• Türkçe
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
  • RUPELA GIŞTÎ
  • NÛÇE
  • ANALÎZÊN SIYASÎ
  • LÊKOLÎN
  • GOTAR
  • Hemû beş
    • Ji Edîtor
    • Jin
    • Perspektîfên Azadiyê
    • Rêze Nivîs
    • Rastiyên MIT
    • Hevpeyvîn
    • Ji Çapemeniya Derve
    • Nivîsên Azad
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Göster
Turkçe
Anasayfa Beşên Nivîsên Azad

Açlık Grevleri ve Akp

Yayınlayan Lekolin
15 March 2020
Kategori: Nivîsên Azad
246 16
A A
Açlık Grevleri ve Akp
Facebook İle PaylaşınTwitter İle Paylaşın
FacebookX

09 Kasım 2012 Cuma Saat 07:15

Eğer 19 Aralık’taki gibi bir sonuç çıkarılırsa, ki o sonucu çıkaranların nasıl bir sonuç çıkardığı da hala akıllardadır, yaşanabilecekleri kimsenin tahmin bile etmeyeceği malumunuzdur.

Açlık grevleri 59. gününü geride bıraktı ve birçok cezaevinde bulunan tutsaklarda sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. Halsizlik, baş dönmesi, kilo kaybı, duyularda zayıflama, sıvı alamama vs. Bunlar daha başlangıç. 

 Çünkü artık kalıcı hastalıkların ve sakatlıkların oluşabileceği kritik sınır bile aşıldı. Tutsaklar can kayıplarının yaşanabileceği hayati risk aşamasına gelmiş durumdalar. 

59. Gün

Bundan sonra yaşanabileceklere ilişkin yapılacak tahmin herkesin bildiği ve çokça dillendirdiği ama yaşanmasını istemediği gerçek…  
Tabi, burada kritik aşamadan kimin ne anladığı ve nasıl bir sonuç çıkardığı önemli. 

Eğer 19 Aralık’taki gibi bir sonuç çıkarılırsa, ki o sonucu çıkaranların nasıl bir sonuç çıkardığı da hala akıllardadır, yaşanabilecekleri kimsenin tahmin bile etmeyeceği malumunuzdur. 

Hatırlanırsa, o zaman da “cezaevindeki insanın hayatı devlete emanettir ve bunu korumak devletin namusudur ezberi ortalıklarda uçuşuyordu. 
Fakat sonuçta cezaevlerindeki yüzlerce insana, yine devlet tarafından “teslim ol çağrılarıyla “hayata dönüş operasyonu yapılmış onlarca tutsak yakılarak, kurşunlanarak, kafaları kalas, sopa ve coplarla parçalanarak öldürülüp, ‘hayata döndürülmüş’lerdi(!). Büyük bir kısmı ise sakat bırakılmıştı. 

Eeee ne de olsa devlet erkekliğini, cezaevlerine doldurduğu ama karılaştıramadığı o kadar insan üzerinde namus anlayışıyla tekrar uygulamıştı. Hem de çok vahşi bir biçimde. 

Ama bunu yadırgamamak gerekir. Ne de olsa bu anlayış, devletin karakterinde olan bir gerçektir. Yani varoluşuyla alakalı bir durumdur. Devlet özü ve varoluşu gereği sömürücü, baskıcı, talancı ve yalancıdır. Tarih bunu yeterince kanıtlayan kanıtlarla doludur. 

Diğer çıkarılabilecek bir sonuç ise, tutsakların taleplerini dikkate alarak bir yaklaşım sergilemektir ki, toplumun tüm beklentisi de buna dönüktür.
Cezaevlerinde yaşanan uygulamalara ve Erdoğan’ın konuşmalarına bakılırsa, AKP hükümetinin bu taleplere pek de olumlu yaklaştığı ya da yaklaşacağı söylenemez.  

Erdoğan insan olma ciddiyetinden uzak, hatta tam bir diktatör edasıyla yaptığı konuşmada yaşanacak can kayıplarına adeta davetiye çıkardı. Cezaevlerinde kimsenin açlık grevinde olmadığını var olanın ise sadece bir şov olduğunu söyleyerek hem kendini ve hem de, “Şu anda Türkiye’de 680 civarında hükümlü ve tutuklu açlık grevi yapmaktadır. İdareye bu şekilde beyanları var ve bunu uyguluyorlar diyen kendi Bakanını yalancı çıkardı.  

Aslına bakılırsa bu da normaldir. 

Neden mi? 

Çünkü devletin karakteriyle bütünleşen kişi devletleşir. Ve her şeyi devletin karakterine uygun yapar. 

Bundan dolayıdır ki, Erdoğan ve AKP politikası takkiye, kandırma ve yalan politikasıdır!

Kan ve savaş politikasıdır!

İnkar ve imha politikasıdır! 

Fakiri, fukarayı sömürme, yoksulu daha da yoksullaştırma politikasıdır! 

Toplumu sadaka kültürüne alıştırma politikasıdır!

Bu AKP’nin on yıldır uyguladığı politikalarla ortaya çıkmış ve her yönüyle deşifre olmuş, kuşku götürmez bir gerçektir.  

Bundan dolayı, Kürt sorunundaki çözümsüzlüğün bu evreye gelmesinde emeği olan AKP ve Erdoğan’dan, açlık grevleri karşısında farklı bir tavır sahibi olmasını beklemek pek gerçekçi olmaz. Hatta bırakalım gerçekçi olmayı mucize beklemek gibi bir şey olur.  

Çünkü ahlaktan nasibini almamış, vicdan sahibi olmayan bu ciddiyetsiz ve cibilliyetsiz, ceberut kişiliklerin kendi halkının onuru ve haklı talepleri için yaşamını ortaya koymuş insanları anlamasını beklemek, kelimenin gerçek manasıyla hayal olur. 

 Erdoğan’ın okyanus ötesi hocasından icazet alarak, Kasımpaşa kabadayılığı ile konuşmalar yapıp bu insanları sindireceğini düşüneceğine, tarihe bakarak, insanın onuru için yapabileceklerini anlamaya çalışması, dumura uğramış beyni için daha faydalı olur.  

Eğer Babek’i, Hallacı Mansur’u, Mazdek’i ve Nesimi’yi bilseydi, bu insanların kendi özgür iradeleri ve kararlarıyla bu eylemi başlatmış zor ve zorbalıkla cezaevlerine doldurulmuş olmalarına rağmen hiçbir zaman teslim olmamış onur sahibi tutsaklar olduğunu bilirdi. Erdoğan kendiliğinden ve isteyerek adım atmaz.  Burada ona adım attıracak olan zindanlarda direnen tutsaklar ve onların bu ahlaki tavrını besleyecek kitle eylemleri, yani Kürt Halkının Serhildanları olacaktır. Zaten tutsaklar göstermiş oldukları irade ve eylemle de, hak verilmez, alınır gerçeğini de ortaya koymuşlardır. 

Buna paralel olarak, 30 Ekim’de, DTK ve BDP’nin yaptığı topyekûn direniş çağrılarına uyan Kürt Halkı, Kürdistan da hayatı durdurarak, taleplerin karşılanmaması durumunda yaşanacakların da işaretini vermiştir. Toplumsal sorunların kitlesel direniş ve serhildanlarla çözüleceğini bilen Kürdistanlılar, bu aşamadan sonra eylemlerini yükselterek devam ettireceklerdir. 

Çünkü içeride bedenlerini özgür bir yaşam uğruna ölüme yatıran bu insanların temel derdi Kürt Halkının yıllardır özlemini duyduğu Önderlerine kavuşma ve özgür bir Kürdistan’da kendi anadillerinde konuşabildikleri özgür bir yaşamdır. 

Fırat Esen

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com – www.lekolin.org – www.lekolin.net – www.lekolin.info

Etiketler: araştırmakurdiKurdishkurdistanLekolinTurkishTürkiye
Önceki yazı

Ehrimen Erdoğan

Sonraki Haber

Kürt Sorunu ve Ulus Çözümü – Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak

Benzer Haberler

Ji Hz. Mûsa Ber Bi Rêber APO ve Qiyasek Rêbertî
Nivîsên Azad

Ji Hz. Mûsa Ber Bi Rêber APO ve Qiyasek Rêbertî

1 December 2025
Payîz û Serhildan
Nivîsên Azad

Payîz û Serhildan

29 November 2025
Doz
Nivîsên Azad

Doz

18 November 2024
Sonraki Haber
Kürt Sorunu ve Ulus Çözümü – Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak

Kürt Sorunu ve Ulus Çözümü - Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak

Nivîsên Ku Derdikevin Pêş

  • Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

    525 Paylaşım
    Paylaş 210 Paylaş 131
  • Hevkariya Rusya-Tirkîye-Çîn: Piştgiriya Drone û Çekan bo Îranê û Hîzbullahê – NÛÇE ANALÎZ

    508 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

    507 Paylaşım
    Paylaş 203 Paylaş 127
  • Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

    502 Paylaşım
    Paylaş 201 Paylaş 126
  • Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden Skandal Fişlemeler

    747 Paylaşım
    Paylaş 299 Paylaş 187

Li Dijî Zihniyeta Muawiye û Ebû Sufyan a îroyîn Manîfestoya Civaka Demokratîk

Bikaranîna ShamCash — Bi Rastî Li Ser Telefona We Çi Dike? – NÛÇE TAYBET

Hevpeymaniya Rojhilat: Divê Civaka Navnetewî Li Dijî Darvekirinan Îranê Xwedî Helwest Be

HPG: Em ê Dest Ji Armanca Xwe Ya Azadiya Rêberê Xwe Bernedin

Kesayetiya Dewşirme û Biyanîbûna Ji Nasnameya Xwe

Pêngava Îmaratê Li Sûriyê û Aciziya Tirkiyê – DOSYA TAYBET

  • DERBAR DE
  • PEYWENDÎ
  • HEMÛ NIVÎS
LÊKOLÎN

© NAVENDA LÊKOLÎNÊN STRATEJÎK A KURDISTANÊ 2025

Tekrar hoşgeldiniz!

Hesaba giriş

Şifrenizimi unuttunuz?

Tüm alanlar zorunludur

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Oturum aç

Add New Playlist