• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên GOTAR

Türkiye’nin Adaletini Kime Şikayet Edelim?

Yayınlayan Lekolin
15 March 2020
Kategori: GOTAR
255 19
A A
Türkiye’nin Adaletini Kime Şikayet Edelim?
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

14 Temmuz 2017 Cuma Saat 07:28

Hakkaniyet haklı olana hakkını vermeyi gerektirir. Kendi içinde hak, adalet ve demokrasiyi değerini uygulayan bir ülkenin, başka … bir ülkenin ve halkının hakkaniyetine saygı gösterir

Kendi ülkesinde, hakkaniyete değer vermeyen, başka bir ülkenin
hakkaniyetine de değer vermez. Gerek kendi ülkesine, gerek bir başka ülkeye
saygı gösterme olgusunu uygulamadığı yerde stres, gerginlik ve sürtüşme her
zaman baş gösterir. Kuşkusuz, onur yönünde eşit olmayan insanlar, gerçek
demokrasiyi hiç bir zaman oluşturamazlar. 
“ Aynı şekilde bir ulusun onuru, ulusu oluşturan insanların onurlu
davranışlarıyla oluşur ve devam eder. İnsan onuruna önem vermeyen bireylerden
oluşan bir ulusun her şeyin üstünde, soyut temelsiz ulusal onurundan söz
edilebilir mi?” Yani ulusu oluşturan bireyler arasında eşit hak ve adalet
sağlanmadığı  taktirde, insanlar arasında
oluşan çelişkiler ortaya çıktıkça, kaoslu bir yaşam baş gösterir. Çelişkiler
insan ilişkileri arasında itişme ve didişmeyi de doğurur. Bu çelişkileri
bilerek yaratanlarda olup bitenleri kolay kolay işitmemeye bakarlar.

Yaşadığımız süreç itibari ile Türkiye’deki bu çelişkiler insanlar
arası ilişkileri kine, nefrete dönüştürülmüştür. “Bir ulusun
bağımsızlığının önemi o ulusun kendisi için yapabileceği işten kaynaklanır.
Bağımsız statüsüne ulaşmış bir ülke, kendi içinde bağımsız bir ulus olma
olgusunu kazanamayanlar,  kendi
halklarının yaşamını ve hayatını güvence altına alması zor olduğu kadar, gerçek
temel ihtiyaçlarını da karşılaması bir o kadar da zor olur.   Çünkü öz iradesine dayalı bir bağımsızlık
gerçekleştirmeyenler, eni sonunda dışa bağımlı kalışından dolayı helak olmakla
bir gün yüz yüze kalmayı hesaba katması gerekmektedir. Helak olmakla yüz yüze
kalmış ve tarihte bu tür gelişmelerle tanışmış sayısız birçok ulus ve ülkenin,
günümüz itibari ile isimleri bile hatırlanamaz olmuştur. Dışa dayalı
bağımsızlığına erişmiş olanların, her zaman bağlı olduğu kendini yöneten
güçlerin istediği yönde hareket etmek zorunda kalması kaçınılmazdır.  Daimi olarak, bağımsızlığa erişen bir ulusun
gücü, yine kendi içinde oluşturduğu onuru ve sağladığı birliktelik dinamizmiyle
hayat bulur. Aksi taktirde bu mantaliteden uzak bir anlayışın, başka
uluslararası ilişkilerde, taca atılmış bir futbol topu gibi,  uluslar arası topluluklarda her zaman
dışlanır.

