KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu direnişinin 44. yıl dönümü. ‘Onur Günü’ olarak anlamlandırdığımız bu tarihi direnişte şehit düşen Kemal Pir, M.Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’i minnet ve saygıyla anıyoruz. Onların yaşam ve mücadele felsefesi temelinde özgür ve demokratik yaşamı gerçekleştirme sözümüzü yineliyoruz” dedi.
“14 Temmuz 1982 Kürdistan tarihi açısından çok önemli bir gündür” denilen KCK açıklamasında şunlar belirtildi: “Kürt halkını soykırıma uğratmak amacıyla iktidara gelen 12 Eylül faşist darbecileri 14 Temmuz’da ideolojik-politik yenilgiye uğratılmıştır.
12 Eylül askeri faşist darbesi gelişen Kürt halkının özgürlük mücadelesini ve Türkiye halklarının özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini bastırmayı amaçlamıştı. 1970’li yıllarda tarih sahnesine çıkan Apocular Türk devletinin Kürt halkı üzerinde uyguladığı soykırımcı sömürgeciliğe karşı isyan bayrağını kaldırmıştı. Apocular Kürdistan’da hızlı bir gelişme göstermiş, 1978 yılı 27 Kasım’ında partileşmişti. PKK kısa sürede Kürdistan’ın birçok yerinde soykırımcı sömürgeciliği sarsmıştı. PKK önü alınamaz bir gelişme gösteriyordu.
Türk devletinin temel ulusal stratejisi olan Kürdistan’ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirme amacı her gün darbe yiyordu. 12 Eylül 1980 tarihinde bu gelişmenin önünü almak ve soykırımcı sömürgeciliği yeniden tahkim etmek için askeri faşist darbe gerçekleştirildi. Bu faşist darbeyle soykırımcı sömürgeciliğe başkaldıran PKK’nin ezilmesi hedeflendi. PKK’nin binlerce kadro, sempatizan ve taraftarına uzun süren işkenceler yapılarak zindanlara dolduruldu. Ağır işkencelerle tutsaklar pişmanlık gösterip itirafçı haline getirilmek istendi. Böylece sadece PKK zindanların betonuna gömülmeyecek, Kürt halkının iradesi kırılarak Kürtlüğünden vazgeçirilip soykırıma uğratılacaktı.
14 Temmuz büyük ölüm orucu direnişçileri bu soykırım amacını boşa çıkarmak için yaşamlarını ortaya koydular. Zindanlarda yaratılacak teslimiyet üzerinden soykırımı hızlandırma politikasına dur dediler. Çünkü uğursuz bu amaca karşı çıkılmasaydı Kürt halkının geleceği karartılacaktı. Kürdistan’da boydan boya soykırım politikasıyla Türkleştirme gerçekleştirilecekti. 14 Temmuz direnişini anarken bu gerçekliği iyi anlamak ve anlatmak gerekir. Sadece işkenceye karşı direniş oldu, algısı Diyarbakır 5 Nolu zindanında soykırımcı sömürgecilerin amaçlarını görmezlikten gelmeyi sağlar.
İşkencelerden söz etmek, işkenceye karşıyım demek ama bu işkence düzeninin esas amacını ortaya koymamak bu direnişçilere yapılmış büyük haksızlık olur. 14 Temmuz direnişçileri Türk devletinin soykırımcı uğursuz amaçlarını çok iyi gördüklerinden yaşamlarını ortaya koyarak Kürdistan tarihinin en büyük direnişini gerçekleştirmişlerdir. Bu direniş tam zamanında yapılmıştır. 14 Temmuz büyük ölüm orucu gerçekleşmeseydi bugün Kürdistan’da soykırımın ne kadar yüksek düzeyde yaygınlaşmış olduğunu görecektik. Çünkü zindanda yarattıkları teslimiyet üzerinden soykırımı daha hızlı geliştirmenin siyasi ve psikolojik ortamına kavuşacaklardı.
14 Temmuz direnişçileri sadece soykırımı hızlandırma planına dur dememişler, yarattıkları yaşam ve mücadele felsefesiyle de Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını kazanacağı mücadele gücünü ortaya çıkarmışlardır. Eğer Kürdistan devriminin tarzı olan zorun zoru koşullarda direnip başarmanın tarzını yaratmamış olsalardı son 50 yılda Kürdistan’ın dört parçasında elde edilen kazanımlar gerçekleşmezdi. Bu açıdan Kemal Pir’in “Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” diyerek ortaya koyduğu yaşam ve mücadele felsefesi bugün de bize yol göstermektedir.
Barış ve demokratik toplum projesi de bu yaşam ve mücadele felsefesiyle başarıya ulaştırılabilir. Bu felsefede zorluk diye bir şey yoktur; zorluklar mücadele etme ve kazanma gerekçesidirler.
14 Temmuz direnişçileri şahsında tüm zindan şehitlerini bir kez daha minnet ve saygıyla anıyor, onların özlemi olan Özgür Kürdistan, Demokratik Türkiye ve Demokratik Ortadoğu’yu onların yaşam ve mücadele felsefesiyle gerçekleştireceğimize inanıyoruz.”





