Anlaşma, Şam’ı İsrail’in “sınır muhafızı” haline getirirken, Türk devletinin “İhvan” merkezli projesini ve İran’ın “Şii Hilali” stratejisini tamamen tasfiye ediyor. Halkların iradesini yok sayan bu anlaşma, Özerk Yönetim için de yeni ve daha karmaşık bir tehdit döneminin habercisi.
Diplomasi koridorlarının karanlık dehlizlerinde, Suriye halklarının iradesi bir kez daha yok sayılarak, bölgenin kaderini yeniden çizen tarihi bir anlaşmanın imzalandığı ortaya çıktı. Washington ile Colani hükümeti arasında “İsrail’in güvenliği” temelinde imzalanan 9 maddelik metin, Suriye’yi fiilen ABD ve İsrail’in mandası altına sokarken, yıllardır sahada savaşan Türk devleti, İran ve Rusya’yı oyunun dışına iten bir “tasfiye konsepti” niteliği taşıyor. Bu anlaşma, bir “barış” değil, Suriye’nin egemenliğinin kağıt üzerinde bırakıldığı, fiiliyatta ise Tel Aviv’in güvenliğine endekslendiği bir “diz çöktürme” belgesidir.
ANLAŞMANIN RUHU: ‘NORMALLEŞME’ DEĞİL, ‘TESLİMİYET’
Anlaşmanın ilk maddesi, Şam’ın “İbrahim Anlaşmaları” olarak bilinen bölgesel normalleşme mekanizmasına katılmasını öngörüyor. Bu, basit bir diplomatik adım değil, Şam’ın on yıllardır süren “direniş” söyleminden vazgeçerek, İsrail’in bölgedeki varlığını ve ABD’nin hamiliğini resmen kabul etmesi anlamına geliyor. Madde 5’te Golan Tepeleri’ndeki İsrail kontrolünün “fiilen” tanınması ve Madde 6’da Hizbullah, Hamas gibi örgütlerin ve İran etkisinin tasfiye edileceğinin taahhüt edilmesi, bu teslimiyetin en somut kanıtlarıdır. Şam, bu anlaşmayla Suriye topraklarını İsrail’e tehdit olmaktan çıkarmayı ve Tel Aviv’in güvenliğini sağlamayı birincil görevi olarak kabul etmiş oluyor.
TÜRKİYE’NİN STRATEJİK İFLASI: ‘İHVAN PROJESİ’ VE ‘MİSAK-I MİLLİ’ ÇÖKTÜ
Bu anlaşma, Ankara’nın yıllardır milyarlarca dolar harcayarak, binlerce çeteyi besleyerek yürüttüğü Suriye politikasının tam bir hezimetle sonuçlandığını tescil ediyor.
‘Güvenli Bölge’ Hayali Bitti: Anlaşma, Suriye’nin güneyinde ve merkezinde istikrarı hedeflerken, Türk devletinin işgali altındaki bölgelerdeki çete gruplarını dolaylı olarak hedef alıyor. Madde 8’de belirtilen “Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR)” programı, doğrudan Ankara’nın beslediği “Milli Ordu” çetelerinin tasfiyesi anlamına gelmektedir. Ankara, elinde ne yapacağını bilmediği binlerce cihatçıyla baş başa kalmıştır.
İhvan Merkezli Politika İflas Etti: Türk devletinin, Suriye’nin geleceğini İhvan (Müslüman Kardeşler) çizgisindeki bir yönetimle şekillendirme hayali tamamen çökmüştür. Anlaşma, seküler, ulus-devletçi ancak ABD-İsrail yörüngesindeki bir merkezi yönetimi tahkim etmektedir. Bu, Ankara’nın tüm ideolojik yatırımının boşa gitmesidir.
Sahada Yalnızlaşma: MİT’in Halep’te ve diğer bölgelerde kurduğu “paralel devlet” yapıları, bu yeni denklemde gayrimeşru hale gelmiştir. Türkiye, artık Suriye’nin geleceğinde söz sahibi bir aktör değil, tasfiye edilmesi gereken çetelerin hamisi konumuna düşürülmüştür. Bu, Ankara için tam bir kâbus senaryosudur.
