Murat Karayılan, Önder Apo’nun 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasını hatırlatarak, bu açıklamayla birlikte sürecin ikinci aşamasının başladığını ifade etti. Bu yeni aşamanın, artık daha somut ve yasal adımların atılmasını gerektirdiğini dile getiren Karayılan, çözümün yalnızca söylem düzeyinde değil, doğrudan siyasal ve hukuki düzenlemeler üzerinden ilerlemesi gerektiğini kaydetti.
Bu süreçte belirleyici rolün doğrudan Türkiye Meclisi’ne düştüğünü belirten ve Meclis bünyesinde oluşturulan komisyonun raporunu sunduğunu hatırlatan Karayılan, Nisan ayının kritik bir eşik olacağını belirtti. Kürt sorununun çözümünün artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade eden Karayılan, devletin bu tarihi sorumluluk karşısında nasıl bir tutum alacağının belirleyici olacağını vurguladı.
HPG Komutanı Murat Karayılan’ın, ANF’ye verdiği özel röportajdan bazı kesitleri sizler için derledik.
27 Şubat 2025 çağrısıyla başlayan süreç hangi aşamada? Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?
Öncelikle şunu belirteyim: Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te geliştirdiği hamle, çok önemli bir hamledir. Bu hamlenin öneminin şu an herkes tarafından çok daha fazla anlaşılacağına inanıyorum. Yani şu an yaşanan gelişmeler ve mevcut durum, bu yeni stratejinin önemini ortaya koyuyor.
Önder Apo, bu hamlenin birinci yıldönümünde önemli bir açıklama daha yaptı. “Artık süreçte ikinci aşama başladı” dedi. Bir çok çevre, hareketimizin bu biçimde Önder Apo’yla bütünlüklü bir şekilde süreci geliştirebileceğini beklemiyordu. Birçok kesim yorum yapıyor, ‘ikna olmazlar’ diyordu. Hareketin ikna olacağını düşünenler de bir bütünen kabul görmeyeceğini belirtiyorlardı. Hatta kimileri hareketimizde parçalanma yaşanmasını umut ediyor ve bunun beklentisi içindeydi. Ancak geçen zaman çok iyi gösterdi ki, bizler yönetim, yapı, savaşçı ve halk olarak, yani hepimiz Önder Apo’yla bir bütünüz. Bu, Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde çok önemli duruştur. Bu biçimde her aşamada birlik ruhunun geliştirilmesi sıradan bir konu değildir. Bu temelde tarafımızdan süreç başarılı bir biçimde geliştirilmiştir ve üzerimize düşen görevleri yerine getirdik. En önemli olan konular PKK’nin feshi ve silahlı savaş stratejisinin durdurulmasıydı. Bu hususlardaki değişim elbette sıradan bir şey değildir.
Şimdi belirttiğimiz gibi Önder Apo, 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasında artık ikinci aşamanın başladığını işaret etti. İkinci aşama nedir? İkinci aşama yasal adımların atılmasıdır. Yani daha çok devlet tarafı gerekli adımları atacaktır. Zaten bilindiği gibi TBMM’de oluşturulan komisyon da raporunu hazırladı ve sundu. Açık ki önümüzdeki ayda bu konuda bir karara gidecekler. Bu çerçevede Nisan ayı önemli bir ay olmakta. Kürt sorunu bölgesel bir sorundur ve Türkiye’nin en önemli sorunudur. Özellikle Kürt halkı ile Osmanlı Devleti -ki Cumhuriyet zamanında da Türkiye Cumhuriyeti- şimdiye kadar birçok dönemden geçti. Ancak 1806’de Köysancak’ta Abdullah Babanzade’nin Osmanlı valisini hançerle vurmasından bu yana geçen 220 yıl içerisinde her ne kadar Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi zaman zaman ortaklaşmalar olsa da, ağırlıklı olarak kargaşa söz konusudur. Kürt halkı ile devletler arasında sürekli sorunlar, isyan ve isyanlara karşı da katliam gelişmiştir. Bu bir gerçektir.
Şimdi Türkiye Meclisi bu konuda köklü bir karar alacak mı, almayacak mı? Yani yüzyıllardır devam eden bu sorunu çözecekler mi çözmeyecekler mi? Bunun için, mevcut süreç çok önemlidir. Bu konuda Türk devleti adına TBMM karar verecektir. Bizler de Türk devlet yetkililerinin bu konuda gerçek çözüme dönük bir kararı geliştirmelerini bekliyoruz. Gerçekten yüzlerce yıldır devam eden bu sorunun kökten bir biçimde çözülmesi gerekiyor. Şu bilinmeli ki, sadece gerillanın silahsızlandırılmasına dönük kimi yasaların çıkarılması kesinlikle yeterli olmayacaktır. Eğer çözüm adına sadece bu halkadaki bir şey için çalışılıyorsa, tabii ki bu olmaz.
