal tavır takınması ilk devrimci adımıdır. Nitekim düşünsel bir farkındalık oluştuktan sonra saraydan köklü bir kopuş girişimi gerçekleşir. Sina dağında inzivaya çekilmesi yani aydınlanmayı ve kurtuluşu dağlarda araması mukayese açısından sosyolojik izahat isteyen bir olaydır.

Önderlik çocuk yaşlarında ‘kurtuluşu’ için teslim edildiği sistemin asimilasyon merkezi olan okula girdikten hemen sonra bir arayış sahibi olur. Üniversite yıllarına kadar devam eden bu arayış sistemin kalbi olan Ankara’da bir şekil kazanır. Ulusal ve sosyalist bilincin oluştuğu TC’nin başkentinde sistemden radikal bir kopuş kararını alarak yüzünü halkına ve ülkesine dönme karalılığına ulaşır. Ankara’da temeli atılan toplumsal kurtuluş mücadelesi çok geçmeden Kürdistan dağlarında zirvesine erişecekti.

Tanrının Sina dağında Musa’yla konuşup İbrani halkını Mısır zulmünden kurtarması için Kenan’a götürmesi talebi Musa tarafından kuşkuyla karşılanır. Özellikle tanrının Musa’dan, gidip direkt Firavunla bu konuyu tartışması istemi başta Musa tarafından kabul edilmez. Mevcut durumda Firavunla karşı karşıya gelmenin sonuç alıcı olmayacağını, 40 yıl sürebilecek uzun bir yolculuğa hem kendisinin hem de halkının psikolojik ve sosyolojik olarak hazır olmadığı gerçekliğini tanrıya açıkça bildirerek bunun üstesinden gelemeyeceğini söylemesi Musa’nın realist ve kuşkucu yönünü gösterir. Uzun bir tartışma sürecinden sonra Firavuna meydan okuma kararı alan Musa’nın ilk icraatı kendi kendisine yani halkına yönelmek olur. Yaptığı toplum çözümlemeleri neticesinde yola çıkacağı bir halkın öncelikle yoldaş olma ölçülerine ulaşması gerektiği tespitiyle işe başlar. Bu amaçla yoğun bir kültürel değişim çabasını konuyla ilgili teolojik metinlerde görmek mümkün. Bu açıdan tanrıdan topluma aktardığı on emir toplumsal kuralların ve ideolojik değişimin alt yapısı olarak ortaya çıkar. Devamında sık sık yanlış yola sapan İbrani halk gerçekliğine karşı muazzam bir ideolojik mücadele veren Musa bu amaçla toplumun değişimi ve dönüşümü için ideolojik argümanlar yaratma amaçlı devamlı yazar. İkna yolunu temel yöntem olarak belirleyen Musa, bu yürüyüş esnasında ideolojik ölçülere ve yoldaşlık gereklerine uymayan kişilere karşı da oldukça nettir. Daha düşmanla çatışmadan bu gerekliliklere uymayan ve hedeflerine engel olan 3000 İbraniyi öldürmesi de ilginç bir metafordur. Çünkü 40 yıllık uzun süreli ve meşakkatli yürüyüşe önderlik ederken varılacak kutsal amaçta önüne çıkan iç veya dış bütün engelleri bertaraf etmenin olmazsa olmaz olduğunun bilincindedir.