İRAN VE RUSYA İÇİN ‘OYUN BİTTİ’ MESAJI
Anlaşma, en az Türkiye kadar, Suriye’deki diğer iki kilit aktör olan İran ve Rusya için de bir tasfiye belgesidir.
İran: Tahran’ın, Irak’tan Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan stratejik “Şii Hilali” koridoru, bu anlaşmayla tam kalbinden bıçaklanmıştır. Şam’ın, Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları’nın faaliyetlerini engellemeyi taahhüt etmesi, İran’ın bölgedeki en büyük stratejik yatırımının yok edilmesi anlamına geliyor.
Rusya: Moskova, askeri olarak savaşı kazanmış gibi görünse de, siyasi masayı tamamen Washington’a kaybetmiştir. Yıllardır süren askeri ve ekonomik desteğin sonunda, müttefiki olan Suriye’nin kontrolü, en büyük rakibi olan ABD’ye geçmiştir. Rusya’nın Tartus ve Hmeymim’deki askeri varlığı, bu yeni siyasi gerçeklik içinde anlamını yitirmiş, adeta ABD’nin insafına terk edilmiştir.
ÖZERK YÖNETİM İÇİN YENİ TEHDİTLER VE BELİRSİZLİK
Bu yeni denklem, Türkiye ve desteklediği çetelerin tehdidini kısmen bertaraf etse de, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi için çok daha karmaşık ve tehlikeli bir dönemin kapısını aralıyor.
Görmezden Gelinme: Anlaşma metninde Kürt halkının, Süryanilerin, Ermenilerin ve diğer halkların varlığı ve siyasi iradesi tamamen yok sayılmıştır. Federalizmden veya demokratik özerklikten bahsedilmemekte, aksine “Suriye Arap Cumhuriyeti”nin merkeziyetçi yapısı vurgulanmaktadır.
Yeni Siyasi Tehdit: Madde 9’da Şam’ın “siyasi çözüme ilişkin uluslararası kararları” uygulama taahhüdü, Özerk Yönetim’e karşı kullanılabilecek tehlikeli bir madde olarak öne çıkıyor. ABD’nin garantörlüğündeki yeni Şam yönetimi, gelecekte “ülkenin toprak bütünlüğü” adı altında Özerk Yönetim’in tasfiyesini gündeme getirebilir.
ABD-QSD İlişkilerinin Geleceği: Bu anlaşma, ABD’nin QSD ile olan taktiksel ortaklığının geleceği konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Washington, İsrail’in güvenliğini önceleyen bu büyük stratejik pazarlık için, DAİŞ’e karşı birlikte mücadele ettiği müttefikini feda edecek mi? Bu, önümüzdeki dönemin en kritik sorusudur.
SONUÇ: HALKLARIN İRADESİ BİR KEZ DAHA HİÇE SAYILDI
Sonuç olarak, Şam-Washington anlaşması, Suriye halklarına barış ve demokrasi getiren bir çözüm değil, bölgeyi kendi çıkarlarına göre dizayn eden emperyal bir projedir. Bu, 21. yüzyılın Sykes-Picot’sudur. Anlaşma, bir diktatörlüğü devirip yerine başka bir vesayet rejimi kurarken, Suriye’nin asıl sahipleri olan halkların kendi kaderini tayin etme hakkını gasp etmektedir. Bu yeni düzen, bölgede kalıcı bir barış değil, sadece çatışmanın şeklini ve aktörlerini değiştiren, gelecekte yeni ve daha büyük krizlere gebe olan bir dayatmadır.
Şam ile Washington Arasında İsrail’e İlişkin Güvenlik Anlaşması Maddeleri
Madde 1 – Siyasi çerçeve:
Suriye Arap Cumhuriyeti, egemenliğini ve ulusal çıkarlarını koruyacak şekilde, ekonomik, güvenlik ve diplomatik işbirliği kanallarının açılması için ilk adım olarak bölgesel normalleşme mekanizmasına (İbrahim Anlaşmaları) katılmayı değerlendirmeyi taahhüt eder.
Madde 2 – Güneyde silahsızlandırılmış bölge ve Süveyda’nın güvenliğinin sağlanması:
Kuneytra, Dera ve Şam kırsalının (Kesve’ye kadar) bazı bölgelerinde ağır silahların ve bağımsız silahlı grupların yasaklandığı bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulur. Bu bölgede sınırlı donanıma sahip yerel güvenlik güçlerinin uluslararası bir gözlem misyonu denetiminde faaliyet göstermesine izin verilir.
Şam, Süveyda ilinin güvenliğini ve Dürzi topluluğunun emniyetini sağlamak, sosyal ve idari özelliklerine saygı göstermek ve bölgede güvenlik veya istikrarı zedeleyebilecek herhangi bir saldırı ya da iç gerilimi önlemekle yükümlüdür.
Madde 3 – Güvenlik düzenlemeleri ve İsrail varlığı:
Cebel Şeyh ve Kalamun Dağları zinciri dahil olmak üzere stratejik dağlık bölgelerde ortak izleme düzenlemeleri yapılır. Bu düzenlemeler Suriye egemenliğinden resmî bir feragat anlamına gelmez. ABD’nin garantörlüğü altında sınırlı sayıda İsrailli gözlemci ekip bulundurulabilir.
Madde 4 – Uçuş serbestisi ve güvenlik koordinasyonu:
İsrail’e, doğrudan güvenlik tehdidi oluşturan hedeflere yönelik olarak Suriye hava sahasında belirli uçuşlar gerçekleştirme izni verilir. Bu uçuşlar önceden ABD garantörüyle koordine edilir ve üçlü takip komitesi tarafından denetlenir.
Madde 5 – Golan ve saha düzenlemeleri:
Şam, anlaşma yürürlükte olduğu sürece Golan’daki İsrail kontrolü gerçeğini kabul eder ve mevcut durumu ihlal edebilecek herhangi bir askerî veya siyasî faaliyette bulunmamayı taahhüt eder. Golan’ın nihai statüsüne ilişkin hukuki karar, ileride gerçekleşecek uluslararası müzakerelere bırakılır.
Bu düzenleme, resmî bir çözüm olarak ilan edilmese de, ABD’nin himayesinde fiilî bir sınır anlayışının kabulü anlamına gelir.
Madde 6 – Bölgesel örgütler konusunda Şam’ın yükümlülükleri:
Suriye, Hizbullah, Hamas ve silahlı Filistinli gruplar gibi örgütlerin kendi topraklarında faaliyet göstermesini veya konuşlanmasını engellemeyi; ayrıca ABD garantörüyle koordinasyon içinde İran’ın askerî etkisini sınırlandıracak adımlar atmayı taahhüt eder.
Madde 7 – Kurumların yeniden yapılandırılması ve kadroların geri dönüşü:
Askerî ve kurumsal yapılar kademeli olarak yeniden yapılandırılır. Ağır ihlallerde bulunduğu kanıtlanmamış olan yetkililer ve subayların şeffaf kriterlerle ve ulusal–uluslararası gözetim altında görevlerine dönmelerine izin verilir.
Madde 8 – Terörle mücadele ve yeniden entegrasyon:
Şam ve Washington, DEAŞ ve aşırılıkçı grupların unsurlarının takibi konusunda işbirliği yapar. Silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon (DDR) programı BM gözetiminde uygulanır.
Madde 9 – Bölgesel güvenliğe ve uluslararası kararlara bağlılık:
Suriye Arap Cumhuriyeti, Levant ve Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliği tehdit edecek hiçbir eylemde bulunmamayı ve komşu ülkelerin istikrarını bozan grupları veya faaliyetleri desteklememeyi ya da barındırmamayı taahhüt eder.
Ayrıca Şam, siyasi çözüme ilişkin uluslararası kararları uygulamayı ve BM gözetiminde yeniden inşa ile mültecilerin geri dönüşüne uygun güvenli bir iç ortam sağlamayı kabul eder.
Aras ŞAHO