Kürdistan her ne kadar emperyalist güçler tarafından
parçalara bölünmüş olunsa da, Türkiye’yi de kendi içinde parçalanmış, ulusları
bir arada yaşatmaya mecbur kılmış ve her zaman birbirleriyle çatıştırıp,
Türkiye’yi kendisine bağlı kılmaya çalışmıştır. Bir ulusun bireyleri tekrardan birlikteliğini
sağlayacak en temel unsurlarından, yine kendi içinde gerçekleştirecekleri ortak
bir mutabakatın sağlamasıyla oluşabileceğini, iyice idrak etmesi gerekir. Her
bir insanın, var olan yaşama hakkını, Hak’tan başka alma hakkı olmadığını, her
kes çok iyi bilmektedir. Ancak, günümüzün insanları hakkı haksızlık, haksızlığı
da haklı olarak (zorla) kabul etmek isteme niyetlerinin altında, kendi ürettikleri
can alıcı teknoloji silahlara güvenerek politikalarını yürütmektedirler.  Her ne kadar teknoloji silahlarına güvenerek,
zorba politikalarını yürüten güçlerin, yine bir gün kendi kendilerini yok
edecek günün geleceğini de belirtirsek sanırım yerinde olacaktır.

Türkiye toplumu bir 
“ulus mudur” sorusu’na karşın ebetteki herkesin kendisine göre
bir açıklaması olacaktır. Ama bir gerçeklik vardır ki, Türk toplumu, (ister
kabul edilsin edilmesin)  birçok etnik
gruplardan oluşan devlettir. Devlet bu açıklamayı son yıllarda her ne kadar
dile getirse de, kafaları bozulduğunda, eteklerinde topladığı taşları birer
birer döker gibi, “tek tekleri sıralayarak rest çekiyor. Anlaşılamıyor bazen,
bu restleri çektiğinde, sanki karşısında meşhur bir poker kumarcısı varmış
gibi, ha bire resti gösteriyor. Ne zaman ki, Kürtler haklı olan hakkını dile
getirdiğinde,  TC. Başbakanı, Orgenerali
vd.’leri hemen şunu dile getirmektedirler: “Kürtlerin hakkını
verdiğimizde, daha sonra  Lazlar,
Çerkezler, Gürcüler, Boşnaklar vd.” de haklarını isteyeceklerdir,
hırçınlık açıklamalarla sorunu geçiştirip, bin bir dereden su getirip ortamı
bulanıklaştırmaya çalışıyorlar. Yani başkaları kendi hakkını istememesi için,
Kürtlerin kendi hakkından vazgeçmesi isteyen devlete , Kürtler devlete
bugün  söylüyor Boşnak dediğin
insanların Bosna ülkeleri var, Gürcü dediğin insanların Gürcistan ülkesi  var da, 
neden Kürtlerin Kürdistan’ı olmasın?

Gerçekliklere karşı 
içi boş açıklamalarla gerçeklikleri geçiştirme lüksü ortadan kalkmış bir
süreci, artık kısır döngü yöntemlerle avutulup unutturulamaz hale gelmiştir.
Öte yandan eğer, bir insan geleceği zemin alırsa, o zaman sürekli gelecek
üzerinde konuşur, planlamaya önem verir ve kendini gelecekle özdeşleştirir.
Özüne yabancılaşmış insan, psikolojik yönden gelişemez. Psikolojik yönden
gelişememiş, dengesiz, doyumsuz ve mutsuz insanlardan oluşan toplum kalıplaşır
ve stresli olur. Bu nedenle oluşmamış sağlam temel değerlere uymayan
bireylerden oluşan toplumun gelişmesi zamanla durur ve çöküş başlar. Eğer bir
ulus, bir grup insan dini, ırkı ya da genel olarak kültürü nedeniyle ayırır ve
onlara hakkaniyet değerine ters düşen bir uygulama yaparsa, o ulus içinde
mevcut bu hakkaniyetsizlik kendini eninde sonunda belirtecektir. Bu belirti
daha çok ayaklanma ve kaos biçiminde kendini gösterecektir ve tüm toplum zarar
görecektir. Açıklama da, bugünkü durumumuzu izah etmektedir. Çözümü var ama
çözümsüzlüğü çözüm olarak kabul ettirmek isteyen anlayışın, insanlar arasında
yabancılaşmayı, birbirinden uzaklaşmayı sağlamaktadır. Dolayısıyla,  toplum olarak ne kadar birbirine güvenmeyen
insanlardan oluştuğumuzu artık kabul etmemiz gerekir.

