Bir yanda cinayetler, kaçırmalar, yağma ve demografik değişim, diğer yanda ise “Suriye Kalkınma Fonu” sloganıyla Suriyelilere yardım kampanyaları, Şam Uluslararası Fuarı’nın düzenlenmesi ve Colani’nin Hama, Humus, Halep, İdlib ve diğer Suriye şehirlerinde aralıksız süren gezileri devam ediyor.
Bahsettiğimiz bu hareketlilik ve faaliyetlerin amacı nedir? Acaba amaç seçimlere hazırlık mı, yoksa HTŞ ve diğer cihadist grupların kanlı yüzünü aklamaya mı yönelik?
Geçtiğimiz hafta içinde, Suriye Geçici Hükümeti sözde Suriye’nin yeniden inşası için “Suriye Kalkınma Fonu” kampanyasını başlattı. Elbette her başlatılan kampanyanın bir amacı ve geçtiği aşamalar olmalıdır. Ancak Suriye’nin içinde bulunduğu süreç ve aşamalar göz önüne alındığında ne Suriye ne de Geçici Hükümet buna hazır. Hükümetin meşruiyetinin tartışıldığı bir ortamda bu kampanya ne kadar yer bulabilir? Ayrıca, başta Suriye Merkez Bankası olmak üzere tüm finans kurumları ve bankalar uluslararası yaptırımlar altındayken. Üstelik “Sezar Yaptırımları” olarak bilinen uluslararası yaptırımlar hâlen kaldırılmadı. Böyle bir ortamda bu kampanyanın başlatılması ne kadar meşru ve bu kampanyadan toplanacak paraların Suriye toplumunun hizmetine sunulacağının garantisi ne kadar mümkün?
Ayrıca, Suriye’de henüz “toplumsal güven” sağlanmış değil. Toplumsal güvenin kazanılması için öncelikle Şam geçici hükümetinin toplumun güvenini kazanması ve meşruiyetini toplumdan alması gerekiyor. Bu güven olmadan, vatandaşlar Suriye’nin yeniden inşası için hiçbir kampanyaya katılmayacaktır.
Şimdiye kadar yaklaşık 6 milyon dolar toplandığı söyleniyor. Peki, bu parayı verenler kimler ve neden verdiler? Bu “Suriye Kalkınma Fonu” kampanyasına katılanların %70’i çete ve cihadist grupların yöneticileri ve komutanları. Bu kampanyanın amacı, “kara para aklama” ve HTŞ ile yabancı cihadist grupların sermayesini meşrulaştırmak. Bu kampanya aracılığıyla HTŞ ve yabancı cihadist grupların ne kadar mal varlığına sahip olduğu ortaya çıkıyor ve tüm bu kara paralar yasal zemine taşınıyor. Aynı konuyla bağlantılı olarak, kampanyaya katılanların %30’u Baas Rejimi’nin kalıntıları. Colanî, bu kampanya ile eski rejime bağlı subay ve sermayedarları, örneğin Hemşo, Katırcı, Mahluf aileleri ve diğer birçok sermayedarı sisteme entegre etmeye çalışıyor. Entegrasyonun en kolay yolu da “Suriye Kalkınma Fonu” kampanyası.
Öte yandan, kampanyaya katılanlar bu yolla hem hayatlarını hem de sermayelerini güvence altına alıyor. “Suriye Kalkınma Fonu”na katılan bazı isimler ve yatırdığı para miktarı şöyle: Sözde Suriye lideri Ahmed Şerhi-Colani 20 bin dolar, Esma Esad ailesine yakın isimlerden Mehmet Hemşo 25 bin dolar, Ahmed Emro Hemşo bin dolar, Colani’nin eşi Latife El Darbi 5 bin dolar ve eski Esad rejimi iş insanı Halid Hasel El Mir 500 bin dolar.
Suriye Kalkınma Fonu Genel Müdürü Safwat Raslan bir açıklamasında şunları söyledi: “Bu kampanyanın amacı Suriye’yi yeniden inşa etmek ve tüm Suriye coğrafyasına yayılmaktır.” Ancak öyle görünüyor ki, Safwat ve Colani’nin diğer yetkilileri kendi sermayelerinin meşruiyetini inşa etmeye çalışıyor. Bunun ne kadar başarılı olacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Çünkü ne Geçici Hükümet’in meşruiyeti var ne de Sezar Yaptırımlarının tamamen kaldırılmasına yönelik uluslararası bir girişim. Görünen o ki, Colani Türkiye’nin aklıyla meşruiyetini inşa etmeye çalışıyor. Ancak değim yerindeyse, “Mızrak çuvala sığmaz.” Ne yaparsanız yapın, bu halka karşı işlediğiniz hırsızlık, yağma ve cinayetleri gizleyemezsiniz. Geçici Hükümet’in meşruiyeti, halkın güvenini kazanmakla olur, toplumu ve kamuoyunu aldatmaya yönelik makyaj kampanyalarıyla değil.
Dozdar XERÎB