Her şeyden önce bu dönemin mimarı Önder Apo’dur. Önder Apo’nun özgürlük sorunu çözülmeden, bu sorun da çözülmez. Önder Apo’nun özgürlüğü hem siyasi, hem toplumsal, hem tarihi, hem de ahlaki olarak bir gerekliliktir. Bugün halkımız da Newroz alanlarında sürekli bir şekilde bunu haykırıyor. Bu, yalnızca hareket olarak bizim bir isteğimiz değildir. Doğrudur; hareket olarak ilk talebimiz budur ancak bu, aynı zamanda tüm halkımızın da, tüm dünyadaki dostlarımızın da istemidir. Sorunla ilgilenen ve çözüm isteyen herkesin talebidir. Yani bugün böyle bir talep vardır ve çözüm için gerekli şeylerin yapılması gerekmektedir. Önder Apo’nun özgürlüğünün gerekliliği zorla dayatılan ve farz kılınan bir şey değildir; doğal olarak ulaşılan ve yapılması gereken bir sonuçtur.
Yine mesela Kürt varlığı söz olarak kabul ediliyor. Tamam o zaman yazılı olarak da kabul edilsin. Bu, yasal olsun. Bunlar, yani Kürtlerin yasal statüye kavuşması ve Önder Apo’nun özgürlüğü gerçekleşmediği sürece mevcut sorun da köklü bir biçimde çözülemez. Köklü bir çözüm için kesinlikle devlet bu çerçevede adım atmalı. Bugün bölgemiz Ortadoğu kaynıyor. Ve tüm ülkelere dönük tehlike söz konusudur. Eğer Türk devleti böylesi bir süreci rahat bir biçimde karşılıyorsa, bunda Önder Apo’nun geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Hamlesi’nin rolü çok fazladır. Yani Önder Apo bu süreci geliştirdi ve şu an Türkiye rahattır; ancak her yerde savaş olsaydı Türkiye çok daha fazla sıkışma yaşar ve büyük tehlikelerle yüz yüze kalırdı. Şimdi bu konuda mesela kimi Türk yetkilileri, Önder Apo’nun özgürlüğü konusunun Türkiye kamuoyu tarafından kabul görmediği yönünde kimi şeyler belirtiyorlar. Tamam da, siz de o zaman Önder Apo’nun yaptığı şeyleri halka izah edin! İşte biz de ikna için halkımıza ve arkadaşlarımıza hep izah ediyoruz. Siz de izah edin. Önder Apo’nun şu an Türk ve Kürt halklarının kardeşliği temelinde geliştirdiği siyaset ne anlama geliyor? Mesela şimdi AKP’liler, “bölgede savaş var; füzeler ve dronlar her ülkeye gidiyor. İsrail’in Demir Kubbesi varsa bizim de Tayyip Erdoğan öncülüğünde kurduğumuz siyasi kubbemiz var” diyorlar. Tamam da, belirtilen bu kubbe nasıl yaratıldı, bunu da bilmeleri gerekiyor. Bunun için herkesin kendi tarafını ikna etmesi gerekliliği vardır.
Biz bu dönemde gerilla güçleri içerisinde, başta HPG Komuta Konseyi’nin yıllık toplantısı olmak üzere kimi toplantılar gerçekleştirdik ve bunları başarılı bir biçimde tamamladık. Komuta kadememizin yıllık toplantısının dönemin başarısı açısından aldığı önemli kararlar vardır. Şimdi bu röportajda bu kararların hepsini açmama gerek yok ancak yeri gelmişken şu kararı paylaşmak isterim: Gerilla, Önder Apo’yu birebir görmek ve onunla diyalog halinde olmak istiyor. Nitekim fesih kongremizde de bu karar vardı. ‘Silahsızlanma aşamasının Önder Apo tarafından yönetilmesi gerekiyor’ biçimindeydi. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor: İşte gerilla da şimdi bunu istiyor. Yani herkes tarafından bu isteğe anlam verilmeli, bunun için çaba gösterilmeli ve bu çerçevede kalıcı çözüm geliştirilmeli. Yoksa Devlet Bahçeli’nin bundan birkaç gün önce yaptığı açıklamada belirttiği, ‘bu önemli dönemde Türkiye merkezi bir rol oynamalı, merkez olmalı’ sözlerinin gerçekleşmesi için öncelikle Türkiye’de Kürt sorununun kalıcı bir biçimde çözülmesi gerekir. Yani Devlet Bahçeli’nin söylediği bu şeyler ancak Kürt-Türk ittifakı temelinde olabilir. Bunu herkes görmeli ve bunun için çaba geliştirilmeli.