Önderlik milliyetçi-islami, sol-sosyalist birçok örgütü araştırıp tanıdıktan sonra ne sistem örgütlerinin ne de çeşitli sol-sosyalist fraksiyonların amacına varmada bir araç olamayacağını kısa sürede fark ediyor. Kürdistan’ın karşı karşıya olduğu soykırım ancak yeni bir çıkışla durdurulabilirdi. Bunun için bir zamanlar İbrahim’in de mekânı olan Urfa’dan çıktığı yolda örgütlemenin ilk adımlarını Ankara’dan başlatıyordu. Gruba sızdırılan bazı ajanlar grubu devlete karşı radikal eylemlere çekme girişiminde bulunsalar da Önderlik buna kuşkuyla yaklaşıp reddeder. Önderlik realist-kuşkucu yaklaşımlarıyla grup içerisindeki ajanları kısa sürede deşifre etmiş fakat muazzam bir siyasi zekâyla devletin sızdırdığı o ajanları devlete karşı verimli bir şekilde kullanmıştır. Grup belli bir örgütlülük ve olgunlaşmadan sonra da direkt olarak devlete yönelmez. İlkin devlet denetimindeki örgüt ve halkın üzerinde cehennem sopası gibi sallanan işbirlikçi aşiretlere karşı amansız bir savaş yürütür. Yine kadrolar ve halkın bilinçlenmesi için Önder Apo tüm zamanını araştırma yazma ve eğitime veriyor. Önderliğin yazdıklarının sadece Kürdistan için değil tüm dünya halkları için bir umut ışığı olduğu artık uluslararası çapta kabul gören bir realitedir. Ankara’da başlayan yürüyüş 52 yılını geride bırakırken 42 yılına girdiğimiz silahlı mücadele hala Kürdistan dağlarında destansı bir coşkuyla devam ediyor.

Sonuç olarak mevcut tarih her ne kadar egemenlerin eliyle yazılmış olsa da bugün artık ezilen ve direnenler de kendi şanlı tarihlerini yazabiliyorlar. Bu açıdan Kürt ve Yahudi halkının benzer kaderleri ve Önderliklerin benzer serüvenleri çok şaşırtıcı değildir. Yer ve mekan olarak İbrahim peygamberle de olan benzerlik farklı bir araştırma konusu olmakla birlikte devam eden yürüyüşün mutlak zafere ulaşacağına dair umutlarımız zirvede.

Roger ROJİYAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

Paylaş237Paylaş148
Önceki yazı

Türkiye, Suriye-Lübnan Hattında Ne Yapmaya Çalışıyor? HABER ANALİZ

Sonraki Haber

Ortadoğu’da Yeni Düzen Arayışı Ve Kürt Özgürlük Hareketinin Tarihi Rolü

Son HABERLER

Serbest Yazılar

Sonbahar Ve İsyan

Yayınlayan Lêkolîn
29 November 2025
0
1.6k

Doğan-gelişen ve yaşlanan kaçınılmaz olarak...

Daha fazla okuDetails

Hafıza, Umut ve Yeniden Doğuş

15 May 2025
1.6k

Gittiği Yerde Güzellikler Bırakan Fedai…

4 July 2024
1.7k

Yürüyorlar…

20 June 2024
1.6k

Öne Çıkan Yazılar

  • ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

    556 Paylaşım
    Paylaş 222 Paylaş 139
  • Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

    539 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • Sanatçı Mem Ararat Ne Yapmak İstiyor?

    730 Paylaşım
    Paylaş 292 Paylaş 183
  • BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

    541 Paylaşım
    Paylaş 216 Paylaş 135
  • MİT ve Parastin’ın Kirli Planını Deşifre Ediyoruz!- ÖZEL HABER

    919 Paylaşım
    Paylaş 368 Paylaş 230

ShamCash Uygulaması — Telefonunuzda Gerçekte Ne Yapıyor?- ÖZEL HABER

Rojhilat İttifakı: Uluslararası Toplum, İran’ın İdam Suçlarına Karşı Tutum Almalıdır

HPG: Önderliğimizin Özgürlüğünü Sağlama Hedefinden Sapmayacağız

Devşirme Kişiliği ve Kimlik Yabancılaşması

BAE’nin Suriye Hamlesi Ve Türkiye’nin Rahatsızlığı- ÖZEL DOSYA

Rusya-Türkiye-Çin İş birliği: İran’a Drone ve Hizbullah’a Silah Desteği- HABER ANALİZ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi | Lekolin

© 2025 Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

KÜRDİSTAN ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Yorum İlkesi

Takip Et

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç