Kuzey Kürdistan’da son yıllarda savaş farklı bir yönteme evrilmiş durumda. Bu savaşın ahlaki çöküşü planladığını ve bunu adım adım işleten asker, polis ve devletin farklı görevlilerinin içinde olduğunu sık sık uyardık. Şimdi Gülistan Doku cinayetinde bir kez daha açığa çıktı ki Kuzey Kürdistan’da savaş farklı bir boyuttadır.
2020 yılının başında Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku kayboldu. O günden bu yana yürütülen arama çalışmaları ve soruşturma süreci, kamuoyunu tatmin edecek netlikte sonuç üretmedi. Dosya, geçen yıllar içinde yalnızca bir “kayıp vakası” olmaktan çıktı; çelişkiler, iddialar ve eksik kalan noktalar nedeniyle tartışmalı bir hale geldi. Gülistan Doku’nun kayboluşu, bu açıdan yalnızca bireysel bir kayıp vakası olarak ele alınamayacak kadar çok soru ve şüphe barındırıyor.
2026 itibarıyla soruşturma yeniden canlandı. Yeni deliller, gizli tanık ifadeleri, telefon sinyalleri ve delil karartma iddiaları üzerine eski Dersim Valisi Tuncay Sonel, oğlu ve çeşitli görevliler gözaltına alındı, bazıları tutuklandı. Cinayet şüphesiyle yürütülen soruşturmada delil yok etme, resmi görevi kötüye kullanma gibi suçlamalar öne çıkıyor. Ancak Gülistan’ın cesedi hâlâ bulunabilmiş değil ve dosya tam olarak aydınlanmış değil.
Bu dosya etrafında ortaya çıkan çelişkiler, eksik kalan soruşturma adımları ve kamuoyuna yansıyan iddialar, bölgede işleyen mekanizmaların daha yakından incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Bölgeden edindiğimiz bilgiler ışığında Gülistan Doku kaybolduktan dört gün sonra kayıp olduğu noktalardaki kamera kaydı siliniyor.
KİM SİLİYOR BU KAYITLARI?
Emniyeti arayıp üç araçla bakım yapacağız diyen ASELSAN yetkilileri bu kayıtları siliyor. ASELSAN yetkililerinin kamera bakımı gerekçesiyle müdahale ettiği, hastane kayıtlarının silindiği yönündeki iddialar soruşturmada da yer aldı. ASELSAN’ın tamamen MİT’in denetiminde olduğunu bilmeyen kimse yok.
Daha sonra Dersim Barosuna biri not bırakıyor; Gülistan’ın valinin oğluyla ilişkisi var araştırın deniyor peki bunu diyen kim? Yaptığımız araştırmalara göre net bilgi Türk istihbaratına çalışan bir gazeteci. MİT’e çalışan Haber elemanı adeta cinayeti işleyenlerin suçunu örtbas edenlerin kayıtlarını zamanı gelindiğini düşünüp gün yüzüne sürüyor. Bu da devlet içindeki kliklerin savaşını gösteriyor. Bu adalet değil kirli yapıların çıkar Savaşı’nın bir parçası.
Vali Tuncay Sonel dosyanın tekrar açıldığını duyunca Elazığ’a Mehmet Ağar’a koşuyor. Kuzey Kürdistan’da nerede bir faili meçhul tartışsak orandan Mehmet Ağar çıkıyor, bundandır ki Vali Tuncay Sonel açığa çıkacağını anlayınca ilk koştuğu kişi Mehmet Ağar oluyor. Mehmet Ağar gibi eski güvenlik figürlerinin bölgedeki faili meçhul tartışmalarında adı sıkça geçmesi, bu tür vakalarda kurumsal hafızayı tetikliyor.
Gülistan Doku şahsında açığa çıkarılması gereken tüm detaylar birçok kadın cinayetinin üzerindeki sır perdesini de kaldıracaktır. Batman’da Musa Orhan olayı unutulmamalıdır. Hesabı sorulmamış her olay yeni bir toplumsal çöküşü doğuracaktır. 90’ların kirli şeytanlarından Ağar’a günümüzün Soysuzlarına (Süleyman Soylu) halkın adaleti sağlanmadıkça aydınlanmayacak onlarca faili meçhul olacaktır.
ÜLKE KOCAMAN BİR KADIN MEZARLIĞI OLMUŞ!
Gülistan’ Doku’yu ararken barajı boşaltıyorlar, ki bu aramaların başında çoğu zaman Vali Tuncay Sonel bizzat yer alıyordu. Aramalar esnasında bir kadın cesedi çıkıyor. Dereyi tarıyorlar, başka bir kadın cesedi… Her yerden kadın cesedi çıkıyor! Ülke kocaman bir kadın mezarlığı olmuş! O cesetlerden biri Esma Kılıçarslan’a ait. Bedeninde dört erkeğin DNA’sı var ama ortada ne fail var ne dosya ne de bir soruşturma! Diğerlerinin kim olduğunu bile bilmiyoruz! Ülkenin her yeri kadın cesetleriyle dolmuş ama sadece sesini duyurabildiklerimizin isimlerini biliyoruz… Eğer bir dosyada bu kadar çok soru cevapsız kalıyorsa, orada yalnızca bir kayıp değil, aynı zamanda aydınlatılması gereken bir gerçeklik vardır. Yine başka bir kadın Gülistan’ın en yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz Hasankeyf barajında intihar etti denildi.
Tüm bunlar tesadüf değil birer cinayettir. Süleyman Soylu, Mehmet Ağar gibi çete yapılanmalarının Kürt gençlerini yozlaştırıp bataklıklara sürüklediği kimliğinden kültüründen uzaklaştırarak bahis, fuhuş, uyuşturucu tezgahları kurup hayatları yok ettiği bir planın parçası olduğunu daha önceki dosyalarımızda belirtmiştik.
Gülistan Doku dosyası, bireysel trajediden öte, adalet sistemindeki çöküşü, güç suistimallerini ve toplumsal yaraları ortaya seriyor. Aydınlatılması gereken her detay, benzer kadın cinayetleri ve gençlik sorunları için de önem taşıyor. Spekülasyonlar yerine somut delillere, bağımsız soruşturmaya ve şeffaflığa ihtiyaç var. Hesabı sorulmayan her olay, cezasızlık kültürünü besler. Adalet, klik savaşlarından veya siyasi anlatılardan değil, gerçeğin ortaya çıkarılmasından geçer. Soruşturmanın nihai sonucu, bu tartışmalara daha net bir zemin sağlayacaktır.
Hebun MAWA