Türk devlet yetkililerinin de bu konuları düşünmelerini, bu temelde stratejik bir karar vermelerini ve Kürt sorununun kökten çözümü için belki bir kerede olmasa da yol alınması için karar almalarını ve adım atmalarını umuyorum. Beklentimiz bu yöndedir, bu çerçevede önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye Devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir.
Şunun da bilinmesi gerekir ki biz seçeneksiz değiliz; seçeneklerimiz vardır. Böyle dediğimiz zaman kimse yanlış anlamasın. Biz tecrübeli, güçlü ve toplumsal bir hareketiz. Ancak çözüm geliştirmek istiyoruz ve bu açıdan alternatifimiz var. Çözüm olursa, buna hazırız. Olmazsa, yani çözümsüzlük hali gelişirse, o duruma da hazırız ve bunun üzerine de çalışıyoruz. Biz acemi bir hareket değiliz, deneyimliyiz. Farklı yollardan da başarıyı sağlayabilecek yeterli düzeyde derinliğimiz, gücümüz ve tecrübemiz vardır. Bu nedenle herkesin süreci ve bu konuyu doğru ele alması gerekir. Bu şekilde çözüme gidebiliriz ve biz çözümün gelişmesini istiyoruz.
Önder Apo bu konuda çok büyük bir çaba sergiliyor ve biz de Önder Apo’nun arkasında birlik içerisinde duruyoruz. Fakat çözüm için Türkiye tarafının da hakikati görmesi, buna göre adım atması gerekir. Bu çerçevede Türkiye devletinin adım atmasını ve Önder Apo’nun çabalarının sonuç alarak başarıya ulaşmasını umuyoruz.
SÜREÇ TERSİNE DE DÖNEBİLİR
Hareket ve halk, esasen de tüm bölge halkları olarak çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Konuşmamızda da belirttiğimiz gibi hemen olmasa da önümüzdeki aylar çok tarihi ve önemli bir süreçtir. Biz, 2026 Newrozu’nun gerçek bir özgürlük Newrozu, yani Önder Apo’nun Özgürlüğü Newrozu olmasını istiyoruz. 2026 yılı buna adaydır. Bu iddiayı sürekli dile getiriyoruz, bu sloganı yükseltiyoruz ancak artık gerçekleşmesi gerekiyor. 2026 yılının bizim için şimdiden çok önemli bir yıl olacağı bellidir.
Kuşkusuz rehavete kapılmamak ve saf yaklaşmamak gerekir. Her şey tersi bir biçimde de gelişebilir ve bize yönelik kapsamlı saldırılar yapılabilir. Biz örgüt olarak bunu da düşünüyor ve bu hususta da hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat kimsenin yanlış anlamaması gerekir. Biz her türlü duruma karşı tedbirli olmalıyız. Halkımızın da 2026 Newrozu’nu Özgürlük ve Demokratik Birlik şiarıyla karşılaması, Newroz’dan sonra da mücadelesini güçlendirmesi, kendini daha fazla örgütlemesi, harekete geçmesi, birliği ve dirliği sağlaması gerekir. Çünkü sürecin nasıl evrileceği şu an belli değildir. Evet, olumlu evrilmesi noktasında umudumuz var ancak işin içinde birçok taraf bulunmakta. Ve Önder Apo’nun büyük bir dürüstlük ve emekle sergilediği çabaların boşa çıkarılması ve sürecin tersine dönmesi ihtimali de çok uzak bir ihtimal değildir. Halkımızın da bizlerin de bu duruma hazırlıklı olmamız gerekmektedir.
Dolayısıyla iki yönlü ihtimalin olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Her iki açıdan da hazırlık yapmamız lazım. Durum ve seçenekler ne olursa olsun, her türlü hazırlıklı olmamız, bu temelde kendimizi daha fazla örgütlememiz ve harekete geçmemiz elzemdir. Halkımız bu biçimde yaklaşmalıdır. Böyle olursa, her koşul altında sonuç alırız. Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşanan gelişmeler gösteriyor ki; tarihi ve yeni bir durum gündemdedir. Bu tarihi ve yeni süreçte Kürt halkı ve Hareket olarak başarmalıyız. Bundan ötürü her ne kadar eksikleri olsa da örgüt olarak gerekenler yerine getiriliyor, fakat halkımızın da kendi açısından gereken her şeyi yapması lazım. Newroz’u bu temelde kutlarsak doğru bir kutlama olur. Halkımızın da bu çerçevede yaklaşacağını umuyor, bir kez daha Newroz ve Ramazan Bayramı’nı tüm halkımıza ve inananlara yürekten kutluyor, tüm devrim direnişçilerine ve yoldaşlara 2026 yılında başarılar diliyorum.





