İnsan cinsinin hayatta kalmayı başarabilmiş tek türü biz Homo sapiensleriz. Peki, kendisinden daha güçlü ve ayrıca alet dahi yapıp kullanabilen başka türler varken neden Homo sapiens bunu başarabilen tek türdür? Bu sorunun cevabı sosyolojidedir.
Homo sapiensi, yani günümüzdeki insanları, diğer insan türlerinden ayıran temel değişkenler; iletişim (dil) ve kolektif hareket bilinci olmuştur. Bu iki değişken sayesinde insanlar bugün hayatta kalabilmenin de ötesine geçmiş; toprak sahibi olmuş, devletler kurmuş ve dünyanın yöneticileri konumuna gelmişlerdir.
Peki ya günümüzde, özellikle gençlerde bu iletişimi ve kolektif hareket etme bilincini törpüleyen ve hatta ortadan kaldıran şey nedir? Bugün gençler neden bir başkaldırı konusunda bu kadar bilinçsiz ve isteksiz görünüyor? Bunun birkaç temel nedeni vardır.
Artık günümüzdeki toplum, ilk toplumlar kadar basit çözümlenebilir halde değildir. Bireylerin davranışlarını etkileyen birçok sosyolojik etken vardır. Korku, sosyal medya, asparagas haberler, manipülasyon, aşağılık kompleksi… Bu gibi olgular insanları çığ gibi büyüyen bir bireyselliğe itmektedir. İnsanlar eskisi gibi şu an içinde bulunduğu durumun olumsuz şartlarını düzeltmek, kendi olumlu şartlarını yaratmak istemek yerine; hâlihazırda kurulu olan, kendi beğendiği bir düzene göç edip geride bıraktığı toprağını bir çürümeye mahkûm etmektedir.
Siyaset de insanlığın en doğal oluşumlarından biriyken, bugünkü gençler ileride sıkıntı yaşamasından korktuğu için siyasete girmeyi geçelim, arkadaşlar arasında bile rahatça konuşamamakta, fikirlerini savunamamaktadır. Bu düzeni sorgulamak ve değiştirmek için çabalamak, sistemin kurduğu kapanları kaldırmak yerine; onun kapanlarına basmamaya çalışan, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” modunda takılan insan, bireyselliğin en açık örneğidir.
Bu bireyselliğin önüne geçip gençlerin örgütlenmesinin önünü açabilecek olgular da vardır. Toplumsal hafıza gibi. Toplumsal hafıza; geçmişte aynı olayları yaşayan, aynı zorlukları çekmiş ve hâlâ çeken, birbirine ırk, dil, kimlik, kültür ve daha birçok olguyla bağlı insanları bir arada tutmaya yarayan önemli bir kavramdır. Fakat kendi toplumunun hafızasından haberi olmayan ve bu konuda bilgisiz ve deneyimsiz olan bir genç için bu kavramın hiçbir önemi yoktur. Önemi olmadığından, herhangi bir örgütlenme bilincine de sahip değildir.
İnsan bilgisizliğini aşıp, her şeyden önce “Neden örgütlenmeliyim?” sorusunu cevaplayabilmelidir. İnsanın bu cevabından sonra doğa zaten kendi rolünü elbette üstlenecektir.
Bugün gençlerin özgürlük ve özgür toprakları için kolektif hareket edememesinin, bireyselleşmesinin en önemli nedenlerinden biri de tabii ki, asimilasyondur.
Asimilasyon politikası gençlere sadece dilini, kimliğini unutturmakla kalmamış; onlara bu düzene itaat etmesi gerektiğini, yapılacak hiçbir şeyin olmadığını ve kendisinin ne yaparsa yapsın bir şeyleri değiştiremeyeceğine dair bir inancı gençlerin beyinlerine enjekte etmiştir.
Bu tür bireysel düşüncelerin artmasıyla toplumsal düşünce ve bilinç azalmıştır ve maalesef günümüzde bu tür konular daha fazla konuşulur olmuştur. Bu durumu kırmak için erkenden bireyselliğin önüne geçilmelidir. Bunu yapacak olan da toplumsal hafızayı yaymaktır. Toplumsal hafıza ortak bilinç ve Komün örgütlemelerinin ivediliğini ortaya koymaktadır aksi halde yaşanan krizler felaketleri ardı ardına getirecektir….
Stêrk PEZKOVÎ





