HTŞ Şura Heyeti üyelerinden Hesen Mensur isimli kişi tarafından eğitilen henüz üç ya da dört yaşında olan çocuklar, ellerinde Kur’an-ı Kerim ile sıralar halinde diziliyor. Komutla hareket ediyor, askeri disiplinle yürütülüyorlar. Bazı görüntülerde bu çocuklara tekvando ve karate eğitimi verildiği, eğitmenlerin ise dini söylemler eşliğinde konuşmalar yaptığı dikkat çekiyor.
Bu sahneler, klasik bir dini eğitim ortamından oldukça farklı. Burada amaç yalnızca öğretmek değil; şekillendirmek.
İDEOLOJİK ÇERÇEVE: İNANÇTAN DOKTRİNE
Bu eğitimlerde çocuklara aktarılan içerik, çok erken yaşta itaat, cihat, düşman ve toplumsal ayrışma kavramları etrafında yoğunlaşıyor. Çocukların ellerine verilen dini metinler, ideolojik bir araç haline geliyor. Eğitim sırasında kullanılan dil, dogmatik ve mutlak doğrular üzerinden geliştiriliyor.
Henüz kimlik gelişiminin en başındaki çocuklar için bu tür bir yönlendirme, dünyayı tek boyutlu algılamalarına neden oluyor.
ÖRGÜTSEL ARKA PLAN
Bu faaliyetlerin arkasında ve bizzat yürütücü gücü Heyet Tahrir El Şam (HTŞ)’ye bağlı İdlib merkezli Şura Heyetidir.
Aynı şekilde HTŞ’nin DAIŞ bağlantılı çeteleri bünyesine entegre etmeye devam ettiği ve özellikle DAIŞ’in “Halife Yavruları” (Eşbal el-Xilafa) olarak bilinen çocukları MİT aracılığıyla eğitip HTŞ’nin Genel Güvenlik Birimlerine sızdırdığını Lekolin.org sitesi 14 Ekim 2025 tarihli özel haberinde deşifre etmişti. Bu sürecin planlayıcısı ve yürütücüsü olan MİT, DAIŞ çetelerini HTŞ içine yerleştirilmesi için stratejik planlarını devam ettiriyor.
HTŞ, geçmişte DAIŞ ile aynı ideolojik hatta bulunduğu bilinmekle birlikte, daha sonra örgütün başındaki isim Colani tarafından ayrıştırıldı. Ancak bu ayrışma zihinsel boyuttan çok politik bir ayrışma şeklindedir. Ve sahadaki uygulamalara bakıldığında aynı pratiğin devam ettiğini görüyoruz. Bugün görülen çocuk eğitim programları, bu ideolojik hattın yeni nesillere aktarılma biçimi olarak öne çıkmaktadır.
Üç yaşındaki bir çocuk düşünün. Elinde oyuncak yok, kitap var ama o kitap da okumayı öğrenme yerine itaat etme üzerine eğitim veriyor. Sıra halinde diziliyor. Komut alıyor. Bu bir eğitim değil geleceğe planlanan bir hazırlık. Henüz konuşmayı bile yeni öğrenmiş çocuklara cihat anlatılıyor. Düşman öğretiliyor. Kadınla mesafe, itaat, savaş… Hepsi daha hayatın ne olduğunu bilmeyen zihinlere yerleştiriliyor. Bu bir tercih değil spor adı altında, sağlam bir beden adı altında ideolojik eğitim. Bu tür eğitimlere giden çocuklar okul eğitimi alan çocuklara göre daha fazla çünkü daha çekici hale getiriliyor bu da çocuklarda bir oyun gibi geliyor.
Bir çocuğun dünyayı tanımadan önce kimden nefret edeceğini öğrenmesi sadece bir ideoloji meselesi değildir. Bu geleceğe yerleştirilen bir mayındır. Colani bugün farklı bir yüz ile dünyanın karşısına çıkmış olabilir ya da bazı devletler tarafından çıkar konusu yapılmış olabilir ancak sahadaki görüntüler daişin yeniden diriltildiğinin açık örneğini teşkil ediyor. Çocuklar hala saf tutuyor. Çocuklar hala hazırlanıyor. Üstelik bu çocuklar sadece dini eğitim almıyor. Dövüş sanatları öğretiliyor. Düşmanlarına nasıl tuzak kuracaklar, nasıl saldıracaklar vs. Tüm savaş sanatlarını çekici yöntemlerle çocuklara öğretip savaşa teşvik ediyorlar. Fiziksel olarak güçlendiriliyorlar. Ama asıl inşa edilen şey kasları değil zihinleri. Ve o zihinlere tek bir şey yerleştiriliyor bir halkın düşmanlaştırılması, kadının haram sayılması, ve islam dünyasının yeniden radikal islamcı anlayışa kaydırılması.
YAŞ SINIRININ ORTADAN KALKMASI
En dikkat çekici unsurlardan biri, bu sürecin yaş sınırı gözetmemesidir. Üç yaşındaki bir çocuğun, henüz temel bilişsel gelişimini tamamlamadan ideolojik bir eğitime dahil edilmesi, yalnızca eğitim değil; doğrudan yönlendirme ve biçimlendirme anlamına gelir. Bu yaş grubundaki çocuklar için gerçeklik ile öğretilen arasında ayrım yapabilmek mümkün değildir. Bu da verilen bilgiyi mutlak doğru haline getirir.
ULUSLARARASI HUKUK NE DİYOR?
Bu tür uygulamalar, uluslararası hukuk açısından açık ihlal niteliği taşır.
United Nations tarafından kabul edilen Convention on the Rights of the Child:
-Çocukların silahlı yapılar içinde yer almasını yasaklar
-Askeri eğitim verilmesini ihlal olarak tanımlar
-Çocukların zihinsel ve psikolojik istismarını suç kapsamında değerlendirir
Bu bağlamda, ideolojik ve yarı askeri eğitim birlikte ele alındığında, yalnızca etik değil hukuki bir sorun ortaya çıkar.
GEÇMİŞ ÖRNEKLER: ÇOCUKLAR NASIL KULLANILDI?
Benzer yapılarda çocukların:
-Propaganda videolarında kullanıldığı
-Gözcü ve haberci olarak görevlendirildiği
-Bazı durumlarda doğrudan çatışmalara dahil edildiği biliniyor.
Bu durum, çocukların birey olarak değil, araç olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
UZUN VADELİ RİSK: ŞİDDETİN NORMALLEŞMESİ
Erken yaşta bu tür ideolojilere maruz kalan çocuklar için:
-Şiddet sıradanlaşır
-“Düşman” algısı kalıcı hale gelir
-Toplumsal uyum zorlaşır
Bu yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal bir kırılma üretir. Bugün eğitilen bu çocuklar, yarının karar vericileri değil; yarının çatışma aktörleri olma riski taşır.
SONUÇ: TEHLİKELİ GELECEĞİN SESSİZ İNŞASI
Ortaya çıkan tablo açık: Bu süreç bir eğitim değil, cihadist bir nesil inşasıdır.
Henüz oyun çağındaki çocukların ideolojik ve askeri disiplinle büyütülmesi, savaşın en uzun vadeli biçimidir. Çünkü bu, zihinlerin kontrol altına alınması anlamına gelir. Ve bu zihinler, yıllar sonra yalnızca bir coğrafyayı değil, çok daha geniş bir dünyayı etkileyebilir.
Gulê HECÎ