 Kürt sorunu bugün
zıpkın gibi tüm engelleri delerek herkesi yaralamıştır. Bu yarada da kan akmaya
devam etmektedir. Kanı durdurmak yarayı kapatmakla olur ancak. Bunu da
hakkaniyet ve adaleti aslı yöntemleri 
uygulamakla olur. Kürt sorununa karşı hiçbir geçiştirici politikalarla
zaman aşımına bırakılacak yönü kalmamıştır. Zaman, dermanı yaraya sürüp kanı
durdurmayı zorlamaktadır. Acı ve sancı içinde kıvranıp onun, bunun dermanını
kabul edemem restiyle, elin tersiyle bertaraf edilerek, hep orda kalsın demeye
getirilemez. El, ele uzatılmak istenilmektedir. Bu isteme karşı medenice el
uzatılarak Kürt sorunu hak ve adaleti layıkıyla vermekle çözümü özüyle
tamamlanmak gerekmektedir.

Son olarak, Türkiye deki çoğu insanlar, bugün Türk adaleti
dalalete uğramış şikayet ediyor. Kime? Birisini birine şikayet etmek zorsa
Türkiye de, o zaman herkes kendi beyinde, ben bu sistemden şikayetçiyim demeye
kalkıştığında, zaten suçluyu bulmak zor olmayacaktır. Eğer bu sağlanırsa ki
olmayacak bir şey değildir, o zaman asıl yeni bir adaleti oluşturup, herkesi
riayete buyurmak o kadar zor olmayacaktır.  
 

 Menaf Arslan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net –
www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html-
http://kursam.net/index.html

 

Etiketler: AdaletiniaraştırmaEdelimKimekurdiKurdishkurdistanLekolinNINSikayetTurkishTürkiye
Önceki yazı

62 Ciwanên Din Ên Kurd Reda Wijdanî Aşkara Kirin

Sonraki Haber

Demokrasiya rast di pêkanîna hilbijartinê de ye

Benzer Haberler

Ji Baba Îshaq heta Sirri Sureya: Kevneşopiya Berxwedana Semsûrê
GOTAR

Ji Baba Îshaq heta Sirri Sureya: Kevneşopiya Berxwedana Semsûrê

23 May 2026
Qada Şerê Nû ya Rojhilata Navîn: Paşeroja Dijwar a Sûriyeyê
GOTAR

Qada Şerê Nû ya Rojhilata Navîn: Paşeroja Dijwar a Sûriyeyê

21 May 2026
Gelo Hunermend Mem Ararat Dixwaze Çi Bike?
GOTAR

Gelo Hunermend Mem Ararat Dixwaze Çi Bike?

17 May 2026
Sonraki Haber
Demokrasiya rast di pêkanîna hilbijartinê de ye

Demokrasiya rast di pêkanîna hilbijartinê de ye

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    525 Paylaşım
    Paylaş 210 Paylaş 131
  • Hevkariya Rusya-Tirkîye-Çîn: Piştgiriya Drone û Çekan bo Îranê û Hîzbullahê – NÛÇE ANALÎZ

    508 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

    507 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

    502 Paylaşım
    Paylaş 201 Paylaş 126
  • Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden Skandal Fişlemeler

    747 Paylaşım
    Paylaş 299 Paylaş 187

Li Dijî Zihniyeta Muawiye û Ebû Sufyan a îroyîn Manîfestoya Civaka Demokratîk

Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

Hevpeymaniya Rojhilat: Divê Civaka Navnetewî Li Dijî Darvekirinan Îranê Xwedî Helwest Be

HPG: Em ê Dest Ji Armanca Xwe Ya Azadiya Rêberê Xwe Bernedin

Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist